(765 S. K. m. 6, 7, 59, 403)
Dava: Teşekkül oluşturmak suretiyle satışa uyuşturucu madde arzetmek suçundan sanık Cuma Ö.'nin TCY.nın 403/5-6-7, 59.maddesi uyarınca 5 yıl ağır hapis ve 203.937.500 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İstanbul 1. Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'ince 4.2.1993 gün ve 467/19 sayı ile verilen kararın, sanık tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nce 11.5.1993 gün ve 4386/5717 sayı ile;
(Sanık aşamalarda özü değişmeyen savunmasında; olayla ilgisinin bulunmadığını, olay yerine tesadüfen geldiğini söylemiş, hakkındaki karar kesinleşen Osman Ö. de, aynı doğrultuda beyanda bulunmuştur. Olay tutanağı içeri ile tutanak düzenleyicileri Durmuş Kadiroğlu ve Doğan S.'nun tutanağa uygun ifadeleri savunmanın aksini kabule elverişli değildir. Tutanak düzenliyicisi Nazım K.'nin imzasının bulunduğu olay tutanağı ve diğer tanıkların anlatımları ile çelişen açıklamalarının doğruluğu kuşkuludur. Bu durumda sanığın isnat olunan suça katıldığına ilişkin savunmasının aksine somut ve kesin kanıt bulunmadığı gözetilmeden beraat yerine yazılı biçimde mahkumiyet kararı kurulması) isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 30.9.1993 gün ve 182/210 sayı ile; tanık anlatımları ve dosya kakpsamına göre, sanık Cuma'nın hakkındaki mahkumiyet kararı kesinleşen Osman Ö. ve firari sanık Şahin'le teşekkül oluşturmak suretiyle suça konu uyuşturucu maddeyi alıcı pozusyonundaki polus memuruna satarken yakalandığı subuta ermiştir. Açıklamasıyla önceki kararda direnmiştir.
Bu kararda C. Savcısı tarafından süresinde temyiz edildiğinden dosya Yargıtay C. Başsavcılığının "Bozma" istekli 95428 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY CEZA GENEL KURULU KARARI:
İncelenen dosyaya göre;
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığın üzerine yüklenen suçun subuta erip ermediği hususundadır.m
Dosyadaki kanıtlara bakıldığında; 17.6.1990 günlü olay tutanağında; "İstihbarat calışmaları sonucu Eminönü, Nişancı semtinde bazı kişilerin uyuşturucu madde sattıklarının öğrenilmesi üzerine (X) Ajan ve bazı kolluk görevlerinin bu kişilerle ilişki kurduğu, esrar maddesinin kilogramı 3.400.000 liradan 4 kilogram esrar satın almak üzere Şahin isimli kişi ile bağlantı yapıldığı, olay günü suça konu uyuşturucu maddeyi Osman Ö.'in (X) Ajanla birlikte olay yerine getirdikleri, uyuşturucu madde ve sanıkların yakalanması için yapılan operasyonda, uyuşturucu maddenin getirildiği, emniyete ait sivil plakalı oto içerisinde sanık Cuma Ö.'nin yakalndığı, olay yerinden kaçan Osman Ö.'in bilahare ele geçirildiği, Şahin isimli kişinin ise yakalanamadığı" belirtmektedir.
Sanık tüm aşamalarda "yüklenen suçla ilgisi bilinmadığını, daha önceden tanıdığı Osman Ö."i tasadüfen oto ile giderken gördüğünü ve Osman'ın otoyu durdurması üzerine bu otoya bindiği, olay yerinde koltuk görevlileri tarafından yakalanmasına da bir anlam vermediğini, olayı sonradan öğrendiğini" savunmaktadır.
Sanığın savunması Osman Ö. tarafından da doğrulanmaktadır.
Tutanak düzenleyicileri Durmuş K., Doğan S., Aydın T. ve Osman Ö.'in savunma tanıkları Ramazan T. ve Nevzat Ö. de sanık Cuma Ö.'nin savunmasını teyit etmektedirler.
Tutanak düzenleyicisi Nazım K. 8.11.1990 günlü ifadesinde, olayı hatırlayamadığını beyan edince, olay tutanağı okunarak sorulduğunda; "Cuma isimli kişinin kendisini Şahin ile tanıştırdığını, olay günü yapılan konuşmalarda da Cuma'nın hazır olduğunu, emniyetin sivil plakalı otosu ile malı götürmek üzere Osman Ö.'in gittiğini, bu sırada Cuma'nın ortadan kaybolduğunu, ancak döndüklerinde, Cuma'nın oto içerisinde bulunduğunu ve yakalandığını" beyan ederken, Yerel Mahkeme'ce mevcut kanıtların subuta yeterli bulunmadığı düşüncesi ile 13.5.1991 tarihinde ikinci kez dinlenmiş, bu ifadesinde ise, "bütün konuşma ve pazarlığın Şahin'le yapıldığını, olay günü uyuşturucu maddeyi Osman Ö.'in getirdiğini, bu sırada Cuma'nın da otonun içerisinde bulunması nedeniyle yakalandığını" açıklayarak, hem ilk ifadesiyle, hem imzasının da bulunduğu olay tutanağıyla ve hem de diğer tutanak düzenleyicilerinin beyanlarıyla çelişkiye düşmüştür.
Bu kanıtlara, sanık Cuma'nın aşamalarda tutarlı ve inandırıcı savunmasına, 21.2.1990 günlü fezleke içeriğine, savunmayı doğrulayan ve yukarıda içerikleri açıklanan tutanak düzenleyicilerin beyanlarına göre, tanık Nazım K.'nin aşamalarda kendi içinde, tutanakla ve diğer tutanak düzenleyicilerinin beyanlarıyla çelişkili 8.11.1990 günlü ifadesine itibar edilemez. Bu nedenle, sanığın üzerine yüklenen suç subuta ermediğinden, direnme kararının bozulmasına karar verilmelidir.
Karşı oy kullanan Kurul üyeleri, direnme, kararının haklı nedenlere dayandığını ileri sürmüşlerdir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden direnme kararının istem gibi BOZULMASINA, oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy