(765 S. K. m. 452)
Dava ve Karar: Failin iradesinden hariç ve gayri melhuz esbabın inzimamı sonucu ölüme neden olmak suçundan sanık E. Ayaz'ın TCK. nun 452/2, 51/1, 59 ve 31. maddeleri uyarınca 3 sene 1 ay 15 gün ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına 3 sene süreyle kamu hizmetlerinden yasaklanmasına ilişkin Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 3.12.1992 gün ve 58110 sayılı hükmün C.Savcısının temyizi üzerine dosyayı inceleyen;
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 5.5.1993 gün ve 811/999 sayı ile; Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 29.11.1982 gün ve 227/450, 11.3.1985 gün ve 288/132, 20.11.1989 gün ve 302/316, 27.4.1992 gün ve 109/126 Dairemizin 22.11.1989 gün ve 2835/328, 6.2.1990 gün ve 3508/106, 12.6.1991 gün ve 1204/1703, 22.12.1992 gün ve 2600/2956 sayılı kararlarında açıklandığı gibi ika edilen müessir fiilden sonra bir inkıta vuku bulmuşsa ölüm kalp hastalığı vesair gibi ika edilen müessir fiilin doğal sonucu olmayan bir sebepten ileri gelmişse ve maktulün zaruri olmayan davranışları ile maruz kaldığı müessir fiilden başka stres doğuracak başka haller mevcut sebeplere eklenerek illiyet bağının kesilmesine neden olmuşsa ölüm sonucundan fail sorumlu tutulamaz kendisinin asıl kastettiği ve gerçekleştirdiği eylem olan müessir fiilden sorumlu tutulması gerekir. Enfaktüs krizi veya beyin kanamasına sebep olduğu kabul edilen stres gibi psikolojik haller pek çok nedenden etkilenerek azalıp çoğalabileceğinden her krizin veya kanamanın nedenini olayımızda olduğu gibi tek nedene yani olaydan çok önce vuku bulmuş bir müessir fiile bağlamak o müessir fiil olayı olmasa dahi vuku bulabilecek bir ölüm olayından sanığın sorumlu tutulmasına neden olabileceğinden ve böylece şüpheli hallerde sanık lehine yorum yapılması gerektiği ilkesi zedeleneceğinden kabul edilemez.
Olayımızda da kendisinde Tansiyon yüksekliği ile müterafik dolaşım sistemi hastalığı bulunan maktüleye sanığın müessir fiilde bulunduğu sabit olmakla beraber maktülenin olay yerinde fenalaşmadığı olaydan bir kaç saat sonra sanığı şikayet için karakola gittiği ve yukarıda yazılı hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın eylemi ile ölüm sonucu arasında illiyet bağının bulunduğunun kabul edilemeyeceği sanığın eyleminin ancak müessir fiilde bulunmak şekilde nitelendirilebileceği gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizliğinden kararı bozmuştur.
Yerel Mahkeme ise 1.7.1993 gün ve 57/37 sayı ile;
Maktülenin vücudunda travmaya bağlı ekimozlar saptanmış bir travma sonucu felç husule gelmiştir. Adli Tıp Kurumu raporunda travma sonucu felç olayının ilerlediği ve ölümün bundan kaynaklandığı belirtildiğine göre ölüm ile maruz kalınan müessir fiil arasında illiyet bağının bulunduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle sanığın ölüm sonucundan sorumlu tutulup cezalandırılmasında bir isabetsizlik yoktur. biçimindeki açıklamalarla önceki hükümde direnmiştir.
Bu hüküm de sanık vekili tarafından süresinde temyiz edildiğinden dosya Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istekli 23.2.1994 gün ve 1/73894 sayılı tebliğnamesiyle, Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı:
İncelenen dosyaya göre;
23.4.1992 gün maktüle ile karşılaşan sanık çocukları arasında önceden meydana gelen kavga sebebiyle maktüleye saldırıp müessir fiilde bulunmuştur. Bu müessir fiil nedeniyle olaydan bir kaç saat sonra şikayet için karakola giden maktule ifadesi alınırken fenalaşıp bayılmış tedavi için kaldırıldığı hastanede bir hafta yatıp taburcu olduktan sonra 9.5.1992 günü evinde hipertansiyona bağlı beyin kanaması sonucu ölmüştür.
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında saptanan bu oluşta bir uyuşmazlık yoktur. Çözümlenecek sorun, sanığın eylemi ile maktulenin ölümü arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının belirlenmesidir.
TCK. nun 452. maddesinin tatbiki için fail tarafından istenmemiş ölüm neticesinin fail tarafından istenmiş olan müessir fiille husule gelmiş olması lâzımdır. Fiilden sonra bir inkita vuku bulmuşsa ölüm kalp hastalığı vesaire gibi müessir fiilin doğal sonucu olmayan bir sebepten ileri gelmişse ve maktulün zaruri olmayan davranışları ile maruz kalınan müessir fiilden başka stres doğuracak diğer haller mevcut sebeplere eklenerek illiyet bağının kesilmesine neden olmuşsa bu madde uygulanmaz. Failin sadece kast ettiği ve gerçekleştirdiği müessir fiilden sorumlu tutulması gerekir.
İncelenen maddi olayda sanığın eylemi sonucu sol kulak memesinde kanamalı yırtık sağ taraf ekstremitelerinde hemiplorjisi ve saçlı deride parietal kemiğe uyan bölgede her iki tarafta 6x6 cm. büyüklüğünde şişlik saptanan maktule olaydan 15 gün sonra hipertansiyona bağlı beyin kanaması sonucu ölmüştür. Maktulenin 66 yaşında olduğu, yalnız yaşadığı 25 sene önce felç geçirdiği ve olaydan önce kendisinde yüksek tansiyon ile mütrafik dolaşım hastalığı bulunduğu gözetildiğinde ölüme neden olan kanama sebebini olaydan çok önce vuku bulmuş bir müessir fiile bağlamak ve sanığı ölüm sonucundan sorumlu tutmak mümkün değildir.
Çünkü ölüm sanığın eyleminin doğal sonucu olan bir sebepten husule gelmemiş olayla ölüm arasında geçen 15 günlük zaman dilimi içinde oluşan başka sebeplerin etkisiyle önceden rnevcut bünyevi nedenlerden husule gelmiştir.
Adli Tıp Kurumu'nca düzenlenen raporda uygulanacak Yasa maddesi de gösterilmek suretiyle sanığın eylemiyle ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu belirtilmişse de hukuki kavram olan illiyet bağının tesbiti ve uygulanacak Yasa maddesinin tatbiki var olan tüm delilleri olaysal olarak değerlendirmesi gereken hakime aittir.
Bu itibarla sanığın eylemi ile ölüm sonucu arasında illiyet bağı bulunmadığından sanığın sadece kastettiği ve gerçekleştirdiği müessir fiilden sorumlu tutulup cezalandırılması gerekirken yazılı olduğu şekilde TCK. nun 452/2. maddesiyle mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden Yerel Mahkeme direnme hükmünün açıklanan bu nedenlerle bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan kurul üyeleri direnme hükmünün haklı nedenlere dayandığını belirterek onanması yönünde oy kullanmışlardır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme direnme hükmünün istem gibi BOZULMASINA oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy