-Yargıtay/Ceza 6/78
(Dava No. 2859/77;Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Ülfet Emin, Başkan, Ahmet İzzet, N. Ergin Salâhi.
İstinaf eden: K.T.F.D. Başsavcısı.
ile-
Aleyhine istinaf edilen: l.Hasan Sarıca, Lefkoşa. 2. Mehmet Gültekin Na-zım, Lefkoşa. 3. Kenan Akın, Gazi Mağusa.
A rasında.
İstinaf eden namına: Akın Sait.
Aleyhine istinaf edilenler namına: Naci Talât.
Suçişlemek maksadıyla izinsiz bir yere girme - Fasıl 154 Ceza Yasası- Yasanın 280, 20 ve 21. maddelerine aykırı suç iş-lemek maksadıyla izinsiz bir yere girme.
Polis memurlarını görevlerini ifa sırasında men etme - Fasıl 154 Ceza Yasası - Yasanın 244(b), 20 ve 21. maddelerine aykırı polis memurlarını görevlerini ifa sırasında men etme.
Umumi bir yerde yüksek sesle bağıra-rak rahatlsızlık yaratma - Fasıl 154 Ceza Yasası - Yasanın 95, 20 ve 21. maddelerine aykırı umumi bir yerde, sulhu bozabilecek şekilde yüksek sesle bağırarak rahatsızlık yaratma.
Bir suç işlemeğe teşvik etmeğe teşebbüs - Fasıl 154 Ceza Yasası Yasanın 366,- 305(b), 20 ve 21. maddelerine aykırı sayıları 300 kadar olan işçi topluluğunu bir suç işlemeğe teşvik etmeğe teşebbüs etme.
Umumi bir yerde sulhu bozacak tavır ve hareketlerde bulunarak korna öttûrûp yılcsek sesle bağırma - Fasıl 154 Ceza Yasası - Yasan-ın
188(d), 20 ve 21. maddeleri.
Sendikal faaliyet - Sendikalar Yasasının 43. maddesine göre bir veya birden fazla sendika memuru veya üyesinin iş yapılan yere girebilme hakkı - İşyerine girme hakkının kullanılabilmesi için bir iş uyuşmazlığının mevcut olm-ası.
İş uyuşmazlığı - Sendikalar Yasasının 2. maddesi - Herhangi bir şahsın istihdam edilip edilmemesinden veya istihdam şartlarından
veya çalışma durumundan doğan uyuşmazlığının iş uyuşmazlığı olması - İşyerine girebilme hakkının kullanılabilmesi için bi-r iş uyuşmazlığının mevcut olması gereği.
OLAY: Sanıklar bir sendikanın yetkili kişileridir. Sanıklar "Borsan" diye bilinen Sanayi Holdinge ait tellerle çevrili bölgeye girip orada çalışan işçilerle toplantı yapmak istediler. Ancak bundan önceden haberl-i Borsan bölge müdürü polis çağırdı ve Sanıklar bölgeye geldiği zaman onları içeriye koymadı. Bu nedenle Sanık 2 telefon etmek için izin istedi, bölge müdürü buna da izin vermedi. Bunun üzerine Sanıklar bölgeden uzaklaştılar.
1 saat kadar sonra yeniden bö-lgeye gelen Sanıklar, bölge müdürüne içeri girmeye hakları olduğunu söylediler. Bunun üzerine bölge müdürü Sanıklara bir teklifte bulunarak 2-3 işçi temsilcisi ile içeri girip görüşebileceklerini söyledi. Sanıklar bu teklifi kabul etmediler. Sanık'2, Yasan-ın 43. maddesinin kendilerine içeri girme hakkı verdiğini, kapıyı açmazlarsa zorla içeri gireceklerini yüksek sesle söyledi. Bu sırada öğle paydosundan istifade eden 100 kadar işçi oraya toplanarak konuşmaları takip ediyordu. İçeri giremeyeceğini anlayan S-anık 2, "görün arkadaşlar; polis de onları tutuyor" diye bağırdı. Bunun akabinde Sanık 1 "işte ben giriyorum, bakalım bizi kim durduracak" diyerek tellerden atlayıp içeri girdi. Diğer Sanıklar da işçilerin alkışları arasında Sanık 1'i takip ederek içeri gi-rdiler ve sloganlar atarak toplantı yerine doğru yürüdüler. 15 dakika kadar sonra kapıdan dışarı çıkan Sanıklar ellerini yukarı kaldırarak Dev-İş diye bağırıp arabalarına bindiler ve kornalarını öttürerek bölgeden uzaklaştılar.
Sanıklar, Fasıl 154 Ceza Ya-sasının 280, 244(b), 95, 366 ve 305(b), 188(d) ile 20 ve 21. maddelerine aykırı taciz etmek maksadıyle izinsiz bir yere girmekle, polisleri görevlerini ifa sırasında menetmekle, umumi bir yerde kornalarını gereksiz öttürerek ve yüksek sesle bağırmak sureti-yle rahatsızlık yapmakla, işçileri sloganvari sözleri bağırarak söyleyip suç işlemeğe teşvik etmekle ve umumi bir yerde sulhu bozacak tavrı harekette bulunarak gereksiz kornalarını öttürüp yüksek sesle bağırıp çağırmakla itham edildiler.
Sanıklar müdafaal-arında, olay yerindeki işyerinin de bağlı olduğu Sanayi Holdingle toplu iş sözleşmesinin hangi sendika ile yapılacağı hususunda bir uyuşmazlık olduğunu, bu amaçla Mağusada 3 işyerinde grev başlattıklarını ve olay yerine toplantı yapmak için gittikleri zama-n buna izin verilmeyince Anayasa ve Yasanın kendisine verdiği hakkı kullanarak içeriye girdiklerini ileri sürdüler.
İlk Mahkeme davanın kaderinin yasal bulgulara bağlı olduğunu, Sanıkların eylemlerini inandıkları yasal haklarına sahip
çıkmak için yaptıkl-arını, Sendikalar Yasasına göre sendika memur ve üyesinin iş yapılan yere girebileceklerini belirtti ve Sanıkların Sendikalar Yasasının 43. maddesine göre iş yerine girme hakları olduğuna göre girme fülerinin bir ceza davası konusu olamayacağı kanaatine va-rarak Sanıkların beraatlerine hükmetti.
Başsavcılık İlk Mahkemenin hükmünün hatalı olduğunu belirterek hükmü istinaf etmiştir.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, İlk Mahkemenin Sendikalar Yasasının 43. maddesindeki "girme hakkı" üzerinde fazla durarak maddenin diğer- kısımlarına gereken önemi vermediğini, bu maddeye göre sendika temsilcilerinin işyerine "girebilmesi" için sendikanın "bir iş uyuşmazlığına methaldar olması" ve amaçlarının "bilgi almak veya vermek veya bir kimseyi çalışmaya veya çalışmamaya ikna etmek" o-lması gerektiğini belirtti. Sendika temsilcilerinin 43. maddenin verdiği "girme hakkını kullanabilmesi için bir iş uyuşmazlığına methaldar olması gerektiğine göre "iş uyuşmazlığı" deyiminin ne olduğunun saptanması gerektiğini belirten Yüksek Mahkeme, Sanık-ların temsil ettiği sendika ile olayın geçtiği işyeri arasında Sendikalar Yasasının 2. maddesinde tarifi yapılan iş uyuşmazlığı bulunmadığına göre Sanıkların 43. maddeye dayanan müdafaalarının geçerli olmadığı kanısına vardı.
Sanıkların Sendikalar Yasasın-a dayanan müdafaaları olmadığına göre eylemlerinin Ceza Yasası altında suç olup olmadığını da inceleyen Yüksek Mahkeme, tacizlik yapmakla ilgili 1. davadan Sanıkların bölgeye tacizlik yapmak niyeti ile girmedikleri nedeniyle ve polisin ikazına rağmen itaat- etmeyip içeri giren Sanıkların bu eylemlerinin de 2. davadaki polisi görevinden menetme suçunu teşkil etmemesi nedeniyle Sanıkların bu davalardan beraatlerine hükmetti. "Umumi yer" ile ilgili 3 ve 5. davalardaki çelişki nedeniyle İlk Mahkemece verilen ber-aat kararının hatalı olduğu kanaatına varan Yüksek Mahkeme, Sanıkları bu davalardan suçlu bularak lOOKL. kefalete bağladı.
Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
1- Vestner and Gardner, Trade Union Law and Practice, s.127.
HÜKÜM
Ülfet Emin, Başkan: Bu -istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Ahmet Izzet verecektir.
Ahmet İzzet:
Sanıklar aleyhine Lefkoşa Kaza Mahkemesinde aşağıda gösterildiği şekilde 5 dava getirildi.
l.Fasıl 154 Ceza Yasasının 280, 20 ve 21. maddelerine aykırı olarak 1 Haziran 1977- tarihinde Lefkoşa Kazasında Sanayi Bölgesinde bir suç işlemek, yani taciz etmek, maksadıyle Sanayi Holding'e ait tellerle çevrili Borsan Bölgesine girmek;
2. Fasıl 154 Ceza Yasasının 244(b), 20 ve 21. maddelerine aykırı olarak aynı tarih ve mahalde Polis- Müfettişi İzzi Türkel'i ve Yardımcı Polis Müfettiş Muavini Erdoğan Sonsal'ı görevlerini ifa sırasında men etmek;
3.Fasıl 154 Ceza Yasasının 95, 20 ve 21. maddelerine aykırı olarak aynı tarihte eski Lekoşa-Mağusa yolu üzerinde Sanayi Holding'in giriş kapı-sı önünde, umumi bir yerde, sulhu bozabilecek şekilde R.172 ve V.300 plâka numaralı arabalarının kornalarını lûzumsuz yere öttürerek ve yüksek sesle bağırmak suretiyle rahatsızlık etmek;
4.Fasıl 154 Ceza Yasasının 366, 305(b), 20 ve 21. maddelerine aykır-ı olarak l. davada adı geçen tarih ve mahalde orada toplanan takriben 300 kadar işçi topluluğuna "görüyorsunuz
biz haklarımızı zorla alıyoruz, Dev-Iş'i kimse durduramaz" diye bağırarak bir suç işlemeğe teşvik etmeğe teşebbüs etmek;
5. Fasıl 154 Ceza Yasa-sının 188(d), 20 ve 21. maddelerine aykırı olarak Janayi Holding'in giriş kapısı önünde, umumi bir yerde, sulhu bozacak tavrı harekette bulunarak R.172 ve V.300 plâkalı araçların kornalarını lüzumsuz yere öttürüp yüksek sesle bağırıp çağırmak.
Borsan, Has-polat Köyü civarında Sanayi Holding'de bir bölgenin ismidir. Sanayi Holding'in etrafı 6-7 ayak yükseklikte baklava teller ile çevrilidir. Bütün giriş ve çıkış bir kapıdan yapılmaktadır. Teller ile çevrili olan kısmın içinde özel fabrikalar bulunmakla berab-er binalar Sanayi Holding tarafından kiralandığı için bütün sanayi bölgesi Sanayi Holding'in kontrolündedir.
1 Haziran 1977 tarihinde saat 10.30 civarında Borsan Bölgesi Müdürü Seval Bayramoğlu, Personel MÜdüründen aldığı bir telefon mesajından bölgede De-v-İş Sendikasının toplantı yapmak isteyebileceğini, fakat bu toplantının yapılmasına genel müdürlüğün izni olmadığını, ancak tellerin dışında toplantı yapabileceklerini ve Lefkoşa Emniyet Müdürlüğünden yardım istendiğini öğrendi. Bölge Müdürünün Değirmenli-k Polisine telefon etmesi üzerine Polis Müfettişi İzzi Türkel ve Yardımcı Polis Müfettiş Muavini Erdoğan Sonsal Sanayi Bölgesine geldiler. Bayramoğlu Polislere durumu anlattı ve bekçilere de Dev-Iş'ten gelecek olan sendikacıları içeriye koymamalarını söyle-di.
11.20'de kapıcı telefonla sendikacıların geldiklerini bildirdi. Bunun üzerine Bayramoğlu ve Polisler kapıya gittiler. Kapıda sanık 2, sanık 3 ve diğerleri vardı. Sanık 2 "Bu kapılar bugün yine mi açılmayacak" diyerek içeri girmek istedilerini söyledi.- Bayramoğlu'nun
kendisine tellerin içiride toplantı yapamayacaklarını söylemesi üzerine sanık 2 içeri girip telefon etmek istedi. Buna izin verilmeyince sanık 2 ve arkadaşları arabaya binerek Lefkoşa'ya doğru ayrıldılar. Saat 12 raddelerinde sanıklar diğe-r başka kişiler ile iki araba içinde geldiler. Aralarında sanık 1 de vardı. Sanıklar tekrar Seval Bayramoğlu'na konuştular ve içeri girmeğe hakları olduğunu iddia ettiler. Bayramoğlu ise içeride toplantı yapamayacaklarını söyleyerek bir tekIifte bulundu ve- arzu ettikleri takdirde işçi temsilcileri ile konuşmak üzere 2-3 kişiyi içeriye alabileceğini söyledi. Bu teklifi sanıklar kabul etmedi ve toplantı yapacaklarını söylediler. Sanık 2 elinde tuttuğu Resmi Gazete tomarını havaya kaldırıp Yasanın 43. maddesin-in kendilerine içeriye girme hakkı verdiğini, kapıları açmazlarsa zorla gireceklerini yüksek sesle söyledi. Bu sırada öğle paydosundan istifade eden 100 kadar işçi oraya toplanarak konuşmaları takip ediyordu. İçeri giremeyeceklerini anladığı zaman sanık 2 -"Görün arkadaşlar, Polis de onları tutuyor" diye hitabede bulundu. Sanık 2 bunun üzerine "Kahrolsun işçi düşmanları, haklarımızı söke söke alırız" dedi. Sanık de "İşte ben giriyorum, bakalım bizi kim durdııracak" diyerek tellerden atlayıp içeriye girdi. S-anık 2 ve 3 de onu takip etti ve oraya toplanan işçilerin alkışları arasında içeriye girdiler. Sanıklar, işçiler ile birlikte toplantı yapacakları yere doğru parolalar haykırarak gittiler. Bir çeyrek sonra toplantı sona erdikten sonra, sanıklar 3-5 işçi il-e birlikte döndüler ve açık kapıdan çıktılar. Arabalarına doğru giderken ellerini yukarıya kaldırarak Dev-İş diye bağırdılar ve kornalarını bir müddet öttürdükten sonra Lefkoşa'ya doğru gittiler.
Sanıklar müdafaa olarak Sanayi Holding ile Devrimci Genel İ-ş Sendikası arasında toplu sözleşmenin hangi sendika ile yapılacağı hususunda bir uyuşmazlık olduğunu, bununla ilgili olarak Mağusa'da üç yerde grev başlattıklarını, Haspolat'taki iş yerine sözleşme hakkını almak için gittiklerini ve orada işçiler ile topl-antı yapmak istediklerini, oraya gittikleri zaman içeriye girmelerine rrıüsaade edilmediğini, bunun üzerine Anayasa'nın ve Sendikalar Yasası'nın kendilerine tanıdığı hakları öne sürerek, iş yeri hudutları içinde ve mesai saatları dışında olmak üzere toplan-tı yapabileceklerini iddia ettiklerini, orada bulunanlara Yasanın 43. maddesi ile, Anayasa'nın 43. maddesini okuduklarını, Seval Bayramoğlu'nun iki kişinin girmesine müsaade ettiğini fakat kendilerinin "İzin söz konusu değildiz, hepimizin girrrıeye hakkı v-ardır" dediklerini, sanık 1'in "madem ki bu yasa vardır, berı içeri giriyorum yaptığımız kanunsuz ise bizi tutuklayın" dediğini, bunun üzerine sanıkların ve orada olanların tellerden atlayarak içeriye girdiklerini, işçiler ile toplantı yaptıktan sonra oray-ı terkettiklerini ve işçileri yatıştırıcı bir tavır takındıklarırnı iddia etmişlerdir. Sanık 1 şahadeti esnasında ve istintakta oraya gidiş nedenlerini şöyle izah etti:-
"Biz oraya gittikten bir süre sonra iki kişinin girmesine izin verdiler. Başlangıçta -kimsenin girmesine izin vermediler.
Hatta telefon için bile arkadaşların girmesine izin vermediler. Biz izin talep ettik, Yasanın verdiği hakka dayanarak girmek istedik. Ben yasal haklarıma sahip çıkmak için kapıdan atladım."
Sanık 1 istintakında bunlara- ilâveten "kahrolsun işçi düşmanları, sözleşme hakkımızı söke söke alırız" sloganlarının, kendilerinin her zaman söyledikleri klasik sloganlar olduğunu, bunları o gün de yüksek sesle söylediklerini kabul etmiştir. Ancak bu sanık kendisinin arabası olmadığı-nı ve o gün korna çalmadığını iddia etmiştir.
Alt Mahkeme Yargıcı, İddia Makamının ve sanık 1'in verdiği. şahadeti özetledikten sonra gerçekler île ilgili herhangi bir çelişki olmadığını, gerek İddia Makamı tanıklarının, gerekse sanıkların önenıli olaylar-ın nasıl cereyan ettiği hususunda görüş birliği içinde olduklarını belirtti. (Bu hususta biz Alt Mahkeme Yargıcı ile hemfikir değiliz. Bazı önemli hususlarda iddia makamı tarafından sunulan şaha~ detle sanık 1 tarafından verilen şahadet arasında çelişki va-rdır. Alt Mahkeme Yargıcı daha sonra şöyle dedi:"Bu davanın kaderi olaylarla ilgili bulgulara değil yasal bulgulara bağlı olacaktır. Esasen bütün mesele bir yasal anlaşmazlıktan doğmuştur. Sanıklar ithamnamede belirtilen fiilleri yasanın kendilerine verdiğ-ine inandıkları bir hakka sahip çıkma için yapmışlardır. Olay yerine Anayasa ve Yasa ile birlikte geImişler ve içeriye atlamadan önce yasa maddesini polislere okumuşlardır. Sendikalar Yasasının 43. maddesi okunduğu zaman sanıklara hak vermemek elde değild-ir. Çünkü bu madde bir veya birden fazla sendika memuru veya üyesinin iş yapılan yere girebileceklerini, bu hareketlerinin kanıınsuz sayılamıyacağını belirtmektedir."
Alt Mahkeme Yargıcı daha sonra, yukarıda aktarılan mülâlzazalar ışığında sanıklar bir su-ç işlemedikleri kanaatına vararak sanıkları beraat ettirmiştir. Bu beraat kararının özü Şu pasajda bulunabilir:"Sanıkların Sendikalar Yasası 43. maddeye göre iş yerine girme hakları olduğuna göre girme fiilleri bir ceza davası konusu olamaz."
Alt Mahkemed-e verilen hüküm dikkatli okunduğu zaman, Yargıcın 43. maddede bahsolunan "girme hakkı" üzerinde fazla duröuğu, maddenin diğer kısımlarına aynı veya gereken önemi vermediği anlaşılmaktadır. İddia Makamının, 1 Haziran l9ii tarihinde iş uyuşmazlığı olmadığı, -bu nedenle de sendika yöneticilerinin iş yerine girme hakkı doğmadığı doğrultusundaki iddiasına kısaca değinmi; ve ayrıntıya girmeden ve şahadeti eleştirmeden "Sanayi Holding île Dev-İş arasındaki tüm ilişkileri ineeleyince olay tarihinde aralarında iş uyu-şmazlığı olduğu sonucuna varıyorum" demekle iktifa etmiŞtir.
13/71 sayılı 1971 Sendikalar Yasasının 43. maddesi aynen şöyledir:-
"43. Bir iş uyuşmazlığına methaldar olmuş kayıtlı bir sendikanın bir veya birden fazla memurunun veya üyesinin ve bir iş .uy-uşmazlığını teşvik veya ileri götürmek amacı ile bir işveren veya firma namına bir veya birden fazla kimsenin bilgi almak veya bir kimseyi çalışmaya veya çalışmamaya ikna etmek maksatlarına münhasır olmak şartıyle bir şahsın çalıştığı veya iş yaptığı bir y-ere girmesi kanunsuz olmaz.
Ancak yafta taşınması iş uyuşmazlığının bulunduğu yerin hudutlarından öteye genişletilemez."
Bu maddeden görüleceği gibi bir iş yerine sendika temsilcilerinin
"girebilmesi" için sendikanın "bir iş uyuşmazlığına methaldar olması-" ve amaçlarının "bilgi almak veya vermek veya bir kimseyi çalışmaya veya çalışmamaya ikna etmek" olması gerekmektedir.
Sendika temsilcilerinin 43. maddesinin verdiği "girme hakkını kullanabilmesi için bir iş uyuşmazlığına methaldar olması gerektiğinden, -"iş uyuşmazlığı" deyiminin ne olduğunun saptanması gerekir. Bu da kanımızca zor bir iş değildir. Çünkü bunun tarifi Yasanın 2. maddesinde yapılmıştır. Buna göre iş uyuşmazlığı "herhangi bir şahsın istihdam edilip edilmemesinden veya istihdam şartlarından v-eya çalışma durumundan doğan işveren ile işçi veya işçilerin kendi aralarında herhangi bir uyuşmazlığı" ifade eder.
Her ne kadar da sanıklar Sanayi Holding'e bir iş uyuşmazlığı ile ilgili gittiklerini söyledilerse de bunun Yasanın 2. maddesi kapsamında bi-r iş uyuşmazlığı olup olmadığını incelemek gerekir.
Borsan Bölgesi Müdürü Seval Bayramoğlu şahadetinde şöyle dedi:-
"1.6.77'de Dev-İş Sanayi Holding arasında bir iş uyuşmazlığı vardı. Cyprotüp ve Bordo plastikte grev vardı. 170-180 içşiyi Dev-İş greve göt-ürmüştü Buna rağmen Genel Müdürlük Dev-İşi sendika olarak taxıımıyordu. Sendikacıların niyetinin iş uyuşmazlığını görüşme olup olmadığını bilmiyorum. Toplantı yapmak istiyorlar. Cyprotüp ve Bordo plastikte Dev-İş'in şirket tarafından tânınması için grev ya-ptılar."
Daha sonra şahit şöyle dedi:-
"Uyuşmazlık iş veya ücretten değil Sendika değişiminden doğmuştur. Bölgede herhangi bir fabrikada grev yoktu. Grevde olan iki fabrika Mağusa bölgesinde idi."
Sanık 2 ise bu hususta şöyle dedi:"Orada çalışanların büy-ük bir kesimi sendikamıza üye idi. Onlar için toplu iş sözleşmesi imzalayacaktık. Yetkili sendika konusunda ihtilaf vardı. 29.9.1977 tarihli Bakanlar Kurulu bir tavsilrc kararı aldı. İşverenle aramızda toplu sözleşmenin hangi aendikayla yapılacağı hususund-a bir anlaşmazlığımız vardı. Mağusa'da 3 iş yerinde grev başlatmıştık. Bu iş yerleri de Sanayi Holding'e aitti. Bunlar Cyprotüp, Bordo plastik,Famasak idi. Haspolat'taki iş yerine sözleşme hakkı almak için üç iş yerinde gittiğimiz grev hakkında bilgi verme-k onların maddi ve manevi desteklerini istemek maksatları ile gittik."
Bütün bunlardan, sanıkların temsilcisi bulundukları sendika ile Türk-Sen arasında bir rekabet olduğu, toplu sözleşmenin hangi sendika ile yapılacağı hususunda bir anlaşmazlık olduğu, M-ağusa'daki grevlerin bu maksatla başlatıldığı, Borsan bölgesine gidiş sebebinin grevler hakkında bilgi vermek ve Borsan'daki işçilerin manevi desteklerini istemek olduğu, ancak dava konusu olayın yer aldığı Borsan Bölgesinde Sanayi Holding ile Dev-İş arası-nda iş veya ücret ile ilgili herhangi bir iş uyuşmazlığı veya grev olmadığı anlaşılmaktadır. Bunlar ışığında, kanımızca, Yasanın 2. maddesi kapsamında "herhangi bir şahsın istihdam edilip edilmemesinden veya istihdam şartlarından veya çalışma durumundan- d-oğan" bir iş uyuşmazlığı mevcut değildir.
Bir iş uyuşmazlığının konusu bir iş anlaşması ile ilgili olmalıdır. Yani birisinin istihdam edilip edilmemesi veya istihdam şartları veya çalışma durumu ile ilgili olmalıdır. Meselâ sendikaya bağlı birisinin işten- çıkarılması veya sendikaya bağlı olmayan birisinin işe alınması veya sendikaya bağlı bir üyenin istihdam edilmesi gibi işlemler hep birisinin istihdam edilip edilmemesi ile ilgilidir ve bunlar bir iş uyuşmazlığına konu olabilir. Fakat siyasi bir anlaşmazl-ık veya şahsi anlaşmazlıklar veya birinin belirli bir sendikaya üye olup olmaması hakkında işçiler arasındaki uyuşmazlıklar veya bir sendikanın dahili bir anlaşmazlığı iş uyuşmazlığı kapsamına girmez. Bu prensip Vester and Gardner, "Trade Union Law and Pra-ctice" isimli eserinde sayfa 127'de şöyle izah edilmektedir:-
"The subject-matter of the dispute must be related to a contract of employment, that is, connected with the exployment, or non-employment, or terms of employment, or conditions of labour, of som-e person. The dismissal of a union member, or the employment of a non-union man, or the refusal to employ a union member are all corınected with the employment or non-employment of some person, and can all be the basis of a trade dispute; but not a politic-al difference, or a personal quarrel; nor a dispute between workmen about whether a man should joint a particular union; nor an internal dispute in a uni on. "
Olay gününde Borsan ile Dev-İş arasında herhangi bir iş uyuşmazlığı olmadığı kanımızca yukarıda- aktarılan pasajlardan açıktır. Ancak Dev-İş tarafından Mağusa'da Sanayi Holding'e ait birkaç fabrikada grev başlatılması acaba Dev-İş ile Sanayi Holding arasında bir iş uyuşmazlığı yaratmış olabilir mi:
13/1971 sayılı 1971 Sendikalar Yasası daha önce Fas-ıl 117 olan Sendikalar Yasasından alınmıştır. Bu da İgiltere'deki Trade Disputes Acts'lardan alınmıştır. Trade Disputes Act, 1906'nın 5. maddesinin
3. fıkrasında yer alan "iş uyuşmazlığı" tarifi, 13/1971 sayılı yasadaki tarifin, bir hususu hariç; aynıdır-. Bu Yasanın 5(3) ıııaddesi "iş uyuşmazlığı" tarifini 13/1971 sayılı Yasada olduğu gibi yapmakta, fakat onda.n hemen sonra tarife geçen "işçi" sözcüğünü 'iş uyuşmazlığına methaldar olan bir işverenin yanında çalışxp çalışmamasxna bakrrıaksızın, sanat veya -endüstride çalışan kişileri anlatır' şeklinde tarif etmektedir. Bu ma.dde Fasıl 197'ye aktarılxrken maddenin son kısmı , yani, "İşçi" sözcüğünün tarifi, metinden çıkarılmıştır. Fasıl 197'deki tarif de aynen 10/19% 1 sayılı Yasaya aktarılmıştır.
Bunların ı-şığında, olay günü Sanayi Holding ile Dev-İş arasında. 13/1971 sayılı Sendikalar Yasasının 2. maddesi anlamında bir ' uyuşmazlığı" olmadığı kararına varmış bulunuyoruz. Bu sebeple sanıkların bu maddeye dayanan müdafaaları geçerli değildir.
Sanıkların Send-ikalar Yasası altında geçerli müdafaası olmadığından, aleyhlerine getirilen davalara Ceza Yasası yönünden eğilmek ve sanıkların bir suç işleyip işlemediklerini incelemek gerekir.
Sanıkların aleyhine getirilen 1. dava, taciz ettirmek maksadı ile Sanayi Hol-ding'e ait Borsan Bölgesine girerek yüksek sesle takriben 300 işçiye hitaben "43. madde bize yetki verdiği halde, Polis işvereni destekledi, kahrolsun işçi düşmanları, haklarımızı sökerek alırız" diye tacizlik yapmalarıdır. Sanıklara her ne kadar Sendikala-r Yasasının 43. maddesi bir müdafaa vermemekle beraber, iş yerine sırf bu haklara sahip çıkmak için gittikleri, yani içeriye girmeğe hakları olduğunu düşünerek oraya gittikleri şahadette mevcuttur. Bu durumda, sanıklar Sanayi Holding'e gittikten sonra orad-a bir tacizlik olmuş olabilir, fakat ora.ya önceden tacizlik yapmak rrıaksadıyle gittikleri hakkında ikna edilmedik. Bu sebeple sanıklar hakkında l. dava ile ilgili verilen beraat kararı hatalı değildir.
2. dava ile sanıklar, Polis Müfettişi İzzi Türkel v-e Yardımcı Polis Müfettiş Muavini Erdoğan Sonsal'ı görevlerini ifa esnasında men etmekle suçlandırıldılar. Polislerin sanıkların içeriye girmemeleri hakkında ihtar ettiklerine dair şahadet vardır. Fakat sadece buna itaat etmemek, polisi görevden men etme s-uçunu teskil etmez. Sanıkların Polisleri görevlerinden men etmek maksadı ile herhangi bir hareket yaptıklarına dair şahadet yoktur. Bu nedenle 2. dava ile ilgili beraat kararı da hatalı değildir.
3. davada sanıklar, umumi bir yerde, yani Lefkoşa-Mağusa y-olu üzerinde, Sanayi Holding'in giriş kapısı önünde, sulhu bozacak bir tavırda, kornalarını öttürerek ve yüksek sesle bağırıp çağırarak rahatsılık yapmakla suçlandırılmışlardır. Alt Mahkeme Hakimi, "umumi bir yer" hususunda bu dava ile 5. dava arasında bir- çelişki olduğu nedenine dayanarak sanıkları her iki davada da beraat ettirmiştir. Kanımızca bu hatalıdır. ,Sanayi Holding'in Lefkoşa-Mağusa yolu üstünde olduğu ve telli kısmın yoldan itibaren başladığı, verilen şahadetten çıkmaktadır. Bu sebeple giriş kap-ısı önündeki yerin "umumi" bir yer olduğu sarihtir. Sanıkların, arabaların kornalarını öttürerek
yüksek sesle bağırıp çağırdıklarına dair de şahadet vardır. Bu sebeple sanıklar, 3. davadan suçlu bulunabilirlerdi. Aynı şeyi 5. dava için de söyleyebiliriz. S-anıklaıın kornalarını öttürdükleri ve yüksek sesle bağırıp çağırdıkları hakkında yeteri kadar şahadet vardır. Bu nedenle sanıklar, 5. davadan da suçlu bulunmalıydılar.
4. davaya gelince, bu davada sanıkların orada toplanan 300 kadar işçi topluluğunu bir s-uç işlemeye teşvik etmek için teşebbüs ettikeri, yani işçilere "görüyorsunuz, biz haklarımızı zorla alırız, Dev-İş'i kimse durduramaz" dedikleri iddia edildi. Fakat sadece bu sözlerin, arada toplanan işçileri suç işlemeye teşvik eder nitelikte olduğuna kan-i olmadık. Bu nedenle 4. dava ile ilgili beraat kararı hatalı değildir.
Netice alarak Alt Mahkemenin 3 ve 5. davalar ile ilgili kararı iptal edilir. Sanıklar bu iki davadan suçlu bulunarak her biri sulhu korumak ve herhangi bir suç işlememek için bir sene- müddetle KL.100 kefalete bağlanır. 5. davanın olguları 3. davanın olguları ile aynı olduğundan 5 dava ile ilgili ayrı ceza verilmez.
Son olarak Sendikalar Yasası ile ilgili birkaç söz söylemek istiyoruz.
Yukarıda aktardığımız 43. maddede bir Sendikanın -veya memurunun iş uyuşmazlığı olan bir yere girmesi'nden bahsedilmektedir. Bu maddenin yan başlıktan görüleceği gibi esas amacı yafta taşıma ile ilgilidir. Böyle bir maddenin iş yerineo girmeğe salahiyet vermesi kanımızca Anayasaya uygunluğu bakımından tar-tışma konusu olabilir.
Yasanın diğer maddeleri de incelendiğinde görülecektir ki bu Yasa Fasıl 117' den alınmıştır. Ancak bu yapılırken Fasıl 117' nin bütün maddeleri alınmamış, bazıları dışarıda bırakılmış, hatta bir maddenin bazı kısımları şimdiki yasay-a aktarılmış, bazı kısımları ise aktarılmamıştır. Bunun neticesi olarak hiç de tatminkâr olmayan bir yasa meydana çıkmıştır. Anayasanın 44. maddesi uyarınca grev hakkının kullanılmasını düzenleyen bir yasa yapılması gerekmektedir. Bunu bir fırsat bilerek ş-imdi yürürlükte olan SendikaIar Yasasının da esaslı bir şekilde incelenerek bugünkü koşullara uygun bir yasanın yapılması gerekir fikrindeyiz.
(Ülfet Emin)(Ahmet İzzet)(N. Ergin Salâhi)
Başkan Yargıç Yargıç
ll Mayıs 1978
Full & Egal Universal Law Academy