(1412 S. K. m. 135, 236) (765 S. K. m. 81)
Dava: Hırsızlık ve 6136 Sayılı Yasaya aykırı davranmak suçlarından sanık H.G.'in TCY.nın 491/4, 522, 81/2. maddesi uyarınca 1 sene 6 ay 20 gün hapis ve 6136 Sayılı Yasanın 13/1, TCY.nın 81/1. maddesi uyarınca 1 sene 1 ay hapis ve 108.333 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Tekirdağ Asliye Ceza Mahkemesince 26.4.1993 gün ve 612-203 sayı ile verilen kararın, sanık tarafından temyizi üzerine, dosyayı inceleyen;
Yargıtay 6. Ceza Dairesince 24.3.1994 gün ve 2031-2364 sayı ile, Usul ve Yasaya uygun görülen kararın onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığı ise 10.5.1994 gün ve 49608 sayı ile; Kayın (sıhriyet) hasımlığı, ancak Medeni Yasaya uygun bir evlilik bağıtı (resmi nikah) ile gerçekleşebilir.
Öte yandan; yasal bağıta dayalı olmak koşuluyla karının kardeşleri Kocanın ikinci derecede sıhri akrabasıdır. TCY. nın 524-3, maddesinin uygulanabilmesi için sanıkla, ikinci derecede sıhri akrabanın bir dam altında beraber yaşamakta olması gerekir.
1 - Şikayetçi ile sanığın kız kardeşi arasında yasal evlilik bağıtı bulunmadığından,
2 - Yasal bağıt bulunsa bile, sanıkla şikayetçi bir dam altında beraber yaşamadıklarından.
TCY. nin 524/3. maddesinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu itibarla, TCY. nın 524/3. maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkin bozma kararının kaldırılmasına,
Ancak, CGK. nun 11.4.1994 gün ve 69/93 sayılı kararı doğrultusunda sanığın sorgusunun yapılması sırasında CYUY. nın 3842 Sayılı Yasa ile değişik 135. maddesine aykırı davranıldığından hükmün bu sebepten bozulmasına karar verilmesi gerektiği açıklamasıyla itiraz etmiştir.
Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: İncelenen dosyaya göre; Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık;
1 - Sanık hakkında TCY. nın 524/3. maddesinin uygulanma yeri bulunup, bulunmadığı,
2 - Sanığın sorgusunun, Yargılama Yasasına uygun biçimde yapılıp yapılmadığı hususlarındadır.
Öncelikle sanığın sorgusunun Yargılama Yasasına uygun biçimde yapılıp, yapılmadığı hususunun araştırılması gerekir.
Sanığın, son soruşturma sırasında sorguya çekilme yöntemi CYUY. nın 236 ncı maddesinde hüküm altına alınmıştır. Bu madde 135 nci maddeye yollamada bulunarak, sorgunun yöntemini düzenlemiştir. Yargılama Yasasının ifade ve sorgunun tarzı başlıklı 135 nci maddesinde: "Zabıta amir ve memurları ile Cumhuriyet Savcısı tarafından ifade almada ve hakim tarafından sorguya çekilmede aşağıdaki hususlara uyulur.
1 - İfade verenin veya sorguya çekilenin kimliği tesbit edilir. İfade veren veya sorguya çekilen kimliğe ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmak zorundadır.
2 - Kendisine isnad edilen suç anlatılır.
3 - Müdafi tayin hakkının bulunduğu, müdafi tayin edebilecek durumda değilse baro tarafından tayin edilecek bir müdafi talep edebileceği ve onun hukuki yardımından yararlanabileceği, isterse müdafiin soruşturmayı geciktirmemek kaydı ile ve vekaletname aranmaksızın ifade veya sorguda hazır bulunacağı bildirilir. Yakınlarından istediğine yakalandığını duyurabileceği söylenir.
4 - İsnad edilen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu söylenir.
5 - Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını talep edebileceği hatırlatılır ve kendisi aleyhine var olan şüphe sebeplerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri sürmek imkanı verilir.
6 - İfade verenin veya sorguya çekilenin şahsi halleri hakkında bilgi alınır.
7 - İfade veya sorgu bir tutanakla tesbit edilir. Bu tutanakta;
a) İfade verme veya sorguya çekme işleminin yapıldığı yer ve tarih.
b) İfade verme veya sorguya çekilme sırasında hazır bulunan kişilerin isim ve sıfatları ile ifade veren veya sorguya çekilen kişinin açık kimliği.
c) İfade vermenin veya sorgunun yapılmasında yukarıdaki işlemlerin yerine getirilip, getirilmediği, bu işlemler yerine getirilmemiş ise sebepleri.
d) Tutanak içeriğinin ifade veren veya sorguya çekilen ile hazır olan müdafi tarafından okunduğu ve imzalarının alındığı,
e) İmzadan imtina halinde bunun nedenleri yer alır. Hükmü yer almaktadır.
O halde sanığın kolluk veya C. Savcısı tarafından ifadesi alınırken ve hakim tarafından sorgusu yapılırken; öncelikle kimliği saptanmalı ve üzerine yüklenen suç açıkça anlatıldıktan sonra, kendiliğinden müdafi tayin edebilecek durumda değilse, baro tarafından atanacak bir müdafi isteyebileceği ve onun hukuki yardımından yararlanabileceği hatırlatılmalıdır.
Zira Yargılama Yasası 3842 Sayılı Yasa ile on sekiz yaşını doldurmamış, sağır, dilsiz ya da kendisini savunamayacak derecede beden veya akıl hastalığına müptala olanlar dışında kalan sanıklar için zorunlu müdafi atanması sistemini değil, isteğe bağlı müdafi atanması sistemini benimsemiştir. Bu ilke savunma hakkına ilişkin olup, yargılama yasasının buyurucu kurallarındandır. Aykırı davranılması mutlak bozma nedeni sayılmalıdır.
Uyuşmazlık konusu olayda sorgusunun yapıldığı 28.12.1992 günlü oturumda onsekiz yaşını tamamlamış bulunan sanığa müdafii tayin hakkının bulunduğu müdafii tayin edebilecek durumda değilse istediği takdirde kendisine baro tarafından müdafii atanabileceği hususu hatırlatılmayarak yargılama yasasının 135 nci maddesinin 3 üncü bendinde düzenlenen buyurucu kurallara aykırı davranılmıştır.
Bu itibarla, Usul aykırılığı nedeniyle Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulüyle, Özel Daire Onama kararı kaldırılarak sair yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle itirazın kabulüyle, Özel Daire onama kararı kaldırılarak, sair yönleri incelenmeyen hükmün öncelikle bu usule aykırılık nedeniyle BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy