(6831 S. K. m. 93) (1086 S. K. m. 258)
Dava: Orman Kanununa aykırı davranıştan sanık M. A. A.'nın yapılan yargılaması sonunda; anılan Yasanın 93/1 nci maddesi uyarınca bir ay hapis cezasıyla hükümlülüğüne ilişkin (Karahallı) Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 21/11/1972 günlü hüküm katılan idare ve sanığın temyizleri üzerine Yargıtay Üçüncü Ceza Dairesince incelenerek,
27/3/1973 gün ve 4546/5931 sayılı ilamıyla bozulup yerine geri çevrilmiştir.
İlk hükümde direnmeyi kapsayan 22/5/1973 gün ve 49/64 sayılı son hükmün Yargıtayca incelenmesi katılan ve C. Savcısı tarafından istenilmiş, katılan yönünden koşulu da yerine getirilmiş olduğundan dosya C. Başsavcılığının hükmün bozulması istemini bildiren 22/10/1973 gün ve 3/8801 sayılı tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü :
Karar: İddianamede sanığın Devlet ormanından ağaç keserek tarla açtığı ve bu yere bağ diktiği belirtilmek suretiyle 6831 sayılı Orman Kanununun 93/1 nci maddesine göre yargılanarak cezalandırılması istenmiştir.
Yargılama sırasında yapılan keşifte alınan bilirkişi mütalaasında bu yerin 20-25 yıl önce açıldığı, yetiştirilen asmaların 11-12 yaşında olduğu belirtilmiş ve mahkemece dava konusu bağ yerinin eskiden açılmış olduğunun kabulü ile işbu orman açığından yararlanma eylemine uygun düşen 93 ncü maddenin ilk fıkrası gereğince hüküm kurulmuştur.
Bozma ilamında, tarla açmak eyleminden dava açılmasına, ayrı bir suç olan faydalanmadan açılmış bir dava bulunmamasına göre, kamu davası kapsamı dışına çıkılarak bildirilen fıkra ile ceza verilmesinin yolsuzluğuna değinilmiştir.
Ancak, bu yoldaki görüş, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17/12/1973 gün ve 433/825 sayılı emsal kararı ile değişmiş ve bu maddeyi ilgilendiren vasıf değişmesi hallerinde eylemin tek kabulü ile Usulün 258 nci maddesine göre ek savunma hakkı verilmesi gerektiği esası kabul edilmiş ise de; olayımızın özel durumuna göre burada böyle bir vasıf değişikliği söz konusu olmadığından sevk madde ve fıkrasına uygun biçimde verilen mahkumiyet kararında ve tazminat isteğinin reddinde usule ve yasaya aykırı bir yön görülememiştir.
Şu hale göre davaya katılan daire temsilcisinin ve Cumhuriyet Savcısının yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanması gerekir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle direnme hükmünün tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak onanmasına, depo parasının gelir yazılmasına, 04.02.1974 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy