(6831 S. K. m. 91, 93)
Dava: Ormanda tarla açmak suçundan sanık Mehmet Ali D.'nun 6831 Sayılı Yasanın 93/2, TCY. nın 59, 647 Sayılı Yasanın 4. maddeleri gereğince 1.500.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına, tazminat ve ağaçlandırma giderlerinin sanıktan tahsiline ilişkin Gülnar Sulh Ceza Mahkemesince verilen 21.11.1990 gün 118/268 sayılı hükmün, sanık tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen;
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 22.1.1992 gün 12405/807 sayı ile:
Suç konusu sahanın ibraz edilen ve satış yoluyla tedavül gören 26.2.1988 tarihli tapu kapsamında kaldığı ve sanığın bu tapuya dayanarak tasarrufta bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmasına göre, olayda suçun manevi unsuru olan kastın mevcut olmadığı nazar alınarak sanığı beraati gerekirken yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmesi isabetsizliğinden hükmü bozmuş,
Yerel Mahkeme 6.5.1992 gün 55/43 sayı ile:
Fen ve mahalli bilirkişiler suç konusu yerin tapu kapsamında kaldığını bildirmiş iseler de, bu yer ve çevresi Orman örtüsü ile kaplıdır. Memleket haritasında Orman gözükmektedir. Sanığın tapusu geçerliliğini kaybetmiş olup dava konusu yer fiili ve hukuki olarak Orman sayılan yerlerdendir. Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz ve suçun manevî unsurundan söz edilemez gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından süresinde istenildiğinden dosya, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bozma istemli 10.12.1992 tarihli tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı:
Karar: Sanığı, Devlet Ormanı sayılan 1400 m2'lik sahada tarla açtığından bahisle 6831 sayılı Kanunun 91/2. maddesi gereğince cezalandırılması için kamu davası açılmıştır.
Sanık, yüklenen suçu inkârla, ekim yaptığı sahanın orman olmayıp tapulu arazisi olduğunu ileri sürmüş ve tapu kaydı celbolunmuştur.
Mahallinde yapılan keşifte, suç konusu yerde eski tarihlerden beri tarla ziraatının yapıldığı, içinde zeytin ağaçlarının olduğu, işlenmeyen bölümlerinin yabani bitkilerle kaplandığı, sanığın tapusunun kapsamı içinde kaldığı tesbit edilmiştir.
Sanık, niza konusu taşınmazı 26.2.1988 tarihli tapu kaydı ile satın almış ve tasarruf etmeye başlamıştır. Bu yerin orman olduğuna dair, tapu kaydında bir açıklama mevcut değildir. Tapu kaydının aleniyeti ilkesine dayanılarak, iyi niyetle satın alınan taşınmaz, önceki malikler gibi sanık tarafından da kullanılmıştır. Sanığın; bu yeri orman olduğunu bilerek kullandığına dair savunmasının aksini gösterir delil bulunmamaktadır. Suç konusu yerin orman sayılan yerlerden olduğu, sanığın tasarrufundan sonra açılan davada yapılan keşifle anlaşılmıştır. Bu nedenle, suç işleme kastı bulunmayan sanığın, manevi unsuru oluşmayan suçtan beraatine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün istem gibi BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy