-D.4/91 Birleştirilmiş
Yargıtay/Ceza 7/91 ve 12/91
(Ağır Ceza No: 51/91; Girne)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Niyazi F. Korkut, celâl Karabacak, Özkan Tunçağ
Yargıtay-/Ceza 7/91
İstinaf eden: Raif İlkman, Merkezi Cezaevi, Lefkoşa.
ile
Aleyhine istinaf edilen: Başsavcılık.
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Menteş Aziz, Hasan Murat, Savaş Atakan
Aleyhine istinaf -edilen namına: Derviş Akter
Yargıtay/Ceza 12/91
İstinaf eden: Başsavcılık
ile
Aleyhine istinaf edilen: Raif İlkman, Merkezi Cezaevi, Lefkoşa.
A r a s ı n d a.
İs-tinaf eden namına: derviş Akter
Aleyhine istinaf edilen namına: Menteş Aziz, Hasan Murat, Savaş Atakan
K A R A R
Niyazi F. Korkut: Yargıtay/Ceza 7/91 sayılı istinafla istinaf eden Sanık, Girne Ağır Ceza Mahkemesinde, 28.7.1990 tarihinde Alsancak'ta Baka-nlar Kurulundan özel izni olmaksızın tasarrufunda tabanca bulundurmak; konu tanbancayı 28.4.1990 ile 28.7.1990 tarihleri arasında kesin olarak tespit edilmeyen bir günde Lefkoşa'dan Alsancak'a taşımak ve 1'inci davada belirtilen ayni tarih ve mahalde izni -olmaksızın tasarrufunda muhtelif çapta toplam 181 mermi buludnurmakla itham edildi. Sanık, 14.3.1991 tarihli oturumunda aleyhindeki tüm davaları kabul etti.
İddia Makamı tarafından Alt Mahkemeye sunulan olgular özetle şöyledir:
27.7.1990 tarihinde pol-isin aldığı bir bilgi ışığında, Mahkemeden temin edilen bir arama emri ile, Sanığın Alsancaktaki ikametgahı arandı. Arama esnasında evin üst katında Danığın hanımının elinde birşey saklamaya çalıştığını gören P.M. Yusuf Özkün Sanığın hanımının elindekinin -bir tabanca ve şarjör olduğunu görerek aknuni ihtarda bulundu. Bunun züerine Sanık "benimddir, benimdir" şeklinde bir beyanda bulundu. Aramaya devam eden polisler evin muhtelif yerlerinde davada tafsilatı verilen mermileri buldular. Sanığın tabanca taşıma -ve aptlayıcı madde tasarrufu için yetkili makamlardan izni yoktur. Sanık daha önce 17.10.1983 tarihinde tabanca tasarrufundan 18.000TL ve mermi tasarrufundan 10,800TL para cezasına çarptırılmıştı.
Savunma avukatı tarafından Sanığın karakteri hakkında şah-adete çağrılan emekli İş Bankası Şube Müdürü İlter Kırmızı, Sanığın 1958 yılında TMT kurucularından birisi olduğunu, Sanık ile Bayraktarlığa bağlı özel grupta görev yaptıklarını, teşkilâtın ikmâl görevlerinde Sanığa ait kamyon ve şöförleri kullandıklarını-; Sanığın TMT'ye sayısız hizmetleri olduğunu ve 1963'de Sanığın Bölük Komutanlığı da yaptığını belirtti. Daha sonra savunma avukatı Sanığın TMT'ye eski hizmetleri yanında 1974 Barış Harekâtında da tüm kamyonları ile görev yapıp adaya çıkan asker ve silâhla-rı kamyonları ile taşıdığını, 1983'de mahkûm olduğu suçların benzeri olup davaları neticenmeyenler ile 8000TL'ye kadar para cezası ve hapis cezasına çarptırılanların daha sonra 1/84 sayılı Af Yasası kapsamına girdiklerini; Sanığın ciddi bir ameliyat geçiri-p halen tedavi altında odluğunu; istinafa konu tabancayı üzerinde taşımayıp onu sadece Lefkoşa'dan Girne'deki evine aktarma sırasında arabasında taşıdığını ve 59 yaşında olup halen çalıştırmakta odluğu Salamis Bay Gazinosunda yanında 30 kişi çalıştırdığını- beyanla Sanığa karşı mülayim davranılmasını istedi.
Alt Mahkeme kararında, sair şeyler yanında, vahim olan tabanca taşıma ve tasarruf suçları için Yüksek Mahkemenin içtihadi kararları ışığında ve özellikle Yargıtay/Ceza 8/75-9/75'de belirtilen ilkeleri -dikkate alarak etkin ve caydırıcı ve başkalarına ibret verici cezalar vermesi gerektiğini vurgulayarak, Sanık lehinde söylenenleri ve sair şeyler yanında daha önce özellikle benzeri suçtan mahkûm olduğunu da dikkate alarak Sanığı mahkûm olduğu 1 ve 2''ci d-avalardan 4 ay, 3 ve 4''ncü davalardan 2 ay hapis cezasına çarptırdı.
Sanık, bu cezalara karşı istinaf dosyaladı. istinaf ihbarnamesinde 6 ayrı istinaf sebebi altında genelde verilen cezaların aşikâr surette fahiş odluğu ve aynı fiildeen neşet eden suçla-r için ayrı ayrı ceza verilmekle de hatalı hareket edildiği ileri sürüldü.
İddia Makamı ise dosyalamış olduğu 12/91 sayılı sitinafında, tabanca tasarruf ve taşıma suçları için kesilen cezaların aşikâr surette az odluğunu ileri sürdü.
Her iki istinaf b-irleştirilerek dinlendi.
Yargıtay olarak birçok kez, takdir ve tespit edecekleri uygun cezanın ne olacağı hususunda, Mahkemelere geniş adli yetki verildiği ve bu adli yetkilerini kullanırken bazı hkuki ilkeleri göz önünde tutmaları gerektiği de vurgulana-rak bu ilkelerin neler olduğu tekrarlanmıştır.
"1. Amme menfaatını korumak. Bu amaçla kesilecek olan cezanın mahkûm olan şahsı veya başkalarını betekrar mahkûm edildiği suça benzer ve/veya başka herhangi bir suçu işlemesini önleyecek nitelikte olması. Ba-şka bir deyimle cezanın sanığa ve başkalarına ibret verici nitelikte olması.
2. Cezanın işlenen suçun vehameti ile orantılı olması. Bunu sağlamak için de suçun nasıl ve hangi koşullar altında işlendiğini göz önünde bulundurmak.
3. Kesilecek olan cezanı-n sanığın ıslahını ve cemiyete faydalı bir insan olarak iadesini temin eder nitelikte olması.
4. Sanığın karakter, sosyal şahsiyeti, geçmşteki durumunu, kesilecek olan cezanın sanığa ve himayesine ve yardımına muhtaç olan kimselere yapacağı etkiyi nazar-ı itibara almak.
5. Kesilecek olan cezaya herhangi bir etki yapabilecek mühim faktörleri nazarı itibara almak."
Bu ilekleri uygulayarak ceza takdir ederken Mahkemeler suçu değil suçluyu cezalandıracaklarını ve verilecek cezanın hem suçluya hem de toplu-ma yararlı yararlı olması gerektiğini de gözönünde bulundurmalıdırlar. Bu ilkelerle ilgili olarak Leo Page'in éThe Sentence of the Court" isimli yapıtında şu görüşlere yer verilmektedir:
"The almost universal rule is that while Parliament has in each case- determined the most severe penalty which the Court may impose it has placed no limit upon the exercise of mercy and of understanding. Even when an offence of real gravity has been proved the Court has a discretion to impose no punishment at all if in it-s view there are sufficient circumsatnces of mitigation.
.........
"The fundametal principle in imposing all sentences, in may submission, is that a court should punish not the offence but the offender.
..........
" A wise sentence is one best calculat-ed to serve the interests of the offender and the community.
...........
"If the court should punish not the offence but the offender it follows necessarily that the court should have, as it has, the widest dicretion, and that this should be exercised af-ter a full ecamination of all relevant circumstances.
...........
"Sentence is just to the prisoner and useful to the community when it is skilfully selected in an effort to recıncile the interests of the prisoner with the overriding interests of the sta-te."
Yargıtay olarak Yargıtay/Ceza 4/77 ve 33/77 sayılı ceza istinaflarında tabanca taşıma suçları için, istisnai haller dışında, genelde hapis cezası verilmesi vurgulanmıştı. Bu ilkeyi halen benimsemekteyiz. Ancak yine Yargıtay olarak birçok kez her dav-anın kendine has olguları ışığında değerlendirmeye tabi tutulması gerektiği de vurgulanmıştır.
Aıntısı yapılan kararlarla belirtilen görüşler ışığında bu istinaftaki olgular ve tutanaklardaki Sanığın karakteri ile ilgili olarak Alt Mahkemede verilen şaha-dete göz attığımızda istinaf eden Sanığın TMT'nin kurucularından olup Bayraktarlığın özel grubunda çalışıp teşkilatın ikmal görevinde büyük hizmetleri olduğu görülür. 1958-1963 yılları ve 1963'de toplumlararası çarpışmaların başlaması ile toplumun geçirdiğ-i kötü günlerde TMT'de görev yapanların hizmetlerinin değer ve önemini ancak o günleri yaşamış olanlar takdir edebilirler. TMT'de hayatlarını hiçe sayarak toplumun namus, şeref ve varlığı için fedakarane ve özveri ile çalışanların o günlerde verdikleri özg-ürlük savaşının sonucu KKTC'nin kurulduğu gerçeğini de unutmamak gerekir. Ancak bu görüşlerden hareketle zamanında TMT'de çalışmış olanların izinsiz tabanca tasarruf edip taşıyabilecekleri anlamı çıkmamalıdır. BU durumda olanların da mevcut yasalara uymala-rı gerektiğini anlamaları ve yasalara saygılı olmaları gerekir.
Yargıtay/Ceza 28/87 sayılı istinafta izinsiz piyade tüfeği ve mermi tasarrufu ile itham olunan 59 yaşındaki eski birTMT'ci ile ilgili olarak verilen hükümde şu görüşe yer verilmilşti:
"Topl-umumuzun geçirdiği en kötü dönemlerde TMT'ye ait silâhların muhafazası için görevlendirilen bir kişinin bu silahı ve mermieri kötü niyetle tasarruf ettiğini ve art niyeti olduğunu da kabul etmiyoruz. Olayı, Sanığın bu silah ve mermileri art niyetle ve kas-ıtl olarak sakladığı şeklinde değil de eski bir teşkilât mutemedi olarak edindiği alışkanlığın tesiri ile sakladığı ve bu gibi silâhların teslim edilmesi yönünde yapılan çağrılara uygun olarak emniyet mensuplarına zamanında teslim etmekte ihmâlkar davrandı-ğı yönünde değerlendirmekteyiz."
Bu istinaftaki Sanığın durumu da aynıdır. Eski bir TMT'ci olan ve uzun süre silâhları ikmâli sırasında silâhlarla birlikte yaşayan Sanığın durumunu Yargıtay/Ceza 28/87'de belirtildiği şekilde değerlendirmek gerekir. Nite-kim olgulardan da görülebileceği gibi İddia Makamı da Sanığın konu silâhı tasarruf ve taşımada bir art niyeti olduğuna ilişkin bir sav ileri sürmediği bir yana, Sanığın taşıma fiili de teknik suçtan ileri gitmemektedir. Konu silâhı taşıma ile ilgili dava S-anığın ifadesinde tanabcayı Lefkoşa'dan Girne'deki evine naklettiğini belirtmesi üzerine getirilmiştir. Silâhı bir olay sırasında ya da herhangi bir yerde taşıdığına ilişkin bir sav ya da olgu yoktur. Alt Mahkeme hükmünde, Sanığa ceza tespit edeerken, sai-r şeyler yanında, tabanca tasarruf ve taşıma suçlarının vahim suçlar olduğu ve bu nedenle etkin ve caydırıcı ve keza başkalarına ibret verici cezalar verilmesi gerektiğine ilişkin görüş belirtmiştir. Tabanca tasarruf ve taşıma suçlarının vahim suçlar olduğ-una kuşku yoktur. Ancak Birleştirilmiş Yargıtay/Ceza 16/80 ve 17/80'de vrugulandığı gibi ceza verirken sadece işlenen suçun vehametine bakarak ceza tayin edilmez. Ceza suç ve suçlu ile ilgili tüm faktörler dikkate alınarak tayin edilir. Yargıtay/Cezaa 43/8-0 sayılı ceza istinafında da verilecek hapis cezasının süresinin ne olacağı hususunda suçun işleniş tarzına, Sanığın şahsi karakterine, sabıkası olup olmadığına ve diğer önemli faktörlere bakılacağı vurgulandı. Aynı karada daha önce hapis cezası ile cezal-andırılmayan bir kişiye verilecek cezanın başkalarına caydırıcı nitelikte olması için mutlaka uzun süreli olmasının gerekmediği görüşüne de yer verildi.
Esasında bir suçlu için uzun süreli bir hapis cezası etkili olmazken başka bir suçlu için kısa ssürel-i bir hapis cezası daha etkili olabilir. Bu suçlunun kişiliğine göre değişkendir.
Bu konuda Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer ile Prof. Dr. Sahir Erman'ın Ceza Hukuku Dersleri, Umumi Kısım, isimli eserinde sayfa 591 ve 592'de aşağıdaki görüşlere yer verildi-:
"...... bir kaö defa cezaevine girip çıkmış bir şahıs hakkında hükmedilen bilfarz 3 aylık hapis cezası ile, o zamana kadar muhitinde itibar görmüş, tanınmış bir tüccar hakkında hükmedilecek aynı miktar ceza, bu iki şahıs üzerinde aynı tepkiyi uyandırma-z.
........
İşte bu mülâhazalardır ki, son zamanlarda, cezaların şahsileştiril- mesine yol açılmış bulunmaktadır. Filhakika modern ceza hukuku, cezanın suçlunun şahsiyetine uygun olması esasını artık kabul etmiş bulunmaktadır. Bu böyle olunca, herkes iç-in aynı olan bir cezayı tertip etmemek, bilakis her failin şahsiyetine en uygun gelecek olan cezayı tatbik etmek lâzım gelir."
İlâveten herhnagi bir art niyet olmayan hallerde kısa süreli hapis cezaları verilmesinin daha uygun olacağına ilişkin D.A. Thom-as'ın "Principles of Sentencing" isimli yapıtında sayfa 101'de aşağıdaki görüşe yer verilmektedir:
"Shorter sencences will usually be considered appropriate where there is no evidence of an intention to cause injury."
Yargıtay/Ceza 49/87'de ise şu görüşe- yer verildi:
"Modern ceza infaz sisteminde suçluyu cezalandırmanın amacı ondan öç almak olmayıp tam tersi suçluyu düzeltmedir."
Daha önce değinmiş olduğumuz olgulardan da görülebileceği gibi, istinaf eden Sanık, uzun süre TMT'ye hizmet vermiş bir kişid-ir, konu tabancayı taşıması ise, kendi ifadesi ile ortaya çıkmıştır. Konu taşıma da teknik bir suç olmadan ileri gidecek mahiyette olmayıp Sanık konu tabancayı sadece Lefkoşa'dan Girne'ye nakledip herhangi bir olay sırasında taşımadığı gibi bir art niyet d-e söz konusu değildir. Olgulara göre Sanık, kısa bir süre önce ciddi bir ameliyat geçirmiş olup halen tedavi görmektedir.
Sağlık durumu iyi olmayan bir sanığa verilecek ceza ile ilgili olarak bizleri bağlayıcı olmayıp ışık tutucu olarak alıntı yapacağımı-z (1975) II J.S.C. sayfa 1644'de şu görüşe yer verildi:
"ill - health many justify a reduction of the length of imprisonment, the reason being that shorter terms will be, for a sick man, an equally severe punishment to a longer term imposed on a healthy m-an."
Alt Mahkeme hükmünde Sanığa ceza verirken , sair şeyler yanında, özellikle daha önce benzeri sabıkası oluşunu da dikkate almıştır. Yukarıda yapılan alıntılardan ceza takdir ederken sabıkasının da dikkate alınan faktörlerden biri olduğu vurgulanmakla- beraber Sanığın tasarrufla ilgili olan sabıkası 17.3.1983 tarihindedir. Sanığın konu sabıkası tabanca tasarrufu için 16.000TL ve patlayıcı madde tasarrufundan 10.800TL cezadır. Savunma avukatı Alt Mahkemede bu sabıka ile ilgili olarak 1/84 sayılı Af Yasas-ına değinmiştir.
1/84 sayılı Af Yasasının 2. maddesinin (1), (2), (3). fıkraları ile 3. maddesi aynen şöyledir:
"Madde 2 . Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin ilân edilmesi nedeniyle, 15 Kasım 1983 tarihine kadar bu Yasa kurallarına bağlı olarak af veya kı-smi af kapsamı dışında kalan suçlar hariç diğer suçlarla ilgili olarak:
-Hakkında hüküm verilmiş ve halen Cezaevinde hükümlü mahkûm olarak cezasını çekmekte olan mahkûmların geriye kalan cezaları, sadece o suç için bütün sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılır;
-
Açılmış olan ve hükme bağlanmamış olan ceza davaları düşer; ve
Başlatılan tahkikatler durdurulur.
Made 3. 15 Kasım 1983 tarihine kadar, bu Yasa kurallarına bağlı olarak af veya kısmi af kapsamı dışında kalan suçlar hariç, bir veya daha fazla suçtan dola-yı 1978'den önce mahkûm olup da 2000 Türk Lirasına kadar, 1978'den sonra mahkûm olup da 8000TL kadar para cezasınna veya hapislik dışında diğer cezalara çarptı- rılanların mahkûmiyetleri bütün sonuçları ile birlikte ortadan kaldırır."
Yukarıda alıntı yap-ılan maddelerden de görülebileceği gii Sanığın bu sabıka ile ilgili olarak hakkındaki dava, Af Yasası 7.1.1984 tarihinde yürürlüğe girdiği tarihte, sonuçlanmamış olsa idi bütün sonuçları ile ortadan kalkacaktı. Sanık konu suçtan 8000TL altında para cezasın-a ya da hapse mahkûm olsa idi, para cezası ya da geriye kalan mahkûmiyeti bütün sonuçları ile yine ortdan kalkacaktı. Sanığa 800TL üzerinde para cezası kesildiği için af kapsamı dışında kalmıştır.
Geçmiş sabıka mevcut suç arasında uzun bir süre olması ha-linde bunun kesilecek cezaya etkisinin ne oalcağı hususunda D.A. Thomas'ın "The Principles of Sentencing" isimli yapıtında s.179'da aşağıdaki görüşlere yer verilmektedir:
"In the case where the previous offences were trivial and committed in the long dist-ant past, the court will normally disregard them entirely and treat the offender as a man of previous good character. Where the previous convictions are more numerous or are for offences of a more serious character, the existence of a period free from conv-iction immediatley before the commission of the present offence still has substantial mitigating effect. Clearly, the longer the period, the more effect it will have in mitigation."
Geçmişteki sabıkalarla ilgili olarak bağlayıcı olmamakla beraber ışık tu-tucu olarak 2 karardan daha alıntı yapmakta yarar görmekteyiz.
(1) (1970) 2 C.L.R. s.53'de eski sabıkalarla ilgili olarak şu görüşe yer verildi:
"Previous convictions recorder at a distant date of the past should not be brought to the notice of the cou-rt unless reference to them is necessary in order to establish a pattern of recidivism or intermitiate recidivism."
(2) (1971) 2 C.L.R. s. 309'da ise şu görüşe yer verilmektedir:
"Previous convictions may justify the witholding of leniency that might ot-herwise be extended to the accused, but cannot be invoke to impose a sentence longer than the gravity of the facys of the case warrants, for so to do would be the tantamount to punishing the accused twice for the past misdeeds."
Yukarıda alıntı yaptığımı-z tüm içtihat kararları ışığında Alt Mahkemenin kararına göz attığımızda Sanığa ceza takdir ederken Sanık lehinde söylenenleri dikkate almakla beraber bunlara ve özellikle Sanığın karakteri ile ilgili olarak söylenenlere ve sağlık durumuna gereken önem ve -ağırlığı vermediği, ilâveten tasarruf ile ilgili sabıkasına gerekenden fazla önem verdiği ve bu sabıkayı taşıma suçu ile ilgili olarak da dikkate aldığı görülmektedir.
Yukarıda alıntıı yapılan olgular ile içtihat kararları ve istinaf eden Sanığın karakte-ri ile ilgili olarak söyleneler ve özellikle topluma olan geçmiş hizmetleri, konu tabancayı taşıması ile ilgili suçun kendi itirafı üzerinde ortaya çıkmış oluşu, bu taşıma suçunun teknik bir suçtan ileri gidemiyeceği ve tabanca taşımasında bir art niyeti b-ulunmayışı, Sanığın yaşı ve sağlık durumunun iyi olmayışı, tabanca tasarrufu ile ilgili sabıkasının çok eski oluşu ve atıfta bulunulan 1/84 sayılı Af Yasasının özelliği ışığında ve keza Sanığın sırf benzeri sabıkası var diye kendisine ağır bir ceza vermeni-n de bir yerde Sanığı aynı suç için iki kez cezalan- dırma ankamına geelceğini ve taşıma suçu için da benzer sabıkası olmayışını dikkate alarak ve meselenin tüm faktörlerini gözönünde bulundurduktan sonra Alt Mahkemenin Sanığa tabanca taşıma ve tasarrufu i-le mermi tasarrufu suçları için hapis cezası vermekle, doğru hareket ettiği, ancak tabanca taşıma için verilen 5 ay hapis cezası ile mermi tasarrufu için verilen 2 ay hapis cezasının müdahalemizi gerektirecek derecede aşikâr surette fahiş olduğu ve Sanığa -tabanca taşıma için verilecek en uygun cezanın 1.5 ay hapis ve mermi tasarrufu ile ilgili 3'üncü davadan 15 gün hapis cezası olması gerektiği görüşündeyiz.
İstinaf edenin istinaf sebeplerinden biri de aynı olgulardan neşet eden 4 ayrı suç için kendisine -4 ayrı ceza verilmiş olması ile ilgilidir.
Yargıtay/Ceza 27/78, Yargıtay/Ceza 44/78, yargıtay/Ceza 52/81 ve daha birçok davada vurgulandığı gibi aynı olgulardan neşet eden davalardan birine ceza verip ötekilere sadece mahkûmiyetin kaydedilmesi gerekir. -Bu nedenle Alt Mahkeme 2'inci davanın aynı olgularından neşet eden 1'inci dava ve 3'üncü davanın olgularından neşet eden 4'üncü davadan da Sanığa ayrı ayrı ceza vermekle hatalı hareket etmiştir ve bu davalarda verilen cezaların iptâl edilmesi gerekir.
İs-tinaf eden Sanık, 7/91 sayılı istinafında başarılı odluğu cihetle İddia Makamı'nın Sanığa verilen cezaların aşikâr surette az olduğuna ilişkin 12/91 sayılı istinafı da ileri gidemez ve reddolunması gerekir.
Sonuç olarak 7/91 sayılı istinaf kabul edilerek- Alt Mahkemenin Sanığa 2'nci davada verdiği 5 ay hapis cezası 1.5 aya, 3'üncü davadaki hapis cezası ise 15 güne indirilir. 1 ve 4'üncü davalarda verilen cezalar ise iptâl edilir. Birlikte çekilecek olan bu cezalar amhkûmiyet tarihinden başlayacaktır.
12/-91 sayılı istinaf ise reddolunur.
(Niyazi F. Korkut) (Celâl Karabacak) (Özkan Tunçağ)
Yargıç Yargıç Yargıç
12 Nisan 1991
-
-10-
-
Full & Egal Universal Law Academy