-D.7/2004 Yargıtay/Ceza 65/2003
(Ağır Ceza Dava No 768/02; Güzelyurt)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Metin A. Hakkı, Mustafa H. Özkök, Seyit A. Bensen.
İstinaf eden: Barış Taşkan, Merkezi Ce-zaevi - Lefkoşa
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: KKTC Başsavcısı
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Avukat Menteş Aziz
Aleyhine istinaf edilen namına: Savcı Mustafa Arsal.
Güzelyurt Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Taşkent M. Akif, Kıdemli Yargıç Çetin V-eziroğlu ve Yargıç Türkay Saadetoğlu'nun 768/2002 sayılı davada 7.11.2003 tarihinde verdiği karara karşı Sanık tarafından yapılan istinaftır.
------------------
H Ü K Ü M
Metin A. Hakkı: Yukarıda ünvan ve sayısı gösterilen istinafın kökeninde yatan -olguları aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür:
4.6.2002 tarihinde Güzelyurt Kaza Mahkemesinde 1. Metin Okalpoğlu, 2. Barış Taşkan ve 3. Ufuk Dora aleyhine 768/2002 sayılı 3 Sanıklı bir ceza davası dosyalanmış ve Sanıklar ithamnamede gösterilen tarih ve ma-halde, Fasıl 154 Ceza Yasasının 20,291 ve 294(a) maddelerine aykırı dükkân açma, Fasıl 154 Ceza Yasasının 255, 262 ve 272(1) maddelerine aykırı hırsızlık ve sirkat gibi suçları işlemekle itham edilmişlerdir. Sanıklardan Metin Okalpoğlu'nun askıda 3588/200-2 sayılı benzeri bir ceza davası daha olduğundan sözü edilen Sanığın talebi üzerine Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi oturumlarına devam ederken 27.9.2002 tarihinde 3588/2002 sayılı davanın kararı ve cezası verilirken konu dava da Metin Okalpoğlu tarafından kabu-l edilmiş ve o davada ceza verilirken bu davalar da nazar-ı itibare alınarak onun aleyhine olan davalar bu şekilde neticelenmiştir. Akabinde 15.7.2002 tarihinde dava görüşülmek üzere Güzelyurt'ta oturum yapan Ağır Ceza Mahkemesine havale edilmiş ve 9.10.2-002 tarihinde bu davadaki Sanık Barış Taşkan ve Ufuk Dora aleyhine 2 Sanıklı bir başka ithamname düzenlenmiştir. İthamnamede geri kalan 2 Sanık aşağıdaki suçları işlemekle itham edilmişlerdir.
"İTHAM OLUNDUĞU SUÇ
Birinci Dava
1. Fasıl 154 Ceza Yasasının -20,291 ve 294(a) maddelerine aykırı
dükkân açmak.
SUÇUN TAFSİLATI
Sanıklar, 14 Şubat 2002 tarihinde Güzelyurt'lu Metin Okalpoğlu ile birlikte, Güzelyurt'ta Erol Ahmet Sokağı üzerinde bulunan Güzelyurt'lu Cemil MERİHKAN'a ait kuyumcu dükkânına, içeris-inde ağır bir suç işlemek yani sirkat etmek maksadı ile dükkanın batıya bakan vitrin camını elmas kullanarak kesip camda açtıkları delikten ellerini içeriye sokarak içeriden cam gerisinde sergilenmekte olan mezkûr şahsa ait toplam 14,062,500,000TL değerind-eki tümü İtalyan gümüşünden imal edilmiş 120 adet döküm bilekliği, 1 adet kalın kolyeyi, 23 adet kelepçeli bileziği, 45 adet kalın yüzüğü, 170 adet döküm kolye ucunu, 50 çift küpeyi ve 30 adet kalın erkek zincirini sirkat ettiler.
İTHAM OLUNDUĞU SUÇ
İkinc-i Dava
2. Fasıl 154 Ceza Yasasının 255, 262 ve 272(1) maddelerine aykırı, hırsızlık yinelenmesi.
SUÇUN TAFSİLATI
Sanık 2, birinci davada belirtilen ayni tarih ve mahalde daha önceden sirkat suçundan yargılanıp mahkûm olduğu halde Sanık 1 ve Metin Okal-poğlu ile birlikte Güzelyurt'lu Cemil MERİHKAN'a ait, kuyumcu dükkânı içerisinden mezkür şahsa ait ceman 14,062,500,000TL değerindeki tümü İtalyan gümüşünden imal edilmiş 120 adet döküm bilekliği, 1 adet kalın kolyeyi, 23 adet kelepçeli bileziği, 45 adet k-alın yüzüğü, 170 adet döküm kolye ucunu, 50 çift küpeyi ve 30 adet kalın erkek zincirini sirkat etti.
İTHAM OLUNDUĞU SUÇ
Üçüncü Dava
3. Fasıl 154 Ceza Yasasının 20, 255 ve 262. maddelerine aykırı, sirkat.
SUÇUN TAFSİLATI
Sanıklar, birinci davada bel-irtilen ayni tarih ve mahalde, Güzelyurt'lu Metin Okalpoğlu ile birlikte Güzelyurt'lu Cemil MERİHKAN'a ait, kuyumcu dükkânı içerisinden mezkûr şahsa ait ceman 14,062,500,000TL değerindeki tümü İtalyan gümüşünden imal edilmiş 120 adet döküm bilekliği, 1 ade-t kalın kolyeyi, 23 adet kelepçeli bileziği, 45 adet kalın yüzüğü, 170 adet döküm kolye ucunu, 50 çift küpeyi ve 30 adet kalın erkek zincirini sirkat ettiler.
İTHAM OLUNDUĞU SUÇ
Dördüncü Dava
4. 22/89 sayılı yasa ile tadil edilen Fasıl 154 Ceza Yasasının -20 ve 324(1) maddelerine aykırı kasti hasar.
SUÇUN TAFSİLATI
Sanıklar, birinci davada belirtilen ayni tarih ve mahalde, Güzelyurt'lu Metin Okalpoğlu ile birlikte Güzelyurt'lu Cemil MERİHKAN'a ait kuyumcu dükkânının batıya bakan vitrin camını kasten v-e kanunsuz olarak elmas ile kesmek suretiyle 120,000,000TL hasar yaptılar."
Ağır Ceza Mahkemesi oturumlarına başladığında 2'inci Sanık durumunda olan Ufuk Dora, aleyhine ayni Mahkemede 219/2003 sayılı çek sirkatı ve çek sahtelemek ile ilgili bir başk-a dava daha olduğundan, o dava ele alındığında Ufuk Dora o davadan mahkûm olmuş ve ceza verilirken aleyhine olan bu davayı da kabul ederek talebi üzerine bunun da nazar-ı itibare alınmasını istemiş ve Ağır Ceza Mahkemesi de talebini uygun karşılayarak 23.1-0.2003 tarihinde bu davayı da nazar-ı itibare alarak Ufuk Dora aleyhine gereken cezayı vermiştir. Neticede Ufuk Dora aleyhine olan bu dava da neticelenmiş ve davada İstinaf Eden Sanık tek Sanık kalıp yargılanmıştır.
Güzelyurt'ta oturum yapan Ağır Ce-za Mahkemesi 13.10.2003 tarihinde oturumlarına başladığında temayyüllere uygun olarak önce suçlarını kabul eden Sanıkların davalarını ele alıp onları neticelendirmiş, bilâhare duruşmalara geçmiştir. Önümüzdeki istinaf konusu dava, 13.10.2003 tarihinde ele- alınıp İstinaf Eden Sanık Barış Taşkan'ın ikrarı alındığında, aleyhine getirilen davaları kabul etmediğinden dava duruşma olarak 17.10.2003 tarihine tayin edilmiştir. O tarihte duruşmaya başlayıp muhtelif oturumlarla duruşma devam edip 24.10.2003 tarihi-nde duruşma son bulmuş ve kararı da 7.11.2003 tarihinde verilmiştir. İstinaf Eden Sanık aleyhine getirilen 1,3, ve 4. davalardan oyçokluğu ile mahkûm edilip 1. davadan 18 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. Ağır Ceza Mahkemesi çoğunluk kararı ile 3. davan-ın olguları birinci davanın olgularından neşet ettiğinden Sanığa 3. dava ile ilgili ayrı bir ceza vermemiş, 4. davadan da Sanığı mahkûm ederek 9 ay hapis cezasına çarptırmış ve cezaların birlikte çekilmesini emretmiştir. Kendini bu karardan mağdur hissede-n Sanık Barış Taşkan 13.11.2003 tarihinde önümüzdeki istinafı dosyalamıştır. İstinaf hem mahkûmiyet hem ceza aleyhine dosyalanmış olup istinaf ihbarnamesinde 16 istinaf sebebi yer almaktadır. İstinafın duruşması, İstinaf Mahkemesinin 25.2.2004 tarihli ot-urumunda ele alınmış ve o oturumda dinlenip karar için bilâmüddet ertelenmiş durumdadır. İstinafın duruşması esnasında İstinaf Eden Sanığın avukatı istinaf nedenlerini aşağıdaki 5 ana başlık altında toplamıştır:-
Ağır Ceza Mahkemesi yersiz ve zamansız ert-elemelerle Sanığa
adaletsizlik yaptı.
İddia Makamı dava ile ilgili tüm şahitleri Mahkeme huzuruna
getirmemek ve müdafaaya "tender" etmemekle Sanığa adaletsizlik yaptı.
Ağır Ceza Mahkemesi duruşma esnasında emare 4 olarak kabul
ettiği Sanığın polise ver-diği ifadesini gönüllü olmamasına rağmen ve Hakim Kaidelerine (Judges Rules) aykırı olarak alınmış olmasına rağmen gönüllü olarak kabul etmekle ve bunu emare olarak kabul etmekle hata etti.
Suç ortağı olup da Alt Mahkemede İddia Makamı tanığı olarak
şaha-det veren Ufuk Dora'nın şahadetini Ağır Ceza Mahkemesi çoğunluk kararı ile inanılır bulup veya başka şahadet ile de teyit edildiğini kabul ederek bu şahadete istinaden İstinaf Eden Sanığı mahkûm etmekle hata etti.
Herhalükârda Alt Mahkemece çoğunluk kara-rı ile Sanığa verilen
ceza alenen fahiştir.
Zabıtları, öne sürülen istinaf nedenleri ışığında tezekkür edip istinafın duruşmasında tarafların yaptığı iddiaları da dinleyerek bu istinafı karara bağlamak görevimizdir. Önce birinci istinaf sebebini el-e almayı uygun gördük. Bu istinaf sebebine ilişkin olgular yukarıda da değinildiği gibi şöyledir: Sanığın ikrarı Ağır Ceza Mahkemesince 13.10.2003 tarihinde Pazartesi alındı. İstinaf Eden Sanık, aleyhindeki ithamları reddettiğinden dava duruşma olarak o- hafta Cuma gününe yani 17.10.2003 tarihine tayin edildi. Duruşma o gün başlayıp hafta sonundan sonra devam ederek 24.10.2003 Perşembe günü hitam buldu. Karar da 7.11.2003 tarihinde verildi. Bu tarihlerden de görülebileceği gibi bu dava hiçbir zaman ne -zamansız ertelemelere uğradı ne de Sanığa adaletsizlik yapıldı. Mümkün olan en erken zamanda Sanığın davası Alt Mahkeme tarafından dinlendi, davanın kararı da gecikmeden verildi. Dolayısıyla bu istinaf sebebi yersizdir ve reddolunur. Diğer istinaf sebep-lerini tezekkür etmeden, Alt Mahkemenin çoğunluk kararında, önünde ibraz olunan şahadet ve emareleri değerlendirdikten sonra davanın olguları ile ilgili yaptığı bulgulara göz atma yerinde olacaktır.
Olgular özetle şöyledir: 13.2.2002 tarihinde Güz-elyurt'ta Erol Ahmet Sokağında bulunup Müşteki İddia Makamı tanığı Cemil Merihkan'a ait gümüşcü dükkânı, demir kepenkleri indirilmiş kapalı ve kilitli olmasına rağmen, demir kepenk üzerindeki aralıklardan yararlanılarak geceleyin, vitrin camı elmas ile 30 -santimetre çapında yuvarlak daire şeklinde kesilip, raflar üzerinde tepsiler içinde dizili muhtelif gümüş eşyalar sirkat edildi. Bilâhare alınan bir bilgi üzerine ve Mahkemeden temin edilen bir arama müzekkeresi doğrultusunda Sanıkla suç ortağı Metin Okal-poğlu'nun evi, bir polis ekibi tarafından ziyaret edilip aramaya tabi tutulduğunda evinin banyo odasında bir semaver kazanının içinde saklı 40 adet gümüş bilezik, 1 adet gümüş kolye ve emare 2 olarak Alt Mahkemeye sunulan kareli bir bez parçası bulunup ema-re olarak müsadere edildi. Bulunan gümüş eşyalar Müştekiye gösterildiğinde Müşteki bunları kendinin dükkânından çalınan eşyalar olarak tanıdı. Tahkikatını genişleten polis 15.2.2002 tarihinde Sanığı bulup Güzelyurt Polis Müdürlüğüne celp edip sorguladığı-nda Sanık "benim ilgim yok" yanıtını verdi. 16.2.2002 tarihinde Sanık ve olayla ilgisi olduğu sanılan diğer kişiler Güzelyurt Kaza Mahkemesine çıkarılıp aleyhlerine 3 gün tutukluluk emri alındı. Bilâhare 19.2.2002 tarihinde bu tutukluluk emri 8 gün daha -uzatıldı. Sanık tutuklu iken 20 Şubat 2002 tarihinde kanuni ihtar altında ve emare 4 olarak Mahkemeye ibraz edilen yazılı ve gönüllü ifadesi alındı. 26.2.2002 tarihinde de Sanığa dava tebliğ olundu. Sanık gönüllü ifadesinde dükkânı Ufuk Dora ile birlikte- soyduğunu itiraf etmiştir.
Sanıkla suç ortağı durumunda olan Ufuk Dora, İddia Makamı Tanığı olarak Alt Mahkemede şahadet vermiş ve bu şahit, 13 Şubat 2002 tarihinde öğle üzeri Sanık ile buluştuğunu, Sanığın kendine o gece hazırlıklı olmasını ve kend-ini evinden bir iş için arayacağını söylediğini, 14.2.2002 tarihine tekabül eden günde, sabaha karşı 2.30-3.00 raddelerinde Sanığın kendini bir araba ile aradığını, evinin penceresini çaldığını, Sanığın bu şahidi alıp arabası ile Güzelyurt'a geldikten sonr-a Güzelyurt girişinde bir kuyumcu soyacaklarını kendine söylediğini, Güzelyurt'a geldiklerinde Sanığın aracı Güzelyurt açık pazarının yanındaki park yerine park ettiğini, yürüyerek kuyumcu dükkânının önüne geldiklerini, Sanığın kendine yani Ufuk Dora'ya gö-zcülük yapmasını istediğini, bu durumda onu beklemeye başladığını, 5 dakika kadar sonra kırılan bir cam sesi duyup olduğu yere çömeldiğini, bir müddet sonra Sanığın elinde kareli bir bez parçası içinde sarılı bir şeyler alarak yanına geldiğini, beraberce a-rabaya bindiklerini, Metin Okalpoğlu'nun evine geldikten sonra Sanığın kendine bunları Metin'e vereceksin dediğini, kendinin de bu doğrultuda hareket ettiğini söylemiş, Alt Mahkeme de bu şahadeti doğru kabul edip davanın olgularının bunlardan ibaret olduğu-nu çoğunluk kararında kabul etmiştir. Bu konudan ayrılmadan önce vurgulanması yerinde olur ki; İstinaf Eden Sanık ile birlikte suç ortağı olan Ufuk Dora'nın şahadeti Metin Oklapoğlu'nun evinde bulunan ve emare 2 olarak duruşma esnasında Alt Mahkemeye ibra-z edilen kareli bez parçası ile de kısmen teyit edilmektedir. A fortiori İstinaf Eden Sanığın Emare 4 gönüllü ifadesi ile de Ufuk Dora'nın şahadeti teyit edilmektedir.
Olgulara göz attıktan sonra 2. istinaf sebebini ele almak uygun olacaktır. İtham-nameye ekli listede İddia Makamı dinletmek istediği şahit sayısını 6 olarak göstermiş, bunların isim ve adreslerini de usule uygun olarak celbnamenin arkasına koymuştur. Zabıtlardan görüldüğü kadarı ile İddia Makamı tanık listesinde ismi görülen Cemil Mer-ihkan, P.Ç Tekin Özaşık, Mehtap Özberenk'i duruşma esnasında dinletmiş, Asım Erdal, Hakan Fellahoğlu ve PM Ahmet Galip Boğaç'ı duruşma esnasında tanık olarak dinletme ihtiyacını hissetmemiştir. İddia Makamı tanık olarak çağırdığı şahitleri dinlettikten so-nra Mavi 68'de "başka tanığımız olmayacaktır davamız bundan ibarettir" şeklinde bir beyan yapmıştır. Bu durumda ithamnamede ismi gösterilen diğer tanıkları Müdafaa isterse çağırmakta serbest idi. Müdafaa bunu yapmadı, istinafta ise Savcılık ithamnamede g-österilen her tanığı dinletmedi diye Savcılık aleyhine yakınmaktadır ki bu hareket hiçbir yasal prensip ile bağdaşmamaktadır. Tablonun tamamlanması amacı ile şunun da belirtilmesi yerinde olur ki; İstinaf Eden Sanık ile beraber ithamnamede Sanık durumunda- olan Ufuk Dora duruşma esnasında yukarıda değinildiği gibi İddia Makamı tanığı olarak şahadet vermiştir. Öyle anlaşılıyor ki Fasıl 155 Madde 111 hükümlerine de uyulmuştur. İlâveten duruşma esnasında emare 4 ile ilgili yapılan duruşma içinde duruşmada Çil-en İnal isimli bir şahit yine İddia Makamı tanığı olarak şahadet vermiştir. İstinafın duruşması esnasında Sanığın avukatının yaptığı iddiadan öyle anlaşılıyor ki aslında Sanığın esas yakınması, dava ilk dosyalandığında davada Sanık olarak görülen Metin Ok-alpoğlu'nun da İddia Makamı tanığı olarak Mahkemeye çağırmamasından Müdafaa yakınmaktadır. Bu iddia yasal dayanaktan yoksundur. Mahkemelerin görevi taraflara davalarını ispat etmek için her fırsatı tanımaktır. İddia Makamı Müdafaanın istediği her şahidi- çağırmakla yükümlü değildir. Sözü edilen kişiyi veya dilediği herhangi bir şahidi Müdafaa kendisi Müdafaa tanığı olarak çağırabilirdi. Müdafaa çağırmadıktan sonra Savcılık çağırmadı diye de Sanığın yakınması yersizdir. Taraflar davalarını diledikleri ş-ekilde yürütmede serbesttirler. Netice olarak bu istinaf sebebi de yersizdir ve reddolunur. İddia Makamı davasını Müdafaa'nın talebi doğrultusunda yürütmekle mükellef değildir.
İstinaf Eden Sanığın üçüncü yakınması, duruşma esnasında emare 4 olarak- Mahkemeye ibraz edilen 20 Şubat 2002 tarihli Sanığın gönüllü ifadesi ile ilgilidir. Emare 4 dikkatlice incelendiğinde bunun kanuni ihtar altında ve Hakim Kaidelerine uygun olarak alındığı ortadadır ve duruşma esnasında Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan duru-şma içindeki duruşmada Mahkeme haklı olarak konu emareyi gönüllü verilmiş olduğunu kabul etmiş ve ibrazına izin vermiştir. İstinafın duruşması esnasında İstinaf Eden Sanığın avukatı, Hakim Kaidelerinin 1. kaidesini İddia Makamının ihlâl ederek sözü edilen- ifadenin Sanıktan alındığını iddia etmiş ise de Hakim Kaidelerinin 1. maddesini dava zabıtları ile karşılaştırdığımızda, ortada herhangi bir ihlâl olmadığı sarihtir. Sözü edilen 1. kaide aynen şöyledir:
"1. When a police officer is trying to dis-cover
whether, or by whom, an offence has been committed
he is entitled to question any person, whether
suspected or not, from whom he thinks that useful
information may be obtained. This is so whether or
not the person in qu-estion has been taken into
custody so long as he has not been charged with the
offence or informed that he may be prosecuted for it".
(Bak: Judges Rules and Administrative Directions to
the Police, Home Office Circular 31/64).
Ne-tice olarak bu istinaf sebebi de reddolunur.
İstinaf Eden Sanığın 4. yakınması, Ağır Ceza Mahkemesinin çoğunluk kararında İstinaf Eden Sanık ile birlikte suç ortağı olan Ufuk Dora'nın şahadetine Alt Mahkemenin gereğinden fazla değer verdiği ve bunun- başka şahadet ile teyit edilmemesine rağmen Alt Mahkeme bunu doğru olarak kabul ettiği doğrultusundadır. Ufuk Dora'nın istinaf konusu davada İstinaf Eden Sanık ile birlikte suç ortağı olduğu gerçektir. İddia Makamı namına bir davada Sanık aleyhine şahad-et veren bir suç ortağının şahadetinin hukuk sistemimizde özel bir yeri olduğu doğrudur. Bunu en son Yargıtay/Ceza 84/2002 (D.3/2004) sayılı kararımızda uzun boylu tezekkür ettiğimizden tekrar bu aşamada incelemeyi gereksiz görüyoruz. Ancak Ufuk Dora'nın- şahadeti İstinaf Eden Sanığın avukatının iddia ettiği gibi başka şahadet ile teyit edilmemiş değildir. Emare 4 olarak Mahkeme önünde duran Sanığın kendisi kanuni ihtar altında tutuklu iken polise verdiği gönüllü ifadesi ile bu şahadet teyit edilmektedir-. A fortiori Emare 2, Metin Okalpoğlu'nun evinde semaverin içinde bulunan kareli bez parçası ile de 'corraborate' edilmektedir. Dolayısıyla Alt Mahkeme çoğunluk kararı ile Ufuk Dora'nın şahadetini doğru olarak kabul etmekle herhangi bir hata işlemiş deği-ldir. Netice olarak bu istinaf sebebi de reddolunur.
İstinaf Eden Sanığın son yakınması mahkûm edildikten sonra kendine verilen cezanın alenen fahiş olduğu doğrultusundadır. Biz bu görüşe de itibar etmemekteyiz. İstinaf Eden Sanık inter alia Fası-l 154 Ceza Yasasının 291 ve 294(a) maddeleri tahtında itham edilip yargılanmış ve suçlu bulunup mahkûm edilmiştir. Bu maddeler tahtında kendine verilebilecek azami hapislik cezasının süresi çok daha uzun olabilirken Alt Mahkeme kendine sadece 18 ay hapisl-ik cezası vermiştir. Sanığın Güzelyurt Ağır Ceza Mahkemesince mahkûm edilip hapis cezasına çarptırıldığı suçlar Ceza Yasamızda yer alan en ağır suçlar arasındadır. Maalesef bugün en yaygın suçlardandır ve kamu vicdanını en çok rahatsız eden suçlar arasın-dadır. Her Ağır Ceza Mahkemesi oturumunda maalesef ev, dükkân açma, hırsızlık gibi suçlar görmekteyiz. Ağır Ceza Mahkemesince Sanığın çarptırıldığı hapislik cezasının süresi İstinaf Eden Sanığın yakındığı gibi fazla olmayıp tam tersine alenen azdır ve ad-alet yapmak için bu Mahkemenin müdahalesini gerektirecek niteliktedir. A fortiori İstinaf Eden Sanığa mahkûm olduğu suçlardan ötürü işlemiş olduğu suçun vehameti ile orantılı ve caydırıcı bir ceza verilmesi gerekirken Alt Mahkeme Sanığa böyle davranmamış -ve daha uzun süreli bir hapislik cezası vermemekle hata etmiştir. Bu böyle olmakla beraber Savcılık cezanın azlığı yakınmasını içeren bir mukabil istinaf dosyalamış değildir. Bu durumda ve böyle bir mukabil istinaf yokluğunda yasal olarak ve İstinaf Mahk-emesi olarak bu cezayı artırabilirmiyiz? Bu sualin cevabı geçmiş davalarda da tartışılmış ve ceza istinaf işlemlerinde İstinaf Mahkemesinin yetkisini düzenleyen Fasıl 155 Ceza Usul Yasası Madde 145(2) hükümleri göz önünde bulundurularak bunun artırılabile-ceği sarihtir. Sözü edilen madde aynen şöyledir:
"2) In determining an appeal against sentence, the
Supreme Court may increase, reduce or modify the
sentence."
Bu maddenin kökü İngiltere'de, Criminal Appeal Act 1907'ye dayanmak-tadır. Bizim Fasıl 155 Madde 145(2)'ye tekabül eden sözü edilen İngiliz Yasa maddesi de madde 4(3)'dür ve aynen şöyledir:
-
"4.(3) On an appeal against sentence the Court
of Criminal Appeal shall, if they think that a
different sentence should have been passed, quash the
sentence passed at the trial, and pass such other
sentence warranted in law -by the verdict (whether more
or less severe) in substitution therefor as they think
ought to been passed, and in any other case shall
dismiss the appeal."--
-(Bak: Law Reports, Statutes, 1907, sayfa 99 ve 101).
Şunu hemen ilâve edelim ki İngiltere'deki yasal durum bilhassa 1960-'dan sonra İngiltere'de geçirilen Yasalar neticesi çok değişmiştir. (Misal olarak Bak: Criminal Appeal Acts, 1966 ve 1968 ve Powers of Criminal Courts Act, 1973) Ancak İngiltere'deki bu yasal değişikliklerden önce 1907 ile 1960 dönemi arasındaki İngiliz -İstinaf Mahkemesi kararlarına göz atıldığında davayı gören İstinaf Mahkemesinin uygun görmesi halinde, cezanın azlığı doğrultusunda istinaf yapılmamış olmasına rağmen İngiliz İstinaf Mahkemesi tarafından cezaların artırıldığı birçok içtihatlar ile sarihtir-. Bir başka deyişle İstinaf Mahkemesinin cezayı artırmaya yönelik yetkisi, İddia Makamının cezanın azlığı nedeni ile istinaf dosyalaması ön koşuluna bağlı değildir. Bunu gösteren birçok içtihat olmasına rağmen birkaç istinaf kararını misal olarak gösterm-ek yerinde olacaktır. (Bak: Rv Harris, 26 Cr.App.R (1937 p.22 ve Rv Taylor, 27 Cr. App.R (1939) p.42, Rv Mortimer, 1 Cr.App.R. (1908) p.20, Rv Simpson, 5 Cr.App.R. (1910) p.217, Rv Massey, 16 Cr.App.R. (1921) p.85, Rv Reade, 20 Cr.App.R. (1927) p.60)
- İstinaf Eden Sanığın Alt Mahkemece çarptırıldığı cezaları alenen az ve bu Mahkemenin müdahalesini gerektirecek nitelikte gördüğümüzden Sanığın mahkûm olduğu 1'inci davadaki hapislik cezasını 18 aydan 24 aya, 4'üncü davadan da çarptırıldığı hapis cezasını -9 aydan 12 aya çıkarmayı uygun görür bu doğrultuda emir veririz, cezalar Alt Mahkemece verilen mahkûmiyet tarihinden başlayacak ve birlikte çekilecektir.
Metin A. Hakkı Mustafa H. Özkök Seyit A. Bensen
Yargıç Yargıç - Yargıç
12 Mart, 2004
-
-
12
-
Full & Egal Universal Law Academy