(765 S. K. m. 51)
Adam öldürmek suçundan sanık İsmail G.'in TCY.nın 450/4, 59. maddeleri gereğince müebbet ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, tazminat, nisbi harç, vekâlet ücreti ve fer'i ceza tayinine ilişkin Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 29.11.1991 gün 68/237 sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen:
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 17.4.1992 gün 600/843 sayı ile:
Sanık İsmail'in cezaevine düşmesini fırsat bilen maktul Esat'ın sanığın eşi Hatice ile yasa dışı ilişkiye girdiği ve bu ilişkiden müşterek çocuklarının dünyaya geldiği, açılan dava sonucu maktul Esat ile Hatice'nin zina suçundan mahkûm oldukları maktulden sadır olan bu haksız hareketin boşanma davasının nedenini teşkil ettiği oluş ve kabulden anlaşılmış olmasına göre, cezaevinden tahliye edilen sanık İsmail aile birliğinin bozulmasına amil olan maktulü, geçmiş bu olayın psikolojik etkisiyle öldürdüğünün kabulünde zaruret bulunduğunda hiç bir kuşku olmadığından, bu halin sanık lehine kanuni adi tahrike yol açacağı gözetilmeden uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi isabetsizliğinden bozmuş,
Yerel Mahkeme 10.7.1992 gün 141/144 sayı ile:
Sanık, zina fiilini cezaevindeyken öğrenince şikâyetçi olmuş, eşi ite maktul yargılanarak cezalandırılmışlardır. Bu cezayı yeterli görmeyerek adam öldürme suçunu işlemesi yasaya aykırıdır ve yasa ile bağdaştırılamaz. Bu itibarla fiilin haksız tahrik sonucu işlendiğinin kabulü mümkün değildir gerekçesiyle önceki hükümde oyçokluğu ile direnmiştir.
Re'sen temyize tâbi olan bu hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi ayrıca düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı
Dosya kapsamına göre; İnandırıcı delil gösterilmediği gibi reddi hakim talebi yerinde ve yasal görülmediğinden, sanığın bu yöndeki itirazının reddine oybirliğiyle karar verildikten sonra yapılan incelemede;
Adam öldürmek suçundan sanığın cezalandırılmasına karar verilen olayda; Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluş ve sübutta bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Çözümlenecek sorun; sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağına ilişkindir.
Haksız tahrik, failin, haksız bir fiilin doğurduğu öfke ve elemin etkisi altında hareket ederek suç işlemesidir. Haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için,
a) Tahriki oluşturan bir fiil olmalı,
b) Bu fiil haksız bulunmalı,
c) Fail, öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,
d) Failin işlediği suç, bu ruhi durumun tepkisi olmalıdır.
Tahrikin varlığı ve derecesi failin durumu ve yöresel koşullara göre değerlendirilmeli, olayın işleniş şekli, niteliği, özellikleri, tahrik eden ile failin hal ve davranışları, aralarındaki ilişki, zaman ve yer şartları nazara alınmalıdır.
Ceza Kanunun, öfke ve üzüntüyü aynı nitelikte kabul etmiştir. Üzüntü halinde, derhal bir reaksiyonda bulunulmasa dahi, bu psikolojik durumun devam ettiği süre içinde, suçun işlenmesi halinde tahrik söz konusudur.
Maddi olayda; gasp suçundan cezaevinde hükümlü bulunan sanık, eşi Hatice ile maktulün zina suçunu işlediklerini öğrenmiş ve şikayetçi olmuştur. Öldürülen ile Hatice'nin zina suçundan cezalandırılmalarına karar verilmiş ve sanık bilahare eşinden boşanmıştır. Bu olay nedeniyle maktulü öldürmeye karar veren sanık, cezaevinden tahliye olduktan sonra hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşen Metin T. ile birlikte maktulü öldürmüşlerdir.
Sanık İsmail G., Cezaevinde hükümlü bulunduğu sırada eşi ile zina yapan ve doğan çocuğu evlilik içi çocukmuş gibi nüfus kütüğüne işleten maktulü, aile birliğini bozması nedeniyle öldürmüştür. Öldürülenin örf, adet, ahlak ve kanuna aykırı bulunan ve tevali eden bu hareketlerinin tesiriyle psikolojik bunalıma girmiştir. Maktulün bu hareketlerinin husule getirdiği öfke ve üzüntünün etkisiyle suçun işlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında haksız basit tahrik hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu itibarla direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme direnme hükmünün istem gibi BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy