(765 S. K. m. 491, 522)
Dava: Hırsızlık suçundan sanık T.Y.in TCY. nın 491/ilk, 522/1, 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri gereğince 300.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve bu cezanın ertelenmesine ilişkin, Ankara 5. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 6.5.1993 gün 456/369 sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen; Yargıtay 6. Ceza Dairesi 29.3.1994 gün 2284/2589 sayı ile hükmün onanmasına karar vermiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığı 27.4.1994 gün 54158 sayı ile; Teşhis mahkumiyete yeterli değildir. Olay saati 20.50 sıraları olup teşhiste yanılgı olup olmayacağı uygulamalı bir keşifte tesbit edilmelidir. Sanıkta çalınan çanta veya içindekiler elde edilememiştir. Beraat eden diğer iki sanığın ifadesi, tanık beyanı niteliğindedir ve şikayetçinin teşhisini çürütecek mahiyettedir. gerekçesiyle itiraz ederek Özel Daire onama kararının kaldırılıp hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Dosya, Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Sanığın, hırsızlık suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda, Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, suçun sübutuna ilişkindir.
Şikayetçi aşamalarda, olay akşamı 20.30 sıralarında yolda yürürken üç kişi tarafından takip ve rahatsız edildiğini, yolun karşısına geçtiği halde yeniden peşinden gelen sanık tarafından kolundaki çantanın hızla alındığını, takip ederek yardım istediğini, yoldan geçen polis ekibine haber verdiğini, birlikte çevreyi dolaştıklarını, haber verilmesi üzerine karakola gittiğinde sanığı tanıdığını beyan etmiştir.
Görgü tanığı olmayan olayda lise mezunu olup üniversite sınavlarına hazırlandığını söyleyen sanık; suçlamayı reddetmiştir. Sanıkla birlikte olup karakola getirilen ve haklarında dava açılıp beraat eden sanıklar ise savunmayı doğrulamışlar, hep beraber bir arkadaşlarından ders çalışmadan döndüklerini, yolda yanlarına gelen bir polis ekibinin kendilerini karakola davet ettiğini, suçla ilgileri olmadığını ve sanıkla birlikte olduklarını söylemişlerdir.
Çalınan çanta ve içinde bulunan eşyalar sanıkta yakalanmamış, mahkumiyet kararı teşhis tutanağına dayandırılmıştır. Şikayetçinin tarifi üzerine çevrede bulunan beş kişi karakola getirilmişlerdir. Bunlardan serbest bırakılan iki kişi, şikayetçinin, çantasını alan şahsın kaçtığını söylediği yönde görülerek yakalanmışlardır. Sanık ve beraat eden arkadaşları ise, şikayetçinin, çantayı alanın kaçtığını söylediği yönün aksi istikametinde ve oturdukları mahallede yolda yürürlerken saat 20.40 sıralarında polis ekibi tarafından karakola götürülmüşlerdir. Sanık, kaçarken veya koşarken görülmemiştir. Olay yerinde yakalandığı yere kadar koşması nedeniyle terlediğine ilişkin bir bilgi de bulunmamaktadır. Öte yandan olay, kış günü hava karardıktan sonra saat 20.30 sıralarında vuku bulmuştur. Şikayetçi beyanında, Olayın aniden olduğunu, şoka girdiğini, kendine gelmeye fırsat bulamadan şahsın yüzünü yandan gördüğünü beyan etmiş, karakoldaki yüzleştirme sırasında sanığı montlu olması nedeniyle tanımıştır. Şikayetçi kendisini takip edenlerin üç kişi olduğunu belirtmesine rağmen diğer iki kişiyi tarif ve teşhis edememiştir. Suçun işleniş biçimi, olay saati, sanığın yakalandığı yer ve durumu nazara alındığında güvenilir olmayan bu teşhis mahkumiyet için yeterli görülmemiştir. Sanığa yüklenen suçu işlediğine dair savunmanın aksini gösterir cezalandırılmasına yeterli ve her türlü şüpheden uzak kesin delil elde edilemediğinden beraatine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan kurul üyeleri, Yerel Mahkeme ve Özel Daire onama kararı yerinde görüldüğünden haklı nedenlere dayanmayan itirazın reddi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulü ile Özel Daire onama kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilerek BOZULMASINA, oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy