(818 S. K. m. 47) (765 S. K. m. 38, 424, 467, 486)
Gasp suçundan sanıklar İsmail ve Sedat'ın mahkumiyetlerine ve 2500'er lira manevi tazminat alınmasına ilişkin hüküm; özel dairece : (Gasp suçundan TCK. 38. maddesinde gösterilen şeref ve haysiyetin ihlali söz konusu olmadığı halde, sanıklardan manevi tazminat alınmasına karar verilmesi....) isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel mahkeme ise; cismani zarar vukuunda buna maruz kalanın BK. nun 41 ve 47. maddeleri gözönünde tutulduğundan manevi tazminat talebinde bulunabileceği, olayda müdahilin başına beş ay işten kalacak derecede vurulup parasının gasp edildiği, işbu müessir fiilin gasp suçunun unsurunu teşkil ettiği kabul edilerek TCK. nun 38. maddesine dayanılarak bu gibi hallerde manevi tazminata hükmedilmemesinin adalet ve hakkaniyet kuralları ile bağdaşmayacağı, aksi halde suçtan zarar görende manevi eksikliğin telafisi için başka yol bulunamayacağı hem müessir fiile maruz kalan ve hem de parası gasp edilen kişinin şeref ve haysiyetinin ihlal edilmediğinin kabulünün hukuken izalinin mümkün olmadığı, vesaire belirtilerek önceki hükümde direnmeye karar vermiştir.
Direnme hükmü, sadece sanık İsmail tarafından temyiz edilmesine göre, incelemenin bu sanığa hasredilmesi gerekli bulunmuştur.
Dosyaya, oluşa ve delillere göre: Sanığın arkadaşları ile birlikte mağdur müdahil Mehmet'in parasını almayı kararlaştırdıkları, olay gecesi bu kararlarını uygulayarak sanık İsmail ve arkadaşı Sedat'ın kahveden çıkan müdahili izledikleri, müdahil bahçe kapısında içeri girip evine yaklaştığı sırada Sedat'ın gözcülük yaptığı ve sanık İsmail'in de içeri girerek müdahilin arkasından elindeki sopa ile kafasına ve vücudunun muhtelif yerlerine vurup onu beş ay iş ve gücünden kalacak derecede yaralayıp yere düşürdüğü ve böylece ceplerinde bulunan 3600 lira parasını gasp ederek kaçtıkları anlaşılmaktadır.
Manevi tazminat esas itibariyle özel hukuka ilişkin bir konudur. Nitekim BK.nun 41. maddesinde : (Gerek kasten, gerek ihmal ve teseyyüp ve tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer bir kimseye zarar veren veyahut da ahlaka mugayir bir fiil ile ahar kimsenin zarara uğramasına sebebiyet şahsın o zararları tazmine mecbur olacağı), 47. maddesinde: (Hakim hususi halleri nazara alarak cismani zarara duçar olan kimseyi veyahut ölüm halinde ölünün ailesine manevi zarar namıyla tazminat verilmesine karar verebileceği) genel kural olarak kabul edilmiştir. Ceza Kanunumuzda ise, manevi tazminata hükmedilebilecek haller sayılı ve sınırlı olarak 38, 424, 467 ve 486/3 maddelerde yer almıştır. Kanun bu hallerden her biri için ayrı kıstaslar kabul etmiştir. Örneğin 38. madde gereğince manevi tazminata hükmedilebilmesi için kıstas (kişinin şeref ve haysiyetinin ihlal edilmesi) 467. madde gereğince manevi tazminata hükmedilebilmesi için, (fertlerin bedeni bütünlüğüne cismani zarar verebilecek nitelikte saldırı fiillerinin işlenmiş olması) gereklidir. Böylece manevi tazminat konusunda Borçlar Kanununun şumullü kaideleriyle Ceza Kanunu arasında adil ve makul ahenk sağlanmıştır.
Olayın yukarda açıklanan oluş biçimine göre sanık, sopa ile mağdurun başına ve vücudunun muhtelif yerlerine vurarak onu beş ay gibi uzun bir süre iş ve gücünden kalacak derecede yaralayarak parasını gasp etmiştir. Şu halde, mağdurun bedeni bütünlüğüne, cismani zarar verebilecek nitelikte bir fiil işlendiği açık seçik surette belirlemektedir. Beş ay işinden kalacak şekilde cismani zarara duçar olan ve parası gaspedilen kişinin şeref ve haysiyetinin ihlal edilmediğinden ve bu olayın mağdurda manevi bir ızdırap yaratmayacağından söz edilemez.
Her ne kadar maruz kalınan ağır müessir fiilden ayrıca dava açılmadığından fiil gasp suçunun bir unsuru olarak kabul edilmişse de, hem cismani zarara uğrayan, hem de şeref ve haysiyeti haleldar olan mağdurun ruhi teessür ve ızdırabının tahfifine imkan verilmesi hukukun esas prensiplerine adalet ve hakkaniyete uygun bulunmaktadır.
Bu itibarla, sanık İsmail'in temyiz itirazının reddiyle usul ve yasaya uygun görülen direnme hükmünün onanmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk kararına katılmayan üyeler, özel daire kararındaki görüşü benimseyerek direnme hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerektiği yolunda oy kullanmışlardır.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, tebliğnamedeki isteme aykırı olarak, direnme hükmünün ONANMASINA çoğunluk ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy