(1412 S. K. m. 251)
Dava ve Karar: Adam öldürmeye teşebbüs suçundan sanık H. İlhan'ın TCY. nın 448, 62, 59. maddeleri gereğince 13 yıl 4 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, fer'i ceza tayinine ilişkin Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 8.4.1993 gün 150/44 sayılı hükmün katılan ve sanık vekilleri tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 29.12.1993 gün 2384/2878 sayı ile;
Sanık H. İlhan ile mağdur arasında daha evvel mağdurun kızına tasallutta bulunduğu yolunda köydeki dedikodu sebebiyle husumet bulunduğu, muhtar T. Şahan'ın ve bir kısım tanıkların ifadesine göre kızla ilişkisi yolunda köyde başkalarının da ismi geçmiş olması, sanığın sebepsiz yere suçlanması, sanık lehine adi tahrik kabul edilerek yine tanık Tayyar'ın ifadesine göre avcı olup iyi nişan alan kişi olarak 3 ve 5 metreden müteaddit el ateş ederek mağduru kolundan yaraladığı anlaşıldığından TCK. nun 456/1, 457, 51/1, maddeleriyle cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizliğinden bozmuş,
Yerel Mahkeme 1.3.1994 gün 24/27 sayı ile; Tarafların arası açık olup sanık, küfrederek mağdura ölümün benim elimden olacak demiş beş el ateş etmiştir. Sanığın gayesi yaralama olsaydı, mağdurun hayati bölgelerine ateş etmezdi. Şikayetçi, kolları ile baş ve hayati bölgelerini korumuş sol kolundan yaralanmıştır. Sanık iyi nişancı olsa bile iki mermisi boşa gitmiştir. Öldürme kastını sözleri ile açıklamıştır. Ayrıca olay öncesinde ve olay sırasında mağdurdan kaynaklanan haksız bir hareket de bulunmamaktadır. Mağdurun, kızıyla ilgili dedikodu çıkartıp sanığı suçlaması, geleneklere aykırı olduğu gibi böyle bir olayı açıklamakta da menfaati bulunmamaktadır. Bu nedenle olayda tahrik yoktur. gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmünde Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından suresinde istenildiğinden dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istemli 26.4.1994 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı:
CMUY. nın 251. maddesi gereğince en son söz sanığındır. Maddenin son fıkrasında ise Sanık namına müdafii tarafından müdafaada bulunulsa dahi müdafaaya ilave edecek bir şeyi olup olmadığı sanığa sorulur hükmü yer almaktadır. Bu hüküm gereğince duruşma, mutlaka sanığın son sözü ile bitecektir. Ceza Yargılamasında sanığın en önemli hakkı, savunma hakkı olup, bu hak hiç bir şekilde kısıtlanamaz. Son söz sanığa verilerek kendisinden önce dinlenenlere karşı diyecekleri ve savunması saptanmalıdır. Sanığa son söz verildikten sonra başkaca usul işlemleri yapıldığı takdirde ise yeniden sanıktan son diyecekleri sorulmalıdır. Savunma hakkı ile yakından ilgili bulunan bu usul kuralı, buyurucu nitelikte olup uyulmaması yasaya mutlak aykırılık oluşturmaktadır,
İlk defa hüküm kurulurken son sözün sanığa verilmesi kuralı, bozmadan sonra başlayan yargılamada da kamu davasının kesintisizlik ve süreklilik ilkesinin doğal sonucu olarak aynen geçerlidir. Çünkü dava sonuçlanmamış olup yargılama devam etmektedir. Gerek bozmadan önce gerekse bozmadan sonra aynı usul hükümleri uygulanacaktır. Emredici olan bu kuralın bozmadan önce geçerli olduğu, bozmadan sonra uygulanmasına gerek bulunmadığı biçimindeki bir ayırımın yasal ve hukuksal dayanağı bulunmadığı gibi, bozma ile son soruşturma aşaması yeniden avdet etmiş bulunduğundan, son tahkikatın, sanığın son sözü ile sonuçlandırılması mutlak usuli zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.
İncelenen dosyada, sırasıyla sanık vekili sanık, katılan vekili, katılan ve C. Savcısından bozmaya karşı diyecekleri sorulmuş ve başkaca bir işlem yapılmayarak yargılamaya son verilmiştir. Böylece en son söz sanığa verilmeyerek CMUY. nın 251. maddesine aykırı davranıldığından esası incelenmeyen hükmün öncelikle bu usuli nedenle bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan kurul üyeleri, Mahkemece önceki hükümde direnildiğine göre en son sözün sanığa verilmesine gerek yoktur. İlgililerden bozmaya diyeceklerinin sorulması, tarafların görüşlerinin tesbitinden ibarettir. Direnilmekte yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığı kabul edildiğinden, CMUY. nın 251. maddesi burada uygulanamaz. gerekçesiyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Tebliğnamedeki istemden değişik gerekçe ile sair yönleri incelenmeyen Yerel Mahkeme direnme hükmünün öncelikle yukarıda açıklanan usuli nedenle B02ULMASINA, oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy