(765 S. K. m. 62, 448)
Dava: Adam öldürmeye tam kalkışma suçundan sanık N.Y.'nin TCK. nın 448, 62, 281, 59 ve 36. maddeleri uyarınca sonuçta 15 sene 6 ay 20 gün ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına suçta kullanılan tabanca ve 5 adet boş kovanın zoralımına, önceki vaki tecilli cezasının TCK. nın 95. maddesi uyarınca aynen infazına ilişkin İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 29.3.1993 gün ve 1992/272-1993/56 sayılı re'sende temyize tabi hükmün sanık vekili tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen;
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 15.12.1993 gün ve 2239/2709 sayı ile üye V.Savaş'ın Olay nedeni taraflar arasında öldürmeyi gerektirecek husumet bulunmaması ihtiyari sarhoşluk etkisiyle işlenen suçlarda kastın hasıl olan fiili neticeye göre tayin edilmesi gerektiği gözönünde tutulduğunda eylemin yaralama olarak nitelendirilmesi gerektiği görüşündeyim, üye O. Şirin'in Eşiyle ilgili şüpheciliğini septik düşüncelerle senaryolaştıran ve olay öncesinde içtiği bir şişe rakının da dengesizliği içinde taşkınlık gösterilerine yönelen sanık polisin hadise anında bulunduğu evin balkonundan yol zeminindeki mağduru gece ortamında ne derecede gördüğünün ve vücut hayati bölgelerini hangi düzeyde bilinçle hedef gözettiğinin kanıtsız kalması karşısında sanığın kastını merminin isabet nahiyesine bakılarak belirlenmesinin sağlıklı olamayacağı yaralama öncesinde mağdura ateş etmeden ısrarla Ellerini havaya kaldır demesinin diğer üç mermiyi boşa atmasının mağdurun yanına inip onu tanıdığında silahında 7 mermi daha bulunmasına rağmen atışa yeltenmemesinin öldürme kastı güdülmediğine kanıt sayılması icap ettiği bu belirsizlik ve şüphe halinin lehe yorumlanarak sanığın tezahür eden maddi sonuçla sınırlı biçimde sorumlu tutulup TCK. nın 456/2, 457/1, 281. maddeleri uyarınca tecziyesinin adil olacağı ancak ceza belirlenirken TCK. nın 29. maddesi gözetilmek suretiyle teşditli bir uygulamanın gerekliliğine işaret edilmesi icap ettiği görüşünde olduğundan ve kararın bu doğrultuda bozulması lüzumuna inandığından sayın çoğunluğun onama düşüncesine katılmıyorum biçimindeki karşı oyları ile ve oyçokluğuyla kararı onamıştır.
Bu karara karşı 27.1.1993 gün ve 40688 sayı ile itiraz yoluna başvuran Yargıtay C. Başsavcılığı;
Olay gecesi sarhoş olan sanığın eşiyle münakaşa ettiği, eşinin evi terkedip gitmesi üzerine telefonla yakınlarını arayıp eşini sorduğu aldığı cevaplardan iyice sinirlendiği ve bu şuur bozukluğu içinde balkona çıkıp etrafa bakarken bir şahsın evini gözetlediğini sanıp balkonun ışığını yaktığı ve tabancasını doğrultarak ellerini kaldır diye bağırdığı bu arada önce havaya ve sonra şahsın bulunduğu yere ateş ettiği bir merminin mağdurun karın alt bölgesine isabet ederek bağırsaklarını deldiği ve sağ gluteusdan çıktığı, daha sonra mağdurun yanına geldiği tabancasında mermiler olduğu halde hiç bir husumet bulunmayan mağdura başka ateş yapmadığı bu durumda suç niteliğinin tayini için olay yerinde ve olay şartlarında keşif yapıldıktan sonra karar verilmesi gerektiği halde noksan soruşturmaya dayanılarak kurulan hükmün onanması yasaya aykırıdır. biçimindeki gerekçeyle Özel Daire onama kararının kaldırılarak Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasını talep etmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup, düşünüldü.
Karar: İncelenen dosyaya göre;
Sanığın adam öldürmeye tam kalkışma suçundan mahkumiyetine karar verilen olayda Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık eksik soruşturmaya ilişkindir.
Sanık polis memurudur. Gece evinde içki içmiş, kavga ettiği eşi evi terk etmiştir.
Mağdur ise, o civardaki kahvehane önünde arkadaşlarıyla sohbet etmektedir. Bir ara bağırma sesleri duyup sesin geldiği sanığın evi istikametine gitmiş evinin balkonunda bulunan sanık Dur ellerini kaldır diye bağırmıştır. Mağdurun Beni tanımadın mı? Ben Apo'yum diye bir kaç kez bağırıp kendisini tanıtmasına rağmen beylik tabancasıyla 5-6 el ateş etmiş onu karın alt bölgesinden hayati tehlike geçirecek şekilde yaralamıştır. Mağdurun yaralandığını görüp olay yerine gelenlere tabanca tevcih edip onları yere yatırmış, yaralıyı hastaneye götürmek isteyen taksi şoförüne de engel olmuştur. Mağdurun yakınları gelip bağırınca olay yerini terkedip kaçmıştır. Sanık aşamalarda mağduru tanıyamadığını ve uyarmasına rağmen ellerini kaldırmadığı için ateş ettiğini savunmuştur.
Mağdurun ellerini kaldırmadığını gören sanığın onu tanıyamaması olanaksızdır.
Kaldı ki olay yeri aydınlık olup mağdur da Beni tanımadın mı? Ben Apo'yum diye birkaç kez bağırıp kendini tanıtmıştır.
Bu itibarla sanığın mağduru tanıyamadığına ilişkin savunması inandırıcı değildir. Dosyadaki kanıtlara göre mağduru görüp tanıdığı halde ateş ettiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda olay yerinde keşif yapılmasına gerek yoktur. Öyle ise öncelikle Yargıtay C. Başsavcılığı itirazında ileri sürüldüğü gibi soruşturmanın genişletilmesine gerek olup olmadığına karar verilmelidir.
14.2.1992 günü yapılan birinci müzakerede soruşturmanın genişletilmesine gerek olmadığına ve var olan delillere göre suç niteliğinin belirlenmesi gerektiğine oybirliğiyle karar verilip işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Mağdurun muayenesine ilişkin raporlardan anlaşılacağı üzere karın alt bölgesinden giren kurşun bağırsakları delip gluteus üzerinden çıkmıştır. Bu yaralama nedeniyle hayati tehlike geçirip 25 gün iş ve gücünden kalan mağdur tıbbi tedaviyle kurtarılmıştır.
Olayın akışı, tabanca gibi öldürmeye elverişli bir silahla vücudun öldürücü bölgesinin hedef seçilerek ateş edilmesi, atış sayısı, yaranın yeri ve niteliği, sanığın olaydan sonraki davranışları birlikte değerlendirilip gözetildiğinde mağduru öldürmeyi amaçladığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla sanığın eylemi adam öldürmeye tam kalkışma suçunu oluşturacağından Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının açıklanan bu nedenlerle reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Üyeleri sanığın eyleminin yaralama niteliğinde olduğunu belirterek itirazın değişik bu gerekçeyle kabulü yönünde oy kullanmışlardır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay C. Başsavcılığı itirazın her iki nedenle de REDDİNE, 14.2.1994 günü yapılan birinci müzakerede yasal çoğunluk sağlanamadığından yapılan 2. müzakerede oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy