(765 S. K. m. 491, 493)
Dava: Yankesicilik suretiyle hırsızlıktan sanık M. Y.'nin TCK. 491/ilk, 552, 525 maddeleri gereğince 4 ay süre ile hapsine, bu kadar süre Genel Güvenlik gözetimi altında bulundurulmasına ilişkin hükmü Özel Daire;
(...İddiaya, oluşa ve kabule göre, sanığın eyleminin TCK. nun 492/ 7.maddesinde yazılı yankesicilik suretiyle hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde TCK. nun 491/ilk maddesiyle ceza tayini...) isabetsizliğinden oybirliği ile bozmuştur.
Yerel mahkeme ise; (...sanık müştekinin parasını polis olduğunu bildirerek istemiş, müşteki rızası ile parasını vermiş, sanık aldığı 15.000 lira paranın 5000 lirasını müştekinin rızası dışında ve haberi olmaksızın alıp götürmüştür. Bu oluşa göre sanığın hırsızlığı yankesicilik niteliğinde olmayıp, adiyen hırsızlık suçu niteliğinde olduğu gerekçesiyle...) direnmeye karar vermiştir.
Karar: Dosya içeriğine, oluşa ve kabule göre;
Olay günü Belediye otobüsünden inen müştekiyi bir dakika amca diye kenara çağırıp götüren sanığın müştekiyi ben sivil polis memuruyum, yankesiciyi takip ediyorum, üzerindeki paraya bakacağım diyerek müştekinin kontrol için kendisine verdiği paradan 5000 lirasını yankesicilik suretiyle ve tırnakçılık usulüyle fark ettirmeden aldığı anlaşılmaktadır.
Olayın bu biçimdeki oluşunda yerel mahkeme ile Özel Daire arasında bir uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, yapılan hırsızlığın niteliğine yöneliktir.
Yankesicilik öğretide; el çabukluğu ile ve özel beceriyle bir kişinin üzerinizden bir şeyin çalınması biçiminde tanımlanmaktadır.
Olayımızda ise, sanık mağdurun parasını üzerinden el çabukluğu ve özel beceri ile almamış ise de, mağdura ben sivil polis memuruyum yankesicileri takip ediyorum, üzerinizdeki paraya bakayım dedikten sonra, mağdurun verdiği paradan 5000 lirasını çalmıştır.
Bu oluşa göre eylem, TCK. nun 493/4. maddesine uygun düşmektedir. Zira sanık kendisini polis memuru olarak tanıtıp kullandığı bu hileli davranışı ile hırsızlık suçunun işlenmesini kolaylaştırmıştır, Yasa koyucu gerek bu nedenle ve gerekse hırsızlık yapmak amacıyla vaki suistimalleri önlemek için bu tür hırsızlık suçlarını nitelikli kabul etmiş ve daha ağır yaptırım öngörmüştür. Yasa koyucu her şeyden önce failin salahiyeti olmaksızın resmi sıfat takınmayı bir araç olarak kullanmasını öngörmüş, resmi sıfat biçimini bazı örnekler vererek ifade etmemiştir. Bu bakımdan sanığın sahte olarak kendisine memur süsü vermesi suçun oluşması için yeterlidir. Bu itibarla o yer C. Savcısının temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan direnme hükmünün açıklanan değişik gerekçe ile bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, direnme hükmünün sanığın eylemi TCK. 493/4. maddesine uygun olduğu halde TCK. nun 491/ilk maddesiyle hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmasına 16.06.1986 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy