(466 S. K. m. 1, 4)
Hırsızlık suçundan dolayı haksız yere tutuklu bırakıldığı günler için 466 Sayılı Kanunun gereğince tazminat verilmesi isteğiyle M. B. tarafından açılan dava üzerine yapılan inceleme sonunda; davacı vekilinin tazminat talebinin reddine ilişkin (Diyarbakır) 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 24.4.1973 günlü hüküm davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesince incelenerek, 26.6.1973 gün ve 6227/6233 sayılı ilamıyla bozulup yerine geri çevrilmiştir.
İlk hükümde direnmeyi kapsayan 13.9.1973 gün ve 188/159 sayılı son hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiş, koşulu da yerine getirilmiş olduğundan dosya C. Başsavcılığının hükmün bozulması istemini bildiren 10.2.1973 gün ve 6/7982 sayılı tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı M. K. vekilinin 466 sayılı yasaya dayanarak, hırsızlık suçundan yapılan yargılama sonunda : (iki ay ondokuz gün) süre ile hapis cezasıyla tecziyesine karar verilerek hükümlülük süresinden (207) gün fazla tutuklu bırakılan müvekkiline tazminat ödenmesi talebiyle Maliye Hazinesi aleyhine açılan dava, mahkemece reddedilmiş davacı vekilinin temyizi üzerine, özel dairesince; tutuklu kaldığı hükümlülüğünden fazla günler için tazminat talep ve dava eden davacının tutuklanması sırasında suçunu inkar etmiş bulunması, fazla günler için tazminat talebinin reddine neden olmayacağı düşünülmesiyle bozulmuştur.
Mahkeme suçunu inkar etmek suretiyle tevkife sebebiyet veren davacıya, tutukluda geçirdiği fazla günleri için tazminat verilmesinin 466 sayılı yasanın 4/2. maddesine aykırı olacağını ileri sürerek eski hükümde direnmiştir.
Yapılan incelemeden, hırsızlık suçundan iki ay dokuz gün hapis cezasına mahkum olan davacının, tutuk kaldığı sürenin, hükümlülük süresinden (207) gün fazla olduğu anlaşılmış ve 466 sayılı yasanın 7. maddesinin mahkum olup da tutuklu kaldığı süre hükümlülük süresinden fazla olan kimselerin uğrayacakları her türlü zarar bu kanun hükümleri dairesinde devletçe ödenir hükmünü getirdiği görülmüştür.
466 sayılı yasanın bu açık hükmü karşısında, mahkemenin gösterdiği gerekçede isabet görülemediğinden, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, tebliğnamedeki istem gibi direnme hükmünün BOZULMASINA, depo parasının davacıya iadesine 11.02.1974 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy