(765 S. K. m. 345)
Özel Daire ile Cumhuriyet Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlığın sahtecilik suçuna inhisar ettiği ve mektubun TCK. nun 345. maddesinde ifade olunan özel evrak mefhumuna dahil olup olmadığında oluştuğu görülmektedir.
Evrakta sahtekarlık suçlarında varaka ve özel evrakdan ne anlaşılması gerektiği hususunda durulacak olursa,
a - Varaka
Varakanın ne Kanunumuzda ve ne de mehaz kanunda yapılmış bir tarifi yoktur. Tarifi içtihatta ve doktrinde bulmaktayız.
Başsavcılığın itiraz yazısında sözü edilen CGK. nun 21.06.1968 gün 97/324 sayılı kararında varaka Hukuki bir sonuç doğurmaya veyahut bir durumu belli veya ispat etmeye yarayan yazılara denir, biçiminde tarif edilmiştir.
6. Ceza Dairesinin de 4.07.1963 gün 2707/3846 sayılı kararında varakanın kanunen yapılmış bir tarifi bulunmamakla beraber bunun hukuken hüküm ifade eden ve bir hakkın doğmasına ve bir olayın ispatına yarayan yazılar olarak tarifi mümkündür, denilmiştir.
Manzini'nin şu tarifi de 1930 tarihli İtalyan Ceza Kanunu gerekçesinde aynen benimsenmiştir. Manzini'ye göre varaka taşınabilen bir vasıta üzerine tespit edilen ve belirli bir kimsenin eseri olan usuli bir ilişki veya diğer hukuki bir münasebet içinde hukuki bir iddiaya dayanak olmayan veya bu iddiayı çürütmeye ya da hukuken önemli bir olayı ispat etmeye elverişli idare açıklama ve beyanlarını yahut hakikat iddialarını ihtiva eden her türlü yazıdır. (Erman Sahtekarlık Suçları sy. 286.)
Bu tariflerden anlaşıldığına göre varaka kavramı ile delil teşkil edebilme kavramı arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır ve bu çok defa hukuki hüküm deyimi ile ifade olunmaktadır.
Varaka kavramının hukuki anlamı ve ayrıcı nitelikleri konusunda doktrin alanına bakacak olursak,
1- Varaka kavramına ancak, yazılar girebilir ispat kuvvetli ne olursa olsun yazı olmayan şeylerin bu kavrama sokulmalarına imkan yoktur.
Yazı geniş anlamda bir irade açıklama veya beyanının bunu tespite elverişli herhangi bir vasıta ve harflerle ifade olunması demek olduğuna göre harflerin belirli bir vasıta ile tespit olunması yeterli olup ve vasıtanın ve kullanılan dilin bir ehemmiyeti bulunmamakta yazının anlaşılabilir bir muhteviyata sahip olması yeterli olmaktadır.
2- Bu vasıfları haiz bir yazının ne zaman bir varaka sayılacağı bir diğer deyimle varaka sıfatını elde edeceği sorusuna cevap verildiğinde;
a) Bu yazının elden ele taşınabilen bir şey (kağıt, levha, bez gibi) üzerine yazılmış olması,
b) Yazının bir kişilik ve kimliğinin olması yani belirli bir kişinin eseri bulunması, başka bir deyimle yazının kimin tarafından yazıldığının bizzat yazıdan anlaşılması gerekir. Yazıda ve dolayısıyla varakada mevcut bulunacak irade beyanının belirli bir kişi veya makama izafe edilmesi gereklidir. Aksi halde yazının kime ait olduğu anlaşılamadığı hallerde yazı varaka niteliğini kazanamaz.
Yazının kimliği ve ferdiyetini göstermek bakımından imzanın oynadığı rolden bahsedilirken bu imzanın gerçek olmasının kastolunmadığı bir kimsenin kendisinin olmayan, bir isim veya imza ile bir varakayı imzalaması halinde de, bu isim veya imza bir başka şahsa ait olsa veya hayali, uydurma bir ad, yahut imzadan ibaret bulunsa dahi bu halde bile yazının bir kimliği vardır ve imzadaki sahtekarlık dolayısıyla bu yazı da sahtedir. (Erman Sayfa, 294.)
3- Varakanın şekline ait bu iki şarttan başka yazının delil teşkil edebilme değeri ve hukuki bir hüküm ifade edebilmesi vasıflarına da haiz olması gerekir.
a) Yazının Delil Teşkil Edebilme Değeri:
Bir hak veya olayın delilini teşkil eden edebilen yazılara varaka değeri tanınınca bu gibi yazıların sahtelikten uzak kalmasında kamu güveninin bulunduğu bu gibi yazıların gerçek olduğuna inanma zorunluluğunun esası ve sahteliğin hangi nedenle kamu güvenini sarstığı ve bunların sahtekarlık cürümlerinden sayıldığı kendiliğinden anlaşıldığı gibi delil olma niteliği olmayan yazılarda yapılan sahtekarlığın kamu güvenini ilgilendirmediği anlaşılabilir. Bir delili devamlı tespit edebilmesi bakımından ispat vasıtalarının başında gelen yazıların her türlü sahtekarlık fiiline karşı korumasında kesin zaruret bulunmaktadır.
b) Yazının Hukuki Hüküm İfade Etmesi:
Bir yazının varaka niteliğini elde etmesi ancak hukuki önemi haiz bir olayı ispat eder nitelikte olmasıyla mümkündür. Hiç bir hukuki önemi olmayan ispat eden bir yazı hukuki anlamda delil olamaz ve dolayısıyla varaka niteliğinde bulunamaz.
Bir yazının hukuki hüküm ifade edebilmesinden maksat onun bir hakkın delilini teşkil edebilmesidir. Herhangi bir hukuki iddiaya dayanak olmayan üçüncü şahıslara karşı açılacak davada delil olarak ileri sürülmeyen yazılar evrak sayılamazlar ve sonuç olarak da taklit veya tağyir edilmiş yazı herhangi bir hakkı esas olmazsa cezalandırılabilen sahtelikten de bahsolunamaz. (Garruand, No. 1368.)
c) Resmi Evrak Özel Evrak Kavramı:
İspat gücü bakımından daha üstün tutulan resmi evrakı kanunumuz tarif etmemiş ise de, uygulamada benimsendiği üzere bir memur tarafından görev ve fonksiyonu nedeni ile düzenlenen yazılardır. Bu yazılar genellikle bir şekle bağlıdır. Buna karşılık resmi evrak sayılmayan bir hakkı ispat etmese dahi belirli bir olayı ispata yarayan yazılı delil başlangıcı teşkil eden her türlü yazılar özel evraktır. Bu tür evrak kanunen belirli bir şekle bağlı değildir. Yeterki delil teşkil edebilme kabiliyeti bulunsun. Bu konuda İtalyan Yargıtay'ının şu kararı ilgi çekicidir. Ceza koruması açısından özel evrak kavramı Medeni hukuk tarafından öngörülmüş olana nispetle daha geniş bir muhteviyata maliktir. Ve sadece bir hakkın doğumunu bir hakta değişiklik vukuunu yada bu hakkın ortadan kalkmasını meydana getirmeye elverişli bir irade beyan veya tezahürlerine inhisar ettirilemez. Bu kavram belirli bir kişi için faydalı yada zararı olabilen hukuken önemli neticeler doğurabilen durumlara ilişkin olmak üzere özel kişiler tarafından meydana getirilmiş bütün yazıları da kapsamına alır. (Erman Sayfa 472.)
d) Evrakta Sahtekarlık Suçlarının Ortak Unsurları:
Evrakta sahtekarlık suçlarının unsurları gerçeğin değiştirilmesi gerçeği taklit kast ve zarar unsurları ihtiva etmesi gerektiği hususlarında toplanmaktadır. Bu itibarla bilfiil zararın var olmadığı veya bunun imkan ve ihtimal dahilinde bulunmadığı ahvalde ortada evrakta sahtekarlık suçunun da olamayacağı söylenebilir.
Bütün ve açıklamalardan hukuki sonuç doğurması bakımından bir hakkı ispat etmese bile belirli bir olayı ispata yarayan özel mektuplar ve özellikle aşk mektuplarının özel evrak kavramına dahil bulunduğunda kuşku yoktur. Böyle bir mektup boşanma davasında tazminat veya nafaka davasında yahut babalık davasında iddiaya dayanak teşkil edecek nitelikte olabileceği gibi ceza davasında da delil olabilir. Nitekim sanığın mağdure K.'a karşı işlediği tehdit suçunun en esaslı delilini bu mektup teşkil etmektedir.
Bu düşünceden hareket ile suç konusu mektubun bir ispat vesikası olduğu sahte olarak düzenlenip mağdur Avukat O. aleyhine hukuki bir sonuç doğurmak üzere belirli bir kişi veya kişilerin eline verilmiş özel bir varaka niteliğinde bulunduğu neticesine varılmıştır.
Sonuç: Bu itibarla Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy