(765 S. K. m. 51/1, 59, 450) (6136 S. K. m. 13/1)
Dava: F. K.'ı taammüden öldürmekten ve izinsiz silah taşımaktan sanık Ö. Y.'nun, TCK.nun 450/4, 55/l, 59; 6136 sayılı Yasanın 13/1, 55/3, 30, 36. maddeleri uyarınca 16 sene 8 ay süreyle ağır hapis ve bir sene bir ay on gün hapis ve 10.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ve tabanca boşkovan ve mermi çekirdeklerinin zoralımına ilişkin, Iğdır Ağır Ceza Mahkemesince, 7.6.1988 gün ve 1986/41 Esas ve 1988/110 Karar sayısı ile verilen hükmün, sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 18.8.1988 gün ve 3169/3045 sayı ile;
( ...Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde cezayı azaltıcı takdiri tahfif sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma sebepleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık vekilinin eksik incelemeye vesaireye yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Ancak; Sanığın değişik suçlardan cezaevinde tutuklu babası A. Y.'nun duruşmalarını izlemek için gittiği adliye binası içinde karşılaştığı bu davanın müdahillerinden maktul F.'in her zamanki gibi kendisine alaylı bakıp kaş, göz işareti yaptığını, iki aile arasında gelişen ve yoğunlaşan olayların akışı içinde zorunlu olarak taşıdığı silahını çekip mübaşirin çağrısıyla topluluğun içinden çıkıp duruşma salonuna girmek üzere olan maktule ani ve fevri bir kararla müteaddit el ateş etmek suretiyle öldürdüğünü, mahkemeye her zamanki gibi babasının duruşmalarını takip için geldiğini, maktulü öldürme niyeti olmadığını özellikle hadisenin şok ve tesirinden çıktıktan sonra olay günü Cumhuriyet Savcısı ile Sulh Hâkimine verdiği ve duruşmada tekrarladığı ifadeleriyle anlaşılmıştır.
1- Olayda taammüdün unsurlarından olan önceden soğuk kanlılıkla verilmiş öldürme kararından aradan yeterli bir süre geçmesine rağmen vazgeçmeksizin o kararı sebat ve ısrarla ika için öldürme fiilini duruşma salonunda ika etme durumunun mevcut olmadığı, sanığın öldürme kararını maktulü gördüğü anda da vermiş olabileceğinin reddedilemeyeceği, bu suretle sanığın kasten adam öldürmekten sorumlu tutulması gerekirken suç niteliğine açıklık getirmeyen yüzleştirme tutanağındaki müphem ifadesine bağlı kalınarak suça vasıf verilmesi,
2- Tahrike yol açan haksız hareketlerin mutlaka olay anında ya da olaydan hemen önce vukuunun şart olmadığı, maktulün iki aile arasındaki yakınlıktan yararlanarak şahsın annesi F. ile gizli ilişkiye girmesi ve aile birliğinin bozulmasına birinci derecede amil olması halinin sanık lehine TCK. 51/1, maddesinin uygulanmasına yol açacağının düşünülmemesi... ) isabetsizliğinden bozmuş;
Yerel Mahkeme ise 27.9.1988 gün ve 50/159 sayı ile; 2 nci bozma nedenine uyarak gereğini yerine getirmiş, taammütle ilgili bozma nedenine karşı;
( ...Sanık, annesini yoldan çıkaran ve olaydan bir süre önce kendi evlerinde annesi F. ile sarmaş dolaş sevişirken babası A. tarafından yakalanınca tabanca ile ateş edilip annesinin ölümüne kendisinin de yaralanmasına ve bu suretle babasını karısını öldürmek ve kendisini de öldürmeye tam derecede teşebbüs suçlarını işletip ceza evine düşüren ve davaya müdahil olarak giren maktul F. K.'ı duruşma salonuna girmek üzere iken arkasından tabanca ile otopsi raporunda belirtildiği biçimde vücudunun muhtelif yerlerine ateş ederek onu taammüden öldürdüğü; kamu tanıklarının beyanı ile anlaşılmıştır. Ancak, sanık duruşmada; maktulü öldürmeyi önceden tasarlamadığını, olay günü koridorda babasının duruşmasını beklerken maktulün alaycı bir vaziyetle göz kırpması ve bazı sözler sarfetmesi üzerine tabancasını çekerek ateş edip öldürdüğünü, önceden tasarlamanın söz konusu olmadığını ileri sürmüş ise de; sanık olayın hemen akabinde C. Savcısına verdiği 15.10.1986 tarihli yüzleştirme tutanağındaki ifadesinde "Cinayeti ben işledim, öldüreceğim maktulün bu gün ağır ceza mahkemesinde duruşması olduğunu biliyorum, suçu işlediğim tabancayı belime gizleyerek olay mahalline geldim, maktulün adı mahkemece anons edildiğinde, ona doğru yürüdüm, nişan alarak altı el sırtına ateş ettim" demek suretiyle o gün maktulün duruşmaya geleceğini bildiğini açıkça ortaya koymakta ve tabancayı da beraberinde bu suçu işlemeyi tasarlayarak getirdiğini, kabul etmektedir. Sanık yine aynı tarihte C. Savcısına verdiği ifadesinde ise; olaydan önce, Adliyenin önünde ayakkabı boyattığı sırada, maktulün yanından geçerken kendisine göz kırptığını, alaycı bir şekilde baktığını, bu durumu gururuna yediremediğini ve iki ay önce dükkanlarında gizlediği silahını almak üzere dükkana gidip silahı alıp beline koyarak tekrar adliyeye geldiğini beyan etmiştir. Sanık Sulh Hâkimine verdiği ifadesinde ise, maktulü sabahleyin adliyenin karşısından geçerken kendisine kaş, göz işareti yaptığını, bu sırada tabancanın üzerinde bulunduğunu söylemiştir. Sanık duruşmada da tabanca üzerinde olduğu halde duruşmayı izlemek üzere geldiğini ancak maktulü öldürmek amacıyla değil düşman sahibi ve silaha meraklı olduğu için taşıdığını ifade etmiş ve böylece bir ifadesi hariç tüm ifadelerinde adliye koridoruna silahlı olarak geldiğini söylemiştir.
Sanığın ağabeyisi Y. Y. 15.10.1986 tarihli C. Savcısı ifadesinde; kardeşinin kendisine maktulü kastederek, "duruşmaya gelip babanın karşısına dikiliyor, bu adama çok kızıyorum" diye bir kez söylediğini beyan etmektedir. Sanık bu beyanında husumet beslediği maktulü öldürmeyi önceden tasarladığını ortaya koymaktadır. Bütün bu hususlar ve hayatın icapları göz önüne alındığında, sanığın maktulü öldürmeyi önceden tasarlayarak gerçekleştirmek için önceden temin ettiği tabanca ile olay yerine geldiği ve maktulü altı kurşun sıkarak arkasından yaptığı atışlarla taammüden öldürdüğü sabit görülmüştür... ) biçimindeki gerekçesiyle direnmiştir.
Karar: Ceza Kanununda tarifi bulunmayan taammüt uygulamada failin bir kimseye karşı belli bir suçu işleme niyetinde sebatla, şartsız olarak bu hususta karar vermesi, bu kararında ulaştığı ruhi sükunete rağmen vazgeçmeyip kararını ısrarla ve bu akış içinde icraya başlama şartları olaysal olarak değerlendirilmek suretiyle saptanmaktadır. Yargıtay'ın kararlılık kazanmış içtihatları da bu yöndedir.
Bu saptamanın ışığı altında olayımıza baktığımızda, delillerin, kül halinde incelenip değerlendirilmesine göre;
Sanığın babası A. Y.'nun olaydan bir sene önce bacanağı olan öldürülen F. K.' yı kendi evinde karısı F. Y. iIe sevişirken suçüstü halinde yakalayınca tabancayla ateş edip karısı F.'yı öldürdüğü, F.'yi de ağır bir biçimde yaraladığı ve işlediği bu suçlarından dolayı tutuklanıp cezaevine konulduğu ve hakkında öldürmek ve öldürmeye tam derecede teşebbüs suçlarından dolayı TCK. 449/1, 51/2, 448, 62, 51/2 ve 6136 sayılı Yasanın 13/1 inci maddeleri uyarınca yargılanıp cezalandırılması için Iğdır Ağır Ceza Mahkemesine dava açıldığı; F. K.'ın mahkemenin 1985/95 esasına kayıtlı bulunan davaya müdahil olarak katılıp duruşmaları izlediği, sanık Ö. Y.'nun da tutuklu olarak yargılanan babasının duruşmalarını takip ettiği, öldürülenin yolda ve mahkeme koridorunda karşılaştığı sanığa göz kaş kaldırmak ve söz atmak suretiyle sataştığı, öldürülenin bu halinin sanığı üzüp rahatsız ettiği ve bir defasında öldürülenin bu sataşmalarını ağabeyisi Y.'a aktarıp dertlendiği;
Olay günü babasının ağır ceza mahkemesindeki duruşmasını izlemek için Adliyeye gelirken öldürülenden gelen sataşma ve baskıların etkisi altında kalarak kısa bir süre sonra tabancasını ateşleyerek onu vurmuştur.
Sanığın olayın akabinde C. Savcısına verdiği 15.10.1986 günlü, ( ...Suçu işlememde kimsenin teşviki yoktur maktul babamın duruşmalarını izlemeye geldiğimde devamlı bana ( piç ) der, göz kırpar alay ederdi, bende namusumu temizlemek için bu işi yaptım... ) biçimindeki ifadesinden sonra, Sulh Hâkiminde ve duruşmada kabul etmediği, C. Savcısı tarafından alınan aynı günlü ifadesindeki ( ...F. K. beni gördüğü yerde göz kırpıp alay ediyordu, Adliyede yine aynı hareketi yaparsa vurmaya karar verdiğim için silahı belime aldım ve onu öldürme kararı ile belimde silah, adliyeye geldim. Duruşmalar başlamamıştı, Belediyenin önünde ayakkabımı boyatırken F. yanımdan geçerken yine bana alaylı alaylı baktı göz kırptı, o zaman onu vurmaya iyice karar verdim... ) yolundaki ifadesi de, taammüdün, "suçun soğukkanlılıkla işlenmesine karar verme ve bu kararda ısrar ve sebat göstererek ve nihayet bu karardan dönülmeksizin tasarlanan cürmü ika etmek" öğelerini içermediği sanığın bu ifadesinin dahi taammüdün varlığının kabulü için yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla sanık vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile re'sen de temyize tâbi bulunan direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle tebliğnamedeki istem gibi direnme kararının BOZULMASINA, 30.1.1989 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy