-D.1/2004Birleştirilmiş Yargıtay/Ceza: 66/03 ve 71/03
(Magosa Ağır Ceza Dava No: 1746/03)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti:Taner Erginel(Başkan),Mustafa H.Özkök, Seyit A.Bensen.
Yargıtay/Ceza: 66/03
- (Magosa Ağır Ceza Dava No: 1746/03)
İstinaf eden : Ömür Borozan, Merkezi Cezaevi
- ile -
Aleyhine istinaf edilen : KKTC Başsavcısı, Lefkoşa
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Avukat Süleyman Dolmacı
Aleyhin-e istinaf edilen namına: Savcı Cevat Rıza.
Yargıtay/Ceza:71/03
(Magosa Ağır Ceza Dava No:1746/03)
İstinaf eden : KKTC Başsavcısı, Lefkoşa
- ile -
Aleyhine istinaf edilen : Ömür Borozan, Magosa
A r a s ı n d a.
İstinaf eden n-amına : Savcı Cevat Rıza
Aleyhine istinaf edilen namına : Avukat Süleyman Dolmacı.
Magosa Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Taşkent Akif, Kıdemli Yargıç Çetin Veziroğlu ve Yargıç Türkay Saadetoğlu'nun 1746/2003 sayılı davada 10.11.2003 tarihinde verdiği kar-ara karşı Sanık ve Başsavcılık tarafından yapılan istinaflardır.
--------------------
H Ü K Ü M
Taner Erginel (Başkan) : Bu birleştirilmiş istinaflarda Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Seyit A.Bensen verecektir.
Seyit A.Bensen : İstinaf Ede-n Sanık, 6.11.2003 tarihinde Gazi Mağusa Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda,
Fasıl 57 Ateşli Silahlar Yasasının 2,4(1)(3)(B) 26 ve 27. maddelerine aykırı olarak, 2.1.2003 tarihinde Gazi Mağusa'da KKTC. yetkili makamından izni olmaksızın 1 adet Browning marka 7-.65 mm. çapında yarı otomatik tabancayı tasarrufunda bulundurmak;
Fasıl 57 Ateşli Silahlar Yasasının 2,4(1)(3)(A) 26 ve 27. maddelerine aykırı olarak, birinci davada belirtilen ayni tarih ve yerde, KKTC. yetkili makamından özel izni olmaksızın birinci suç-un tafsilatında belirtilen tabancayı taşımak,
Fasıl 54 Patlayıcı Maddeler Yasasının 2,4(1) (e)(4)(d) maddelerine aykırı olarak, birinci davada belirtilen ayni tarih ve yerde KKTC. Patlayıcı Maddeler Müfettişliğinden izni olmaksızın 7 adet 7.65 mm. çapında- canlı tabanca mermilerini taşımak ve
Fasıl 54 Patlayıcı Maddeler Yasasının 2,4 (1)(e),
(4)(d),(5)(a) maddelerine aykırı olarak, birinci davada belirtilen ayni tarih ve yerde KKTC. Patlayıcı Maddeler Müfettişinden izni olmaksızın 7 adet 7.65 mm. çapındaki- canlı tabanca mermilerini tasarrufunda bulundurmak suçları ile itham edildi.
Sanık, aleyhine getirilen davaları kabul etti ve Ağır Ceza Mahkemesi de kendisine birlikte çekilmek üzere 2. davadan 6 ay ve 3. davadan 3 ay hapis cezası verdi. 1. ve 4. davala-r üzerinden ise herhangi bir ceza vermedi. Sadece mahkumiyet kararını kaydetmekle yetindi.
İstinaf Eden Sanık, Ağır Ceza Mahkemesinin 2. ve 3. davalar üzerinden kestiği cezaların aşikâr surette fahiş olduğunu ileri sürerek istinaf etmiştir. Başsavcılık d-a verilen cezaların aşikar surette az olduğunu ileri sürerek istinafta bulundu. Her iki istinaf birleştirilerek dinlendi.
Davanın olguları özetle şöyledir: Sanık 2002 yılı Ekim ayı içinde tanımadığı bir şahıstan 200 ABD. Dolarına şarjöründe 7 adet 7.65 -mm. çapında canlı mermisi bulunan Browning marka bir tabancayı satın aldı ve bu tabancayı evinde sakladı. Sanık, dava konusu olaydan takriben 10-15 gün önce konu tabancayı şarjörü ve mermileri ile birlikte alıp yanında işçi olarak çalışan Bülent Göralp ve -Murat Karagöz'ün kaldıkları ikametgâha gidip kendilerine konu tabancayı muhafaza etmeleri için verdi ve o günden sonra da tabancayı kendilerine hiç sormadı. 2.1.2003 tarihinde silah tasarrufundan şüphe edilen Bülent Göralp ve Murat Karagöz'ün ikametgâhını -araştırmak için Mahkeme emri alınmış ve ayni gün saat:18.30'da bir polis ekibi Bülent Göralp ve Murat Karagöz'ün ikâmet etmekte olduğu Gazi Mağusa'daki evine gitmişlerdir. Arama yapıldığını gören Sanık, Bülent Göralp ve Murat Karagöz'ün kaldığı eve gitti v-e evde bulunan polislerden izin alarak Bülent Göralp ile görüştü. Bülent Göralp'a "evde mi?" diye sorduğunda "evde çekmecede" demesi üzerine polisler evi ararken Sanık odada çekmece içinde bulunan tabancayı alıp beline taktı, ancak polis tarafından, üzerin-in aranması sonucunda mezkûr tabanca üzerinde bulunarak emare olarak zaptedildi. Sanık gönüllü ifadesinde, amacının başının belaya girmemesi için tabancayı başka yere saklamak olduğunu belirtti. Sanık kendisine poliste okunan davaları kabul etti.
Ağır C-eza Mahkemesi, İstinaf Eden Sanık ile ilgili olarak kararında şunları söyledi.
"Sanık, 2.1.2003 tarihinde Gazi Mağusa'da bir adet
Browning marka 7.65 mm. çapında yarı otomatik tabancayı KKTC. yetkili makamlarından izni olmaksızın tasarrufunda bulu-ndurmak suretiyle taşımıştır. Sanık söz konusu tabancaya ait 7 adet 7.65 mm. çapındaki canlı mermiyi de tasarrufunda bulundurarak taşımıştır. Sanık, 2.1.2003 tarihinde Sema İçki Fabrikası lojmanları No.3 adresinde bir polis ekibince gerçekleştirilmekte ola-n aramada söz konusu tabancanın ve mermilerinin bulunmaması amacıyla aramanın gerçekleştirilmekte olan söz konusu binaya gitmiş ve gitmekle de kalmayarak mezkûr tabanca ve mermileri üzerine alarak olay mahallinden kaçırılmaya çalışılmıştır. Keza Sanık sözk-onusu tabanca ve mermileri satın aldığı ve tasarrufuna bu şekilde geçirdiği Ekim ayının 2002 yılından tabancanın polis tarafından bulunup emare olarak alındığı 2.1.2003 tarihine kadar yaklaşık 4 ay gibi uzun bir süre söz konusu tabancayı tasarruf etmiştir.- Binaenaleyh Sanığın söz konusu tabancayı sadece 2.1.2003 tarihinde tasarruf ettiği beyanına bu nedenle itibar etmek olası değildir. Sanığın konu tabanca ve mermileri kendisinin yaşamakta olduğu ikametgahda değil de işçilerinin yaşamakta olduğu bina içinde- saklamak yolunu tercih etmek ve bu şekilde konu tabanca ve mermilerin işçileri konumunda olan Murat Karagöz, Bülent Göralp ve Ali Yavuz tarafından da tasarrufla taşımalarına da sebebiyet vermiştir. Hiç kuşkusuz sanığın bu tutum ve davranışları Sanık taraf-ından işlenen suçların ciddiyet ve vehametini bir o kadar daha artırmaktadır. Hiç kimsenin sebep ve gerekçesi ne olursa olsun yasalara aykırı olarak özenti veya merak saikiyle dahi olsa ateşli silah ve patlayıcı madde tasarruf etmek veya taşımak hak ve yet-kisine haiz değildir. Ateşli silahların her türlü yasal olmayan eylemlerde kullanıldığı yadsınamaz bir gerçektir. İzinsiz ve kayıtsız böylesine tabanca ve mermilerin toplum içerisinde ulu orta tasarrufla taşıması uygun görülemez. Bu tip suçlar toplumu son -derece rahatsız eder ve toplum bireylerini hayat kaygısına iten davranışlar olup bunları hafife almak olası değildir. Bu nedenlerle bu tip suçları işleyenlere karşı verilecek olan cezaların da caydırıcı ve ibretamiz cezalar olması gerekmektedir. Gün be gün- yaygınlaşan veya yaygınlaşma eğilimi gösteren bu tip suçları önlemenin başka bir yolu olmadığı hususunun da altını çizmekte fayda mülahaza etmekteyiz.
Bu olumsuzluklara karşın Sanık henüz 33 yaşında olan genç bir kişidir. Evli olup 1 çocuk babasıdır. -Şirketlere sahip olup bir iş adamıdır ve yanında 15 kişi istihdam etmek suretiyle ekonomik hayata katkıda bulunan bir iş adamıdır. Eşi çalışmamakta, gerek eşinin gerekse çocuğunun Sanığın kazancına şiddetle ihtiyacı bulunmaktadır. Daha ilk anda suçu kanuni- ihtar altında bildirildiğinde cevaben "Tabancanın orda olduğunu öğrendim kaçırmaya çalıştım. Bilahare bu tabanca benimdir" ve daha sonra da "Tamam ben herşeyi anlatayım yazın" diyerek ve gönüllü ifade vermek suretiyle polise yardımcı olmuştur. Mahkemede d-e suçlarını kabul etmek suretiyle adaletin erken tecellisine yardımcı olmuştur. Nadim olup pişmandır ve Mahkemeden özür dilemiştir. Tahkikat amaçlı olarak polis nezaretinde (1) gün süreyle tutuklu kalmıştır. Sanık sabıkasız bir kişidir. Bu hususları da San-ığın leyhine aldık.
Sanığın leyhine olan tüm hususları leyhine ve aleyhine olan tüm hususları da aleyhine aldıktan sonra, Sanığa verilebilecek en uygun cezanın nisbeten kısa süreli bir hapislik cezası olması gerektiğine kanaat getirmiş bulunuyoruz."
Sa-nığın avukatı istinafın duruşması esnasında Sanığın kişisel ve ailevi durumunun ve suçun nasıl işlendiği hususlarının Ağır Ceza Mahkemesi tarafından dikkate alınmakla beraber yeterli derecede değerlendirilmediğini, keza Sanık aleyhine olan hususlara gereği-nden fazla önem atfettiğini veya dikkate alınmaması gereken hususları, Sanık aleyhine dikkate aldığını ve sonuç olarak verilen hapis cezalarının aşikar surette fahiş olduğunu ileri sürdü.
Sanığın avukatı özellikle suçun nasıl işlendiğini, Sanığın suçu i-şlediğini ilk fırsatta kabul ettiğini, polise yardımcı olduğunu, sabıkasız olan Sanığın 33 yaşında evli ve bir küçük çocuk babası olduğunu, Sanığın bir inşaat şirketinin sahibi olduğunu, buna ilaveten Gazi Mağusa'da oto yıkama tesisine de sahip olduğunu, h-alen Sema Otel'in havuz inşaatını yapmakta olduğunu, ilaveten Tuzla'da inşaatları yapan ve yanında 15 işçi çalıştıran üniversite mezunu, kültürlü bir iş adamı olduğunu, bu nedenle sabıkasız olan Sanığa verilmesi gereken en uygun cezanın 6 aydan daha az bir- ceza olması gerektiğini iddia etti.
Diğer taraftan Başsavcılık namına bulunan Savcı da tabanca taşıma suçlarının ciddi ve vahim suçlar olduğunu ve bu tip suçların toplum nezdinde huzursuzluk yaratan davranışlar olduğunu ve bu nedenle cezaların kamu yara-rını korumak amacı ile ibret verici nitelikte olması gerektiğini ileri sürdü.
Dava iddianamesinden görüleceği üzere Sanık aleyhine getirilen davalar 1) Kanunsuz tabanca tasarrufu, 2) Kanunsuz tabanca taşımak, 3) İzinsiz patlayıcı madde taşımak ve 4) İzin-siz patlayıcı madde tasarrufu suçlarıdır.
Dava iddianamesinden açıkça görülüyor ki dava konusu suçlar 2.1.2003 tarihinde işlenmiştir. Davanın olgularından da görüleceği üzere 2.1.2003 tarihinde Sanık konu tabanca ve mermileri çekmeceden alıp beline takmı-ş ve işçilerine ait evde oda içerisinde çok kısa bir süre için aynı anda tasarruf edip üzerinde taşımıştır. Sanık konu tabancayı oda içerisinde çok kısa bir süre için üzerinde taşımakla teknik anlamda taşıma suçunu işlemiştir. Halbuki Ağır Ceza Mahkemesi k-ararında Sanığın konu tabanca ve mermileri satın aldığı ve tasarrufuna bu şekilde ele geçirdiği 2002 yılının Ekim ayından tabancanın polis tarafından bulunup emare olarak zaptedildiği 2.1.2003 tarihine kadar uzun bir süre söz konusu tabancayı tasarruf etti-ğini, bu nedenle Sanığın söz konusu tabancayı sadece 2.1.2003 tarihinde çok kısa bir süre için tasarruf ettiği beyanına itibar etmediğini belirtmiştir. Mahkeme bu bulguya varmakla dava iddianamesindeki itham ile ters düşmüştür. Çünkü dava iddianamesinde Sa-nığın konu tabancayı uzun bir süre tasarruf edip taşıdığına ilişkin Sanık aleyhine getirilmiş herhangi bir dava mevcut değildir. Dava iddianamesinde kanunsuz tabanca taşımak suçunun 2.1.2003 tarihinde işlendiği iddia edilmektedir. Mahkeme, Sanığın söz konu-su tabanca ve mermileri çok kısa bir süre için sadece oda içerisinde teknik anlamda taşıması işleminin, Sanık aleyhine getirilen davayla ters düşerek teknik anlamdaki taşıma işlemini çok uzun bir süre imiş gibi değerlendirmekle ve konu tabancayı Sanığın ço-k kısa bir süre için tasarruf edip taşıdığına ilişkin beyanına itibar etmemekle taşımak suçuna gereğinden fazla ağırlık vermiştir. Bu hususun önemli bir hata olduğunu söyleyebiliriz.
Ağır Ceza Mahkemesi keza, Sanığın konu tabanca ve mermileri kendisinin- yaşamakta olduğu ikametgâhta değil de işçilerinin yaşamakta olduğu bina içinde saklamak yolunu tercih etmek ve bu şekilde konu tabanca ve mermilerin işçileri konumunda olan Murat Karagöz, Bülent Göralp ve Ali Yavuz tarafından da tasarrufla taşımalarına se-bebiyet verdiğini, Sanığın bu tutum ve davranışları Sanık tarafından işlenen suçların ciddiyet ve vehametini bir o kadar daha artırdığını belirtmiştir. Mahkemenin bu bulgusu ile ilgili olarak yine Sanık aleyhine herhangi bir dava getirilmiş değildir. Ağır -Ceza Mahkemesi, suçun işleniş şeklini ve Sanığın mezkûr tabancayı kendi ikâmetgahında değil de işçilerinin ikâmetgahında bulundurmakla, işçileri konumunda olan Murat Karagöz, Bülent Göralp ve Ali Yavuz tarafından da tasarruf ve taşınmasına sebebiyet verdiğ-i bulgusuna varmakla yine dava iddianamesindeki olgulara ters düşmüş ve varmış olduğu bu bulguyu Sanığın aleyhine ağırlaştırıcı sebep olarak almakla hatalı hareket etmiştir.
Mahkeme konu suçların yaygınlaşma eğilimi gösteren suçlar olduğu bulgusuna varmı-ştır. Halbuki Mahkeme gündeminde ateşli silahlarla ilgili tek bir bu dava vardı. Mahkemenin bu tip suçların yaygınlaşma eğilimi gösteren suçlar olduğu bulgusu hiçbir istatistiki veriye dayanmamaktadır. Mahkeme bu bulguya varmakla ve bunu Sanık aleyhine değ-erlendirmekle hatalı hareket etmiştir.
Sanığın işlediği istinaf konusu suçlar gerçekten ciddi suçlardır. Bu gibi suçları özellikle silah taşıma suçunu işleyenlere 4/77 sayılı Yargıtay/Ceza istinafında belirtildiği gibi istisnai haller dışında hapis cezas-ı verilmesi gerekir. Mahkemeler cezayı saptarken Sanıklara verilecek olan cezanın suçun vehameti ile orantılı ve başkalarını caydırıcı nitelikte olması gerektiğini göz önünde tutması gerekir. Ancak hapis cezasının süresinin ne olacağı hususu suçun işleniş -tarzına, Sanığın şahsi karakterine, sabıkası olup olmadığına ve diğer önemli faktörlere bağlıdır. Ağır Ceza Mahkemesi bu meselede Sanığı hapse göndermesi için istisnai bir durum görememiştir. Ağır Ceza Mahkemesinin bu kanaata varması doğru bir harekettir. -Öte yandan Modern Ceza İnfaz sisteminde güdülen gaye suçluyu cezalandırmaktan ziyade onu ıslah etmek ve topluma kazandırmaktır. Ancak Mahkemeler bunu yaparken kamu yararını da göz önünde tutmaları gerekir ve gerek kamu yararı gerekse suçu işleyeni topluma -kazandırmak ilkesi arasında bir denge bulmak gerekir.
Kanaatimizce Ağır Ceza Mahkemesi gerek suçla ve gerekse suçlu ile ilgili faktörleri özellikle Sanığın sabıkasız kişisel ve ailevi durumunu, müteahhitlikle uğraşan ve yanında 15 kişi çalıştıran bir iş -adamı olduğunu dikkate alarak onu 6 ay gibi uzun bir hapis cezasına çarptırmakla hatalı hareket etmiştir. Bu gibi durumlarda kısa süreli hapis cezasının da etkili ve caydırıcı olacağı kanaatindeyiz. Bu nedenle davanın tüm olguları ışığında bir taraftan kam-u yararını diğer taraftan da Sanığı topluma yararlı bir kişi durumuna getirme ilkesini göz önünde tutarak Sanığa verilecek en uygun ceza 2. davadan 3 ay, 3. davadan da 2 ay hapis cezasıdır.
Sonuç olarak Yargıtay/Ceza 66/2003 sayılı istinaf kısmen kabu-l edilir. Ağır Ceza Mahkemesinin 2. davadan kestiği 6 ay, ve 3. davadan kestiği 3 ay hapis cezası iptal edilir ve onun yerine sırasıyle 2. dava için 3 ay ve 3. dava için 2 ay hapis cezası konur. Her iki ceza mahkûmiyet tarihinden itibaren birlikte çekilece-ktir.
Yukarıda söylenenler ve varılan karar ışığında Yargıtay/Ceza 71/2003 sayılı istinaf ise reddolunur.
Taner Erginel Mustafa H. Özkök Seyit A. Bensen
Başkan Yargıç Yargıç
5 Ocak, 2004
-
9
-
Full & Egal Universal Law Academy