(6762 S. K. m. 692, 707, 723) (3167 S. K. m. 16) (765 S. K. m. 503)
3167 sayılı Yasaya aykırı davranışta bulunmaktan sanık M.'nin TCK. nun 503/1, 522/1, 40'ncı maddeleri uyarınca 4 ay 15 gün hapis ve 6750 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin, Kahramanmaraş Asliye Ceza Mahkemesi'nin 14.11.1988 gün ve 301/550 sayılı hükmünün sanık vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay Yedinci Ceza Dairesi, 9.6.1989 gün ve 11772/6298 sayı ile; (İtirazın tanzim tarihine tekabül ettiği ve bu suretle vadenin bahse konu olmadığı anlaşılmakla tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere gösterilen gerekçeye ve takdire göre sanık vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanması)na karar vermiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığı, 25.7.1989 gün ve 60 sayı ile;
(a - 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunmasına İlişkin Yasanın 16. maddesinde, ibraz süresi içinde ve üzerinde yazılı keşide tarihinden önce 4. maddeye göre ibraz edildiğinde yeterli karşılığı bulunmaması sebebiyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide edenlere yönelik yaptırım öngörülmüştür.
Yine Yasanın 1. maddesinde hüküm bulunmayan hallerde genel hükümlerin uygulanacağı belirlenmiştir.
b - Çekle ilgili olarak TTY. nın 692, 723. maddelerinde düzenlemeler öngörülmüştür.
Buna göre, çekin yasal biçim koşullarının bulunmaması hususunda yargısal görüş eylemi dolandırıcılık suçunu oluşturacağı yolundadır.
1 - Olayımızda müşteki F. ile sanık M. arasındaki minibüs alım satımı sözleşmesi nedeniyle borçlu üç ay sonra ödenmek üzere çek düzenleyip alacaklı müştekiye vermiştir.
Suç konusu çek üzerinde keşide yeri bulunmamaktadır.
2 - TTY. nın 707. maddesinde öngörüldüğü üzere çek gösterildiğinde ödenmesi gereken kambiyo senetlerindeki keşide tarihi, bankaya ibraz süresini belirler.
Üç ay sonra düzenleme (keşide) tarihi yazılan çekin sözleşme anında bankada karşılığının bulunmadığı yakınıcı tarafından bilindiği gibi keşide yerinin yazılmadığı da bilinmektedir.
O halde, dolandırıcılık suçunun aldatıcılık ve yanıltıcılık öğeleri olayda bulunmamaktadır.
Çek üzerinde keşide yerinin gösterilmemesi dışında dolandırıcılık eylemini oluşturacak başkaca bir nedenin bulunmadığı gözetilmeden yerel mahkeme yargısının (hükmünün) onanması yasaya aykırı görülmüştür) gerekçesiyle itiraz ederek özel daire onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün bozulmasını talep etmiştir.
Dosya, bu açıklamalarla Birinci Başkanlığa gönderilmekle; Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Dosyaya göre; suç konusu çekin mal karşılığında müştekiye verildiği anlaşılmıştır.
Çekte keşide yeri bulunmasa bile böyle bir belgeyi çek olduğuna ve kararlaştırılan tarihte karşılığının muhatap bankada bulundurulacağına inanarak alan müşteki nezdinde dolandırıcılık suçunda aranan aldatma keyfiyeti gerçekleştiği gibi, çek bedelini ödemeyen ve ödememekte ısrarlı tutumunu halen sürdüren sanık haksız çıkar da sağlamış bulunduğundan, dolandırıcılık suçu tüm öğeleri itibariyle oluşmuştur.
Ceza Genel Kurulu'nun yerleşmiş içtihadı da bu yoldadır.
Bu itibarla itirazın reddine karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan nedenle C. Başsavcılığı'nın 25.7.1989 gün ve 60 sayılı itirazının REDDİNE, 09.10.1989 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy