(2709 S. K. m. 141) (765 S. K. m. 491/2, 522) (1412 S. K. m. 32) (647 S. K. m. 4)
Dava: Hırsızlık suçundan sanık Ahmet'in TCY. nın 491/2, 61, 522/1, 81/2. maddeleri gereğince 5 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, İskenderun Sulh Ceza Mahkemesince verilen 16.11.1993 gün, 34/1420 sayılı hükmün sanık vekili tarafından temyizi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay Altıncı Ceza Dairesi, 20.9.1994 gün, 7462/8014 sayı ile hükmün onanmasına karar vermiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığı, 10.10.1994 gün 104/705 sayı ile;
"Sanık, kollukta alınan ifadesinde; gezmek amacıyla kamyoneti çalıştırmak isterken alkolün etkisiyle sızıp kaldığını savunmuştur. Hırsızlığın, mülkiyete yönelik olduğunu gösteren delil bulunmamaktadır. Kararda suçun kullanma amaçlı mı, yoksa mülkiyete yönelik mi olarak kabul edildiği konusunda bir açıklama ve tartışma yoktur. TCY. nın 522. maddesinin uygulanmasında değerin pek fahiş takdiri, kabulün mülkiyete yönelik olduğunu göstermektedir. Bu maddenin uygulanmasıyla ilgili itiraza gelince:
a) TCY. nın 522. maddesine göre değerlendirmenin ekonomik durum, paranın satın alma gücü, orta gelirli insanların gelirleri gözönünde tutularak nesnel biçimde saptanması,
b) Kullanma hırsızlığında taşıtın yakıt, yağ ve yıpranma gibi kullanmadan doğan zararın esas alınması,
c) Hırsızlığın kullanma amacı dışında taşıtın mülkiyetine yönelik olduğunu gösteren kesin ve inandırıcı kanıtların nelerden ibaret olduğunun karar yerinde açıklanıp tartışılması gerektiği Yargıtay'ımızın birçok kararında belirtilmiştir.
Oysa bu husus mahkemece açıklanıp kararda tartışılmamak, TCY. nın 522. maddesi artırıcı neden olarak aleyhe uygulanmak suretiyle yasaya aykırı davranılmıştır" gerekçesiyle itiraz ederek, onama kararının kaldırılıp hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Dosya, Birinci Başkanlığa gönderilmekle; Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanık, olay gecesi kapısı açık bulunan kamyonetin içinden 500.000 lira değerindeki takım çantasını alarak evine götürüp saklamış ve geri dönerek kontağa ulaşan kabloları kesip birbirine bağlamak suretiyle çalıştırmak istemiş ve polis ekibince yakalanmıştır. Sanığın, genelin korumasına bırakılan kamyoneti çalmaya teşebbüs ettiğinden bahisle cezalandırılması için dava açılmış ve çalınmak istenen kamyonetin değeri fahiş kabul edilerek TCY. nın 491/2, 61, 522/1, 81/2. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanık vekilinin temyizi üzerine bu karar Özel Dairece onanmış, Yargıtay C.Başsavcılığı'nca itirazda bulunulmuştur.
Dosya içeriğine göre;
Sanık, karakolda alınan 3.12.1992 günlü ifadesinde olayı anlattıktan sonra; ".. amacım arabayı çalmak değildi, sadece çalıştırıp biraz gezdikten sonra tekrar yerine koyacaktım" demiştir. Duruşmada ise, bu hususta bir beyanda bulunmamış, arabayı çalıştırmak isterken alkolün etkisiyle sızıp kaldığını ve yakalandığını söylemiştir.
Yerel Mahkeme kararında, kamyonetin gezmek amacıyla mı, yoksa mülkiyete yönelik olarak mı alınmak istendiği hususu tartışılmamıştır. TCY. nın 522. maddesi uygulanırken değeri fahiş olarak tayin ve takdiri, suçun mülkiyete yönelik işlendiğinin kabul edildiğini göstermektedir. Ancak, sanığın karakoldaki savunması üzerinde durulmamış, hırsızlığın kullanma amacı dışında taşıtın mülkiyetine yönelik olduğunu gösteren kanıtlar kararda açıklanıp tartışılmamıştır.
Bu itibarla, sanığın suça konu kamyoneti bir süre gezmek amacıyla alıp almadığının tartışılması ve kullanma hırsızlığının kabulü halinde TCY. nın 522. maddesi uygulanırken taşıtın harcayacağı yakıt, yağ ve yıpranma gibi kullanmadan doğan zararın nazara alınması gerektiğinden itirazın kabulüne karar verilmelidir.
Öte yandan, Anayasanın 141 ve CMUY. nın 32. maddeleri gereğince tüm mahkeme ve hakimlik kararları gerekçeli olmak zorundadır. Yerel Mahkemelerce, hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezaların para cezasına çevrilmesine veya çevrilmemesine karar verilirken sanığın kişiliği, sair halleri, suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınmalı ve gösterilen gerekçe bu ölçülere ilişkin bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde yasal ve yeterli olmalıdır. Mahalli mahkemece bu hususlarda değerlendirme yapılmadan "dosya kapsamından" bahisle hürriyeti bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilmesine yer olmadığına karar verilmesi de isabetsizdir. Mahkeme kararının bu nedenle de bozulmasına karar vermelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire onama kararının kaldırılmasına ve Yerel Mahkeme hükmünün yukarıda gösterilen sebeplerden BOZULMASINA, 21.11.1994 günü oybirliği ile karar verildi.
(YKD MART 1995)
Full & Egal Universal Law Academy