(765 S. K. m. 62, 448)
Dava: Adam öldürmeye teşebbüs suçundan sanıklar E.Ş. ile M.Ş.'nin beraetlerine ilişkin İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 30.12.1992 gün 134/391 sayılı hükmün katılan vekili ve C. Savcısı tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi 1.10.1993 gün 1525/1822 sayı ile;
Müdahil Z.A. olayın oluşundan itibaren devamlılık arzeden ve doktor raporları ile de doğrulanan beyanlarıyla, sanıkların kendisine ateş edip yaraladıklarını ifade etmesine göre mahallinde olay şartları da dikkate alınarak uygulamalı keşif yapılmak suretiyle, müdahilin sanıkları teşhis edip edemeyeceği tesbit olunarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle noksan tahkikatla karar verilmesi isabetsizliğinden bozmuş,
Yerel Mahkeme 8.12.1993 gün 357/329 sayı ile;
Olayın görgü tanığı yoktur. Müdahil, hazırlıkta her iki sanığın, duruşmada ise sadece sanık M.Ş.'nin ateş ettiğini söylemiştir. Sanıkların savunmalarının aksine delil yoktur. Elde edilen tabanca ve tüfek ruhsatlı olup, olayda kullanıldıkları saptanamamıştır. Müdahilin dizindeki mermi çekirdeği çıkartılamadığından hangi silahtan atıldığı saptanamamıştır. Sanıkların atılı suçu işlediklerine dair yeterli delil elde edilememiştir. gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de Yargıtay'ca incelenmesi katılan vekili ve C. Savcısı tarafından süresinde istenildiğinden dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istemli 20.4.1994 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanıkların adam öldürmeye teşebbüs suçundan beraatlerine karar verilen olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık mahallinde keşif yapılmak suretiyle soruşturmanın genişletilmesine yer olup olmadığına ilişkindir.
Katılan aşamalarda, gece köye giderken yolun kenarına saklanan sanıkların küfredip çok sayıda ateş ettiklerini, sanık M.'de tabanca gördüğünü, yakında bulunan fabrikanın ışığında sanıkları tanıdığını, tüfek görmediğini beyan etmiştir. Sanıklar ise yüklenen suçu inkarla olay akşamı yeni aldıkları ve Antalya'dan gelecek olan kamyonlarını beklediklerini, kahvede ve evde olduklarını savunmuşlardır.
Tanık M.A., servis şoförü olduğunu, fabrikaya dönerken olay yerinde plakasız ve kasasız yeni bir kamyon ile cezaevinde bulunan B.A.'nın, E.Ş.'ye ödünç verdiği taksiyi gördüğünü, takside iki kişinin oturduğunu, olaydan sonra şikayetçiyi hastahaneye götürürken yolda Beni M.Ş. vurdu dediğini söylemiştir.
Şikayetçi yaralandıktan sonra, sürünerek yakındaki fabrikaya gitmiş, yardım edilmesini sağlamak için, bir arabanın çarptığını söylemiş, hastahaneye götürülürken sanık M.'nin ateş ettiğini bildirmiştir.
Sanıkların kız kardeşi ile şikayetçi bir süre arkadaşlık etmiş, şikayetçiye yazılan mektuplar ile verilen resim dosyaya sunulmuştur. Bu nedenle sanıklardan E.Ş. 10.11.1989 tarihinde katılanı bıçakla yaralamış ve mahkum olmuştur. Taraflar arasında bir kırgınlık bulunmaktadır. Olay mahallinde biri boş diğeri dolu iki adet av tüfeği fişeği, bir adet tabanca boş kovanı, ağaçlarda av tüfeği saçma izleri görülmüş, mağdurun ayağından çıkartılan iki adet kurşunun yiv-set taşımayan şevrotin diye adlandırılan iri saçma tanesi olduğu saptanmıştır.
İzmir Devlet Hastahanesinin 18.9.1992 günlü raporunda, mağdurun sol diz popliteal bölgede mermi çekirdeği bulunduğu, hayati önemi haiz dokular içinde bulunduğundan çıkarılma endikasyonu olmadığı belirtilmiştir.
Bu itibarla, şikayetçinin dizinin çeşitli açılardan filmleri çektirilerek, vücutta kalan materyalin av tüfeği saçması mı, yoksa raporda belirtildiği şekilde mermi çekirdeği mi olduğu, ne tip tabancadan atıldığı hususunda rapor aldırılmalı, gerektiğinde Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan bu konuda görüş sorulmalıdır.
Öte yandan mahallinde, olay şartları da nazara alınarak keşif yapılmak suretiyle, şikayetçinin bulunduğu yer ile ateş edilen yer tesbit edilmeli, atış mesafesi, silah seslerinin çevrede bulunanlar tarafından duyulup duyulamayacağı, olay gecesindeki ışık ve mevsim koşullarına göre sanıkların gerek görülerek gerekse sesleri duyularak tanınıp teşhis edilip edilmeyeceği araştırılmalı sonucuna göre dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip irdelenerek sanıkların hukuki durumları saptanmalıdır. Bu itibarla, Yerel mahkeme direnme hükmünün, bu sebeplerle bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Yerel Mahkeme direnme hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 30.5.1994 günlü Birinci müzakerede yasal çoğunluk sağlanamadığından, 27.06.1994 günlü ikinci müzakerede oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy