(6831 S. K. m. 82)
6831 Sayılı Yasaya aykırı davranmak suçundan sanık Halil'in beraatına ilişkin Tarsus 1. Sulh Ceza Mahkemesince 18.11.1992 gün ve 97-852 sayı ile verilen kararın, katılan vekili tarafından temyizi üzerine, dosyayı inceleyen;
Yargıtay 3. Ceza Dairesince 30.6.1993 gün ve 5105-9815 sayı ile;
(Sanığın da imzasını taşıyan ve Yasanın 82. maddesine göre aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli bulunan suç tutanağında, sanığın suça konu ağaçları kestiğini söylediğinin yazılı bulunmasına ve tutanak düzenleyicileri A. Sağlam, G. Kocaboğa ile önceki yeminli beyanına 1.10.1992 tarihli, talimatla alınan ifadesinde açıklık getirerek, Sanığın önceleri kestiğini söylemesi üzerine tutanağı düzenledikleri şeklindeki E. Akbal'ın yeminli anlatımları ile tutanağın doğrulanmasına göre, aksinin kanıtlanmadığı gözetilmeden yazılı gerekçe ile beraat kararı verilmesi) isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise, 22.9.1993 gün ve 591-701 sayı ile; tutanak düzenleyicilerinin mahkemedeki beyanları karşısında keyfi ve tahmine dayalı bir biçimde tutanak düzenledikleri ve bu haliyle tutanağa itibar edilemeyeceği, açıklamasıyla önceki kararda direnmiştir.
Bu kararda, katılan vekili tarafından süresinde temyiz edildiğinden dosya Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istekli 11.2.1994 gün ve 95662 sayılı tebliğnamesiyle, Yargıtay Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı:
İncelenen dosyaya göre;
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığın üzerine yüklenen suçun sübuta erip ermediği hususundadır.
Orman Muhafaza Memurları G. Kocaboğa, E. Akbal, A. Sağlam tarafından düzenlenen ve sanık tarafından da imzalanan 15.1.1992 günlü suç saptama tutanağında; (Olay gecesi sanık H. Çelik'e ait tarlanın kenarında 3 adet kızılçam ağacının motorlu testere ile kesilerek odun haline getirilmiş olduğu görüldü. Tarla sahibi bulunarak soruldu:"Ben kestim tarlamın içindeydi dedi. Bunun üzerine ağacın dip kuturları ölçülerek zapta yazıldı. Orta kutur üzerinden hacimlendirildi. Odunlar depoya nakledildi) yazılıdır.
Sanık her ne kadar duruşmadaki sorgusunda suçu soyut biçimde inkar etmekte ise de tutanağın aksini kanıtlayacak herhangi bir kanıt ileri sürememiş, buna karşılık, tutanak düzenleyicileri G. Kocaboğa ve A. Sağlam hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde tutanak içeriğinin doğru olduğunu yeminli beyanlarında açıklamışlardır.
Tutanak düzenleyicisi E. Akbal ise talimatla alınan 11.9.1992 günlü yeminli ifadesinde tutanağın doğru olduğunu beyan etmiş ve duruşmadaki beyanındaki çelişki bu şekilde giderilmiştir.
6831 Sayılı Yasanın 82. maddesine göre orman memurları tarafından düzenlenen suç saptama tutanakları aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir. Bu tutanağın aksini savunan, mahkemeye kanaat verecek kanıtlar göstermek zorundadır. Mahkeme bu kanıtların toplanması gerektiği kanısına varırsa toplayarak değerlendirir. Eğer, sanığın savunmasını haklı gösterecek bazı haller söz konusu olursa tutanak düzenleyicilerini dinleyerek, tüm kanıtları değerlendirmek suretiyle hüküm kurar.
Demek ki, 6831 Sayılı Yasanın 82. maddesi uyarınca düzenlenen suç saptama tutanağı, orman memurları tarafından düzenlenen ve aksi kanıtlanabilen resmi belge hükmünde kanıt aracıdır. Bu belgenin aksi her türlü kanıtla kanıtlanabilirse de, soyut inkar yeterli değildir.
İnceleme konusu olayda, suç saptama tutanağının aksi kanıtlanamadığı gibi, tutanak düzenleyicileri tarafından içeriği doğrulanmaktadır. O halde, belge kanıtı değerindeki suç saptama tutanağına dayanılarak sanığın cezalandırılması gerekir.
Bu itibarla direnme kararının bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, katılan vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, direnme kararının istem gibi BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy