(1412 S. K. m. 326) (765 S. K. m. 59, 448)
Dava: Adam öldürmek suçundan sanık Recep Gülün TCY. nın 448, 59. maddeleri gereğince 20 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına ve feri ceza tayinine ilişkin Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 30.12.1992 gün 119/353 sayılı hükmün sanık ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi 30.9.1993 gün 1714/1809 sayı ile;
Maktule N. Tursun ile sanık Recep Gülün 1986 yılında gayri resmi olarak evlendikleri ve bu evlilikten iki çocukları olduğu, asker firarisi olduğu için sanığın mahkum olup cezaevine alınmasından 3-4 ay geçtikten sonra N. Tursunun başka erkeklerle ilişki kurduğuna dair yaygın dedikodular çıktığı, bu süre ablasının evinde kalan N. Tursunun çocuklarını alıp M. Arının evine geldiği, 1-2 ay da bu evde kaldığı, bu sırada hamile kalan öldürülenin durumdan M. Arını haberdar ettiği, birlikte özel bir doktora gidip bir aylık olan çocuğu aldırdıkları, bir süre sonra tahliye olan sanığın eşinin başkasından olan çocuğunu aldırdığını, olay günü M. Arından öğrenmesi üzerine maktuleyi öldürdüğünün dosya içeriğinden açıklıkla anlaşılması karşısında sanığın ağır bir tahrikin etkisiyle suç işlediğini kabulde zorunluluk bulunduğu halde yazılı şekilde hüküm tesisi, isabetsizliğinden bozmuş,
Yerel Mahkeme 21.3.1994 gün 350/39 sayı ile;
Maktulenin, başkasıyla ilişkide bulunduğuna dair, M. Arının samimi olmayan beyanından başka delil yoktur. Tanık Mükerrem, hazırlıkta kürtajdan bahsetmediği gibi, bu konudaki beyanı Dr. M. Arslan tarafından da doğrulanmamıştır. Sanığın yakınları da böyle bir şey olmadığını söylemişlerdir. M. Arının beyanı, yaygın dedikodu olarak kabul edilemez.
Sanık, yedi yıl önce kaçırdığı maktuleye eziyet etmiş, yakınlarının evine sığınmasına neden olmuştur. Olay gecesi de sarhoş olarak eve gelmiş ve maktuleyi uyandırmıştır. Maktule, ablasının evinde birkaç ay kalmasından doğan kuşku ile öldürülmüştür. Sanık hakkında ağır veya hafif tahrik hükümleri uygulanamaz. gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Resen temyize tabi olan hükmün Yargıtayca incelenmesi ayrıca sanık tarafından da süresinde istenildiğinden dosya; Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli, 24.6.1994 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup, düşünüldü.
Karar: Sanığın, adam öldürmek suçundan TCY. nın 448, 59. maddeleri gereğince cezalandırılmasına ve feri ceza tayinine ilişkin Yerel Mahkeme kararı sanığın, ağır bir tahrikin etkisiyle suç işlediğini kabulde zorunluluk bulunduğu halde, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmuştur.
Ceza Genel Kurulunun kararlılık gösteren içtihatlarına göre bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak, bozmada belirtilen hususları tartışmak, yeni kanıtlara dayanmak, ilk kararda yer almayan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak, direnme kararı olmayıp bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir karardır.
İncelenen dosyada, Yerel Mahkemece bozma nedenleri tartışılmış; tanık M. Arının kişiliği, yaşayışı hakkında edinilen izlenimin olumsuz olması, beyanının kürtaj yaptığı ileri sürülen doktor tarafından doğrulanmaması ve tanığın beyanını doğrulayan başka da delil bulunmaması nazara alınmak ve sanığın anne babasının beyanları da irdelenmek suretiyle önceki hükümde direnilmiştir. Bozulan ilk kararda yer almayan bu yeni ve değişik gerekçeler Özel Dairece denetlenmemiştir. Dairenin bu husustaki görüşü bilinmemektedir. Özel Dairece incelenmeyen bir hususun doğrudan doğruya ve ilk kez Ceza Genel Kurulunca incelenmesi olanaksızdır. Bu nedenle mahkemenin son uygulaması bozmaya eylemli uyma niteliğinde olduğundan, temyiz incelemesinin Özel Dairede yapılmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin son kararı niteliği itibariyle bozmaya eylemli uyma olduğundan temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak 24.10.1994 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy