(2863 S. K. m. 65/a)
2863 sayılı Yasaya aykırı davranmak suçundan sanık Mehmet'in 2863 sayılı Yasanın 65/a, TCY. nın 59. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay ağır hapis, 41.666 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 9.12.1991 gün 211/362 sayılı hükmün sanık vekili tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen;
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 24.9.1992 gün 8819/8390 sayı ile;
1710 sayılı Kanunun 8. maddesinde SİT alanlarının tesbitine ilişkin Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu kararlarının tescil ve ilan olunacağı hükmü yer almıştır.
İlanın ne şekilde yapılacağı hususunda bir açıklama bulunmamakla birlikte, süreklilik gösteren Yargıtay içtihatlarına göre ilgilinin kurul kararını öğrenmesi bakımından mahallinde mutad vasıtalarla ilanın yapılması gerekir. Bu konuya Yargıtay'ın tatbikatına uygun olarak 2863 sayılı Kanunun 8. maddesi ile açıklık getirilmiştir. İlan şartı suçun unsuru değilse de, sanığın bilerek SİT alanına müdahalede bulunduğunun kanıtlanması bakımından önem taşımaktadır.
Sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarında SİT alanı içersindeki evini, bu niteliğini bilmeden ve belediyeden aldığı ruhsata dayanarak yıktığını açıkladığı ve bu konuda belge ibraz ettiği, tapuya tescilinde iktisap tarihinden sonra olduğu görülmektedir.
Dosya içerisinde bulunan Kültür Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğünün 12.9.1979 gün ve 7879 sayılı, sanığın taşınmazı hakkındaki 9.6.1979 gün ve A-1729 sayılı kararının gereği için İzmir Valiliği ile aynı yer Belediye Başkanlıklarına gönderildiği, mahkeme tarafından ise mahallinde ilanın yapılmış olup olmadığının yukarıda belirtilen kuruluşlar yerine olaydan çok sonra 22.7.1991 tarihinde kurulan Konak Kaymakamlığından sorulduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla ve yukarıdaki açıklamalar ışığında; Kültür Bakanlığı Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 9.6.1979 gün ve A-1729 sayılı kararının mahallinde ilan edilmiş olup olmadığının İzmir Valiliği ile Büyükşehir Belediye Başkanlığından sorularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdiri gerekirken, eksik soruşturma ile ve bazı varsayımlara dayanılmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması'' isabetsizliğinden bozmuş,
Yerel Mahkeme 15.2.1993 gün 363/22 sayı ile;
1 - 9.6.1979 günlü kurul karan Resmi Gazete'de yayınlanmış ve tapuya şerh konulmuştur.
2 - İlan şartı suçun unsuru olmadığından, sanığın bilerek SİT alanına müdahale ettiğinin saptanması halinde, ilanın araştırılmasına gerek yoktur.
3 - Sanık, SİT alanındaki binasını bilerek yıkmıştır:
a) sanık tahsilli birisidir. Kemeraltı bölgesinin SİT alanı olduğu herkesçe bilinmektedir.
b) Tapu kaydında şerh olup, bina yapımı için tapu kaydı istenmiştir. Tapuda şerh bulunduğunun kendisine hatırlatılmaması olanaksızdır.
c) İmar Müdürlüğü dosyasının kapağında tarihi eser olduğu yazılmıştır. Bu durumun fark edilmemesi mümkün değildir.
d) Sanık bu durumu bildiği için önce yıkım izni istemiş, talebi reddolununca geçici ruhsat almıştır. Kuruldan izin almadan, eski eseri yıkarak yerine beş katlı bina yaptığından bilerek 2863 sayılı Yasaya Muhalefette bulunmuştur. gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından süresinde istenildiğinden dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama istemli 7.10.1993 tarihli tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
YARGITAY CEZA GENEL KURULU KARARI:
Sanığın 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasasının 65/a ve TCY. nın 59. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilen olayda, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık; sanığın yıkarak yerine betonarme bina yaptığı eski evinin SİT alanı içinde bulunduğunu bilip bilmediğine diğer bir deyişle suçun kast öğesinin gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir.
Dosya içeriğine göre;
Sanık, babasından kalan eski ahşap evin oturulamayacak durumda olduğunu, çatısı çökünce yıktığını, ruhsat alarak yeniden inşaat yaptığını, yıkılan evin tarihi eser olduğunu bilmediğini savunmuştur.
Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu'nun 9.6.1979 gün A-1729 sayılı kararı ile, sanığın taşınmazının da içinde bulunduğu İzmir Kemeraltı çevresi SİT alanı olarak tesbit ve tescil edilmiştir. Bu karar 12.9.1979 gün 7898 sayılı yazıyla Kültür Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından İzmir Valiliği ve İzmir Belediye Başkanlığına bildirilmiştir. Kararın mahallinde ilan şartı, suçun unsuru olmayıp, sanığın müdahale ettiği yerin SİT alanı içinde kaldığını bilip bilmediğinin tespiti yönünden önem taşımaktadır. Sanığın kurul karacını bilmesi halinde, mahalli ilanın araştırılmasına gerek yoktur. Kaldı ki Anıtlar Yüksek Kurulunun sözü geçen kararı 18.11.1983 günlü Resmi Gazete'de yayınlanmış ve ilan şartı yerine getirilmiştir.
SİT alanı içinde kalıp yıkılan ev, sanığa babasından intikal etmiş olup iştirak halinde mülkiyete tâbi iken taksim sözleşmesi üzerine 15.5.1979 tarihinde sanık adına tescil edilmiştir. Tapu kaydının intikalinden sonra 28.11.1979 ve 9.4.1981 tarihlerinde eski eserler şerhi konulmuşsa da, taşınmaz satın alınmadığı ve sanığa babasından kaldığı için binanın yeri, vasfı ve çevrenin özellikleri sanık tarafından iyi bilinmektedir.
Binanın ve çevrenin SİT alanı içinde olduğunu, yıkımının izne bağlı bulunduğunu bilen sanık, binayı yıktırmamış ve sorumluluktan kurtulmak amacıyla 2.10.1986 günü Belediye Başkanlığına müracaatla tehlikeli durum arzeden binanın yıkılması için karar verilmesini istemiş, İmar Müdürlüğünün 22.10.1986 günlü yazısıyla tehlike arzetmediğinden bu isteği reddolunmuştur. Bu nedenle sanığın, evin oturulamayacak durumda olduğu, çatısının çöktüğü savunması samimi değildir.
Ayrıca, Belediye ruhsat dosyasının kapağında Dikkat, tarihi eserdir. İlgili yazı İmar Şubesi tarihi eser dosyasındadır. etiketi mevcuttur. İzmir Kemeraltı bölgesinin SİT alanı içinde olduğu o bölgede oturan ve mülk sahibi olanlar tarafından bilinen bir olgu olduğundan, bu durumu bilen sanık yıkım talebinin reddi üzerine bu kerre iki katlı dükkan yapma için geçici inşaat izni almıştır. Bu izne de aykırı davranarak beş katlı betonarme bina yapmıştır. Eski eser niteliğindeki binayı yıkıp yerine çok katlı inşaat yapmak için her yolu deneyen sanığın bölgeyle ilgili herkes tarafından bilinen, Resmi Gazetede ilan edilen, tapu kütüğüne ve imar dosyasına şerh verilen Kemeraltı'nın SİT alanı olduğuna ilişkin kurul kararını bilmediği kabul edilemez.
Bu itibarla sanığın, babasından kalan binanın SİT alanı içinde kaldığını ve eski eser olduğunu bildiği halde Anıtlar Yüksek Kurulundan izin almadan bu binayı yıktığı tüm dosya kapsamıyla sübuta erdiğinden, adı geçen kurulun 9.6.1979 günlü kararının mahallinde ilan edilip edilmediğinin İzmir Valiliği ve İzmir Belediye Başkanlığından sorulmasına gerek bulunmayıp, sair yönleri de usul ve yasaya uygun bulunan direnme hükmünün onanmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan kurul üyeleri, Özel Daire bozma kararının haklı nedenlere dayandığı düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, sair yönleri de usul ve Yasaya uygun bulunan Yerel Mahkeme direnme hükmünün ONANMASINA 13.12.1993 günü yapılan birinci müzakerede yasal çoğunluk sağlanamadığından yapılan ikinci müzakerede tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy