-D.10/88 Yargıtay/Ceza 6/88
(Dava No: 1854/87; Girne)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Niyazi F. Korkut, Taner Erginel
İstinaf eden: Erhan Kanıoğulları, -Merkezi cezaevi.
-ile-
Aleyhine istinaf edilen: Başsavcılık.
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Av. Menteş Aziz.
Aleyhine istinaf edilen namına: Başsavcılık.
H Ü K Ü M
N.Ergin Salâhi: Bu istinafta M-ahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Niyazi F. Korkut verecektir.
Niyazi F. Korkut: Polis Genel Müdürlüğünün Harekât ve Narkotik Şübesi tarafından Lefkoşa'da Koçero Tepeleri diye bilinen bir yerde 9.9.1986 tarihinde gerçekleştirilen bir operasyon sonucu Hilmi -Karaca isimli bir şahsın tasarrufunda bir miktar uyuşturucu madde bulundu. Hilmi Karaca bilâhare yargılanarak 18 ay hapse mahkûm edildi. Hilmi Karaca'nın vediği bilgi ışığında bu davadaki sanık hakkında da kovuşturma başlatıldı.
Bilâhare istinaf eden san-ık aleyhine Girne Ağır Ceza Mahkemesinde dosyalanan bu dava sanık Haziran-Temmuz 1986 ayları içerisinde ruhsatlı bir şahıs olmadığı halde 13 kalıp halinde 2 kilo 299gr. 340mg. ağırlığında Cannabis (Hint Keneviri) reçinesi olan uyuşturucu maddeleri tasarruf-unda bulundurmak ve konu uyuşturucu maddeleri aynı tarihte Hilmi Karaca'ya vermekle itham edildi.
Sanık, elyhine getirilen her iki davayı da kabul etmedi.
İddia makamı sanık aleyhindeki davaları ispat için 8 tanık dinletti ve duruşma sırasında Mahkemeye- 6 emare sunuldu. Sanık ise bulunduğu yerden yeminsiz bir beyan yapmakla yetindi ve sadece "Ben suçsuzum, davaları da kabul etmiyorum" şekklinde bir beyan yaptı.
Ağır Ceza Mahkemesi duruşma sonucu sanığı aleyhine getirilen her iki davadan da, oy çokluğu -ile, suçlu bularak 18 ay hapse mahkûm etti. Azınlık kararını veren yargıç ise sanığın her iki davadan da beraat etmesi gerektiği kanaatına vardı. Sanık bu karara karşı istinaf dosyaladı. İstinaf edenin istinaf ihbarnamesi 11 istinaf sebebi içermektedir. B-u istinaf sebepleri özetle; Alt Mahkemenin suç ortaklarının suça katkıları ve iştirakleri doğrultusundaki yasal durumu yanlış değerlendirdiği, iddia makamı tanığı No.1 Ümit Yıldız'ın suç ortağı olmadığı yönündeki bulgusunun hatalı olduğu, Alt Mahkemenin id-dia makamı tanığı No.1 Ümit Yıldız ile No.8 Hilmi Karaca'ya inanmakla hata ettiği ve bu tanıklara inanılsa bile yine de bu tanıkların şahadeti ile sanığın itham olunduğu suçlardan mahkûm etmesinin hatalı olduğu ve alternatif olarak sanığa verilen cezanın a-lenen fahiş olduğu yönündedir.
İstinafın duruşmasında istinaf edenin avukatı iddia makamının 8 tanığından 1 ve 8 No'lu tanıklar dışındaki tanıkların formal olduğunu, esas şahadetin 1 veya 8. tanıkların şaahdeti olduğunu, Alt Mahkemenin sanığı mahkûm edeb-ilmesi için yasal prensipleri doğru olarak kaymakla berbaer sanıkta ispat yükümlülüğü varmış gibi hareket ederek yanılgıya düştüğünü, Alt Mahkemenin çoğunluk kararına göre tanık No.1'ı suç ortağı kabul etmemekle hata ettiğini, herhalûkârda tanık 1 ile 8'in- şahadetleri birbirleri ile çelişkili olup kendi şahadetleri içerisinde de çelişkiler bulunduğunu, ilâveten sanığın suçlu bulunduğu davalarda tasarrufunda bulunduğu söylenen uyuşturucunun eroin olmayıp Cannabis olduğu dikkate alındığında sanığa verilen cez-anın da alenen fahiş olduğunu savundu.
İddia makamı adına Mahkemeye hitap eden savcı iddia makamı tanığı No.1'in numune alıktan sonra konuyu polisin bilgisine getirdiğini ve numuneyi alırken cürüm kastı olmadığına göre suç ortağı olmadığını, kaldı ki Mah-keme kendi kendine ihtarda bulunduktan sonra teyid edici şahadet olmadan bir suç ortağının şahadeti ile de sanığı mahkûm edebileceğini, tanık 1 ve 8'in şahadetlerinde tenakkuzlar olsa bile bu tenakkuzların esasa ilişkin olmadığını ve bilhassa bu tanıkların- sanığın dükkânında buluşmaları hususundaki şahadetlerini çelişkisiz ve tartışmasız olduğunu, Alt Mahkemenin kendi kendine ihtar yapıp iddia makamı tanığı 8'e inandığını ve keza bu tanığa inanmakla beraber yine de teyid edici şahadet de arayıp bulunduğunu -ileri sürdü.
Sanığın aleyhine getirilen davalardan mahkûm labilmesi için itham edildiği suçları işlediğinin makul şüpheden ari olarak isbat edilmesi gerekir.
Bu meselede öncelikle sanığın tasarrufunda 13 kalıp halinde 2 kilo 299gr. 340mg. ağırlığında uy-uşturucu bulunduğunun ve bu uyuşturucuları Lefkoşalı Hilmi Karaca'ya verdiğinin ispat edilmesi gerekir.
İbraz edilen şahadete göre 9.9.1986 tarihinde Lefkoşa'da gerçekleştirilen bir uyuşturucu madde operasyonunda Hilmi Karaca'nın tasarrufunda 13 kalıp uy-uşturucu madde bulunarak müsadere edilmiştir. Müsaddere edilen emareler analiz içn Devlet Kimya Laboratuvarına götürüp tümünün de Cannabis reçinesinden oluşan uyuşturucu madde oldukları saptanmıştır. Keza sanığın tasarrufunda uyuşturucu madde bulundurması -için izni olmadığı da şahadet ile saptanmıştır. Operasyon sonucu elinde uyuşturucu bulunarak yakalanan Hilmi Karaca şahadetinde tasarrufunda bulunan 13 kalıp halindeki uyuşturucu maddeyi Haziran-temmuz 1986 tarihlerinde kendiisine sanığın verdiğini ve sakl-amasını söylediğini ve daha sonra satıp elde edecekleri parayı pay edeceklerini, uyuşturucuları Plümerin ağaçları diye bilinen yerde sanıktan teslim alıp bir çamın altına gömdüğünü, iki ikibuçuk ay sonra bu tanığa gelip müşteri bulduğunu söylediğini ve dah-a sonra bu kalıplardan numune alarak Girne'de sanığın dükkânına gittiğini, bir süre sonra, sonradan adının Ümit Yıldız olduğunu öğrendiği kişinin, sanığın dükkânına geldiğini, sanığın kendisine hitaben "arkadaş budur numuneyi ver" dediğini ve kendisinin de- bu numuneyi Ümit Yıldız'' verip dükkândan ayrıldığını söyledi. İstintak sırasında ise bu tanık Ümit Yıldız'' esrarı lastik bir bot içerisinde bulduğunu söylediğini kabul etmekle beraber bunun yalan olduğunu ve sanığı korumak için böyle söylediğini ileri s-ürdü. İddia makamı tanığı No.1 olan Ümit Yıldız ise şahadetinde, sonradan isminin Hilmi Karaca olduğunu öğrendiği şahsı, sanığın dükkânında gördüğünü ve sanığın Hilmi Karaca'ya "arkadaş budur numuneyi ver" dediğini ve Hilmi Karaca'dan numuneyi alarak dükkâ-ndan ayrıldığını ve aldığı numuneyi polise teslim ettiğini belirtmiştir.
Alt Mahkeme de çoğunluk kararında İddia Makamı tanığı No.1'in 13 kalıp uyuşturucu ile ilişisi olmadığını ve keza bu tanığın polisin direktifi ile hareket ettiğini ve layın ortaya çı-karılması için yardımcı olan bir kişi olduğunu ve suç ortağı olmadığını, Hilmi Karaca'nın ise sanığın suç ortağı olduğunu ancak suç ortağı olmakla beraber kendi kendilerine gerekli ihtarı yaptıktan sonra bu tanığın şahadeti ile sanığı mahkûm edebilecekleri-ni belirterek suç ortağı sayılan Hilmi Karaca'nın şahadetini değerlendirerek şaahdetin doğru olduğunu sanığın ise itham edildiği suçlarla ilgili makul bir izahat vermediğini ve sanığın söylediklerinin doğru olmadığı kanaatine vararak sanığı aleyhine getiri-len her iki davada suçlu bulup mahkûm etmişlerdir.
özetlenen olgulardan görülebileceği gibi sanığı suçlara bağlıyan esas tanık Hilmi Karaca'dır ve Mahkeme huzurunda sanığı uyuşturucu madde tasarrufu ile suçlayan başka herhangi bir şahadet mevcut değildir-. Haziran-Temmuz 1986 yılında Plümer ağaçları diye bilinen yerde dava konusu uyuşturucu maddeyi sanıktan aldığını söyleyen ilmi Karaca bir suç ortağıdır. Konu tanık tutanaklardan da görülebileceği gibi savunma avukatı tarafından sıkı bir istintaka tabi tut-ulmuştu. Polise verdiği ifade ile bilâhare esas şahadetinde konu uyuşturucu maddeleri saklaması için kendisine sanığın verdiğini söylemesine karşın istintak sırasında Ümit Yıldız'a malı lastik bir bot içerisinde bulduğunu söylediğini ve Ümit Yıldız'a inanm-adığı için sanığı koruma amacı ile bu şekilde bir yalan uydurduğunu söylemiştir. Hilmi Karaca'nın amacı hakikaten sanığı ele vermemek ve onu korumak idi ise operasyon sonucu yakalandığı zaman tasarrufunda bulunan uyuşturucu maddelerin sanığa ait olduğunu v-e kendisine saklaması için verdiğini söylemesinin izahı zordur ve kanımızca bu tanığın daha önce Ümit Yıldız'a sanığın huzurunda malın kendine ait olduğunu söylemesi ışığında Mahkemede malın sanığa ait olduğu şeklindeki şahadetine inanmak olanaksızıdır. Bu- tanığın şahadeti bir tüm olarak incelendiğinde gerek kendi şahadeti içerisinde gerekse Ümit Yıldız'ın şahadeti ile birçok hususta çelişkili olduğu ve sadece suç ortağı olan bu tanığa inanarak, 13 kalıp uyuşturucu tasarrufu hususunda başka bir şahadet olma-dığına göre, sanığı mahkûm etmenin salim olmadığı görüşündeyiz. Ancak Ümit Yıldız'ın şahadetinden görülebileceği gibi daha önceden bu tanığın sanık ile bir gün buluşup sanığın kendisine bir arkadaşının lastik bot içerisinde bulduğu esrrdan bahsettiği ve bu- şahsı kendisine tanıştıracağını söylediği, daha sonra sanığın dükkânda sonradan Hilmi Karaca olduğunu öğrendiği şahıs ile buluştuğu ve kendilerini sanığın tanıştırdığı ve sanığın Hilmi Karaca'ya numuneyi vermesini ve aralarında halletmelerini söylediği ve- Hilmi Karca'nın kendisine takriben 4 gr. ağırlığında bir parça verdiği ve Karaca'nın sanığın dükkânında kendisine bu maddeleri lastik bir bot içerisinde bulunduğu söylediği gözükmektedir.
Bu şahadete göre sanığın Hilmi karaca ile Ümit Yıldız'ı dükkânınd-a buluşturup tanıştırdığı ve Hilmi Karaca'nın Ümit Yıldız' kendi önünde tasarrufunda bulunan esrarı vermesine aracılık ettiği sarihtir.
Yukarıda özetlenen iddia makamı tanığı No.1 Ümit Yıldız'ın şahadetinden görülebileceği gibi sanığın itham edildiği suç-lar dışında bir suç işlediği, yani iddia makamı tanığı No.8 Hilmi Karaca'nın tasarrufunda olan 4gr. hint kenevirini iddia makamı tanığı No.1 Ümit Yıldız'a vermesi suçuna katıldığı sabit olmuştur.
Sanığın işlediği sabit olan suçun cezası ithamnamede sanığ-ın aleyhine getirilen ve mahkûm olduğu suçların cezasından daha fazla değildir. Ancak ithamnamede mevcut davalara yeni bir dava eklemeden sanığı mahkûm etmek olası değildir. Ağır Ceza Mahkemesinde verilen şahadet tüm olarak incelendi- ğinde ithamnameye ye-ni bir dava eklenmesi ile sanığın savunması herhangi bir zarar görmeyecektir.
Bu nedenle Fasıl 155 Ceza usulü Yasası'nın 145(1)(e) maddesi uyarınca sanık aleyhine birinci ve ikinci davalarda verilen mahkûmiyetin iptâl edilmesi ve ithamnameye mevcut madde-lere ilâveten Fasıl 154 Madde 20 eklenerek aşğıdaki davanın 3. dava oalrak ilâve edilerek o davadan sanığın mahkû edilemsi gerektiği kanaatindeyiz. İthamnameye eklenmesi öngörülen 3. dava şöyledir:
"83) sanık 8.9.1986 tarihinde ya da o tarihlerde iddia m-akamınca kesin oalrak tesbit edilemiyen bir günde Girne'de kendi dükkânında K.K.T.C'de genel yetkilendirilmiş veya ilgili Tüzük tahtında ruhsatlı bir şahıs olmadığı halde 5 gram ağırlığında cannabis (hint keneviri) reçinesi olan uyuşturucu maddeyi Hilmi Ka-raca ile birlikte Ümit Yıldız'a verdi."
Sonuç olarak sanığa 28.3.1988 tarihinde Girne Ağır Ceza Mahkemesince 1 ve 2'inci davada verilen mahkûmiyet iptâl edilir ve sanık yeni eklenen 3. davadan mahkûm edilir.
Sanığa 3. dava için verilecek cezaya gelince-, verilen uyuşturucunun cüzi bir miktar odluğu, sanığın konu uyuşturucuyu fiilen tasarrufunda bulundurmayışı, sabıkasız oluşu, yaşı ve meselenin tüm olguları dikkate alındığında 3 ay hapis cezası vermeyi uygun gördük.
Sanık 3. davadan, mahkûmiyet tarihin-den başlamak üzere, 3 ay hapse mahkûm edilir.
(N. Ergin Salâhi) (Niyazi F. Korkut) (Taner Erginel)
Yargıç Yargıç Yargıç
31 Mayıs 198-8
-
-5-
-
Full & Egal Universal Law Academy