(765 S. K. m. 59, 432, 456)
Dava: Sanık A.Ç.'nin TCY. nın 432, 59, 647 Sayılı Yasanın 4. maddeleri gereğince 7500 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ve bu cezasının ertelenmesine ilişkin Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkeme' since verilen 7.12.1988 gün 99/137 sayılı hükmün sanık tarafından; temyizi üzerine, dosyayı inceleyen 5. Ceza Dairesi 18.5.1980 gün 1764/2638 sayı ile;
(...Sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarını teyit eden tanıklar C. C., E. O., F. Ç. İ. D., M. Ç., E. B., A. A., F. D. ve Y. K.'nun anlatımları ve dosya içeriği karşısında olaydan dokuz gün sonra alınan müşteki Ş. S.'ye ait doktor raporundaki arazın ne zaman, nasıl ve kim tarafından meydana getirildiği belli olmadığı gibi olay gecesi aşırı derecede sarhoş olduğu anlaşılan polislikten atılma bu şahsın olayın oluş şekline göre duyduğu kıskançlık ya da öfke sebebiyle sanığa iftira atmasının, karısı mağdura G. S.'nün de kocasının etkisiyle aynı doğrultuda beyanda bulunmasının muhtemel olabileceği, otele sanıkla beraber gelen mağdurenin kocasının ve kendisinin sebebiyet verdikleri olaya üzüntüsü şeklindeki ağlamaklı halinin dışında kaçırıldığını gösteren mahkumiyete yeterli kesit ve inandırıcı kanıt mevcut olmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması...) isabetsizliğinden bozmuş,
Yerel mahkeme, 17.7.1989 gün 81/70 sayı ile,
(...Şikayetçilerin ifadeleri arasında çelişki yoktur. Hiçbir neden yokken namus ve iffetlerini ortaya koyarak her an işleri icabı başvurmak zorunda bulundukları emniyet teşkilatını karşılarına alma cesaretini göstererek iftirada bulunmamaları gerekir. Sanık, olayın cebir şiddete dayanan kısmı hariç, oluşu aynen kabul etmektedir. Olay dört safhada oluşmuştur. Tanıkların, olayın tümünü bilmeleri beklenemez. Tanıklar iddiayı doğrulamışlardır.
İddia, rapor, otel kayıtları, sanığın savunması tanık beyanları ile sabittir. Bozmada belirtildiği gibi kıskançlık, öfke veya iftira varsayımı kabul edilemez.
Sanık, ilde etkin kişidir. Bu nedenle aynı gün rapor alınması kolay olmayacağı gibi, şikayetçiler bir an önce sanığın muhitinden çıkma çabasındadırlar. Bu nedenle rapor zamanında alınmamıştır...) gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından süresinde istenildiğinden dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istemli 26.9.1989 tarihli tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanığın, olay gecesi bir gazinoda tanıştığı şikayetçilerin İstanbul'a gitmek istemeleri üzerine, onları kullandığı resmi otoya bindirerek İzmit'de bir otele getirdiği, birlikte kalma isteğinin şikayetçiler tarafından reddi üzerine tekrar gazinoya gittikleri, burada çıkan tartışma üzerine şikayetçi Ş. S.'yü otosuna zorla bindirip, döverek yolda indirdiği, eşi mağdure G. S.'yü tekrar otele götürdüğü anahtarı alıp birlikte odaya çıktıklarında benimle olacaksın dediği, mağdurenin kabul etmemesi, yalvarması üzerine bırakıp geri döndüğü, iddiasıyla dava açılmıştır.
Mağdure mahkemede alınan ifadesinde çelişkili beyanlarda bulunmuş, olayı hatırlayamadığını ileri sürmüştür. Eşinin beyanları ile de, arada muhayenat bulunmaktadır. Zorla kaçırma gibi, insan hayatını çok önemli ölçüde etkileyen bir olayın unutulması, ayrıntıların hatırlanmaması olanaksız olup, iddianın samimi olmadığını göstermektedir.
Ayrıca suçu inkar eden sanığın savunması, dört aşamada meydana geldiği ileri sürülen olayın bazı bölümlerini görerek beyanda bulunan tanıklarca doğrulanmıştır. Olaydan dokuz gün sonra alınan şikayetçi Ş. S.'ye ait rapordaki bulguların kim tarafından, nasıl meydana getirildiği belli değildir. Tanık beyanlarına göre, sarhoş olan kocasından korkan mağdure, sanıktan yardım istemiş ve otele getirildiğinde, odasına götürülmüştür. Sanık kapıyı kilitle, kimseye açma diyerek birkaç dakika içinde otelin lobisine inmiştir.
Daha sonra şikayetçi gelerek eşini otelden almış ve İstanbul'a dönmüşlerdir.
Sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair savunmasının aksini gösterir, her türlü kuşkudan uzak mahkumiyetine yeterli ve kesin kanıt bulunamadığından direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan üyeler, mahkemece gösterilen gerekçeye göre direnme hükmünün onanması doğrultusunda oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, tebliğnamedeki isteme uygun olarak direnme hükmünün BOZULMASINA, 06.11.1989 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy