(3167 S. K. m. 16)
Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık Cevat Karagöz'ün 3167 Sayılı Yasanın 16ncı, 647 Sayılı Yasanın 4ncü maddeleri uyarınca 1.825.000 lira ağır para cezası ve 1 yıl süre ile çek hesabı açmak ve çek keşide etmekten yasaklanmasına ilişkin Beyoğlu 3.Asliye Ceza Mahkemesince, 27/10/1992 gün ve 798-1273 sayı ile verilen kararın, sanık tarafından temyizi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 10ncu Ceza Dairesince 01/06/1994 gün ve 6150-8222 sayı ile;
Her ne kadar katılan vekili 16/12/1990 tarihli temyiz dilekçesinde dava konusu çek bedelinin icra kanalı ile ödendiğini ve bu çek ile ilgili alacaklarının kalmadığını bildirmiş ise de, ısrarla sanık hakkındaki şikayetini sürdürdüğü ve ayrıca İzmir 12.İcra Müdürlüğünün 02/03/1991 gün 1992/2776 sayılı cevabi yazılarından da çek bedelinin %10 tazminat ve faizini kapsayacak tarzdaki ödemenin icra tarafından haczedilen malların satışı sonucu tahsil edildiği bu nedenle iradi bir ödemenin de söz konusu olmadığı anlaşılmakla, kamu davasının ortadan kaldırılması yolundaki düşünceye iştirak edilmeyerek, hükmün onanmasına" karar verilmiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığı ise 04/07/1994 gün ve 38767 sayı ile;
Yargıtay 10.CD.nin 30/05/1994, 468/7832 ve 01/06/1994, 3744/8141 sayılı kararlarında icra yolu ile yapılan ödemelerin yasal olduğu benimsenmiştir.
Suça konu çekin 2.320.000 lira bedelli bulunduğu, ihtarnamenin tebliğ edildiği 26/09/1992 tarihinden ve şikayet hakkı doğmadan önce 07/04/1992 tarihinde icra yolu ile 2.650.000 lira fazlası ile tahsil edildiği anlaşılmakta ve bu husus katılan vekilinin 16/12/1993 tarihli dilekçesinde, dava konusu çekle ilgili alacağının kalmadığını beyan etmesiyle doğrulanmaktadır.
Bu durum, ödeme niteliğinde kabul edilmediği takdirde sanık cezadan kurtulması için ikinci kez %10 tazminat ve gecikme faizi ile birlikte ödeme mecburiyetinde bırakılacak veya hakkındaki mahkumiyet kararı infaz edilecek her iki halde de mağdur edilecektir) Açıklaması ile itiraz edilmiştir.
Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü;
CEZA GENEL KURULU KARARI
İncelenen dosyaya göre ;
Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, cebri icra yolu ile yapılan ödemelerin iradi olup olmadığı ve 3167 Sayılı Yasanın 16ncı maddesi uyarınca açılan davanın düşürülmesini gerektirip, gerektirmediği hususundadır.
3863 Sayılı Yasa ile değişik 3167 Sayılı Yasanın 16ncı maddesinin 2nci fıkrasında "Bu fiillerden dolayı takibat yapılması çek hamilinin şikayetine bağlıdır. Şikayetten vazgeçmekle kamu davası ve cezanın ortadan kaldırılmasına karar verileceği gibi, keşidecinin çek bedelinin karşılıksız kalan kısmını %10 tazminatı ve gecikme faizi ile birlikte muhatap bankaya veya herhangi bir şubesine yatırmış bulunması halinde de, vazgeçme şartı aranmaksızın, kamu davasının ve cezanın ortadan kaldırılmasına karar verilir..." ilkesi getirilmiş bulunmaktadır.
3863 Sayılı Yasanın genel gerekçesinde; "Çek Yasasının amacının, çek hamillerini korumak ve bunların çeke bağlı haklarına kavuşmalarını sağlamak olmasına karşın, uygulamada bazı kötü niyetli çek hamillerinin, şikayetlerinden vazgeçmek için, keşidecilerden astronomik meblağlar talep ettikleri ve bu haklarını bir tür şantaj aracı olarak kullandıkları görülmektedir.
Uygulamada görülen bu sakıncaları ortadan kaldırmak amacı ile 3167 Sayılı Yasanın 16ncı maddesinin 2nci fıkrasında değişiklik yapılması zorunlu görülmüştür. Yapılan bu değişiklikle iki önemli yenilik getirilmektedir.
a- Şikayetten vazgeçme, hükmün kesinleşmesinden sonra dahi geçerli kılınarak,... vazgeçmenin, hükmün kesinleşmesinden sonra dahi geçerli olduğu bazı suçlara ilişkin ilkeler arasında da paralellik sağlanacaktır. (Bu hususun konumuzla ilgisi bulunmamaktadır.)
b- Yasanın temel amacı çek hamillerini korumak ve onların mağduriyetlerini önlemek olduğuna göre, çek keşidecisine, soruşturmanın her aşamasında ve hükmün kesinleşmesinden sonra dahi, çek bedelinin %10 tutarındaki tazminat ve çekin keşide tarihinden itibaren hesap edilerek gecikme faizi ile birlikte hamil adına muhatap bankaya veya herhangi bir şubesine yatırılması halinde, kamu davasının, eğer hüküm kesinleşmiş ise cezanın ortadan kaldırılmasına, vazgeçme şartı aranmaksızın olanak sağlanmıştır." denilmektedir.
Demek ki, yasa koyucu hamilin, çeke dayalı alacağına gecikme faizi ve %10 tazminatı ile kavuşmasının yasanın amacına uygun olarak, çek hamilinin korunması niteliğinde olduğunu benimsemiştir.
Ancak, bu tür ödemenin, muhatap bankaya veya herhangi bir şubesine yapılması ibaresini dar olarak yorumlamamak gerekir. Önemli olan hamilin alacağına ferileri ile kavuşması olunca, cebri icra yoluyla da olsa bu alacağın ferileri ile ödenmiş olması halinde davanın düşürülmesine karar verilmelidir.
İncelenen olayda, sanık tarafından keşide edilen 15/03/1992 ve 17/03/1992 keşide tarihli çekler, ödeme için süresinde hamil tarafından muhatap bankaya ibraz edilmiş, muhatap bankaca karşılıksız oldukları çeklerin arkasına yazılmıştır. Hamil süresinde şikayet hakkını kullanmış, düzeltme hakkı için çıkarılan iadeli taahhütlü tebligat 26/09/1992 tarihinde keşideciye (sanık) yapılmıştır. 07/04/1992 tarihinde şikayet hakkı doğmadan cebri icra yolu ile suça konu çeklerin bedellerinin tamamı ile %10 tazminat ve faizini kapsayacak biçimde sanığın haczedilen mallarının satışı ile hamile ödeme yapılmıştır. Bu husus temyiz dilekçesi, icra müdürlüğünün 02/03/1991 günlü yazısı ve şikayetçinin 16/12/1993 günlü oturumdaki beyanından anlaşılmaktadır.
Şikayet hakkı dahi dolmadan cebri icra yoluyla da olsa ödeme yapıldığına göre bu ödemeyi iradi saymak ve muhatap banka veya herhangi bir şubesi ibaresini de geniş yorumlamak gerektiğinden, çek bedellerinin fer'ileri ile ödenmesi nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar vermek gerekir.
Aksini kabul, sanığın suça konu çek bedellerini ikinci kez fer'ileri ile beraber ödemesi sonucunu doğurur ki, bu durum hamilin sebepsiz zenginleşmesine yol açar. Böyle bir durumu hukuk düzeninin kabul etmesi düşünülemez. Ya da sanığın ikinci kez ödeme yapmaması durumunda, çek bedellerini faizleri ile ödediği halde cezalandırılmasına sebep olur ki böyle bir sonucunda hak ve adalet kurallarıyla bağdaşmadığı yasa koyucunun amacına uygun bulunmadığı açıktır.
Bu itibarla itirazın kabulüyle, Özel Daire onama kararı kaldırılarak, hükmün bozulmasına, bozma yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden CYUY.nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak kamu davasının düşürülmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, İtirazın kabulüne, Özel Daire onama kararı kaldırılarak, hükmün BOZULMASINA, CYUY.nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak kamu davasının düşürülmesine 07/11/1994 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy