(765 S. K. m. 202)
Dava : Zimmet suçundan sanık Mehmet Kamuran G
.'ün T.C.Y.nın 202/1, 59. maddesi uyarınca 5 yıl ağır hapis ve 64.475.326 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ankara 1 nci Ağır Ceza Mahkemesince 21.12.1993 gün ve 241-223 sayı ile verilen kararın, sanık müdafi tarafından temyizi üzerine Yargıtay 5 nci Ceza Dairesince 3.11.1993 gün ve 3504-3931 sayı ile; ( 1050 Sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanununun 86. maddesinde; "Her mutemet aldığı avanstan harcadığı tutarlara ilişkin kanıtlayıcı belgeleri en çok bir ay içinde saymana vermekle yükümlüdür. Bu süre içinde getirilecek harcama belgeleri tutarında yeniden avans verilmesi olanaklıdır. Bu biçimde mahsup işlemi yapılmadıkça aynı iş için yeniden avans verilemez.
Mutemet işin tamamlanmasından sonra yukarıdaki bir aylık sürenin bitimini beklemeksizin avans artığını iade etmek ve hesabını kapatmak zorundadır. Süresi içinde mahsup edilmeyen avanslar için mutemetler hakkında 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun Hükümleri uygulanır" ve 88. maddesinde de; "Her mutemet senenin son gününde avans akçesinden nezdinde kalan meblağı henüz mahsubunu icra ettiremediği tediye evrakıyla birlikte tamamıyla muhasibe iade edip hesabını kapatmaya ve muhasip dahi bu hesabı aramağa mecburdur. Aksi takdirde mutemet zimmettar addolunarak hangi sınıf ve meslekten olursa olsun maliye vekilinin talebi üzerine memuriyeti asliyesinden ihraç edileceği gibi muhasip dahi Memurin Kanunu ahkamına göre tecziye olunur. Mutemet zimmetinde kalan meblağ Tahsili Emval Kanununa tevfikan faiziyle beraber tahsil edilir." hükümleri yer almaktadır.
Buradaki zimmet 8.6.1938 gün ve 22/11 Sayılı İ.B.K.nda açıklandığı gibi T.C.Y.na göre suç oluşturan bir zimmet olmayıp Sayıştay Yasasına göre hükmedilecek tazmine matuf şahsi zimmettir. Esasen maddedeki "Zimmettar" sözcüğünü şahsi zimmet ve cürmi zimmet diye ayırma olanağı da yoktur. Avans hesabını aramayan muhasibin dahi T.C.Y.na göre değil Memurin Kanunu ahkamına göre tecziye olunacağının öngörülmüş olması da bunu doğrulamaktadır.
Bu itibarla T.E.K. Ankara Yenimahalle İşletme ve Bakım Müdürlüğünde şef olarak görevli ve aynı zamanda avans mutemedi olan sanığın kendisine verilen 100.000.000 lira rotatif avanstan harcamadığı 77.370.391 liralık kısmını kaybettiğini ileri sürmüş olması ve sonucunu itibariyle avansı süresi içinde mahsup etmeyi tazammun eden bu savunması ihmal ve terahiyi de içermiş bulunması karşısında eylemi avans hesabını kapatma zorunluluğuna uymamaktan ibaret olup 1050 Sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanununun 88. maddesindeki yaptırımı gerektirdiğinden ve ayrıca zimmet suçunu oluşturmadığından ) hükmün oyçokluğuyla bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığı ise 14.7.1994 gün ve 5576 sayı ile; ( Kurumda, Muhasebe, Satınalma Ve İkmal Şefi olarak görev yapan ve aynı zamanda avans mutemedi olan sanık, görevi sebebiyle kendisine tevdi edilen 100.000.000 lira rotatif avanstan harcamadığı 77.370.391 lirayı kaybettiğinden bahisle ketmetmiş, hesabını vermemiştir. Derhal hesap verecek durumda olması gereken sanık, avans olarak aldığı parayı üzerinde tutmuş, zimmetin ortaya çıkmasına kadar da parayı kaybettiği yolunda ilgili mercilere başvuruda bulunmamıştır. Sanığın zimmetine para geçirme kastıyla hareket ettiği açıktır. Paranın avans olarak tevdi edilmiş olması zimmet suçunun oluşmasına engel değildir. 1050 Sayılı Muhasebe-i Umumiye Yasasının 88. maddesi yıl sonunda avans hesaplarının tasfiyesini sağlayabilme amacıyla konmuştur. Bu madde hükmünün temellük kastı olmaksızın avans hesabının süresinde kapatılmaması halinde uygulanması olanaklıdır. Avans mutemetlerinin yıl sonuna kadar hesap vermekle yükümlü olmadıkları sonucu çıkarılamaz. Temellük kastı bulunan sanığın eylemi zimmet suçunu oluşturur. ) açıklamasıyla itiraz etmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İncelenen dosyaya göre;
Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, sanığın eyleminin zimmet suçunu oluşturup oluşturmadığı hususundadır.
1991 yılından suç tarihine kadar, Yenimahalle TEK. İşletme Ve Bakım Müdürlüğünde şef olarak görev yapan sanığın yapılan soruşturmada kendisine verilen 100.000.000 lira rotatif avanstan 77.370.391 lirayı belgelendirmediği ve kaybettiğini ileri sürerek, sonuçta bu miktar avansı mahsup etmeyerek, üzerinde bulundurduğu anlaşılmaktadır. Zimmet suçu; memurun kendisine tevdi edilen veya vazife dolayısıyla muhafaza, murakebe veya mesuliyeti altında bulunan para veya menkul kıymetleri aşırması veya mal edinmesi suretiyle oluşur.
O halde, suçun faili memur veya özel yasası gereği memur gibi cezalandırılan bir kimse olmalıdır. Suçun maddi konusu para, para yerine geçen belge veya senetler ve sair taşınır mallardır. Suç konusu olan bu şeylerin memura görevi nedeniyle tevdi edilmiş bulunması veya onun koruma, denetim ya da sorumluluğu altında bulunması gerekir. Suçun konusunu oluşturan bu şeyin memur tarafından kendisi veya üçüncü kişiler yararına mal edinmek üzere alınması, bir başka anlatımla zimmete geçirilmesidir. Ancak, failde zimmete geçirme ya da temellük kastı bulunmalıdır.
1050 Sayılı Muhasebe-i Umumiye Yasasının 86 ve 88 nci maddelerindeki düzenleme, Sayıştay Yasası hükümlerine göre hükmedilecek şahsi zimmetten ibarettir. Buna göre, mutemet aldığı avanstan harcadığı tutarlara ilişkin kanıtlayıcı belgeleri en geç bir ay içinde saymana vermekle yükümlüdür. Mutemet işin tamamlanmasından sonra bir aylık sürenin bitimini beklemeden avans artığını iade etmek ve hesabını kapatmak zorundadır. Aksi halde, yani süresi içinde mahsup edilmeyen avanslar için mutemetler hakkında 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü hakkındaki yasa hükümlerine uygulanır ve Memurin Kanunu Ahkamına göre cezalandırılır.
İnceleme konusu olayda; sanık, kendisine tevdi edilen 100.000.000 lira rotatif avanstan herhangi bir biçimde harcamadığı 77.370.391 lirayı temellük kastıyla zimmetine geçirmiştir. Sanığın herhangi bir sarfı sözkonusu olmadığından 1050 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması söz konusu olamaz.
Bu itibarla itirazın kabulüne karar verilmelidir.
Karşı oy kullanan kurul üyeleri, Özel Daire bozma kararının haklı nedenlere dayandığını ileri sürmüşlerdir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire bozma kararı kaldırılarak, sair yönlerinde usul ve yasaya uygun bulunan kararın ONANMASINA 7.11.1994 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy