(765 S. K. m. 59, 73, 78, 414, 450)
Dava: İşlediği bir suçun delil ve emarelerini ortadan kaldırmak için adam öldürmekten sanık Adem'in hükümlülüğüne dair Çorum Ağır Ceza Mahkemesinden 13/4/1979 gün ve 271/115 sayılı hüküm kısmen re'sen temyize tabi olup, sanık ve müdahilinde temyizi üzerine Yargıtay Birinci Ceza Dairesi'nce incelenerek bozulup yerine geri çevrilmiştir.
İlk hükümde direnmeye ilişkin aynı mahkemeden verilen 12.6.1980 gün ve 340/147 sayılı son hükmün Yargıtay'ca incelenmesi re'sen temyize tabi olduğundan dosya C. Başsavcılığı'nın hükmün onanması istemini bildiren 19.9.1980 gün ve 1/3769 sayılı tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İşlediği zorla ırza geçmek suçunun delil ve emarelerini ortadan kaldırmak için adam öldürmek suçundan sanık Adem'in TCK. nun 450/9, 414/2, 59, 31, 33, 73. maddeleri gereğince iki ay hücrede tecrit edilmek suretiyle müebbet ağır hapis ve fer' i cezalarla mahkumiyetine ilişkin hükmü, özel daire: (Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak:
A) Sanığın 4 yaşındaki maktulenin ırzına geçip kızlığını bozduktan sonra bu suçun ortaya çıkmaması için onu öldürdüğü anlaşıldığından dolayı TCK. nun 450/9. maddesine göre cezalandırılmış olmasına göre, uygulanan madde ve bendin unsuru olan ırza geçme ve kızlık bozma suçlarından dolayı ayrıca ceza tayin edilmesi suretiyle TCK. nun 78. maddesine muhalefet olunması,
B) 4 yaşındaki masum küçük yavru maktulenin ırzına geçip kızlığını bozan sanığın bu suçlarının meydana çıkmaması için maktuleyi öldürmesinde hiçbir neden TCK. nun 59. maddesinin uygulanmasını gerektiremeyeceği düşünülmeden isabetsiz bazı düşüncelerle TCK. nun 59. maddesinin uygulanması) isabetsizliğinden bozmuş; yerel mahkeme, (A) bendinde açıklanan bozma nedenine uymuş, (B) bendinde açıklanan bozma nedenine ise özetle: (Sanığın hazırlıkta ve sulh ceza hakimi huzurunda ki ikrarı (bu ikrarını son tahkikatta değiştirmiş olmasının kendisine verilmesi muhtemel ölüm cezası gibi ağır bir cezadan korkarak yaptığı göz önünde tutularak) ve mahkemede ki hali ve kararımızın baş tarafından açıklanan insancıl düşünceler, sanığın bir öğrenci olup kanuni hafifletici sebep teşkil etmemekle beraber kız ve erkek kardeşlerine karşı müdahilin bulunduğu davranışların psikolojik etkisi altında bulunması gibi nedenlerle takdiri hafifletici sebep uygulanması gerekli görülmüştür. İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu' nun 7.5.1976 gün ve 4/3 sayılı kararında: TCK. nun 59. maddesinin uygulanmasını gerektiren hallerin neler olduğu yasa metninde sınırlandırılmamıştır. Kanun koyucu bir suçu oluşturan unsurlarla çatışmamak ve yasal indirim sınırlarını geçememek kaydıyla geniş bir takdir yetkisi tanımış, hatta uygulamada ki çeşitli halleri kapsayacak bir kalıp bulmanın zorluğu karşısında bir tanımlama yapmaktan isteyerek kaçınmıştır denildiği gibi, Ceza Genel Kurulu'nun: Yasa koyucu uygulamada bu maddeyi tamamen hakimin takdirine bırakmış, takdiri hafifletici sebepleri sayıp göstermiştir. Denetlemesinde kanun bir hükmü yanlış uygulanmadıkça örneğin yasal bir indirme nedeninin TCK. nun 59. maddesine esas alınması gibi bir hata yapmadıkça Yargıtay'ca bozma nedeni yapılmayacaktır. TCK. nun 59. maddesinin uygulanmasında diğer bir neden (duruşmada ki davranış) olarak değerlendirilmiş ve bu sebep yasal kurallarla çelişki halinde görülmemiştir. Hakim yasal kurallarla çatışmamak kaydıyla 59. maddeyi uygulamakta tamamen serbesttir şeklinde uygulamaya açıklık getiren çeşitli kararları olduğu ve özel dairenin konu ile ilgili çeşitli kararlarının da bu mahiyette bulunduğunu) ileri sürerek önce ki hükmünde direnmiştir.
Dosyaya, oluşa ve mevcut delillere göre:
Suç tarihinde 20 yaşı içinde olan sanığın, salyangoz toplayan çocukların peşine takılıp yolunu kaybeden ve daha önceden tanıdığı için yanına gelip elinden tutmak suretiyle kendisine sığınan dört yaşındaki Elif' in ayaklarına kan oturacak şekilde uzun müddet yürütüp tenha bir yere götürdükten sonra ırzına geçip kızlığını bozduğu ve işlediği bu suçun delil ve emarelerini ortadan kaldırmak için onu öldürdüğü anlaşılmaktadır.
TCK. nun 59. maddesi bir atıfet maddesi değildir. Murakabeye tabidir. Bu maddenin uygulanması mahkemenin takdirine bağlı hususlardan olmakla beraber; bu takdir hakkı kullanılırken gösterilen sebeplerin makul ve makbul olması, hukuk kaidelerini zedelemeyecek, kanunların esas, maksat ve amacına aykırı düşmeyecek, vicdanları rahatsız etmeyecek bir mahiyet taşıması, hak ve nesafet kurallarına uygun olarak kullanıldığının açıkça anlaşılması gerekmektedir.
Sanığın her türlü insani, medeni ve ahlaki iyi duygulardan tamamen yoksun, toplum için mutlak suretle zararı ve hiçbir sebep ve ihtimal ile uslanması mümkün bulunmayan bir kişi olduğu suçun işleniş tarzı ve dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu tip sanıklar hakkında, suçlarını ikrarları sebebiyle 59. maddenin uygulanmasında isabet yoktur. Kaldı ki, sanık hazırlık soruşturması sırasında kabul ettiği suçunu, duruşmanın devamı boyunca inkar etmiştir. Böylece mahkemenin (suçun ikrar ettiği) biçimindeki gerekçesi de dosya içeriğine uygun değildir.
TCK. nun 59. maddesi ancak ileride uslanma imkan ve ihtimali bulunan ve cümrü arızi ve tesadüfi sebeplerle işlemiş bulunan sanıklar hakkında ve mutlak surette makul adil ve makbul sebeplerle uygulanabilir.
Açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin 59. maddesi uygulanması ile ilgili direnme kararı yerinde değilse de aleyhe temyiz olmadığından hükmün bozulmasına olanak görülmemiştir, bozmaya uyularak verilen hükmün incelenmesi için dosya özel daireye gönderilmiştir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan üyelerden Bülent Akmanlar: (İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 7.5.1976 gün ve 4/3 sayılı kararında da belirtildiği gibi, TCK. nun 59. maddesi uygulamasında hakime suçu oluşturan unsurlarla çatışmamak ve yasal indirim sınırlarını geçmemek koşulu ile takdir yetkisini tanımıştır. Yüksek daire bozma kararında takdiri indirim nedeninin uygulanmaması gerekçesi olarak suçun unsurlarından söz etmektedir. Giderek ceza hukukunu da kapsamına alan ve içermeye başlayan çağdaş kriminoloji sanığın ruhsal durumunu benzer olaylarda değerlendirmeyi hakimin takdirine bırakmaktadır. Ceza davalarında ülkemizde kişilik dosyası düzenlenmesi henüz yasalarımıza girmediğine göre bu durumun hakimin özgür takdirine bırakıldığının kabulüne zorunluk vardır. Öğretide de böylece belirtilmektedir (Vidal-Magnol S. 287.245) (Majno 1. N. 274). Bu nedenlerle mahkemenin sanığın duruşmadaki hali ve ikrarını TCK. nun 59. maddesini uygulama gerekçesi olarak göstermesinde yasaya aykırılık bulunmadığı bir yana hiçbir neden ve gerekçe göstermeden uygulama yapmasına da yasal engel yoktur) gerekçesiyle diğer üyeler ise direnme kararında gösterilen gerekçeyi benimsediklerini ileri sürerek direnme hükmünün onanması gerektiği yolunda oy kullanmışlardır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, tebliğnamedeki isteme ayıkırı olarak bozmanın (A) bendine uyulmuş olduğundan dava dosyasının incelenmek üzere Birinci Ceza Dairesi'ne gönderilmesinin sağlanması için C. Başsavcılığı'na tevdiine 18.11.1980 gününde yasal çoğunluk sağlanamadığından 15.12.1980 gününde salt çoğunlukla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy