(1710 S. K. m. 1, 2, 20, 26, 25, 50, 51)
1710 sayılı Kanuna aykırılıktan sanık Hüseyin ve Ali'nin yapılan yargılanmaları sonunda; hükümlülüklerine ilişkin Osmaniye Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 16.5.1975 günlü hüküm, sanıkların temyizleri üzerine Yargıtay Yedinci Ceza Dairesince incelenerek, onanmasına dair verilen 11.11.1975 gün ve 7301/7685 sayılı ilama karşı C. Başsavcılığınca Yedinci Ceza Dairesinin onama kararının kaldırılacak hükmün bozulması istemini bildiren 2.12.1975 gün ve 44 sayılı itiraznamesiyle dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulu'nca okundu gereği konuşulup düşünüldü:
1710 sayılı Kanuna muhalefetten sanık Hüseyin ve Ali'nin bu kanunun 25. maddesi delaletiyle 50 nci maddesi gereğince mahkumiyetine ilişkin mahkeme hükmünün özel dairece; temyiz itirazları ile tebliğnamedeki bozma isteğinin reddi ile onanmasına karar verilmiştir.
C. Başsavcılığı itirazında özetle; mahkeme, hakkında eski eseri satmaktan dava açılan M. Davacı'yı beraat ettirmekle bu sanıkların da satmalına fiilini kabul etmemiştir. Henüz satmaya da teşebbüs edilmediğine göre, böyle bir suçta söz konusu olamaz. Mahkeme Hüseyin'in (satacaktık) yolundaki beyanını dayanak alması da yasal değildir. 1710 sayılı Kanunun 25. maddesi eski eserin yurt içinde izinsiz naklini içine almadığından bu madde zorlanıp Delaletiyle 50. m. nin sanıklara uygulanması yasaya aykırıdır. Oluşa göre eylemde aynı yasanın 51. maddesi unsurları oluştuğundan özel daire onaması kaldırılarak suç vasfı kazanılmış hak teşkil etmek üzere hükmün görev yönünden bozulmasına karar verilmesi isteğinden ibarettir.
1710 sayılı Eski Eserler Kanununun 1. maddesi eski eserlerin geniş bir tarifini yapmakla beraber 2. maddesinin 2. fıkrası da halk sanatlarının ve halkın maddi kültürünü temsil eden malzeme ve belgeler (etnografya eserleri)nden sanat tarihini ilgilendirenlerin de eski eser sayılacağı hükmünü ihtiva etmektedir.
Aynı yasanın 20 nci maddesinde; 4 ncü maddeye göre Milli Eğitim Bakanlığı Müzeler Örgütünün emrine verilen taşınır eski eserler, usulüne uygun olarak tasnif, tescil olunarak müzelere kaldırılacağını beyan etmektedir.
Eski Eser Ticareti başlığı altındaki 4 ncü bölümde yer alan 25 nci maddede; eski eser ticaretinin konusunun 20 nci madde gereğince tasnif ve tescil dışı bırakılan eski eserlerle 2 nci maddesinin 2 nci fıkrası dışında kalan etnografik eserlerden ibaret olduğunu, bunun dışında müzelik hiç bir eserin Milli Eğitim Bakanlığının izni olmadan ticaret metaı olarak alınıp satılamayacağını ve yurt dışına çıkarılamayacağını emreder.
Yasanın 26 ncı maddesi ise eski eser ticaretini Milli Eğitim Bakanlığının izni ile yapılacağını ve bu işi yapmak isteyenlerin bu bakanlıktan bir ruhsatname almalarım şart koşmaktadır.
Böylece; eski eser ticareti ile meşgul olanlar bu konuda izin almış ruhsatnameli kişiler olacaklardır. Ve buna ilişkin ticari konularda bu yasanın 25 nci maddesinin birinci cümlesinde açıklandığı gibi tasnif ve tescil dışı bırakılmış bir eski eseri veya 2 nci maddenin 2 nci fıkrası dışındaki etnoğrafik eserleri alıp satabilmekten ibarettir.
Bu nedenle 1710 sayılı Eski Eserler Kanununun 25 nci maddesi delaletiyle 50 nci maddenin uygulanması için ticaret konusu bulunan eski eserlerin izinsiz ve ruhsatnamesi ticaretini yapmak yeterlidir.
Yasa, 51 nci maddede sözü edilen kaçakçılık suçunu açıkça belirtmemekle beraber, kül halinde incelendiğinde denilebilir ki; bu eski eser ticaretinin konusu dışında kalan tasnif ve tescile tabi müzelik eski eserler üzerinde işlenen ve yasada ayrı bir maddede özel bir müeyyide altına alınmayan her türlü eylem olarak tarif ve kabul edilebilir ki faillerinin eski eser ticareti için izni ve ruhsat sahibi olmaları da bu suçun oluşmasına engel teşkil etmez. Bu nedenle öncelikle bir eserin, yasanın 20 nci maddesinde sözü edilen tasnif ve tescile tabi müzelik bir eser bulunup bulunmadığının tesbiti ile sanıkların izin ve ruhsat sahibi olmadıkları da göz önüne alınarak eylemlerinin niteliği ve aydınlanacak duruma göre görevli mahkemenin tesbiti gerekir.
Gerçi müze asistanı Y. Şimşek tarafından hazırlık tahkikatında yapılan incelemede verilen 20.2.1974 tarihli raporda suç konusu Yunan Kuvvet Tanrısı Herakles'in heykelinin de müzelik bulunduğu açıklanmışsa da aynı asistan müşteki sıfatıyla duruşmada talimatla alınan ifadesinde; Hüseyin'le yakalanan heykelin de eski eser olmadığım sonradan tetkik ederek anladık demiş bulunması karşısında yeniden bilirkişi incelemesi yaptıran mahkemeye, ibraz olunan 5.3.1975 tarihli raporda, 1710 sayılı Yasa kapsamında eski eser olduğunun beyanı ile yetinildiği görülmüş, böylece bu eserin müzelik veya tasnif ve tescil dışı bırakılan bir eser olup olmadığı hususu karanlıkta kalmış ve eksik inceleme ile sonuca gidilmiştir.
Bu itibarla bu eser üzerinde yeniden tetkikat yaptırılarak öncelikle bu eksikliğin giderilmesi suretiyle sonucuna bakılarak suç niteliği ve buna göre görevli mahkemenin tayin edilmesi gerektiğinden C. Başsavcılık itirazın kabulüne, özel daire onama kararının kaldırılmasına, hükmün gösterilen nedene CMUK. nun 326 ncı maddesinin son fıkrasına göre yeniden verilecek hüküm evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan ağır olmamak kaydıyla bozulmasına karar verilmelidir.
Açıklanan nedenle C. Başsavcılık itirazının kabulüne ve Yargıtay 7 nci Ceza Dairesinin 11.10.1975 gün ve 7301/7685 sayılı kararının kaldırılmasına ve Osmaniye Asliye Ceza Mahkemesinin 16.5.1975 gün ve 1974/73 esas 126 K. sayılı kararın suç konusu heykelin yeniden bilirkişiye incelettirilerek tasnif ve tescile tabi müzelik ve yasada tarifi yapılan eski eser olup olmadığının tesbiti ile suç niteliğinin ve buna göre görevli mahkemenin belli edilmesi icap ederken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının yasaya aykırılığından CMUK. 326 ncı maddesinin fıkrasına göre yeniden verilecek hüküm evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan ağır olmamak kaydıyla bozulmasına depo parasının geri verilmesine 29.12.1975 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy