(5584 S. K. m. 12, 17) (3167 S. K. m. 7, 12, 16)
Dava: Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık M.'in 3167 Sayılı Yasanın 16/1, TCY. nın 81. maddesi uyarınca 1 yıl 1 ay hapis ve 1 yıl 1 ay süre ile bankalarda çek hesabı açmak ve çek keşide etmekten yasaklanmasına ilişkin Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesince 6.2.1992 gün ve 801-123 sayı ile verilen kararın sanık tarafından temyizi üzerine, dosyayı inceleyen; Yargıtay 10. Ceza Dairesince 19.1.1993 gün ve 12792-52 sayı ile; Sair itirazlar yerinde görülmeyerek;
1 - 3167 Sayılı Yasanın 7. maddesine göre zorunlu ihtaratın yapıldığı bildirilmişse de dosyada mevcut ihtarname ve tebligat evraklarını alan İ.'in 5584 Sayılı Posta Kanunu'nun 17. maddesinde belirtilen iadeli taahhütlü mektup almaya yetkili olup olmadığı araştırılarak, yetkili olmadığının anlaşılması halinde anılan maddede yazılı kuralın keşidecinin iyi niyetini göstermek imkanını sağlamak amacına yönelik olduğu da gözönüne alınarak, çekin mahkemece bankaya tevdi edilip usulüne uygun 7. maddeye göre zorunlu ihtaratın yapılmasının sağlanması ve bu ihtarat üzerine kanundaki yazılı 7 işgünü içinde düzeltme hakkını kullanıp kullanmadığının araştırılıp, belgeleri de eklenerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
2 - Tedbir niteliğindeki yasaklama kararına, TCY. nın 81/1. maddesinin uygulanması) isabetsizliğinden bozulmuştur.
(2) numaralı bozmaya uyan Yerel Mahkeme ise 10.6.1993 gün ve 385-591 sayı ile (3167 Sayılı Yasa çekle ödemelerin düzenlenmesi ve çek hamillerinin korunması amacıyla çıkarılmış, Yasayla bu doğrultuda 5584 Sayılı Posta Yasası'nın 17. maddesindeki düzenlemeye göre özel ve yeni tarihli bir düzenleme ile 12. maddede; tebligata ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
Kaldı ki olayda, sanık tarafından çek hesabı açılırken bildirilen adreste İ.'e tebligat yapılmıştır. İ.'in soyadı ile sanığın ki aynı (U.) olup, İ.'in tebligatı almaya ehil ve yetkili olup olmadığını araştırmak gerekmez. Kaldı ki bozmaya uyulursa ikinci bir düzeltme hakkı tanınmış olur ki yasa hükümleri ile bağdaşmaz. Açıklamasıyla önceki kararda direnmiştir.
Bu karar da sanık tarafından süresinde temyiz edildiğinden, dosya Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istekli 23.12.1993 gün ve 10-71659 sayılı tebliğnamesiyle, Yargıtay Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İncelenen dosyaya göre; Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, keşideci sanığın çek hesabı açarken muhatap bankaya bildirdiği adrese 3167 Sayılı Yasa uyarınca çıkarılan iadeli taahhütlü tebligatın o yerde, herhangi bir kişiye tebliğinin yeterli ve geçerli olup olmadığı hususundadır.
Sanığın keşide ettiği suça konu çekin karşılıksız çıkması üzerine, sanığın muhatap bankaya bildirdiği adrese çıkarılan iadeli taahhütlü tebligat İ.U. adlı kişi tarafından alınmıştır. Tebligat parçasında İ.U.'ın kim olduğuna, niçin muhatap M.U.'a değil de, tebliğin İ.'e yapıldığına ve İ. adlı bir kişinin tebligatı almaya ehil ve yetkili kişi olup, olmadığına ilişkin herhangi bir açıklama bulunmamaktadır.
Tebligata ilişkin düzenlemeler 7201 Sayılı Tebligat Yasası ile 5584 Sayılı Posta Yasasında ve özel olarak da, 3167 Sayılı Yasanın 12. maddesinde yer almaktadır.
7201 Sayılı Tebligat Yasasındaki genel ilke, tebligatın bizzat muhataba, olanak bulunmadığı takdirde ehil ve yetkili olan bir yakınına veya çalıştığı işyerine, bu da olanaklı olmadığında tebligatı öğrenebilmesini sağlayacak araçlarla yapılmasıdır. Nitekim 16. maddede muhatap adreste bulunmadığı takdirde ailesi efradına veya hizmetçisine tebligat yapılacağı belirtilmiştir.
3167 Sayılı Yasanın 12. maddesinde ise; Bu Yasa uyarınca yapılacak ihtarlar, herhangi bir adres değişikliği bildiriminde bulunulmadığı müddetçe çek hesabı sahibinin hesabı açtırırken bildirdiği adrese yapılmakla geçerli olur. hükmüne yer verilmiştir.
Dikkat edileceği üzere bu hükümde, tebligatın yapılmakla geçerli sayılacağı durum ifade edilmektedir. Bir başka anlatımla Çek Yasası'nın 12. maddesi uyarınca, keşidecinin çek hesabı açtırırken, muhatap bankaya bildirdiği adresi değiştirdiğine dair bankaya bir bilgi vermemesi halinde, bu adrese usulüne uygun Yasanın öngördüğü koşulları içerir biçimde yapılacak tebligatlar geçerli sayılacaktır.
Ancak, Tebligatın usulüne uygun biçimde yapılıp yapılmadığını saptamak için, 5584 Sayılı Posta Yasası'nın 17. maddesi hükmünün gözönüne alınması gerekir. Çek Yasası'nın 12. maddesindeki hüküm, muhatap bankaya bildirilen adreste herhangi bir kimsenin tebligatı alması halinde, tebligatın geçerli olacağını öngörmektedir. Önemli olan bu adreste tebligatın Posta Yasasının 17. maddesinde öngörüldüğü üzere tebligatı almaya ehil ve yetkili bir kimseye yapılmasıdır. Eğer tebligat, muhatap bankaya bildirilen adrese yapılmış tebligatı almaya ehil ve yetkili bir kimse tarafından tebligat alınmışsa tabi ki geçerli sayılacaktır. Ancak, Tebligat bu adreste herhangi bir kimseye yani tebligatı almaya ehil ve yetkili olmayan bir kimseye yapılmışsa geçerli sayılamayacaktır.
İnceleme konusu olayda, tebligat keşideci tarafından çek hesabı açtırılırken bildirilen adrese çıkarılmışsa da tebligatın niçin muhatap M.'e yapılmadığı ve onun yerine tebligatı alan İ.'in kim olduğu, orada ne sıfatla bulunduğu yani tebligatı almaya ehil ve yetkili bir kimse olduğunu gösterir herhangi bir açıklama tebligat parçasında bulunmamaktadır. O halde tebligatın usulüne uygun biçimde yapıldığı söylenemez. Bu itibarla İ.'in Posta Yasası'nın 17. maddesi uyarınca tebligatı almaya ehil ve yetkili olup olmadığı araştırılmalı, ehil ve yetkili olmadığı anlaşılırsa 3167 Sayılı Yasanın 7. maddesinde öngörüldüğü üzere yeniden iadeli taahhütlü mektupla ihtar çıkarılmalıdır.
Bu nedenle, direnme kararının bozulmasına karar verilmelidir.
Karşı oy kullanan kurul üyeleri direnme kararının haklı nedenlere dayandığını ileri sürmüşlerdir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, direnme kararının istem gibi BOZULMASINA, 2/3'ü aşan oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy