(765 S. K. m. 202)
Dava ve Karar: Zimmet suçundan sanıklar Ü. Teymuroğlu, S. Karakaya ve S. Arslan'ın TCY. nın 202/1, 80, 202/son, 59.maddeleri gereğince 2 yıl, 5 ay 5 gün ağır hapis cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin Bingöl Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24.12.1992 gün ve 16/67 sayılı hükmün C.Savcısı ve sanıklar vekilleri tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 16.7.1993 gün 1928/2914 sayı ile;
Bankanın hatırlı müşterisi olduğu, zaman zaman nakit sıkıntısı çeken banka şubesinde talep ettiklerinde para yatırmak suretiyle yardım ettiği dosya içeriğinden anlaşılan İ. Arslan ve kardeşinin hesaplarına ait çekler yönünden hesap bakiyesini aşacak şekilde provizyon vermekle beraber genellikle birkaç gün içinde herhangi bir uyarmada bulunulmadan hesapların mudi tarafından katılmasını sağlayan sanıkların bankanın itibarlı müşterisini kaybetmemek düşüncesiyle gerçekleştirdikleri eylemlerinde suç kastı ile hareket ettikleri konusunda kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği halde yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi isabetsizliğinden bozmuş,
Yerel Mahkeme 28.10.1993 gün 45/53 sayı ile;
İlçede tek banka şubesi olup hesap sahiplerinin bir başka banka ile çalışması, rekabet yapılması söz konusu değildir. Hesap sahibi İ. Arslan Petrol Ofisi sahibi, diğer hesap sahibi ve kardeşi olan Seracettin ise bankanın veznecisidir. Başka banka olmadığından müşterinin kaybedileceği ileri sürülemez. Müşterilere gösterilecek tolerans, bankanın zararına olmayacak şekilde olmalıdır. Sanıklar tek bir defa olmayıp üç yıl boyunca müsait olmadığı halde provizyon vermişlerdir. Yargıtay içtihatlarında bu tür eylemin zimmet suçunu oluşturduğu belirtilmiştir. Olayda 34 kez karşılıksız provizyon verilmiş, bankada çalışan sanık Seracettin ve kardeşi lehine davranılmış, yüksek miktarda para zimmete geçirilmiş, bazen bir ay gecikme ile hesap kapatılmış, zimmet suçu kast ve iradesiyle hareket edilmiştir. gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar vekilleri tarafından süresinde istenildiğinden dosya; Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istemli 25.2.1994 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, Ceza Genel Kurulunda duruşmalı inceleme yapılacağına ilişkin yasal hüküm bulunmadığından sanıklar vekillerinin duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra gereği konuşulup düşünüldü.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı:
Sanıkların zimmet suçundan cezalandırılmalarına karar verilen olayda, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık suçun sübutuna ilişkindir.
1- Sanıklardan S. Karakaya, bir bankanın Karlıova şubesinde şef vekili, sanık S. Arslan ise vezneci yardımcısı olarak görev yapmaktadırlar. Sanık S. Arslan ile Ağabeyi İ. Arslan'ın bankada hesapları bulunmaktadır. Hesap sahipleri tarafından keşide edilen çekler, bankanın diğer şubelerine tahsil için ibraz edildiğinde, ilgili şube tarafından provizyon istenmiş ve provizyon vermeye yetkili olan sanıklar, hesap bakiyesinin yeterli olmadığını bildikleri halde, müsaitmiş gibi provizyon vermişlerdir. Hesap da yeterli para olmadığından banka parasından ödemede bulunulmuş ve ilgili evrak saklanmış, mahsup işlemi ancak hesap sahipleri tarafından para yatırılarak hesabın müsait hale getirilmesinden sonra yapılabilmiştir. Bu süre içerisinde banka parası sanık S. Arslan ve İ. Arslan tarafından kullanılmış ve buna karşılık banka lehine herhangi bir faiz de tahakkuk ettirilmemiştir.
Sanıklar, 1987, 1988, 1989 yıllarında karşılığı olmadığı halde provizyon vermek ve mahsup fişini imzalamak suretiyle banka parasından, 69.405.089 lira ödeme yapılmasını ve bu parayı sanık Seracettin ile ağabeyi İsmail'in kullanmasını sağlamışlardır. Haksız yere ödenen bu paralar bir ilâ elli gün arasında mudiler tarafından geri yatırılmış ve faiz, tazminat v.s. olmak üzere bankanın 18.277.715 lira zararı doğmuştur.
İlçede tek banka şubesi mevcut olup sanık S. Arslan bu bankada görevlidir. Gerek kendi gerekse ağabeyinin hesabından yeterli para olmadığını bildiği halde, keşide ettikleri çeklerin karşılıksız çıkmaması ve cezai takibata uğramamak amacıyla provizyon vermiştir. Olayda bir yanılgı sözk onusu değildir. Sanık S. Karakaya'da bilerek olaya katılmış ve her İki sanık 34 kez provizyon vermiş veya mahsup fişini imzalamışlardır.
Öte yandan ilçede tek olan bankanın mudi kaybından söz edilemeyeceği gibi lehine karşılıksız provizyon verilen sanık Seracettin ve ağabeyi İ. Arslan' ın bankaya yüksek miktarda para yatırmadıkları, yatan paranın aynı gün veya ertesi gün çekildiği hesap kartonundan anlaşılmaktadır. Bankanın nakit paraya ihtiyacı olduğunda, İ. Arslan tarafından karşılandığına ilişkin bir kayıt da bulunmamaktadır.
Bu itibarla; sanıklar S. Arslan ile S. Karakaya'nın denetim ve sorumlulukları altında bulunan banka parasını kullanmak ve kullandırmak suretiyle yüklenen zimmet suçunu işledikleri sübuta erdiğinden, direnme hükmünün bu sanıklarla ilgili bölümünün onanmasına karar verilmelidir.
2- Sanıklardan Ü. Teymuroğlu muhasebeci olup karşılığı olmadığı halde İ. Arslan'ın hesabından iki, S. Arslan'ın hesabından ise üç kez provizyon vermiştir.
Sanık başka şubelerden provizyon istenildiğinde servise sorduğunu onların, hesabın müsait olduğunu bildirmesi üzerine provizyon verdiğini, işleme ait hesap geldiğinde, servisten kontrol edildiği için yeniden kontrol gereği duymadığını, kasıtlı bir hareketi olmadığını savunmuştur.
Sanık tarafından karşılıksız verilen 18.238 lira tutarındaki provizyon 3 gün, 527.696 lira 2 gün, 510.190 lira 4 gün, 9.053 lira 4 gün, 70.057 lira ise 6 gün sonra hesap sahibi tarafından bankaya yatırılmış ve hesap müsait hale gelince mahsup işlemi yapılmıştır. Sanık beş defada toplam 1.135.834. lira banka parasının kullanılmasına neden olmuş, provizyon verilerek paranın ödenmesinden hesaba geri yatırılmasına kadar geçen iki ila altı günlük süre içerisinde bu paranın kullanılmaması nedeniyle bankanın zararına sebep olmuştur. Ancak, bankanın, 1.135.834 lirayı 2 ila 6 gün kullanamamasından doğan kâr payı çok cüzi bir miktar olup, sanığın hesap sahiplerine çıkar sağlamak amacıyla hareket ettiğini gösterir ve savunmanın aksi yönünde cezalandırmasına yeterli ve inandırıcı kanıt bulunmamaktadır. Unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinden direnme hükmünün bu sanıkla ilgili bölümü bozulmalıdır.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım kurul üyeleri, sanık S. Karakaya ile sanık S. Arslan hakkındaki hükmün bozulması doğrultusunda, bir kısım üyeler ise sanık Ü. Teymuroğlu hakkındaki direnme hükmünün onanması görüşüyle ve bir üyeli Sanıkların eylemlerinin TCY. nın 510.maddesine, bir üye de sanık Selahattin ve Ülgü'nün eyleminin TCY. nın 240.maddesine uygun bulunduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; 1- Yerel Mahkeme direnme hükmünün sanıklar S. Arslan ve S. Karakaya ile ilgili bölümünün ONANMASINA, 28.3.1994 günü tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak oyçokluğuyla,
2- Sanık Ü. Teymuroğlu'nun mahkumiyetine ilişkin direnme hükmünün BOZULMASINA, isteme uygun olarak oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy