(765 S. K. m. 119) (1412 S. K. m. 307) (2918 S. K. m. 20)
Dava: 2918 Sayılı yasaya aykırı davranışta bulunmak suçundan sanık Halil'in önödemede bulunması nedeniyle hakkındaki kamu davasının TCY.nun 119. maddesi uyarınca düşürülmesine ortadan kaldırılmasına ilişkin, Tosya Sulh Ceza Mahkemesi'nce 10.5.1989 gün ve 162 - 231 sayı ile verilen hükmün sanık tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen 2. Ceza Dairesi 8.11.1989 gün ve 9966 - 9882 sayı ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün onanmasına karar vermiştir.
C.Başsavcılığı ise 18.12.1989 gün ve 74 sayı ile; Önödeme cezası TCY.nın 119. maddesinde gösterilen sınırları aşmayan suçlarda, karşılığı para cezasının ödenmesi ile hazırlık soruşturması sırasında dava açılmasını, kamu davası açılmışsa davanın düşürülmesini sağlayan bir kurumdur.
Ön ödemenin amaçlarından birisi mahkemelerin işlerinin önemli oranda azaltılması ve çabuklaştırılması ikincisi de sanığın mahkumiyet hükmü ile karşı karşıya kalmasının dolayısıyla sabıkalı duruma düşmesinin önlenmesidir.
Bu hale göre önödeme sanık yararına işleyen bir kurumdur. Bu nedenledir ki hazırlık soruşturması sırasında koşulları varsa C.Savcısının özel yasa hükümleri gereği işin doğrudan doğruya mahkemeye intikal etmesi halinde veya eylemin niteliğinde değişme olması veya hazırlık soruşturması sırasında C.Savcısı tarafından önödeme uyarısı yapılmamış bulunması hallerinde hakimin önödeme uyarısında bulunması zorunluluğu getirilmiştir. Bu haktan yararlanmak isteyen sanık önödemede bulunarak hazırlık soruşturması sırasında hakkında dava açılmasının dava açılmış ise davanın ortadan kaldırılmasını istediğini açıkça beyan etmektedir. Bu durumda mahkemece verilen düşme kararı sanığın isteğin doğrultusunda ve yararına olan bir karardır.
CYUY.nun 307. maddesinde sanığın aleyhine olan kararı temyiz edebileceği yararına verilmiş bir kararı temyiz edemeyeceği hükme bağlanmıştır. Önödemede bulunup kendi yararına düşme kararı verilmesini isteyen sanığın temyizi üzerine yargıtay incelemesi yapılmasına CYUY.ve kararlık gösteren Yargıtay kararları olanak veremez.
Kaldı ki, kamu davasının açılmış bulunması veya işin özel yasa gereği doğrudan mahkemeye intikal etmiş bulunması hallerinde TCY.nın 119. maddesinin tedvin tarzı, duruşma açılmadan sanığa önödeme uyarısı yapılmasını amir hüküm içeriğinden anılan maddeye göre duruşma açılmasıda zorunlu değildir. Duruşma öncesi kendiliğinden veya mahkemece yapılacak uyarı üzerine önödemede bulunulması halinde kamu davasının düşürülmesi gerekmekte ve bu kararın verilebilmesi için duruşma açılmasını gerekli kılan bir usul kuralı da bulunmamaktadır. Duruşma açılması gerekmeden verilen kararında temyizinin olanaklı bulunmadığı usul yasası gereğidir. Gerekli bulunmadığı halde duruşma açılarak önödeme nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmesi bu kararı temyiz edebilir hale getiremez.
Ayrıca, önödeme uyarısının yasanın öngördüğü zaman ve biçimde yapılması ve önödemede bulunulması halinde yargılama faaliyeti başlamayacağından temyiz inceleme konusu da bulunmayacaktır. Zira sorgu yapılmayıp kanıtlar toplanmayacaktır.
Kaldı ki, Yargıtay'ın yüksek mahkeme olarak belirlendiği gerçeği de göz önüne alındığında önödeme kurumunun mahkemelerin işyükünü hafifletmeyi amaçlayan işlevi karşısında benzer kararların temyiz incelemesine tabi bulunmadığını kabul etmek gerekir görüşüyle itiraz etmiştir.
Dosya C.Başsavcılığınca 1. Başkanlığa gönderilmekle; Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü :
Karar: İncelenen dosyaya göre;
Sanık hakkında Tosya Trafik Tescil ve Denetleme Büro Amirliği Memurları tarafından düzenlenen 10.5.1989 günlü suç tutanağına göre tescilli aracı satın aldığı halde gerekli bilgi ve belgeleri sağlayarak bir ay içinde ilgili tescil kuruluşundan adına tescil belgesi almadığı ileri sürülerek 2918 sayılı yasanın 20/e maddesine aykırı davranmak suçundan özel yasası gereği doğrudan doğruya Tosya Sulh Ceza Mahkemesi'ne dava açılmıştır.
Sanığın sorgusunu yapan Yerel Mahkeme, yüklenen suçun TCY.nın 119. maddesi uyarınca önödemeye tabi bulunması nedeniyle maddede öngörülen hafif hapis ve hafif para cezalarının alt sınırından önödemede bulunulması halinde davanın düşürüleceği uyarısında bulunmuş, sanığın önödemede bulunması üzerine de düşme kararı vermiş bulunmaktadır.
Bu düşme kararı sanık tarafından temyiz edilmiş Özel Daire tarafından esastan incelenerek, usul ve yasaya uygun bulunduğundan hükmün onanmasına karar verilmiştir.
C.Başsavcılığı ise, yukarıda açıklanan itirazın da belirtildiği üzere, bu düşme kararının sanık yararına verilmiş ve duruşma açılmasını gerektirmeyen bir karar olduğu gerekçesiyle temyizinin olanaklı bulunmadığını ileri sürmektedir.
Uyuşmazlığın çözümü için bazı kavramlara açıklık getirmek gerekir.
Öncelikle şu belirtmek için bazı kavramlara açıklık getirmek gerekir.
Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, önödemeye tabi bir suç ister özel yasası gereği doğrudan doğruya mahkemeye intikal etmiş bulunsun, ister hazırlık soruşturması sırasında önödeme uyarısı yapılmaksızın mahkemeye iddianame ile dava açılmış olsun, ister suç vasfının değişmesi nedeniyle önödemeye tabi bir suç biçimine dönüşsün, mahkemenin önödeme uyarısı üzerine maddede öngörülen cezanın alt sınırından önödemede bulunan sanık hakkında verilmesi gereken düşme kararı CYUY.nun 253. maddesinde belirtilen hüküm niteliğindedir.
Mahkemenin önödeme sonucunda sanık hakkında verdiği düşme kararını hüküm olarak belirledikten sonra temyiz olunabilen kararların nelerden ibaret olduğu üzerinde durmak gerekir. Dar manada ceza yargılamasında doğrudan doğruya temyiz olunabilen kararlara CYUY. hüküm adını vermiştir. Usul yasası hüküm tabiri ile mahkemelerin verdikleri "beraat" mahkumiyet" davanın düşmesi" davanın reddi" muhakemenin durması kararlarını kastettiğini açıklamaktadır. Bu kuralların ortak özelliklerine baktığımızda "Muhakemenin durması" kararı hariç son karar "bitici karar" niteliğinde bulunduklarını görmektedir.
Uyuşmazlığa konu düşme kararının yargılama yapılmaksızın ceza kararnamesi ile verilebileceği, dolayısıyla bu bakımdan da temyiz incelemesine konu olmayacağı yolundaki görüşte, TCY.nın 119/6. maddesi karşısında kabul edilemez. Şöyle ki, özel yasa hükümleri gereğince işin doğrudan doğruya mahkemeye intilak etmiş olması halinde, sanık sorgusundan önce yapılacak uyarı üzerine önödemede bulunduğu takdirde işin ceza kararnamesi ile sonuçlandırılmış olması halinde dahi itiraz üzerine duruşma yapılacağı hüküm altına alınmıştır ki, duruşma üzerine verilecek düşme kararınında temyizi kabil kararlardan bulunduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan sanık hakkında önödeme sonucu verilen düşme kararının sanığın yararına karar olduğu da söylenemez. Sanığa isnat edilen suça baktığımızda 2918 s.Yasanın 20/e maddesi bir aydan 3 aya kadar hafif hapis ve 5000 liradan 10000 liraya kadar hafif para cezasının yaptırım olarak öngörüldüğünü saptamaktayız. Böyle bir tehdit (yaptırım) karşısında bulunan sanığın bulunduğu psikolojik ortamda suçu işlemiş olması bile, yargılama yapılarak sonuçlandırıldığı takdirde kendisine maddede öngörülen hafif hapis cezasının para veya tedbirlerden birine çevrilmeksizin uygulanabileceği düşüncesi, önödeme kurumundan yararlanarak bu yaptırımdan kurtulmasına olanak sağlayacağı için tercih edilmiş olabilir. Bu güvenceyi elde eden sanığın sonuçta verilen düşme kararını en yararına karar olarak yorumlayıp, temyiz edemeyceğini söylemek ceza yargılamasının maddi kararını sanık yararına C.Savcısının temyiz edebileceği açık olduğuna göre sanığı bu haktan mahrum etmek, onu c.Savcısına tanınan bu haktan yoksun bırakmak usul hukukuna aykırı olarak kanun yoluna başvurmak tekelini C.Savcısına tanımak olur ki kabulü olanaksızdır.
O halde iddianame ile veya Özel Yasası gereği doğrudan doğruya mahkemeye intikal eden bir davada yapılan uyarı üzerine sanığın önödemede bulunması nedeniyle düşme kararı verilmesi halinde, bu kararın bitirici karar hüküm niteliğinde bulunduğu ve CYUY.nın 305. maddesinde öngörülen temyizi kabil olmayan hükümlerin dışında kaldığı takdirde, sanık tarafından temyiz edilebileceği gerektiğinden C.Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklandığı üzere C.Başsavcılığı itirazının açıklanan nedenlerle REDDİNE, 5.2.1990 gününde 2/3'ü aşan oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy