(765 S. K. m. 59)
Dava: Adam öldürmek suçundan sanık Husam'ın TCY. nın 448. maddesi gereğince 24 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına ve fer'i ceza tayinine, TCY. nın 59. maddesinin uygulanması gerektiği karşı oyu ile oyçokluğuyla, Ankara Dördüncü Ağır Ceza Mahkemesince verilen 12.10.1989 gün 105/131 sayılı re'sen de temyize tabi olan hükmün sanık ve katılan vekilleri tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay Birinci Ceza Dairesi, 13.2.1990 gün ve 3540/257 sayı ile;
Sanık hakkında TCY. nın 59. maddesinin de uygulanması gerektiği karşı oyu ile oyçokluğuyla hükmün onanmasına karar vermiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığı, 14.3.1990 gün 21 sayı ile;
Sanık, mahkemeyi aldatma yönüne gitmemiş, duruşmada pişmanlık duygusunu tekrarlamıştır. Suçun işleniş sebebi ve suçu ortaya çıkarması duruşmalardaki davranışlarının her biri başlı başına TCK. nun 59. maddesinin uygulanmasını gerektirdiği halde, mahkeme takdir hatasına düşmüştür gerekçesiyle itiraz ederek Özel Daire onama kararının kaldırılmasını ve hükmün bu nedenle bozulmasını talep etmiştir.
Dosya, Birinci Başkanlığa gönderilmekle; Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dosya içeriğine göre;
Yolda sendeleyerek yürüyen sanık, bu durumunun nedenini soran önceden tanıdığı polis memuruna hap içtiğini söylemiş ve midesi yıkattırılmıştır.
Müteakiben de kız arkadaşını öldürdüğünü açıklaması üzerine, sanığın evinde maktulenin cesedi bulunmuştur.
Sanık aşamalardaki savunmalarında; bir sene önce tanıştığı ve evlenmeye karar verdiği, hediyeler aldığı öleni, bir başka gençle gördüğünü, kendi ailesinin gönderdiği çeki çalıştığı bankada bozduran maktulenin olay akşamı evine gelerek çek bedelini verdiğini, konuşup seviştiklerini başkasıyla evleneceğini söyleyince tartıştıklarını ve seni öldürürüm deyince, maktulenin nasıl öldürürsün diye sorması üzerine karyolaya yatırdığı, maktulenin ellerini iple bağlayıp ağzını bantladığını, sonra ayaklarını zincirle karyolaya bağlayarak zincirle boğduğunu beyan etmiştir.
Sanığın, TCY. nın 448. maddesi gereğince cezalandırılmasına ilişkin Yerel Mahkeme kararı, Özel Dairece onanmış, sanık hakkında TCY. nın 59. maddesinin uygulanması gerektiğinden bahisle Yargıtay C. Başsavcılığı, onama kararına itiraz etmiştir.
Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasında, sübut ve yukarıda açıklanan oluşta ihtilaf olmayıp, uyuşmazlık TCY. nın 59. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğine ilişkindir.
TCY. nın 59. maddesi mahkemenin takdirine bağlı hususlardan olmakla beraber, bu takdir hakkının kullanılmaması nedeniyle gösterilen gerekçenin makul ve makbul olması, hukuk kaidelerini zedelemeyecek, yasanın amacına aykırı düşmeyecek ve vicdanları rahatsız etmeyecek bir mahiyet taşıması, hak ve nesafet kurallarına uygun olması gerekmektedir. Bu madde, yalnız suçun işlenişine göre cezanın verilmesini önlemek ve failin kişiliğine uygun biçimde cezanın şahsileştirilmesini sağlamak amacını gütmektedir. Sırf suçun işleniş biçiminin ağırlığından söz edilerek TCY. nın 59. maddesinin uygulanmasından vazgeçilemez. Aksi hal, olaya göre değil kişiliğe göre uygulanması gereken 59. maddenin amacına aykırıdır.
Ayrıca, ikrarı ile suçun ortaya çıkmasını ve suç vasfının tayinini sağlayan sanık hakkında TCY. nın 59. maddesinin uygulanması gerektiği Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile Özel Dairelerin yerleşmiş ve duraksamasız uyguladığı esaslardandır.
İncelenen dosyada, sanık Ürdün Uyruklu ve bekar olup üniversite öğrencisidir. Banka memuru olan maktule ile evlenmeye karar vermişler, arkadaşlıkları devam ederken maktule, başka erkeklerle de arkadaşlık etmeye başlamıştır. Sanık kendisiyle evlenmekten vazgeçen sevdiği maktuleyi açıklanan bu koşullar altında öldürmüş ve pişmanlık duyduğunu beyan etmiştir.
Cesetin, sanığın evinde bulunması, suçun sanık tarafından işlendiğinin kesin kanıtı değildir. Bir başkası tarafından da öldürülmüş olabilir. Olayın görgü tanığı yoktur. Sanık kendisi lehine olacak şartları oluşturmak ve bunları kabul ettirmek olanağına sahipken böyle yapmamış, suç delillerini ve ceseti gizlememiş, ikrarı ile olayın ortaya çıkmasını ve suç vasfının belirlenmesini sağlamıştır.
Bu nedenlerle, takdiri indirim nedenlerini sınırlamamış olan yasa koyucunun iradesi doğrultusunda TCY. nın 59. maddesinin uygulanması, oluşa, hak ve adalete daha uygun olacaktır.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım Üyeler; Sanığın ilaç içmesi nedeniyle ölmek istemediğini söyleyerek kendisi için polise başvurması, suçun işleniş şekli, ikrarın daha az ceza verilmesine yönelik olması nedeniyle itirazın reddi gerektiği,
Üyelerden Sami Selçuk ise; Türk Ceza Yasasının 59. maddesi konusunda gösterilecek gerekçe sınırsızdır. Yasa bunu belli bir nedene bağlasaydı, bu kurum takdiri indirim değil, yasal indirim diye anılırdı. Yargıtay'ın denetimi ancak gösterilecek gerekçenin dosyaya yansıyan olgularla ve gerekçedeki öbür nedenlerle çelişip çelişmediği yönünde olabilir ve incelenen dosyada böyle bir durum söz konusu değildir. Yargıtay'ın ilk mahkemenin yerine geçerek bu yetkiyi kullanması denetim yargılamasının yetkisini aşması anlamına geleceğinden, itiraz reddedilmelidir görüşü ve değişik gerekçeyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulü ile Özel Daire onama kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün gösterilen sebepten dolayı BOZULMASINA, 02.04.1990 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy