(765 S. K. m. 141) (1630 S. K. m. 35, 65) (2709 S. K. m. 20, 29)
Dava: TCK.'nün 141 nci maddesine aykırı davranıştan sanık Yusuf, Orhan, Mehmet'in yapılan yargılanmaları sonunda; beraatlarına ilişkin Adana Devlet Güvenlik Mahkemesinden verilen 4.9.1975 günlü hüküm, C. Savcısının temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesince incelenerek, 23.10.1975 gün ve 37/38 sayılı ilamıyla bozulup yerine geri çevrilmiştir.
İlk hükümde direnmeyi kapsayan 5.2.1976 günlü son hükmün Yargıtay'ca incelenmesi C. Savcısı tarafından istenilmiş olduğundan dosya C. Başsavcılığının hükmün bozulması istemini bildiren 2.3.1976 gün ve 9/4 sayılı tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: TCK.'nün 141 nci maddesine muhalefetten sanık, Yusuf, Orhan, Mehmet haklarında yapılan yargılama sonunda beraatlarına ilişkin hükmü özel daire; C. Savcısının eylemde 312 nci madde unsurları olduğunu ilişkin itirazının halkımıza başlıklı bildiri muhtevasına göre yerinde değilse de; sanıkları T.Ö.B. Der Adıyaman Şubesi Yönetim Kurulu Üyeleri olmalarına ve dernek karar defterinin 22. sahifesinde 37 No. ile 23/12/1974 gününde kararlaştırdıkları fikirleri bildiri halinde yayınlayıp dağıtılmasını temin ettikleri anlaşılmakla, derneğin kuruluş tüzüğünün celbiyle, amacının araştırılması, yayınlanan bildirinin bu amaca uyup uymadığının tesbiti ve sonucuna göre 1630 sayılı Kanunun 35/1 - a ve 65/2 nci maddelerine aykırı davranışları bulunup bulunmadığı araştırılmadan noksan soruşturma ile ve tek olan fiilden dolayı vasıftan beraat kararı verilemeyeceği de düşünülmeden yazılı şekilde hüküm tesisini yasaya aykırı bularak bozmuş, mahkeme ise bazı gerekçelerle evvelki kararında direnmiştir.
1- TC. Anayasasının düşünce hürriyeti başlığı altında düzenlenen 20 nci maddesi; herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim ile veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklayabilir ve yayabilir hükmünü kapsamaktadır. Ancak bu kurala; Dernek Kurma hakkı başlığı altında 1488 sayılı Yasa ile değişik 29 ncu maddesi ile; herkes önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılışında uygulanacak şekil ve usuller kanunda gösterilir. Kanun, Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünün, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve genel ahlakın korunması maksadıyla sınırlar koyabilir. demek suretiyle, Anayasa içinde konumuzu ilgilendiren yönde ayrık bir hüküm koymuştur. Buna göre Anayasanın sözü edilen 20 nci maddesindeki düşünce hürriyeti dernekler için bu madde ile sınırlandırılmaktadır. Esasen düşünce hürriyetinin yasaları ihlal edici bir yönde kullanılamayacağı da her türlü şüphe ve tereddütten uzaktır.
T. C. Anayasası doğrultusunda yürürlüğe konulan 1630 sayılı Dernekler Kanunun 35 nci maddesinin 1/a fıkra ve bendi de derneklerin (amaç dışı) her türlü faaliyetlerini yasaklamış ve bu (amaç dışı faaliyetlerin), herhangi bir suça konu olması koşulunu da aramamıştır.
Gerekçesi ile birlikle incelenen bu maddenin Anayasanın 29 ncu maddesinden kuvvet aldığı açıkça belli olmaktadır.
Olayımızda; T.Ö.B. Der Adıyaman Şubesi Yönetim Kurulu çoğunluğunu oluşturan ve bu nedenle dernek karar defterinin 22 ve 23 ncü sabitelerinde kaleme alınan HALKIMIZA başlıkla bildiriyi yayınlayan sanıklar amaçlarını karar defterinde (şimdiye değin ilimizdeki olaylarla İstanbul'da ölen devrimci öğrenci A. Şahin'in ölümünü protesto edici aşağıdaki metni yazılı Halkımıza başlıklı bildiriyi yayınlamayı oybirliğiyle kararlaştırdıklarını ) belli ettikleri halde, aşamalardaki savunmalarında 1961 Anayasasının koyduğu özgürlükçü yasaların tekrar konulmasını istediklerini. Bildirmek suretiyle çelişkiye düştükleri gibi esasen bildirinin mahiyeti bakımından öğretmenlerin sosyal veya meslekleri ile ilgili meselelerin hiçbirinden bahsetmediği, halde İstanbul'da öldürülen bir öğrenci bahane edilerek kaleme alınmış ve yayınlanmıştır.
Buna göre Dernek Tüzüğünün celbi, bildiride açıklanan fikirlerin dernek amacına uygun olup olmadığının tesbiti, dernek amacını aştığı takdirde mahkemenin özel daire bozma ilamında açıklanan eylemden dolayı sanıkların savunmalarını alması ve sonucuna göre 1630 sayılı Dernekler Kanununun 35/1-a maddesi delaletiyle 65/2. maddesi gereğince hüküm kurması gerekli ve tek olan eylemde vasıftan beraat kararı verilemeyeceği usul hükümleri icabı iken olayda uygulama yeri olmayan T.C. Anayasasının 20. maddesine dayanılarak sanıkların eyleminde suç görmeyen mahkemenin kabul ve takdiri usule ve yasaya aykırı görülmüştür.
Bu itibarla C. Savcısının teniyiz itirazlarının kabulü ile beraata ilişkin direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
2- Çoğunluğa karşı olan görüş ise; bildirinin mahiyeti itibariyle suç teşkil etmemesine, bu kabulün dosyaya da uygun bulunmasına, T.C. Anayasasının 20. maddesinin yasalarca yasaklanmayan düşünce ve kanaatlerin tek başına ve toplu olarak açıklanabileceği ana kuralın getirmesine, bu takdirde derneğin amaç dışına çıktığından söz edilemeyeceğine ve ileri sürdüğü gerekçelere göre direnme hükmünün onanmasına karar verilmesi gerektiği yolundadır.
Sonuç: Açıklanan nedenle tebliğnamedeki istek gibi direnme hükmünün bozulmasına 15.03.1976 gününde üçte ikiyi geçen çoğunluk ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy