(765 S. K. m. 456/2, 457/1, 51/1, 59) (1412 S. K. m. 320, 313)
Dava: Silahla etkili eylemde bulunmak suçundan sanık Yakup'un TCK.nun 456/2, 457/1, 51/1 ve 59. maddeleri uyarınca sonuçta 2 sene 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 2 milyon lira manevi tazminatın sanıktan alınıp katılana verilmesine ve maktu harca ilişkin Taşova Asliye Ceza Mahkemesince verilen 15.11.1993 gün ve 1991/64, 1993/268 sayılı hükmün sanığın temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesi 29.9.1994 gün ve 4258/7512 sayı ile;
Temyiz dilekçesinin kişisel hakkı içermediği açıklamasıyla kararı onamıştır.
Bu karara karşı 16.11.1994 gün ve 94/3401 sayı ile itiraz yoluna başvuran Yargıtay C. Başsavcılığı,
Sanık temyiz dilekçesinde inceleme sırasında kendiliğinden görülecek nedenler"" deyimini kullanıp hükmü temyiz etmiştir.
Ceza Genel Kurulunun duraksamasız uygulamalarına göre bu dilekçe kişisel hakkı da içerir.
İncelenen dosyada mağdur 7.5.1991 tarihli Savcılık ifadesinde sanıkla anlaştım ondan şikayetçi değilim dediği halde 17.6.1993 tarihli müdahale dilekçesiyle davaya müdahil olup sanığın cezalandırılması yanında aynı tazminat istemiştir.
Hazırlık soruşturmasında şikayetten vazgeçme kamu davasına katılmaya engel değilse de şahsi hak talebinde bulunmaya engel olduğundan hazırlık soruşturmasında şikayetinden vazgeçen katılan lehine tazminata hükmedilmesi yasaya aykırıdır.
Bu itibarla sanığın temyizinin kişisel hakkı da kapsadığı gözetilerek hükmün bu yönüyle de incelenmesi gerekir görüşü ile Özel Daire onama kararının kaldırılarak Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasını hüküm fıkrasından "Tazminat ve harca" ilişkin ibarenin çıkartılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasını istemiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İncelenen dosyaya göre;
Çözümlenecek sorun sanığın temyiz dilekçesinde yer alan "Tetkik esnasında rastlanacak sair sebeplerle kararın bozulması" tabirinin kişisel hakkı içerip içermediğinin belirlenmesidir.
CMUK.nun 320. maddesinde, "Yargıtay, temyiz dilekçe ve layihasında irat olunan hususlar ile temyiz talebi usule ait noksanlardan dolayı olmuş ise temyiz dilekçesinde bu cihete dair beyan edilecek vakıalar hakkında tetkikler yapabileceği gibi hükme tesiri olacak derecede kanuna muhalefet edilmiş olduğunu görürse talepte mevcut olmasa dahi bu hususu tetkik eder.
313'üncü maddenin ikinci fıkrasında gösterilen müstenidattan başka temyiz müddeasını teyit için yeniden müstenidat göstermeye lüzum yoktur. Bununla beraber böyle müstenidat gösterilmişse kabul olunur" hükmü yer almaktadır.
Bu maddenin gerekçesinde de aynen "temyiz mahkemesi kanunun doğru tatbik edilip edilmediğini araştırmakla mükellef olduğundan velevki layihai temyiziyede dermeyan edilmemiş olsa bile kanunun her hangi bir suretle ihlal edildiğini gördüğü takdirde hükmü nakzedebilir. Hukuk Usulü Muhakemelerininin terviç ettiği dairede mahkemei temyizin kendisine sevk olunan işlerde resen tatkikatını teşmil ederek layıhada sardedilmemiş olan ve fakat muhalifi kanun görülen esbaptan dolayı da hükümlerin nakzolunabilmesi kabul edilmiştir" denilmektedir.
Bu madde hükmü ve gerekçesinden anlaşılacağı üzere Yargıtay gösterilen temyiz sebepleriyle bağlı değildir. Temyiz dilekçesinde ileri sürülsün veya sürülmesin son karara etkili olan tüm Yasaya aykırılıkları kendiliğinden inceleyip hükmü bozabilir.
Nitekim Ceza Genel Kurulu asıl ceza yönünden temyiz incelemesine tabi olmayan bir hükme bağlantılı olarak verilen "Müsadere", "işyerinin kapatılması , Meslek ve sanatın tatili", "tecilli cezanın aynen çektirilmesi", sürücü belgesinin geri alınması" ve benzeri kararlarda suç niteliğine veya şahsi hakka yönelik temyizin hükmün tümüne temyiz edilebilirlik vasfını kazandıracağını ve hükmün her yönüyle inceleneceğini kabul ederken Yargıtay temyiz istemi ile bağlı olmadığı ilkesine dayanmıştır. Bu itibarla sanığın temyiz dilekçesinde yer alan "Tetkik esnasında rastlanacak sair sebeplerle kararın bozulması" tabirinin şahsi hakkı da kapsadığı ve hükmün her yönüyle incelenmesi gerektiği kabul edilmelidir.
Yargıtay C. Başsavcılığının katılan lehine hükmedilen tazminata yönelik itirazına gelince,
Kamu adına kovuşturulan suçlarda hazırlık soruşturması sırasında şikayetten vazgeçme kamu davasına katılmaya engel değilse de şahsi hak istemeye engeldir. Şikayetten vazgeçme yargılama sırasında vaki olmuşsa artık ceza davasına müdahale edilemeyeceği gibi şahsi hak da istenemez.
İncelenen dosyada mağdur C. Savcılığına verdiği 7.5.1991 tarihli ifadesinde "sanıkla anlaştım, ondan şikayetçi değilim" dediği halde 17.6.1993 tarihli dilekçesiyle kamu davasına müdahil olup sanığın cezalandırılması yanında ayrıca tazminat talebinde bulunmuş Yerel Mahkeme bu talebi kabul ederek müdahil lehine 2 milyon lira manevi tazminata hükmetmiştir.
Hazırlık soruşturması sırasında şikayetinden vazgeçen müdahil lehine tazminata hükmedilemeyeceğinden Yerel Mahkeme kararı bu yönüyle yasaya aykırıdır.
O halde yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulüne Özel Daire onama kararının kaldırılarak Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına bozma nedenine göre yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından, "Tazminata ve maktu harca" ilişkin ibarenin hüküm fıkrasından çıkartılması suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Üyeleri Özel Daire Onama kararının haklı nedenlere dayandığını belirterek itirazın reddi yönünde oy kullanmışlardır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, Özel Daire onama kararı kaldırılarak Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına bozma nedenine göre yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından "Tazminata ve harca" ilişkin ibarenin hüküm fıkrasından çıkartılması suretiyle hükmün düzeltilerek ONANMASINA 12.12.1994 günü oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy