-D.10/84 Birleştirilmiş
Yargıtay/Ceza 6/84, 7/84 ve 8/84
- (Ceza Dava No.2657/83 Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Şakir Sıdkı İlkay, Başkan, Salih S. Dayıoğlu, Aziz Altay.
- Yargıtay/Ceza 6/84
İstinaf eden: Ahmet Selçuk, Merkezi Cezaevi, Lefkoşa
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: K.K.T.C. Başsavcılık.
- A r a s ı n d a.
Yargıtay/Ceza 7/84
İstinaf Eden: Ömer Gökboncuk, Merkezi Cezaevi, Lefkoşa.
- ile --
Aleyhine istinaf edilen: K.K.T.C. Başsavcısı.
A r a s ı n d a.
Yargıtay/Ceza 8/84
İstinaf eden: İs-a Dabak, Merkezi cezaevi, Lefkoşa.
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: K.K.T.C. Başsavcısı.
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: Gürsel Kadri ve Tevfik Mut.
Aleyhine istinaf edilenler n-amına: Altan Erdağ.
Uyuşturucu madde tasarrufu - 4/76 sayılı Uyuşturucu Maddeler Yasasının 3, 24(1)(a)(2)(3). maddeleri - 4/76 sayılı Yasanın 6 ve 16. maddeleri tahtında yapılan ve 63/73 sayılı Nizamname ve tadilleri.
Suç ortağının şahadeti - Suç ortağ-ının şahadetinin teyit edilmesi gereği - Meselenin tüm olguları dikkate alındığında suç ortağının şahadetini teyit eden başka bir şahadet aramanın doğru ve uygun olması - Teyit edici şahadetin suçun Sanık tarafından işlendiğini gösterir veya Sanığı suça ba-ğlayan nitelikte olması - Sanığın kendi davranış ve şahadetinin de teyit edici şahadet olablmesi - Teyit edici şahadetin mahiyetinin her davanın kendine özgü olgularına göre değişebilmesi.
Teyit edici şahadet - Meselenin tüm olguları dikkate alındığında s-uç ortağının şahadetini teyit eden başka şahadet aramanın uygun olması.
Gönüllü ifade - Sanıkların polise verdikleri ifadelerin gönüllü olmadığını ve poliste dövüldüklerini iddia etmeleri - Sanık 1'in 4 kez Mahkemeye çıkarıldığı halde Hakime dövüldüğünü -söylememesi - Sanık 2'nin ise şahadetinde ileri sürdüğü iddialar ile Yargıca yaptığı şikâyet arasında büyük çelişkiler olması.
Adli ihbar (Judicial notice) - Uyuşturucu madde suçlarında artış olduğunun adli ihbar olarak dikkate alınması - Yargıtayın Mahke-melere gelen bu tip davaların rakamsal olarak artmış olduğunu dikkate alması.
Ceza takdiri - Uyuşturucu madde tasarrufu ile satışı veya bir başkasına verme arasındaki fark - Satışın veya dağıtımın topluma daha çok zararlı olduğu gerçeği karşısında bu suçl-ara ibretamiz cezalar verilmesi.
OLAY: Sanıklar tasarruflarında Hint keneviri bulundurmakla ve uyuşturucuyu bir başka şahsa vermekle itham edildiler. Sanıklar, Ağır Ceza Mahkeme- sinde itham olundukları suçları kabul etmediler. Ağır Ceza Mahkemesi duru-şma sonunda Sanıkları itham olundukları her iki davada suçlu bularak 3'er yıl hapse mahkûm etti. Sanıklar Polise verdikleri ifadelerin gönüllü ifade olmadığını ve bir suç ortağı olan Rüstem Özel'in şahadetinin teyit edici şahadet olmaksızın kabul edilemiy-eceğini öne sürerek istinaf ettiler.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme Sanıkların Polise verdikleri ifadelerin gönüllü olup olmadığı üzerinde durdu. 1. Sanığın 4 kez Mahkeme önüne çıkarıldığı halde Yargıca dövüldüğüne dair herhangi bir şikâyette bulunmadığını, 2. San-ığın ise Yargıca yaptığı şikâyet ile şahadetinde ileri sürdüğü iddialar arasında büyük çelişkiler olduğunu dikkate alan Yüksek Mahkeme, Sanıkların dövüldükleri, polise verilen ifadelerin gönüllü olmadığı iddiasını kabul etmedi. İfadelerin gönüllü olduğu s-onucuna varan Yüksek Mahkeme Sanık 1 ve Sanık 2'nin mahkumiyet kararlarını onayladı.
Yüksek Mahkeme Sanık 3 aleyhine yegane şahadetin suç ortağı Rüstem Özel'in şahadeti olduğunu, meselenin tüm olguları dikkate alındığında bu tanığın şahadetinin başka b-ir şahadetle teyit edilmesi gerektiğini belirtti. Teyit edici şahadet bulunmadığı için Sanık 3 ile ilgili istinafı kabul eden Yüksek Mahkeme Sanık 3'ü itham olunduğu suçtan beraat ettirdi.
-
-
-H Ü K Ü M
-
Şakir Sıdkı İlkay, Başkan: İlk hükmü Sayın Yargıç Aziz Altay verecektir.
Aziz Altay: Birleştirilmiş olarak dinlenen bu ceza istinaflarında istinaf eden sanıklar Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda 10.5.1983 tarihinde Haspolatta ilgili Makam tarafından -genel olarak yetkilendirilmiş olmadıkları halde tasarruflarında 2.20 gr. Cannabis (Hint Keneviri) bitkilerinin toz halindeki parçacıklarından oluşan uyuşturucu madde bulundurmakla ve söz konusu uyuş- turucu maddeyi Rüstem Özel adındaki bir şahsa vemekle it-ham edildiler. 2. sanık ayrıca 3. bir dava altında, 6.5.1983 tarihinde miktarı bilinmeyen uyuşturucu maddeyi Bashazat Ullaha vermekle itham edildi. Ancak Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi yeterli şahadet bulunmadığı nedeniyle 2. sanığı bu davadan beraat ettirdi.- Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi sanıkları itham edildikleri her iki davada kabahatlı bularak cezalar birlikte çekilmek üzere üçer yıl hapse mahkûm etti.
İstinaf eden sanıklar Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesinin bu hükmünün hatalı olduğunu ileri sürerek mahkûmiye-t kararına karşı istinaf ettiler. İstinaf esas itibarı ile 2 başlık altında özetlenebilir.
1. 1. ve 2. sanıkların polise verdikleri ifadeleri gönüllü ifade olarak kabul etmekle ve
2. Bir suç ortağı olan Rüstem Özel'in şahadetini teyit edici bağımsız şa-hadet olmadığı halde kabul etmekle;
Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi hataya düştü.
İddia Makamı tanığı PE Sedat Oygar sıra ile, 1. ve 2. sanıktan almış olduğu gönüllü ifadeleri ibraz etmek istediği zaman müdafaa avukatı 1. sanığın ifadesinin baskı, dayak, te-hdit ve vaad altında, 2. sanığın ifadesinin de kolu kırılarak, dövülerek, baskı, tehdit ve vaad altında alındığını ileri sürdü ve her iki ifadenin ibrazına itiraz etti. İfadesinin gönüllü alınıp alınmadığını karara bağlayabilmek için yapılan duruşma içinde- duruşmada 1. sanık Polis tarafından dövüldüğü için vermiş olduğu ifadenin gönüllü olmadığını iddia etti. Ne var ki 1. sanık hakkında tutukluluk emri almak üzere 4 kez Mahkeme huzuruna çıkarıldığı halde Yargıca dövüldüğüne dair herhangi bir şikâyette bulun-madı. Yargıç huzuruna 3. çıkarılışında hasta olduğu için doktora götürülüp röntgeninin çekildiğini 3 yıldan beri rahatsız olduğunu, kendisine hap verildiğini, polislerden de memnun olduğunu söylediğini itiraf etti. 1. sanık, 2. sanık ile birlikte Yargıç hu-zuruna çıkarıldığı bir defasında 2. sanık yargıca dövüldüğünden şikâyet ettiği halde kendisi böyle bir şikâyette bulunmadı.
2. sanık ise, ifadesinin gönüllü olup olmadığı hususunda yapılan duruşma içinde duruşmada verdiği şahadette, 9.5.1983 tarihinde tu-tuklandığını, gecesi ayaklarının sandalyenin kanatlarına geçirilerek kendisine işkence yapıldığını, polisin kolunu kırması ve yumrukla kafasına vurması sonucu kendinden geçtiğini, bir süre sonra kendine gelince kolu kırık, yüzü ve gözü şiş olduğu için dokt-ora gitmek istediğini, doktora gitmek üzere kendisini arabaya koyduklarında PE 93 Sedat Oygar, kolunun polis tarafından kırıldığını söylediği takdirde dünyadan yok edileceğini söyleyerek kendisini tehdit ettiği için korkusundan doktora yataktan düştüğünü s-öylediğini ileri sürdü. Yine sanık 2. şahadetinde tutukluluk sırasında 9 gün devamlı ayaklarının altına 1 1/2 inç kalınlığında bir sopa ile vurduklarını, ayaklarının şiştiğini tırnaklarından da kan geldiğini iddia etti.
PE 93 Sedat Oygar ise her iki sanı-ktan baskı, dayak tehdit ve vaad altında ifade alındığını reddetti. Bu şahit istintakı sırasında 2. sanığın kolunu kıvırarak, bükerek ve sopa ile vurarak kırdığı hususunda ileri sürülen iddiaları kesinlikle reddetti. Yine şahit 2. sanığın yataktan düşmesi -sonucu sağ kolunun çıktığına dair şikâyette bulunması üzerine Dr. Erdinç İnan tarafından muayene edildiğini ve yataktan düşmesi sonucu disk kayması tesbit edilerek prodüksiyon yapılıp sarıldığı hususunda rapor verildiğini söyledi. Şahit ilgili tarihlerde t-abancası olmadığını ileri sürdü ve 2. sanığın ağzına tabanca dayayarak onu tehdit ettiğini reddetti. İstintakta ise şahidin bu iddiasının doğru olmadığı iddia edilmedi. Şahit doktorun raporu hakkında da istintaka tabi tutulmadı.
2. sanığı doktora götüren- polis eri Necmi Cengâver ise 2. sanığın kendi-
sine eskiden beri kolunun devamlı çıktığını ve kolunun altına yastık koyup çekmek suretiyle yerine geldiğini anlattığını iddia etti. Bu şahit 2. sanığı doktora götüreceği sırada PE 93 Sedat Oygarın orada olma-dığını, bu nedenle bu polis erinin 2. sanığı tehdid ettiği iddiasının gerçek dışı olduğunu söyledi.
Emniyet müdürlüğü levazım şubesinde görevli Hazım Gönenç de resmi kayıtlara bakarak ilgili tarihlerde PE 93 Sedat Oygarın tabancası olmadığını açıkladı.
-2. sanık 13.5.1983 günü hakkında tutukluluk emri almak üzere yargıç huzuruna çıkarıldığında ilk kez dövüldüğüne dair şikâyette bulundu ve aynen şöyle dedi. "Kolumdan şikâyetim vardır. Gövdem sızı içinde, iç organlarım ağrı- yor, gözlerim dumanlanır. Beni -dövdüler."
Huzurundaki şahadeti değerlendiren Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi verilen her iki ifadenin gönüllü olduğuna kanaat getirerek Emare olarak ibraz edilmelerine izin verdi.
Şahadetten de görülebileceği gibi 1. sanık, 4 kez yargıç huzuruna çıkarıldı-ğı halde, Yargıca dövüldüğüne dair hiçbir şikâyette bulunmamıştır. Bir defasında 2. sanık Yargıca dövüldüğüne dair şikâyette bulunduğu halde, kendisi böyle bir şikâyette bulunmamış aksine, polislerden memnun olduğunu söylemiştir.
Öte yandan 2. sanığın şa-hadetinde ileri sürdüğü iddialar ile yargıca yaptığı şikâyet sırasında ileri sürdüğü iddialar arasında büyük çelişki vardır. Şahadetinde yüzünün ve gözünün şiş olduğunu iddia eden bu sanık, doktora bunlardan hiç bahsetmemiş, ona dövüldüğüne dair şikâyette -bulunmamıştır. 2. sanık doktora yataktan düşmesi sonucu kolunun ağrı içinde olduğunu söylemiştir. Bu sanık doktora götürüldüğü sırada PE 93 Sedat Oygarın ağzına tabanca dayadığını iddia etmiş ise de resmi kayıtlara göre o tarihlerde bu polis erinin tabanca-sı dahi olmadığı görülmektedir.
Bu durumda şahitleri görüp şahadetlerini değerlendiren ve kime inanıp inanmayacağına karar veren Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesinin her iki sanığın ifadelerinin gönüllü olduğu hususundaki kanaatına istinafen müdahale etmemiz i-çin yeterli bir neden mevcut değildir.
Rüstem Özelin şahadetini teyit eden bağımsız şahadet olup olmadığına gelince. Bu meselede İddia Makamının esas şahidi olan Rüstem Özel'in bir suç ortağı olduğuna kuşku yoktur. Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi çok zeki, u-yanık ve çok uzun istintaka rağmen hiç sarsılmayan ve her soruya rahat cevaplar veren bir şahit olarak tanımladığı Rüstem Özel'in şahadetini doğru olarak kabul etti ve bu şahidin şahadetinin, hiçbir yönden teyit edilmese dahi, sanıkları mahkûm etmek için y-eterli olduğunu, kaldı ki başka şahadetle şahadetin teyit edildiğini belirtti. Bu meselede iddia makamının esas şahidi durumunda olan Rüstem Özelin bir suç ortağı olduğu, başka bir davada uyuşturucu madde tasarrufundan mahkûm edildiği ve meselenin tüm sair- olguları dikkate alındığında, şahadetini teyit eden başka şahadet aramanın doğru ve uygun olacağı kanısındayız. Teyit edici şahadet suç ortağının her söylediğini teyit eden şahadet demek değildir. Teyit edici şahadetin işlenen suçun sanık tarafından işle-ndiğini gösterir nitelikte olması, başka bir deyişle sanığı suça bağlayan nitelikte olması gerekir. Sanığın kendi davranışları ve şahadeti de teyit edici şahadet olarak kabul edilebilir. Teyit edici şahadetin mahiyeti ise her davanın kendine özgü olguların-a göre değişir. (Bak: Rex v. Baskerville (1916) 2 KB 658 at 667)
Rüstem Özele göre Türkiye'de olduğu bir sırada 1. sanık kendisini Gaziantepte eniştesinin dükkânında arayıp buldu ve Kıbrısa getirmek üzere bir miktar esrar bulmak için yardımcı olmasını is-tedi. Şahit yaptığı araştırmalardan sonra kürt Şiko adında birisinde esrar olduğunu ve kilosuna 100,000 TL istediğini 1. sanığa bildirdi. 1. sanık şahide 350,000TL vererek 3 1/2 kilo esrar almasını istedi. Şahit aldığı para ile kürt Şiko'dan esrar satın al-ıp 1. sanığa teslim ettikten sonra 1. sanık şahide malı Kıbrıs'a getirmesini teklif etti. Ancak şahit kabul etmedi ve o sıralarda Türkiye'de bulunan ve Kıbrıs'a dönecek olan 3. sanığa teklifte bulundu. 3. sanık malı Kıbrıs'a 100,00TL'ye getirmeyi kabul ett-i. Daha sonra şahit Kıbrısa gelmek üzere bir miktar halı alarak 1. sanık ile beraber Mersine geldi. İlkin kendisi daha sonra da 1. sanık ile 3. sanık gemiye bindi. Gemide 1. sanık şahide malı Mersin gümrüğünden geçirdikten sonra onu 3. sanığa verdiğini söy-lediğini iddia etti. Mağusaya çıktıktan sonra 1. sanık ile beraber aynı taksi ile Haspolat'a gelen şahit, kendisi Haspolatta indikten sonra 1. sanık aynı taksi ile Lefkoşa'ya geldi. Rüstem Özel ertesi günü 1. sanık ile beraber Türkiye'den getirdikleri halı-ları gümrükten kurtarmak için Mağusaya gitti. Bu şahit 1-2 gün sonra Toros oteline giderek orada kalmakta olan 1. sanık ile buluştu. 1. sanık odada yanında bulunan 2. sanığı ortağı olarak tanıştırdıktan sonra şahide 3. sanıkta bulunan esrarı alıp yanında m-uhafaza etmesini ve daha sonra gelip kendisinden alacaklarını söyledi. Şahit bunun üzerine 3. sanığa gidip malı istedi ancak para götürmediği için 3. sanık malın bir kısmını şahide verdi ve parayı getirdiklerinde malın geriye kalan kısmını da vereceğini sö-yleyerek yanında alıkoydu. Şahit, aldığı esrarı evine götürdü ve bir kutuya koyup evin dışında tarla içerisinde bir yere sakladı. Şahit ertesi günü Toros otelinde 1. sanığı bularak malın bir kısmının yanında olduğunu bildirdi ve gelip almasını istedi. 1. s-anık ise şahide malı yanında tutmasını ve daha sonra gelip alacaklarını söyledi. Sabıkalı olduğu için evinin basılacağından edişelenen şahit bir gün sonra tekrar 1. sanığa gidip bu endişesini açıkladı ve malı almalarını istedi. 1. sanık ise kendisinden num-une getirmesini istedi ve şahit de 1. sanığın bu arzusunu yerine getirdi. Daha sonra 1. ile 2. sanıklar şahidin evine giderek müşteri bulamadıkları için malı 1-2 gün daha saklamasını söylediler. Aradan 2 gün geçtiği halde malı aramamaları üzerine şahit tek-rar 1. sanığa gitti ancak onu bulamadığı için 2. sanığa Türkiye'ye gideceğini söyleyerek malı almalarını istedi. 2. sanık o gün akşam üzeri saat 6.30-7.00 arası Haspolat'a gidip malı alacaklarını söyledi. Belirtilen saate kadar evde beklediği halde kimse g-elmediği için şahit bir arkadaşı ile Hamitköy'e gitti. Bilâhare karısından kendisi evden çıktıktan sonra iki kişinin kendisini aradığını öğrenince sanıklara telefon etti. Sanıklar ertesi gün gelip malı alacaklarını söylediler. Ancak şahit aynı gece polis t-arafından tutuklandı ve yanında sakladığı esrarı da polise teslim etmek zorunda kaldı.
Rüstem Özel'in bu şahadeti 1. sanığın polise vermiş olduğu ve Mahkemeye Emare olarak ibraz olunan gönüllü ifadesi ile teyit edilmektedir. 1. sanık gönüllü ifadesinde R-üstem Özel ile beraber aynı gemide Gazi Mağusaya, oradan da Haspolata kadar aynı arabada geldiğini, Rüstem Özel Haspolatta indikten sonra kendisinin yola devam ederek Lefkoşa'ya geldiğini, Toros otelin yerleştiğini, bir gün sonra Rüstem Özel'in Lefkoşaya g-elerek birlikte Mağusa gümrüğüne gittiklerini ve Türkiyeden getirdikleri halıları kurtardıklarını teyit etmektedir. 1. sanık yine gönüllü ifadesinde Mağusaya gittikten 3 gün sonra Rüstem Özelin evine gittiğini ve orada Rüstem Özelin kendisne nohut büyüklüğ-ünde esrar verdiğini, ikinci sanıkla beraber 2. kez Rüstem Özel'in evine gittiğini ancak evde olmadığı için görüşemediklerini itiraf etmiştir.
İddia Makamı 4. şahidi Nesimi Miskin de şahadetinde 1983 Mayısının ilk haftasında Lefkoşa'da Yaşar'ın kahvehan-esinde oturduğu bir sırada 1. sanığın gelip kendisini dışarıya çağırdığını, kendisinden 2000TL istediğini ve hemen arkasından da 2 kilo esrarı olduğunu söylemesi üzerine tepki göstererek "ne sen bana bunu söylemiş ol, ne de ben duymuş olayım" dediğini anl-attı. Nesimi Miskin'in bu şahadeti, müşteri bulamadıkları için yanında bulunan esrarı 1. sanığın gelip aramadığını söyleyen Rüstem Özeli teyit ettiği gibi 1. sanığın Rüstem Özel'in yanında bulunan esrar ile ilişkisi olduğunu gösterir niteliktedir.
Öte ya-ndan PE 93 Sedat Oygar da 9.5.1983 günü Lefkoşa'da Toros Otelinde 7 nolu odada kalmakta olan 1. ve 2. sanıkları bulduğunu, 2. sanığa müfettiş muavini Mehmet Özdamarın kanuni ithamda bulunarak aleyhindeki ithamı duyduktan sonra 2. sanığın "aradığınız mal be-nde değil, Haspolatta Rüstemdedir. Bize numune getirmişti" şeklindeki cevabı, yine orada hazır bulunan 1. sanığın da "evet mal Rüstemdedir. Ömer doğru söyler" şeklindeki sözleri de, gerek 1. sanığı ve gerekse 2. sanığı suça bağlayan teyit edici şahadet teş-kil ettiğine kuşku yoktur.
Görülebileceği gibi Rüstem Özelin şahadeti dışında, 1. sanığın gönüllü ifadesi ile Nesimi Miskinin şahadeti, 1. sanığı suça bağlayan teyit edici şahadet teşkil etmektedir. Müfettiş muavini Mehmet Özdamarın, aleyhindeki ithamı d-uyurmasından sonra 2. sanığın "aradığınız mal bizde değil, Haspolatta Rüstemdedir" şeklindeki cevabı kendini suça bağlayan teyit edici şahadet niteliğindedir.
Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesinin doğru olarak kabul ettiği Rüstem Özel'in 1. ve 2. sanık ile ilgi-li şahadetini teyit eden başka şahadet olduğuna göre bu iki sanığı itham edildikleri suçlardan kabahatlı bularak mahkûm etmekle Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi hataya düşmüş değildir ve bu sanıkların mahkûmiyet aleyhine yapmış oldukları istinafların reddedilme-si gerekir.
3. sanığın aleyhindeki şahadete gelince; Bu sanık itham edildiği suçlar ile herhangi bir ilgisi olduğunu başlangıçtan reddetmiştir. Polis tarafından evde yapılan aramada da herhangi bir uyuşturucu madde bulunmuş değildir. 3. sanığın tasarrufu-ndaki uyuşturucu maddeyi kuyuya attığı iddia edilmiş ise de, kuyudan sıvı numune alıp tahlil etme yoluna gidilmemiştir.
3. sanığın aleyhindeki yegâne şahadet Rüstem Özel'in şahadetidir. Yukarıda belirtildiği gibi bir suç ortağı durumunda olan bu şahidin -şahadetinin, bu davaya özgü olgular ışığında, başka bağımsız ve güvenilir şahadetle teyit edilmesinin doğru ve uygun olacağı görüşündeyiz. Mahkeme huzurundaki şahadet incelendiğinde, Rüstem Özel'in şahadeti dışında, 3. sanığı suça bağlayan teyit edici şaha-detin bulunmadığı görülmektedir. Durum bu merkezde olduğuna göre, Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi bu sanığı kabahatli bulup mahkûm etmekle hataya düşmüştür. Bu durumda 3. sanığın istinafı kabul edilerek mahkûmiyet kararının iptal edilmesi gerekmektedir.
Sonu-ç olarak 1 ve 2. sanıkların yapmış oldukları sırası ile 6/84 ve 7/84 sayılı Yagrıtay Ceza istinaflarının reddedilmesi ve sanıklara verilen hapislik cezalarının mahkûmiyet tarihinden itibaren yürürlüğe girmesi gerektiği görüşündeyim.
3. sanığın 8/84 sayıl-ı ceza istinaflarının kabul edilerek Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesinin bu sanık hakkındaki mahkûmiyet kararının iptal edilmesi gerektiği kanısındayım.
Şakir Sıdkı İlkay, Başkan: Sayın Yargıç Aziz Altayın verdiği hükümle hemfikirim.
Salih S. Dayıoğlu: Sayın -Yargıç Aziz Altay tarafından hazırlanan hükmü önceden okumak fırsatını buldum. 2. sanığın gönüllü ifadesi ile ilgili söyledikleri dışında hükmünde belirttiği sair hususlar ve vardığı sonuç ile hemfikirim.
Kanımca 2. sanığın polise verdiği ifadenin İlk Ma-hkemece kabul edilmemesi gerekirdi. Nedenlerini şu şekilde özetleyebilirim:
2. Sanığın ifadesinin polis tarafından vaad ve tehdit ve dayak neticesi alındığı iddia edildi ve bu hususta yapılan duruşma içinde duruşmada, sair şeyler meyanında 9.5.1983 tarih-inde polis eri Sedat Oygar tarafından eli bükülerek sağ kolunun disk kayması sonucu çıktığını ve aynı gün doktora götürüldüğünü, doktora götürülmezden önce polis tarafından bu hususta doktora şikâyette bulunmaması için ikaz ve tehdit edildiğini bunun sonuc-u olarak da doktora yataktan düştüğünü söylediğini doktorun ise böyle bir şey olamayaacağını söylediğini ifade etti.
2. Sanığın kolunda vuku bulan disk kayması tartışması yapılmayan bir olgudur. Ayrıca yine sanığın 13.5.1983 tarihinde Mahkeme huzuruna çı-ktığı ve yargıca kolundan şikâyet ettiği kolunun doktor tarafından sargıya alındığı tartışması yapılmayan olgulardır. Keza 2. sanığın doktora yataktan düştüğünü söylemesi üzerine doktorun "böyle birşey olamaz" dediğini sanık iddia etmekte- dir ve bu husus -İddia Makamınca da nakzedilmemektedir. İlk Mahkemenin bulgusuna göre 2. sanığın üzerinden düştüğü iddia edilen yatak normal bir yataktır. Tıbbi şahadet veya tıbbi izahat yokluğunda normal bir insanın normal yükseklikte olan bir yataktan düşmesi ile kol dis-kinin kaymış olacağının kabul edilmesi oldukça güçtür. Bundan başka 2. sanığı hastahaneye götüren polis eri Necmi Cengâver 2. sanığın kendisine kolunun kendiliğinden her zaman çıktığını söylediğini iddia etti. Bu hususta en azından 2. sanığın kol diskinin -kaymasının yataktan düşmesinden kaynaklandığı doğrultusundaki İddia Makamının iddiasına gölge düşürmektedir. Bu durumda İlk Mahkemenin 2. sanığın ifadesinin her türlü makul şüpheden ari olarak gönüllü bir ifade olduğu bulgusuna varmaması ve bu hususta yara-tılması gereken şüphenin menfaatını 2. sanığa verip ifadenin ibrazına izin vermemesi gerekirdi.
Yukarıdaki görüşlerime tabi olarak Sayın Yargıç Aziz Altay'ın serdettiği sair nedenler ile vardığı sonuca katılırım.
Şakir Sıdkı İlkay, Başkan: Sonuç olarak -Ahmet Selçuk ve Ömer Gökboncuk tarafından yapılan 6/84 ve 7/84 sayılı istinaflar, oybirliği ile, reddolunur.
İsa Dabak tarafından yapılan 8/84 sayılı istinaf, yine oybirliği ile, kabul edilir ve Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi tarafından aleyhine verilen mah-kûmiyet kararı iptal edilir.
(Şakir Sıdkı İlkay) (Salih S. Dayıoğlu) (Aziz Altay)
Başkan Yargıç Yargıç
19 Ekim 1984
Full & Egal Universal Law Academy