(765 S. K. m. 450, 491, 501)
Dava: Adam öldürmek ve gasp suçlarından sanıklar Ö.E., A. ve Ay.G.'nin T.C.Y. nin 450/7, 59. maddesi uyarınca ölünceye kadar ağır hapis, T.C.Y. nin 495/1, 522, 59. maddesi uyarınca 11 yıl 1 ay 10 'ar gün ağır hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, T.C.Y. nin 73. maddesi uyarınca sanık A.G.'nin 6 ay, Ay.G.'nin 5 ay Ö.E.'nin 4 ay geceli-gündüzlü hücrede infaz edilmek üzere ölünceye kadar ağır hapis cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin Osmaniye Ağır Ceza Mahkemesi'nce 16.07.1992 gün ve 78/83 sayı ile verilen kararın, sanıklardan A. ve Ay.G. tarafından temyizi ve kendiliğinden de temyize tabi bulunması üzerine, dosyayı inceleyen; Yargıtay 1 inci Ceza Dairesince 23.02.1993 gün ve 3059-384 sayı ile; ( Sair itirazlar yerinde görülmeyerek;
Her ne kadar öldürme fiili, ölen G.G.'nin parasına tamamen işlenmiş ise de, 4500 Amerikan dolarını bu kişiyi öldürdükten sonra çantasından aldıkları cihetle, ölenin yeddi tasarrufundan çıkmış ve terekeye intikal etmiş mamelek kabul edildiğinden, Y.C.G.K. nın içtihatları da bu yolda istikrar kazandığından, sanıkların hırsızlık suçundan mahkumiyetleri yerine gasp suçundan cezalandırılmaları... ) isabetsizliğinden oyçokluğuyla bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 19.07.1993 gün ve 46-68 sayı ile; sanıklar olay günü sabahtan itibaren ölenin parasını almayı kararlaştırmışlar ve bu amaçla hazırladıkları planı uygulayarak, onu iple boğup öldürdükten sonra parasını almışlardır. Eylemleri gasp suçunu oluşturur. Açıklamasıyla önceki kararda direnmiştir.
Bu kararda sanıklar Ö.E. ve A.G. müdafileri ve sanık Ay.G. tarafından süresinde temyiz edildiğinden, dosya Yargıtay C. Başsavcılığının "bozma" istekli 21.02.1994 gün ve 1/77696 sayılı tebliğnamesiyle, Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup, düşünüldü:
Karar: İncelenen dosyaya göre;
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık; sanıkların önceden maktulün parasını almaya karar verip, planlarını uygulayarak onu öldürdükten sonra parasını almaktan ibaret olan eylemlerinin, oluşturduğu suçun niteliğine ilişkindir.
Öncelikle vurgulamak gerekirken; Y.C.G.K. nın 13.02.1984 gün ve 1983/322, 1984/64 ve 12.03.1984 gün ve 1983/174, 1984/86 sayılı kararlarında ayrıntıları açıklandığı üzere; T.C.Y. nin 450 inci maddesinin 7, 8, 9, bentlerinde düzenlenen ve adam öldürme suçuna nitelik veren, "Diğer bir suçu hazırlamak veya kolaylaştırmak veya işlemek bir suçtan hasıl olacak faydayı elde etmek veya bu gayeye vasıl olamamaktan mütevellit infial ile bir suçu gizlemek veya delil ve emarelerini ortadan kaldırmak veya kendisinin yahut başkasının cezadan kurtulmasını temin maksadıyla vukua getirmek" gibi bir amacın, belirli bir suçun ağırlaştırıcı sebebi olması halinde birleşik suçtan söz edilemez. Bu gibi hallerde amaç ve araç suçlar bağımsızlıklarını korurlar. Zira, amaç suçu işlemek için, araç suçu ( adam öldürmek ) işlemekten çekinmeyen, bu suçu işlemeyi dahi göze alan failin toplum açısından tehlikeli bir kişiliğe sahip olması, ağırlaştırıcı sebebin dayanağıdır.
Amaç ve araç suçların bağımsızlıklarını koruduklarını benimseyen Y.C.G.K. bu güne kadar ki uygulamalarında, parasını almak için kişinin öldürülmesi durumunda, adam öldürmek suçunun ( araç suç ) nitelik aldığına ve T.C.Y. nin 450/7 nci maddesinin uygulanması gerektiğine, öldürdükten sonra paranın alınması ( amaç suç ) eyleminin ise, kişinin ölmesi ile kişiliğin sona ermesi ve suça konu şeyin mirasçılarına intikal etmek üzere terekeyi oluşturacağı kabulünden hareketle, açıktan hırsızlık suçunu oluşturduğunu benimsemekteydi.
Ancak, C.G.K. uyuşmazlık konusu olayın incelenmesinde;
Sanıkların G.G. isimli Suriye uyruklu kişinin parasını almayı kararlaştırarak, kurdukları planı uygulamak suretiyle, onu öldürdükten ( araç suç ) sonra parasını almaktan ibaret olan ve üzerinde tartışma bulunmayan eylemlerinin ( amaç suç ), parasını almak için adam öldürmek ( T.C.Y. nin 450/7. maddesine uyan araç suç ) yanında, bağımsızlığını koruyan parasını almak eyleminin, yağma suçunu mu, hırsızlık suçunu mu oluşturduğu hususunu yeniden değerlendirmiştir.
Bu sorunu çözebilmek için öncelikle yağma suçunun unsurlarını belirlemek gerekir.
T.C. Yasasının 495 ve devam eden maddelerinde düzenlenen ve yağma "gasp" olarak tanımlanan suç, cebir ve şiddet ( maddi cebir ) veya tehdit ( manevi cebir ) kullanmak suretiyle yapılan hırsızlıktır. Hırsızlık ve yağma cürümleri aynı ortak unsurlara sahip olmakla beraber, ayrıldıkları tek nokta, malın alınması için cebir ve şlddet veya tehdit kullanılmasıdır. Bu haliyle yağma karma suçlardandır. Yasa iki ayrı suç tipini ( hırsızlık ve cebir veya tehdit kullanmak ) tek ve bağımsız bir suç haline getirmiştir. Bu nedenle yağma suçlarına cebir hırsızlık da denilmektedir.
O halde yağma suçunun unsurları;
a-Failin, eylemi gerçekleştirmek için cebir ve şiddet veya tehdit kullanması,
b-Cebir ve şiddet veya tehdidin malın zilyedine veya cürüm yerinde bulunan bir başka kişiye karşı olması,
c-Mağdurun malı teslim veya alınmasına karşı susmaya mecbur kılınmasıdır.
Öte yandan T.C.Y. nin 501. maddesi de bir cebir karinesi öngörmektedir. Buna göre, "Bir şahsın herhangi bir vasıta ile kendini bilemeyecek veya müdafaa edemeyecek hale getirilmesi dahi hırsızlık cürmünde cebir ve şiddet sayılır." Demek ki yasa savunma olanağının kaldırılmış olmasını cebre eşit saymaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda; sanıklar çantasında fazla miktarda Amerikan Doları taşıdığını bildikleri Suriye uyruklu G.G.'nin parasını almayı kararlaştırmışlar, bu amaçla düzenledikleri planı uygulamaya koyarak, boğazına ip geçirerek boğmak suretiyle öldürdükten sonra, parasını alarak paylaşmışlardır.
Burada amaç suç, kişinin parasının alınması, araç suç ise parasının alınabilmesi için kişinin öldürülmesidir.
Sanıklar, her ne şekilde olursa olsun, mağdurun parasını almayı kararlaştırmışlar ve bu amaçla suçun icrai hareketlerine başlamışlardır. Suçun icra hareketleri, T.C. Yasasının 501. maddesinde açıklandığı üzere mağdurun boğazına ip dolayarak sıkılmak suretiyle, mukavemetinin kırılmasıdır. Demek ki gasp suçunun icra hareketlerine mağdur sağ iken başlanılmıştır. Mağdur bilahare ölmüştür. Mağdurun iple boğazının sıkılmak suretiyle boğulması maddi cebiri oluşturur. Bu maddi cebir mağdurun parasının alınması amacıyla yapıldığından yağma suçunun oluştuğu benimsenmelidir. Daha hafif cebir ve şiddette ( etkili eylem ) yağma suçunun oluştuğu kabul edilirken ölüm sonucunu doğuran yoğunlukta cebir ve şiddetin uygulandığı hallerde ise yağma suçunun oluşmadığını kabul etmek yerinde olmaz.
O halde sanıkların önceden maktulün parasını almaya karar verip maktul sağ iken maddi cebir oluşturan icrai hareketlere başladıkları ve bunun sonucunda onu öldürerek parasını aldıkları anlaşıldığına göre eylemleri yağma suçunu oluşturur.
Ancak, eğer sanıklar maktulün parasını alma kararı ile hareket etmeksizin onu öldürdükten sonra, o anda oluşan ani bir kararla ve kastla parasını almak eylemini gerçekleştirmiş olsalar da, öldürme eylemi ( kasten öldürme ) paranın alınmasına yönelik olmadığından, paranın öldürdükten sonra alınması hırsızlık suçunu oluştururdu.
Bu itibarla sanıkların eylemlerinin yağma suçunu oluşturduğuna ilişkin direnme kararı isabetlidir. Adam öldürme suçundan temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmesidir.
Karşı oy kullanan kurul üyeleri; sanıkların maktulü öldürdükten sonra parasını almaktan ibaret eylemlerinin T.C.Yasasının 450/7. md. uyan nitelikli adam öldürmek suçu yanında, ölenin mırasçılarına intikal etmek üzere terekeyi oluşturan paranın alınması nedeniyle T.C.Y. nin 491/ilk-son maddesine uyan hırsızlık suçunu oluşturduğunu ileri sürmüşlerdir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle sanıklar A.G., Ö.E. müdafiileri ile sanık Ay.G.'nin gasp suçuna yönelik temyiz itirazlarının reddiyle, bu suça ilişkin direnme kararının isabetli olduğuna, nitelikli adam öldürmek suçuna ilişkin temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy