-Konsolide edilmiş
Yargıtay/Ceza 8/77, 9/77 ve 10/77
(Dava No.76/77; Mağusa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: M. Necati Münir Ertekün, Başkan, Ülfet Emin ve Şakir Sıdkı İlkay.
Yargıtay/Ceza 8/77
İstinaf eden: Mustafa Süleyman (namı diğerle Kara- Mustafa)
Merkezi Cezaevi, Lefkoşa.
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Başsavcılık.
Arasında.
İstinaf eden namına: Ali Dana.
Aleyhine istinaf edilen namına: Argun Korkut.
Yargıtay/Ceza 9/77
İstinaf eden: Mehmet Mevlit Pekri, Kale-burnu.
ile-
Aleyhine istinaf edilen: Başsavcılık.
A rasında.
İstinaf eden namına: Vedat R. Derviş.
Aleyhine istinaf edilen namına: Argun Korkut.
Yargıtay/ceza 10/77
İstinaf eden: Mustafa Mulla Mustuki, Kaleburnu.
ile-
Aleyhine istinaf edilen: Başsa-vcılık.
A rasında.
İstinaf eden namına: Vedat R. Derviş.
Aleyhine istinaf edilen namına: Argun Korkut.
Cinsi mûnasebet ve soygunculuk suçları - Tartaklamak, bıçakla saldırmak ve tüfekle ateş etmek suretiyle üç sanığın bir kızın zorla parasını çalması-, iki sanığın kızla rızası olmadan cinsi münasebette bulunması veya bulunmaya teşebbüs etmesi - Fasıl 154 Ceza Yasasının 20, 144, 146, 172, 173, 282 ve 283. maddelerine
aykırı soygun, cinsi münasebet ve teşebbüs suçlarının işlenmesi - İlk Mahkemenin Sanıkl-arı suçlu bularak her 3 Sanığı soygunculuk suçundan 2'şer yıl; Sanık 2 ve 3'ü ise cinsi münasebetle ilgili suçlardan Z I/2'şer yıl hapse mahkûm etmesi.
Ceza aleyhine istinaf - Cinsi münasebet ve soygun suçlarında ceza takdiri - İstinafların birleştirilere-k dinlenmesi - "Alibi" müdafaasının olgulara yanlış uygulandığı iddiası - Şahadet vermeyen Sanık eşlerinin Polise verdikleri ifadelerin emare olarak kabul edilmesi.
Mahkûmiyet aleyhine istinaf - Sanıkların mahkûmiyet aleyhine istinafı.
Şahadet Yasası - C-insel suçlarda Mahkemede şahadet vermeyen sanık eşlerinin polise yaptıkları ifadelerin geçerliliği - Yasanın 3, 14(1) ve 14(2)(b) maddeleri - Şahadet Yasasına göre, cinsel suçlarda Sanık eşlerinin şahadetlerinin geçerli olması - Mahkemede şahadet vermeyen -kişilerin polise verdikleri ifadelerin ibrazını düzenleyen kuralların bulunmaması - 5 kasım 1914 tarihinde geçerli Ingiliz şahadet kurallarının geçerli olması - 5 Kasım 1914 tarihinde geçerli İngiliz şahadet kurallarında da bu konuda hüküm bulunmaması - İf-adelerin kabul edilememesi.
OLAY: Sanıklar gece vakti bıçak ve silahlı olarak bir kadına ait çoban kulübesini basarak kadınla zorla cinsi münasebette bulunmakla ve parasını çalmakla itham edildiler.
Sanıklar soygun, rızasız cinsi münasebet ve doğa kural-larına aykırı cinsi münasebet suçları ile itham edildiler. İlk Mahkeme, tüm sanıkları soygun, iki sanığı ise ayrıca cinsi münasebet suçlarından mahkûm etti.
Sanıklar mahkûmiyet ve ceza aleyhine istinaf ederek polise yapılan şikayeti "ilk şikâyet" olarak ka-bul etmekle ve İlk Mahkemede şahit olarak şahadet vermeyen Sanık eşlerinin Polise yaptıkları ifadeleri emare olarak kabul etmekle İlk Mahkemenin hata ettiğini iddia ettiler.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, Şahadet Yasasının 14(1) maddesine göre eşlerin birbirleri -aleyhine şahadet veremeyeceklerini, ancak cinsel suçların buna istisna olduğunu, bu gibi suçlarda eşlerin birbirleri aleyhine mahkemede şahadet verebileceklerini belirtti. Eşlerin mahkemede şahadet vermeden önce polise veya başka birisine verdikleri ifaden-in ibrazı konusunda ise Şahadet Yasasının 3. maddesinde kural bulunmaması nedeniyle İngiltere'de 5 Kasım 1914 tarihinde yürürlükte olan şahadet kurallarının geçerli olacağını ancak bu kurallarda da hüküm bulunmadığı için sözkonusu ifadelerin şahadet olarak- değerlendirilemiyeceği kanısına vardı.
Sanık eşlerinin ifadelerinin etkisi ile değerlendirilen şaha- detin de hatalı olduğu kanaatine varan Yüksek Mahkeme, Sanık eşlerinin ifadeleri dışındaki şahadetin bağımsız olarak Sanıkları mahkûm etmeye yeterli olma-dığı sonucuna vardı ve Sanıkların mahkûmiyetlerini iptal ederek beraatlerine hükmetti.
Atıfta Bulurıuları Yargısal İçtihatlar:
1-Nicholas William Gilbert Slender, 26 Cr. App. R.155 sayfa 163 ve 164.
2- Harold Norman Day, 27, Cr. App. R.168, sayfa 175.
A-tıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
1- Phipson on Evidence, 10. baskı sayfa 273.
2-Archbold, 36. baskı sayfa 348 para.lÖ62 ve sayfa 390, para. 1071, sayfa 337, para.928.
HÜKÜM
M. Necati Münir Ertekün, Başkan: Bu istinaflarda Mahkemenin hükmünü Sayın- Yargıç Ulfet Emın verecektir.
Ülfet Emin: 8/77 sayılı istinafta istinaf eden (bundan böyle işbu istinafta sarıık 3 olarak adlandırılacaktır) ve 9/77 sayılı istinafta istinaf eden (bundan böyle işbu istinaf ta sanık 1 olarak adlandırılacaktır) ve 10/77 sa-yılı istinafta istinaf eden (bundan böyle işbu istinafta sanık 2 olarak adlandırılacaktır) 30 Mart 1977 tarihinde Mağusa Ağır Ceza Mahkemesi tarafındarı 3-4 Ekim, 1976 tarihleri arasında, Mağusada Dip Karpaz toprağına bağlı Selanya mevkünde Sipahili Lisand-ros Foka Zaharia'ya ait çoban kulübesini gece vakti basıp bir bıçak ve bir av tüfeği ile mücehhez olarak ve aynı zamanda mezkûr şahsa karşı tartaklamak, bıçakla saldırmak ve kulübenin içinde tüfekle ateş etmek suretiyle ,siddet kullanarak mezkûr Lisandros -Foka Zaharia'nın 20.916 TL. nakdi parasını çaldıklarından Fasıl 154, Ceza Kanununun 20, 282 ve 283. maddeleri uyarınca kabahatlı bulunarak ikişer yıl hapse mahkûm edildiler.
Sanık 2 ve 3 ayrıca yukarıda belirtilen aynı tarih ve yerde Sipahili Lazaru Lisan-dros Foka ile rıza göstermediği halde ova ortasında kanuna aykırı cinsi münasebette bulunmaya çalıştıklarından Fasıl 154 Ceza Kanunun 20, 144 ve 146. maddeleri uyarınca kabahatlı bulunarak 2 1/2 yıl hapse mahkûm edildiler. Yine sanık 2 ve 3 aynı tarih ve y-erde Sipahili Lazaru Lisandros Foka'ya karşı şiddet kullanarak yani silâh tehdidi ile kendisini ovaya sürükleyip zorla kilotunu parçalayarak ve birisi uğraşırken diğeri bacaklarını tutarak mezkûr kızla arkadan (anüsten) cinsi münasebette bulunmaya çalıştık-larından Fasıl 154 Ceza Kanununun 20, 172 ve 173. maddeleri uyarınca kabahatlı bularak 2 1/2 yıl hapse mahkûm edildiler. Sanık 2 ve 3 her üç davadaki hapislik cezalarını beraber çekmek şartı ile mahkûm edildiler.
Sanık 1 ve 2 istinaflarını İlk Mahkeme hu-zurundaki şahadetin mahkûmiyeti desteklemediğini, İlk Mahkemenin "alibi" müdafaa kaidelerini olgulara yanlış veya hatalı uyguladığına "şüphe yararı"nı sanıklara vermemekle hataya düştüğüne, şikâyetçilerin Polis Çavuşu Derviş Yeşilada'ya 4.10.1976 tarihinde- yapmış oldukları şikâyeti ilk şikâyet olarak kabul etmekle hataya düştüğüne, sanıkların mahkemede şahadet vermeyen karılarının Polise verdiği ifadelerini emare olarak kabul etmekle ve bu ifadeleri sanıkların aleyhine tefsir etmekle hataya düştüğüne dayanm-aktadırlar. Sanık 3'ün istinafı ise İlk Mahkemenin sanık 3 aleyhine herhangi bir şüpheden ari şahadet olduğu hususunda bulgu yapmakla hataya düştüğüne, şahadetle desteklenmeyen hususlarda bulguya varmakla hataya düştüğüne, sanığın karısı mahkemeye şahit ol-arak çağırılmadığı halde sanığın karışının Polise verdiği ifadeyi İddia Makamının Emare 31 olarak ibraz etmesini kabul etmekle ve bu ifadeyi sanık aleyhine değerlendirmekle hataya düştüğüne, şikâyetçiler tarafından sanık 3'ün tanınmaması hakkında şahadet o-lduğu halde bu şahadeti nazarı itibara almamakla ve bu şahadete herhangi bir değer vermemekle hataya düştüğüne, şikâyetçilerin polis çavuşu Derviş Yeşiladaya yapmış oldukları şikâyeti ilk şikâyet olarak kabul etmekle hataya düştüğüne dayanmaktadır.
İstinaf-ın duruşması sırasında tarafların arzusu ve Mahkemenin muvafakatı ile her üç istinaf da konsolide edilmiştir. Konsolide edilmiş bu istinaflarda ilk önce "sanıkların, mahkemede şahit olmayan karılarının Polise verdikleri ifadeyi emare olarak kabul etmekle v-e bu ifadeleri sanıkların aleyhine değerlendirmekle Ağır Ceza Mahkemesinin hataya düştüğü" hususunu ele alıp incelemeyi uygun gördük.
Ağır Ceza Mahkemesi hükmünde mahkemede şahadet vermeyen sanıkların karılarının Polise verdikleri ifadeleri emare olarak k-abul ettikleri hususunu incelerken ırza tecavüz suçlarında Fasıl 9 Şahadet Yasası madde 14(2)(b) uyarınca "sanık olan bir şahsın karısı veya kocası sanık aleyhine şahadet veremez" genel kaidesine istisna teşkil ettiğini ve bu bakımdan sanık 2 ve 3'ün karıl-arının ifadelerinin şahadet olarak kabul edilebileceğini belirtti. Şahadet Yasasının 14(1) maddesine göre ceza davalarında sanık olan herhangi bir şahsın karısı veya kocası sanık aleyhine İddia Makamı nam ve hesabına ehliyetli şahit olamaz ve böyle bir şah-it sanık ile beraber itham olunan başka şahıslar aleyhine de şahadet vermeye mecburi kılınamaz. Aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise bazı istisnai haller öngörülmektedir. Bunlardan birisi de ırza tecavüz suçlarında sanık olan herhangi birinin karı veya koca-sının sanık veya sanık ile beraber itham olunan şahıslar aleyhine şahadet vermesi mümkün kılınmaktadır. Bu maddede ön görülen şahadet sanıkların karı veya kocalarının mahkemede yasa uyarınca bizzat şahadet vermeleridir. Bu madde sanıkların karı veya kocala-rının veya başka herhangi bir şahsın mahkemede şahadet vermeden daha önce Polise veya başka bir şahsa verdikleri ifadelerin ibrazını öngörmemektedir.
Şahadet Yasasının 3. maddesine göre şahadet yasası veya başka bir yasa uyarınca konulan hükümler dışında- her mahkeme hukuk veya ceza davalarında İngilterede 5 Kasım 1914'e kadar geçerli olan şahadet kanunlarını veya kaidelerini uygular. Fasıl 9 Şahadet Yasasında veya başka herhangi bir yasada mahkeme bizzat şahadet vermeyen herhangi bir şahidin Polise daha ö-nce verdiği ifadenin şahadet olarak İddia Makamı tarafından ibraz edileceği hususunda herhangi bir kural mevcut değildir. Bu nedenle bu hususta İngilterede S Kasım 1914'de yürürlükte olan şahadet kanunları ve kaidelerine uymak gerekir. S Kasım, 1914'de İng-iltere'de geçerli olan şahadet kanunu veya kaidelerine göre taraf olmayan ve şahit olarak çağırılmayan herhangi bir şahsın yaptığı şifahi veya yazılı beyanatlar mahkemede şahadet olarak bazı istisnalar dışında kabul edilemez. Bu hususta Bak:- Phipson on Ev-idence, 10. baskı, sayfa 273 ve Archbold, 36. baskı, sayfa 384, para. 1062 ve sayfa 390 para.l071.
Kanımızca sanıkların karılarının mahkemede bizzat şahadet vermedikleri cihetle, Polise verdikleri yazılı ifadeler şahadet olarak kabul edilemez. Bu nedenle -mahkeme bu ifadeleri kabul etmekle hata işlemiştir. Sanıkların karılarının ifadelerinin kabulü hatalı olmakla beraber, sanıkların mahkûmiyetlerinin iptal edilip edilmemesi Mahkemenin kabul edilen şahadeti değerlendirirken bu gibi şahadete verdiği öneme ve -bu şahadetin dışında sanıkları kesinlikle mahkûm etmenin olanak dahilinde olup olmadığı hususuna bağlıdır. Çünkü eğer İstinaf Mahkemesi kabul edilmeyen şahadet olmamış olsaydı yine de İlk Mahkemenin sanıkları kesinlikle mahkûm edeceğini söyleyebilirse, kab-ul edilmeyen şahadet mevcut olmakla beraber sanıkların mahkûmiyetine müdahale etmez. Başka bir deyimle İstinaf Mahkemesi, kabul edilmeyen şahadet kabul edildiği hallerde bu gibi şahadet olmamış olsaydı ilk mahkemenin mutlaka sanıkları mahkûm edeceği kanaat-ına varırsa, mahkûmiyete müdahale etmez. Ancak ilk mahkemenin hükmü tüm olarak gözönünde tutulduğunda, ilk mahkemenin, kabul edilmeyen şahadet olmamış olsaydı, sanıkları mahkûm edeceği kesinlikle söylenemezse o zaman İstinaf Mahkemesi ilk mahkemenin mahkûm-iyet kararına müdahale eder ve sanıklar beraat ettirilir. Bu hususta Archbold, Criminal Pleading Evidence and Practice 36. baskı, sayfa 337, para.928'de şunlar yer almaktadır:"Wrongful admission of evidence. Where it is established that evidence has been w-rongfully admitted, the court will quash the conviction unless it holds that the evidence so admitted. cannot reasonably be said to have affected the minds of the jury in arriving at their verdict, and that they would or must inevitably have arrived at the- same verdict if the evidence had not been admitted."
IIicholas William Gilbert Slender, 26 Cr. App.R. 155 sayfa 163 ve 164'de -şunlar yer almaktadır:-
"What view the jury would have taken if this inadmissible evidence had not been admitted it is not possible for this Court
say. The Court has already expressed the view that the case
- wou1d have been simple and clear, and it migh-t well havere-
sulted in a conviction. Mr. Price's evidence, however,was
clearly inadmissible, and highly prejudicial. It is impossibleto
say what effect that evidence may have had on the jury,and
it is impossible for this Court to say that this jury mu-st inevit-
ably have come to the same conclusion if that evidence had not
been admitted. For those reasons the Court has come to the
conclusion that this appeal must be allowed, and the conviction
quashed."
Harold No-rman Day, 27, Cr. App. R. 168, sayfa 175'te şunlar yer almaktadır:-
"In our view the necessary conditions which should have been fulfilled before this evidence was admitted were not fulfilled, and it is impossible to say that, if the evidence had not been -admitted, the verdict would have been the same. The appeal must, therefore, be allowed and the conviction quashed."
İlk Mahkeme sanıklarırı ve şahitlerinin şahadetlerini eleştirirken ve bu şahitlere inanıp inanmama hususıinda bulgu yaparken her üç sanığın- verdiği şahadet veya ifadelerini ve sanıkların karılarının Polise verilen ifadelerini esaslı bir şekilde inceledi ve sanıkların şahadetleri ile karılarının ifadeleri arasında esaslı tenakuzlar olduğunu belirtti. Ör. Sanık 1'in şahadetini incelerken sanık -1'in şahadetinde öğlen eve gidip yattığını ve gece 1.30' da kalktığını söylediğini halbuki karısının emare 28 olan Polise verdiği ifadesinde sanığın evde yediğini, yattığını ve sanık 1' in yattıktan sonra sabaha kadar kalkmadığını beyan ettiğinden bahsetme-ktedir; Sanık 2'nin şahadetini eleştirirken, ise sanık 2'nin şahadetinde sabah 2.00'de sanık 1 tarafından kaldırılıp oğulları ile birlikte mandraya gittiğini söylediğini, halbuki karısı ifadesinde bu iddianın aksine kocası ile birlikte sabaha kadar yattığı-nı söylediğinden, bahsetmektedir; Sanık 3'ün şahadetini eleştirirken ise Mahkeme, sanık 3'ün ifadesinde eve geldiğinde karısının yattığını söylediğini halbuki karısının polise verdiği ifadede ise kocası eve geldiğinde kendisinin uyanık olduğuriu ve saatın -11.00 olduğunu söylediğinden bahsetmektedir. Mahkeme sanıklara ve şahadete inanıp inanmama hususunu incelerken aynen şunları söylemiştir:"Yukarıda örnek verdiğimiz ciddi tenakuzlar dolayısıyle sanık 1 ve 2'nin şahadeti ile sanık 1, 2 ve 3 leyhine şahadet v-eren Naim Yakup ve Kemal Hüseyin Handa dışındaki şahitlere inanmıyoruz."
Görülüyor ki Mahkeme sanık 1 ve 2'ye ve sanık l, 2 ve 3 lehinde şahadet veren şahitlere, ciddi tenakuzlardan dolayı, inanmadıklarını hükmünde sarahaten belirtmektedir. Mahkemenin hükm-ünde bahsettiği tenakuzlar arasında sanıkların karılarının ifadeleri de mevcuttur. Ağır Ceza Mahkemesi hükmünün başka bir yerinde sanıkların karılarının. polise verdikleri ve emare olarak ibraz olunan ifadelerinin
Fasıl 9 tahtında kabul edilen şahadet ol-up olamayacağı hususunu incelerken sanık 1'in karısının ifadesini geçerli kabul etmemek ve sanık 1 hakkında bir karara varırken sanık 1'in karısının ifadesine değer vermemeyi uygun bulduğunu şahadetinin doğru olup olmadığı belirttiğimiz gibi sanık 1 ve 2 n-in şahadetinin doğru olup olmadığı
hususunu incelerken sanık 1' in şahadeti ile karısının Polise verdiği ifade arasında ciddi tenakuzlar olduğundan bahsetmektedir. Görülüyor ki Mahkeme, şahadet veren sanıkların şahadetini ve sanıklar lehine verilen şahadet-i incelerken tüm sanıkların karılarının Polise verdikleri ve emare olarak ibraz olunan ifadelerin etkisi altında kalmıştır. Bu durumda sanıkların karılarının Polise verdikleri ve Mahkemeye emare olarak ibraz olunan ifadeler dışında sanıkları mahkûm edebile-cek şahadet olmasına rağmen kabul edilmemesi gereken şahadet olmamış olsaydı Ağır Ceza Mahkemesinin sanıkları, verilen diğer şahadet muvacehesinde, mutlaka mahkûm edeceği söylenemez.
Bu nedenle sanıklar tarafından yapılan istinafların kabul edilmesi ve Ağ-ır Ceza Mahkemesinin mahkûmiyet kararının iptal edilmesi gerekir.
İstinaflar bir istinaf sebebi üzerinden kabul edildiğinden daha ileri giderek diğer istinaf sebeplerini de eleştirmeyi ve onlar hususunda bir karar vermeyi uygun görmedik.
Sonuç olârak he-r üç istinaf kabul olunur ve mahkûmiyet hükmü iptal olunur ve sanıklar beraat ettirilir.
(M. Necati Münir Ertekün) (Ülfet Emin)(Şakir Sıdkı İlkay) Başkan Yargıç Yargıç
12 Ağustos 1977
Full & Egal Universal Law Academy