-D.1/83 Birleştirilmiş
Yargıtay/Ceza 77/82, 78/82, 79/82, 80/82
- (Dava No: 2118/80 Mağusa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, N. Ergin Salâhi, Aziz Altay.
Yargıtay/Ceza 77/82
İstinaf eden: KTFD Baş-savcısı, Lefkoşa.
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Besim Erdoğan, Beyarmudu.
A r a s ı n d a.
- Yargıtay/Ceza 78/82
İstinaf eden: KTFD Başsavcısı
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Hasan Haydaroğlu, Beyarmudu.
A r a s ı n d a.
- Yargıtay/Ceza 79/82
İstinaf eden: KTFD Başsavcılığı, Lefkoşa.
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Hasan Karabulut, Beyarmudu.
A r a s- ı n d a.
Yargıtay/Ceza 80/82
İstinaf eden: KTFD Başsavcılığı, Lefkoşa.
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: İsmail Deveciler Karabulut, Beyarmudu.
- A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: Akın Sait
Aleyhine istinaf edilenler namına: Emin Asaf.
İthali yasaklanmış eşya tasarrufu - Sanıkların 75 sayılı Emirnamenin 3. mad- desine aykırı olarak -Güney Kıbrıs'tan ithali yasaklanan Pyrexleri ithal etmeleri ve tasarruflarında bulundurmaları - Sanıkların bu eşyaları 1974'den önce tasarruf ettiklerini öne sürmeleri - Kaçak mal tasarrufu ve bu suçların işlenmesine yardımcı olmak - Fasıl 315 Gümrük İdare- Yasası (tadil edilmiş şekliyle) ve Emirnamesi - Yasanın 41. maddesi - Sanığın 137 kutu ithali yasaklanmış pyrex'si tasarrufunda bulundurması - Sanığın vermiş olduğu izahatın inanılamayacak bir izahat olması.
Kamu Yararı - Yaygın suçların önlenmesinde ka-mu yararı olması ve bunlara daha yüksek cezalar verilmesi.
OLAY: Trafik kontrolü yapan polis ekipleri tarafından sanıkların tasarrufunda ithali yasaklanmış kaçak pyrex bulundu. Sanıkların aleyhine ithali yasak- lanmış mal tasarrufu, kaçak mal tasarrufu -ve bu suçlara yardımcı olma davaları getirildi.
Sanıklar İlk Mahkemede eşyaları 1974'den önce yasal olarak tasarruflarında bulundurduklarını iddia ettiler. İlk Mahkeme, Sanıkların verdikleri izahatın, olabilirliğine kanaat getirerek, Sanıkları beraat et-tirdi.
Savcılık, Sanıkların müdafaalarında öne sürdükleri izahatı kabul etmekle İlk Mahkemenin hata ettiğini ileri sürerek istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, Sanıklardan yaşı küçük olanın 1974'de bu eşyaları tasarruf etmesinin mümkün olmadığını, dola-yısıyle Sanıkların vermiş olduğu izahata inanılamayacağını belirtti. Bu nedenle istinafı kabul eden Yüksek Mahkeme Sanıkları itham olunan suçlardan mahkûm etti.
____________________
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu: Birleştirilmiş işbu istinaf Mağusa Kaza M-ahkemesinin 2118/80 sayılı ceza davasında sanıklar aleyhine getirilen davalarda verdiği beraat hükmünden yapılmıştır.
İlk Mahkeme önünde verilen ve Mahkemece doğru olarak kabul edilen olgular şöyledir:
14.3.1980 tarihinde Mağusa kazasına bağlı Akdoğan--Yiğitler ana yolu üzerinde trafik ve genel kontrol yapmakta olan bir emniyet ekibi vardı. Sabah saat 7.15 raddelerinde Emniyet ekibinin bulunduğu noktaya doğru konvoy halinde üç arabanın gelmekte olduğu görüldü.Emniyet ekibine 100 metre kadar yaklaşıldığın-da önde gelen ve plâka numarası D005 olan Mercedes marka bir araba durdu ve içinden sanık İsmail Deveciler indi. Bu şahıs onu takip etmekte olan ZAE 294 plâkalı ve S 270 plâkalı van tipi arabaların sürücülerine geri dönmeleri anlamına gelen el işareti yapt-ı ve hemen akabinde ZAE 294 plâkalı arabaya bindi. Tüm arabaların geriye dönmeleri üzerine Emniyet ekibi de bir polis landroveri ile onları takibe koyuldu. Takip sonucu landrover ZAE 294'e yetişti ve onu durduttu. Bunun içinde bulunan sanık Hasan Haydaroğl-u ile sanık İsmail Deveciler bir polis eşliğinde Vadili karakoluna götürüldü. Polis ekibi geriye kalan arabaların peşine düştü. Yolda van tipi S 270 plâkalı aracı yetişti ve ona durması için işaret verdiği halde van tipi araba durmadı ve yolda zigzag yapar-ak kaçmaya devam etti. Erdemli köyüne giren van araba köy içinde izini kaybettirmeğe çalışmışsa da onu takip eden polis landroveri sonuçta onu yaka- lamağa muvaffak oldu. Bu arabadan sanık Besim Erdoğan ve halen Kıbrıs'ta olmayan Kâni Ahmet ve sanık Hasan- karabulut isimli şahıslar çıktı. Yapılan araştırmada vanın içinde 137 kasa çeşitli tipte pyrex cam eşyası bulundu eşyalarla şahıslar karakola götürüldü.
Neticede sanık Besim Erdoğan ile sanık Hasan Karabulut ithali yasaklanmış mal tasarrufu, kaçak mal t-asarrufu, sanık Hasan Haydaroğlu ve sanık İsmail Deveciler de ithali yasaklanmış mal ithaline yardımcı olmak ve ithali yasak malın tasarruf edilmesine yardımcı olmak suçları ile itham edildiler.
Davayı dinleyen İlk Mahkeme zaptolunan 137 kasa pyrex'in i-thali yasaklanmış mal olduğu bulgusunu yaptı anck sanık ismail Devecilerin sözü edilen malı 1974'ten önce zamanın mevzuatına uygun bir şekilde tasarruf ettiği, bunları Beyarmudundaki deposunda muhafaza ettiği ve olay günü bu eşyaları deposundan çıkarıp sat-ış için başka yere taşımakta olduğu iddiasının olabilirliğini dikkata aldı ve neticede tüm sanıkları aleyhlerine getirilen davalardan beraat ettirdi. Savcılık işbu beraat kararından istinaf etti. istinaf ihbarnamesi onbir sebep içermekle birlikte bunları Y-argıtayda yapılan savlar ışığında iki genel başlık altında toplamak mümkündür. Şöyle ki:
1. İbraz edilen şahadet ışığında sanıkların müdafaa olarak öne sürdükleri izahatın doğru olabilirliğine kanaat getirmekle İlk Mahkeme hata etmiştir.
2. Sanık İsmail- Devecilerin polise vermiş olduğu ifadenin yargıç kaidelerine aykırı olarak alındığı gerekçesi ile kabul edilmemesi doğrultusunda İlk Mahkemece verilen ara karar hatalıdır.
Şimdi de bu iddiaları incelememiz gerekmektedir.
İlk Mahkeme dava konusu emtian-ın yasaklanmış olduğunu ve bunları sanıkların tasarruflarında bulundurduklarını bir bulgu olarak buldu ve bu hususta hükmünde şunları söyledi:
"İ.M.'nın ibraz ettiği ve inandığım şahadete göre Emare (1) 137 kutu çeşitli pyrex, fasıl 315'in 41. maddesi uy-arınca yapılan nizamname ışığında Rum tarafından getirilmesi yasaklanan emtialardandır. Ve bu anlamda kaçak emtia sayılmaktadır. Keza inandığım şahadet uyarınca bu emtia sanık 1'in tasarrufunda yakalanmıştır. Yani bir diğer deyişle İ.M. sanıklar aleyhindek-i ithamları isbatlamıştır."
Yukarıya alınan bulguya rağmen İlk Mahkeme sanık İsmail Devecilerin, konu emtiayı 1974'ten önce yani yasaklamadan önce Güney Kıbrıs'tan getirdiği, bunları Beyarmudundaki deposunda polis tarafından yakalandığı tarihe kadar tutt-uğu doğrultusundaki izahatının doğruluğuna değil de doğru olabileceğine işaret etti ve bundan hareketle sanıklar aleyhine getirilen davaların kanıtlanma- dığı sonucuna vardı.
Geçmiş birçok içtihat kararlarımızda da belirttiğimiz gibi tanıkların şahadetle-rine dayanılarak İlk Mahkemelerce yapılan bulgulara Yargıtay kolay- lıkla müdahalede bulunamaz. Ne var ki mahkeme önünde bulunan ihtilâfsız olgulardan İlk Mahkemenin bulgularında hataya düştüğü açıkça görüldüğü hallerde Yargıtay İlk mahkemelerin kararını b-ozabilir. Bu durumda bu meselede İlk Mahkemenin mevcut olgular ışığında yapmış olduğu bulgularda hataya düşüp düşmediğini incelemek gerekir. İlk Mahkemenin sanık İsmail Devecilerin izahatının doğru olabilirliğine aşağıdakileri söyleyerek vardığı gözükmekte-dir:
"Emare (1) in sanık 5'e ait olup olmadığı gereğince tahkik edilmemiş, sanık 5'in Beyarmudu köyünde deposu olup olmadığı, suç tarihinden önce kime satıp satmadığı, kimden mal alıp almadığı konusunda araştırma yapılmamış ve aynı zamanda istintaka da t-abi tutul- mamıştı. Bunun dışında Emare (1)'in içinde bulunduğu kutularda 'Saka marka Limasol via Nicosia' yazdığı ve kutuların üzerinde NSP isminin bulunduğu, bu NSP'nin tanık 6'ya göre ithalâtcının isminin baş harflerini ifade ettiğini belirtmiştir. Emar-e (3) ve (3a) olarak ibraz olunan faturalarda ise NSPisarides Ltd. olarak başlık mevcuttur. Ve bu faturalar Barış Harekâtının öncesinin tarihini taşımaktadır ve İsmail Korhan Vehbi ismine çıkmış bulunmaktadır. Sanık 5'in yani İsmail Deveciler'in aynı zaman-da babasının adının Vehbi olduğu, İsmail Devecilerin İsmail Korhan veya İsmail Vehbi olduğu tanık 6'nın şahadetiyle sabittir. Bu şartlar altında sanık 5'in ibraz etmiş olduğu Emare (3) faturalar bu malların Barış Harekâtından önce alındığı, yani yasal tasa-rruf bakımından bir karine ortaya koymaktadır.
Bu şartlar altında sanık 1 ve 3 aleyhine getirilen 1 ve 2. davaları yukarıdaki incelemelerim sonucu değerlendirmeye tabi tuttuğumda, sanık 1'in sanık 5'e ait olduğunu iddia ettiği Emare (1)'i taşımakla yasakl-anmış mal tasarrufu ve ithali yasaklanmış emtiayı tasarrruf suçlarını işleyemiye- ceği bir gerçektir."
Bu noktaları bir bir incelememiz gerekmektedir.
Emare 1 olan 137 kutu pyrex emtianın sanık İsmail Devecilere ait olup olmdığı gereğince tahkik edilme-diği söylenmektedir. Bu kanaatle hemfikir olma olanağını bulamadık. Eşyaların nasıl ve ne gibi maceradan sonra polis tarafından ele geçtiği bilinmektedir. Sanık deveciler veya diğer sanıklar yakalanıp da derdest edildikleri zaman hiçbiri bu emtianın 1974 ö-ncesinden beri Devecilere ait olduğunu iddia etmemişlerdir. Bu durumda emtianın mülkiyeti hakkında herhangi bir iddia ileri sürülmeden polis neyi tahkik edecekti? Bu emtianın güneyden gelen ve yasaklanmış mal olduğu esasen ilk mahkemece de saptanmıştır. Şa-yet Deveciler bu malın 1974 öncesinden beri kendisine ait olduğunu iddia ediyorsaydı -ki malların mülkiyeti hususunda en iyi bilgi sahibi kendisi idi- olay günü ve derdest edildiği gün bu hususu rahatlıkla polislere söyleyebilirdi. Bunu yapmış olsa ve buna- rağmen polisler yapmaları gerken tahkikatı yapmamış olsalardı, o vakit polislerin gerekli tahkikatı yapmadıkları söylenebilirdi. Bu görüşümüz, varlığı iddia edilen Devecilere ait "depo" ve yine Rumdan alındığı iddia edile 1974 öncesi üç adet makbuz için -de geçerlidir. Diğer bir deyişle gerek Devecilerin ve gerekse sair sanıkların kaçal ve yasaklanmış emtia ile birlikte yaklandıkları gün ve hatta daha sonra polisin gerekli tahkikatı ve ibraz edilen makbuzların doğruluğu hakkında soruşturma yapılabilmesi iç-in onların depo veya makbuzlardan hiç bahesetmemeleri çok maidardır. Konu emtianın 1974'den önce satın alındığı ve depoda tutulduğu ilk defa duruşma günü ortaya atıldı. Bu durumda bunlar için polisin tahkikat yapması söz konusu olamazdı.
Mahkemeye ibraz -olunan faturalar üzerinde görülen 1973-74 yılları nazarı itibara alındığında Devecilerin ticaret hayatına henüz 16 yaşında olduğu bir zamanda başladığı görülür. Bu küçük yaşta yeküncülük yapacak kadar depo sahibi olması ve sadece makbuz tutarı olan 4000 KL- gibi o zaman muazzam sayılabilecek ticaretle iştigal etmesi veya bu denli ticari bir kapasiteye sahip olması inandırıcı olmaktan uzaktır. Yukarıda söylenenler ışığında makbuzların doğru olabilirliği söz konusu olamaz. Kaldı ki bir an için bu inanılması im-kânsız izahata inanmak isteyen için dahi akla şu soru gelir; şayet Deveciler bu emtia hakkında vercek bir izahatı varsaydı Emniyet barikatını görünce niye kaçtı? Mahkemede, kendisini takip eden sanıklara geriye dönmeleri için işaret verişini, van arabanı-n kağıtlarının tamam olmamasına bağladı. Buna da inanmağa imkân ve ihtimal yoktur çünkü;
(a) Gerek daha sonra ve gerekse duruşma esnasında van arabanın "kağıt- larının" veya herhangi birisinin tamam olmadığını gösteren en küçük bir delil ortaya koymadı, a-ksine, van arabanın "kağıtlarının" tamam oluğuna dair polisin şahadeti vardır.
(b) Bir an için van arabanın "kağıtlarının" tamam olmadığı kabul edilse bile -ki şahadet tam bunun aksinedir- van arabada olmadığı halde kendisi niye kaçtı? Niye sadece "kağıtl-arının" tamam olmadığı van arabanın geri gitmesi için işaret vermekle yetinmedi?
Bütün bu nedenlerle sanık Devecilerin vermiş olduğu izahatın doğru olabilirliği söz konusu değildir. Bu durumda İlk Mahkeme önüne serdedilen olgulardan sanıkların, aleyhleri-ne getirilen davalardan makul şüpheden ari olarak kabahatlı bulunmaları kaçınılmazdır. İlk Mahkeme bunu yapmamakla hata etmiştir.
Birinci noktayı bu şekilde sonuçlandırdıktan sonra ikinci nokta üzerinde durmanın gereği kalmamıştır.
Sonuç olarak istinaf- kabul edilir ve İlk Mahkemenin sanıklar hakkında verdiği beraat kararı iptal edilir. Sanıklar aleyhlerine getirilen davalardan mahkûm edilirler. Meselenin tüm vechesi önümüzde olduktan sonra ceza için meseleyi İlk Mahkemeye göndermektense ceza hususunu da- burada bir karara bağlamayı uygun bulduk.
(Emin Asaf bey sanıklar hakkında dikkate alınmasını dilediği hafifletici sebepleri Mahkemeye sundu)
Salih S. Dayıoğlu: İthamnameden sanık 1 ve 2'nin sırası ile 19 ve 20 yaşlarında olduğu görülmektedir. Bu neden-le sanıklara ceza tayin etmezden önce bu sanıklar hakkında sosyal tahkikat raporu tanzim edilerek 4.2.83 tarihinde Mahkemeye ibraz edilmesi emrolunur. Duruşma, Ceza için, 4.2.83 tarihine ertelenir.
Tarih: 2.2.1983
.......................................-.........
Salih S. Dayıoğlu: Sanık 1 ve 2 hakkında düzenlenen sosyal tahkikat raporları Mahkemeye Emare I ve II olarak sunulduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanıklar, aleyhlerine getirilen ve İlk Mahkemece beraat ettirildikleri davalardan, suç-lu bulunup mahkûm edilmiş bulunmaktadırlar. Sanıkların işledikleri suçların maalesef yaygın olduğunu vurgulamakta yarar görürüz. Bu tür suçları işleyenlerin yasa dışı yollardan ve tez elden maddi çıkar sağlamayı amaç edindikleri açıktır. Kaçakçıların hayat- pahalılığını büyük çapta etkilediğin- den toplum için büyük huzursuzluk kaynağı olduğuna kuşku yoktur. Kıbrıs sorununun henüz bir çözüme ulaşmadığı bu nazik dönemde güney ile bu gibi yasa dışı ilişkilerin ne denli zararlara açık olduğunu söylemeyi fuzuli -addederiz.
Ekonomik yaşam kavgasının bütün şiddetiyle devam ettiği bu zamanda, halk ile alay edercesine, özellikle güneyden yapılan kaçakcılığa basit bir suç gözüyle bakmak hatalı olur. Bu tür suçlara mutlak surette engel olunması gerekir. Burada Mahkeme-lerin rolü büyüktür. Toplumu birinci derecede ilgilendiren ekonomik açıdan toplumu kemirme eğilimi gösteren ve sadece mutlu bir azınlığın faydalandığı bu tür suçlar için, kamu yararını gözöününde tutarak, caydırıcı cezaların verilmesi gerekir. Bu nedenledi-r ki bu gibi suçlara, istisnai durumların dışında, ilke olarak hapis cezası verilmelidir. Önümüzdeki meselede de sanıklara verilecek cezanın hapis cezasından başka bir ceza olmaması gerekir.
Aleyhlerine istinaf edilenlere verilecek olan hapis cezasının s-üresi bizi hayli düşündürmüştür, özellikle elyhine istinaf edilen No.1 ve 2'nin yaşlarının sırası ile 19 ve 20 oluşu, sabıkaları bulunmayışı, haklarında tanzim edilen sosyal tahkikat raporlarının olumlu olduğu bizi ceza tayininde oldukça mülâyım dav- ranma-mıza etken olmuştur.
İşlenen suçların mahiyeti ve işleniş tarzı ile aleyhine istinaf edilenlerin şahsi durumları ve sair tahrif edici unsurlar dikkate alındıktan sonra aleyhine istinaf edilenler aşağıda belirtilen cezalara çarptırılırlar:
77/82 sayılı -istinaftaki aleyhine istinaf edilen 1. davadan yedi ay hapis cezasına çarptırılır, 2. dava 1. davanın olgularından oluştuğu için ona 2. davadan ayrıca ceza verilmez.
78/82 sayılı istinaftaki aleyhine istinaf edilen 1. davadan yedi ay hapis cezasına çarpt-ırılır. 2. dava 1. davanın olgularından oluştuğu için ona 2. davadan ayrıca ceza verilmez.
79/82 sayılı istinaftaki aleyhine istinaf edilen 3. davadan yedi ay hapis cezasına çarptırılır. 4. dava 3. davanın olgularından oluştuğu için ona 4. davadan ayrıc-a ceza verilmez.
80/82 sayılı istinafındaki aleyhine istinaf edilen 3. davadan yedi ay hapis ceasına çarptırılır. 4. dava 3. davanın olgularından oluştuğu için ona 4. davadan ayrıca ceza verilmez.
Hapis cezaları bugünden itibaren başlıyacaktır. Dava ko-nusu olup emare olarak tutulan kaçak emtia müsadere edilir.
(Salih S. Dayıoğlu) (N. Ergin Salâhi) (Aziz Altay)
Yargıç Yargıç Yar-gıç
4 Şubat 1983
Full & Egal Universal Law Academy