(765 S. K. m. 46)
Dava: Eşi Fatma'yı kasten öldürmek suçundan sanık Mehmet Eroğlu'na TCK. nun 46. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ve 1 seneden az olmamak üzere kapalı bir akıl hastanesinde koruma ve tedavi altına alınmasına ilişkin Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 10.3.1994 gün ve 1993/200 - 1994/51 sayılı hükmün müdahil tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi 19.9.1994 gün ve 3083/2789 sayı ile; Sanık hakkındaki raporları gerekçe olarak gösterip sanığa TCK. nun 46. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar veren Yerel Mahkeme uygulamasında yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. açıklamasıyla kararı onamıştır.
Bu karara karşı 4.10.1994 gün ve 44720 sayı ile itiraz yoluna başvuran Yargıtay C.Başsavcılığı,
TCK. nun 46. maddesine göre ceza verilmesine yer olmadığına ve özgürlüğün kısıtlanması sonucunu doğuran muhafaza ve tedavi altına alınmasına karar verilebilmesi için eylemin sanık tarafından asli ya da fer'i olarak işlendiğinin kanıtları gösterilmek suretiyle saptanması gerekir.
Oysa Yerel Mahkemece hükmün esasını oluşturan kısa kararda gerekçeli karar daha sonra yapılmak üzere denildiği halde daha sonra yazılan kararda suçun işlendiğini gösteren kanıtlar gösterilmemiş bu yönüyle gerekçesiz bırakılmış ve hüküm gerekçesinde gösterilmesi gereken noktaları belirleyen CMUK. nun 260. maddesi gözardı edilmiştir.
Anayasanın 141/3 ve CMUK. nun 322. maddelerinde mahkeme kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı belirtilmiştir.
Karar her yönüyle Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde gerekçeli maddi olaylarla birlikte sübut nedenlerini gösterir biçimde yazılmalıdır. Aksi hal CMUK. nun 308/7. maddesi gereğince yasaya muhalefet sayılır görüşüyle Özel Daire onama kararının kaldırılarak Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasını istemiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: İncelenen dosyaya göre;
Çözümlenecek sorun; suçu işlediği zaman tam akıl hastası olduğu saptanan sanığın koruma ve tedavi altına alınmasına karar verilebilmesi için suçun bu sanık tarafından asli veya fer'i olarak işlediğinin kanıtlanmasına gerek bulunup bulunmadığının belirlenmesidir.
Akıl hastalığı ceza sorumluluğunu kaldıran subjektif yani kişisel bir nedendir. Bu itibarla suçu işlediği zaman tam akıl hastası olan sanığa ceza verilemez. Ancak bu şahsın koruma ve tedavi altına alınmasına karar verilir.
Koruma ve tedavi altına alma kararının verilebilmesi için suçun akıl hastası sanık tarafından asli veya feri olarak işlendiğinin kanıtlanmasına gerek yoktur. Suç isnadı yeterlidir. Çünkü TCK. nun 46. maddesinin 2. fıkrasında koruma ve tedavi altına alma kararının hazırlık soruşturmasında sulh hakimi son soruşturmada görevli mahkeme tarafından verileceği belirtilmiştir. Eğer anılan kararın verilebilmesi için suçun işlendiğinin kanıtlanması gerektiği görüşü benimsenirse TCK. nun 46. maddesindeki bu düzenleme açıklanamaz.
Öte yandan hazırlık soruşturması uyuşmazlığın sona erdirilmesine değil fakat bu uyuşmazlığın yargıç önüne çıkarmaya değer olup olmadığına yönelik bir ceza yargılaması faaliyeti olup bu aşamada sulh hakiminin tüm delilleri toplayarak akıl hastası sanığın isnat olunan suçu işlediğini saptanması olanaksızdır. Esasen böyle bir yetkisi de bulunmamaktadır.
Bu itibarla suçu işlediği zaman tam akıl hastası olduğu kesin olarak saptanan sanığın koruma ve tedavi altına alınmasına karar verilebilmesi için tüm delillerin toplanıp isnat olunan suçu bu sanık tarafından işlediğinin kanıtlanmasına gerek yoktur.
Ancak, suçu işledikten sonra ceza ehliyetini kaybedenler hakkında tüm delillerin toplanacağı tabidir.
İncelenen olayda eşini öldürmekten sanık Mehmet Eroğlu'nun suçu işlediği zaman tam akıl hastası olduğuna ilişkin raporlar gerekçe olarak gösterilip kendine ceza verilmesine yer olmadığına ve bir seneden az olmamak üzere koruma ve tedavi altına alınmasına karar verildiği anlaşıldığına göre Yerel Mahkemenin bu uygulamasında yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
O halde Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının açıklanan bu nedenlerle reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan kurul üyeleri C.Başsavcılığı itirazının haklı nedenlere dayandığını belirterek kabulü yönünde oy kullanmışlardır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının reddine 14.11.1994 günü oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy