(1918 S. K. m. 58) (765 S. K. m. 89) (647 S. K. m. 6)
Dava: Kaçakçılıktan sanık Feyzullah' ın hakkında verilen mahkumiyet hükmünün tecil edilmesi isteminin reddine dair Bakırköy Birinci Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 9.7.1979 gün ve 1159/73 sayılı hüküm, sanığın temyizi üzerine Yargıtay Yedinci Ceza Dairesi'nce incelenerek bozulup yerine geri çevrilmiştir.
Direnmeye ilişkin aynı mahkemeden verilen 27.12.1979 gün ve 1159/136 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi C. Savcısı tarafından süresinde verilen dilekçe ile istenilmiş olduğundan, dosya C. Başsavcılığı'nın hükmün bozulması istemini bildiren 12.6.1980 gün ve 7/2692 sayılı tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1918 sayılı Kanuna muhalefet suçundan sanık Feyzullah' ın anılan Yasanın 25/3. maddesi gereğince bir yıl hapis ve 26225 lira on kuruş ağır para cezasıyla tecziyesine ilişkin hüküm, Yargıtay Yedinci Ceza Dairesi'nin 10.11.1976 gün 8396/8556 sayılı kararı ile onanmış ve bu suretle kesinleşmiştir.
1918 sayılı Kaçakçılık Kanununun tecile yer vermeyen 58/2. maddesi hükmü, 12.6.1979 tarihinde kabul edilen ve 22/6/1979 tarihinde yürürlüğe giren 2248 sayılı Kanunun 28. maddesiyle yürürlükten kaldırılması üzerine, hükümlü Feyzullah anılan 2248 sayılı Kanunun geçici 3.maddesi hükmüne dayanarak süresinde hükmü veren Bakırköy Birinci Asliye Ceza Mahkemesi'ne başvurup cezasının ertelenmesini istemiştir.
Bakırköy Birinci Asliye Ceza Mahkemesi evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda erteleme isteğinin reddine 9/7/1979 gününde yasa yolu açık olmak üzere karar vermiş; hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen özel daire: (2248 sayılı Yasanın ek geçici 3. maddesi gereğince, hükümlünün süresi içinde yaptığı başvuru üzerine duruşma açılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken evrak üzerinde inceleme yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması, yasaya aykırı... görüldüğünden hükmün sair cihetler incelenmeksizin bu sebepten bozulmasına) karar vermiş; yerel mahkeme ise: (2248 sayılı Kanunun ek 1. maddesinde evrak üzerinde karar verileceği belirtildiği halde, ek 2. ve 3. maddelerinde bu hususta bir sarahat mevcut olmadığı gibi, yeniden duruşma yapılmasını icap ettirir bir hal de bulunmadığını ve 2248 sayılı Kanunun ek 1. maddesindeki hükümlerin 2 ve 3. maddelere de aynen tatbiki icab edeceğini; duruşma yapılmasını gerektiren bir hal bulunsa idi kanunun bunu açıkça yazması gerekeceğini ve böyle bir kayıt da mevcut olmadığından evrak üzerinde karar verilmesinde yasaya aykırı bir husus bulunmadığını) ileri sürerek önceki hükmünde direnmiştir.
13.7.1965 tarihinde kabul edilen 647 sayılı Yasanın 6. maddesiyle ertelemenin sınırları genişletilmiş ve bundan yararlanacak olanların başvurma şeklini geçici 1. maddede: (Bu kanun yürürlüğe girmesinden evvel mahkum olanlardan haklarında verilen cezanın miktar veya nev'i itibarıyla tecilden istifade edemeyenler bu kanunun yürürlüğe girmesinden sonra üç ay içinde hükmü veren mahkemeye müracaat edebilirler. Bu takdirde hükmü veren mahkeme, durumu 6. maddedeki şartlara uyduğu takdirde mahkumun cezasını tecil edebilir) yolunda hükme bağlamıştır.
11.5.1973 tarihli Resmi Gazete' de yayınlanan 1712 sayılı Yasa ile 647 sayılı Yasanın ertelemeye ilişkin 6. maddesine bir fıkra ilave edilmiş, bu fıkrada: (fiilin işlendiği zamanda 15 yaşını bitirmemiş küçüklerin mahkum oldukları ağır hapis cezası 2 seneden hapis ve hafif hapis cezası 3 seneden, 15 yaşını doldurmuş olup ta 18 yaşını ikmal etmemiş olanlar ile 70 yaşına varmış ihtiyarların mahkum oldukları ağır hapis cezası bir seneden, hapis veya hafif cezası 2 seneden fazla olmadığı hallerde de yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır) kuralı ile ertelemenin sınırı tekrar genişletilmiş, bu genişlemeden yararlanacak olanlar hakkındaki işlem biçimi geçici 9. maddede gösterilmiştir. Bu maddede: (Erteleme halleri dahilinde olmasına rağmen hükümlü bulundukları hürriyeti bağlayıcı cezaları ertelenmemiş veya erteleme istekleri reddedilmiş bulunanlar ayrık olmak üzere; bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mahkum edilenlerden durumları 6. maddenin 2. fıkrasında yazılı esaslara uyanlar hakkında talebe bağlı olmaksızın hükmü veren mahkemece evrak üzerinde inceleme yapılmak suretiyle erteleme hususunda yeniden karar verilir) kuralı getirilmiştir.
12.6.1979 tarihinde kabul ve 22.6.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2248 sayılı Yasanın 28. maddesiyle, 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanunun 6829 sayılı Kanunla değiştirilen 58. maddesinin 2. fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
Anılan maddede kaçakçılıktan verilen cezaların ertelenmesi engellenmekteydi. Böylelikle kaçakçılık suçlarıyla ilişkin olarak verilen cezaların da şartları mevcutsa erteleme olanağı sağlanmıştır. Bu hükümden yararlanacak olanların başvurma şekli ile mahkemece yapılacak işlem 2248 sayılı Yasanın geçici 3. maddesinde yer almaktadır. Bu maddede: (bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce mahkum edilip de 28. maddesiyle yürürlükten kaldırılan 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanunun 58. maddesinin ikinci fıkrası nedeniyle tescilden yararlanamayanlar, bu kanunun yürürlüğe girmesinden sonra üç ay içinde hükmü veren mahkemeye başvurabilirler. Bu takdirde hükmü veren mahkeme durumu 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanunun 6. maddesindeki koşullara uyduğu takdirde, hükümlünün cezasını tecil edebilir. Hükümlünün başvurusu üzerine gerektiğinde infazın tehirine mahkemece karar verilebilir) hükmü yer almaktadır.
Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere geçici 3. maddede tecil hakkında verilecek kararın evrak üzerinde yapılacak bir inceleme sonunda mı, yoksa duruşma yapılarak mı verileceğine dair bir açıklık yoktur.
Daha önce anılan maddelerde evrak üzerinde verilecek kararları yasa koyucu açıkça göstermiştir. Bu konuda bir açıklık bulunmadığı hallerde genel hukuk kuralarının göz önünde bulundurulması gerekir.
CMUK. nun 253. maddesinde: (Duruşmanın sona erdiği tefhim olunduktan sonra hüküm verilir. Sanığın beraatına veya mahkumiyetine, davanın reddine veya düşmesine ve muhakemenin durmasına dair kararlar hükümdür) denmek suretiyle hükmün duruşmayı bitirici kararlardan olduğu ve hangi kararların hüküm sayılacağı gösterilmektedir. Bir hükmün neleri kapsaması gerektiği de aynı yasanın 260. maddesinde açıklanmış, buna göre hükmün, uygulanan yasa maddeleri ve ceza miktarını içermesi öngörülmüştür. Bu bakımdan erteleme kararı duruşmayı bitirici ve mahkumiyet hükmünün bölünmez (mütemmim) bir bölümdür. Hükmün eklentisi değildir. Bitirici olmayan bir kararda değildir. CMUK. nun 253. maddesi uyarınca duruşmanın sonunda ve mahkumiyet hükmüyle birlikte verilmelidir. Bu niteliği itibarıyla temyiz incelemesine bağlı olacağından hem sanık, hem de 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun uyarınca davaya katılmasında yasal zorunluluk bulunan Hazine lehine bir güvence sağlanmış olacaktır. Kaçakçılık suçlarından dolayı hükmolunan tazmini nitelikteki para cezalarında erteleme olanağı olmadığından buna ters düşer mahiyette verilmiş kararlara itiraz yetkisi bulunmayan katılanın temyiz yoluna başvurarak bu kararı yasal duruma getirmek olanağı da doğacaktır.
Kamu düzeni ve savunma hakkını koruma amacına yönelik bulunan usul hükümlerinin esprisi de bu yoldadır.
Bu itibarla, yerel C. Savcısının temyiz itirazlarının kabulü ile direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk kararına katılmayan bir üye: direnme kararında açıklanan görüşün usul ve yasaya uygun bulunduğunu, duruşma bitirilerek hüküm verildikten sonra yeniden duruşma açılmasına usul hükümlerinin bir olanak tanımadığını, yasa koyucunun geçici 3. maddede duruşma yapılarak erteleme isteğinin karara bağlanacağına dair bir hüküm getiremediğini açıklayarak itirazın kabulü yolunda oy kullanmıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, yerel mahkeme direnme hükmünün tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak BOZULMASINA, 18.11.1980 gününde üçte ikiyi geçen çoğunlukla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy