(765 S. K. m. 350)
Dava: Sahte hüviyet cüzdanı düzenlemek suçundan sanık Rüstem'in TCY. nin 350/1. maddesi gereğince 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Mersin 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 10.3.1992 gün 166/166 sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesi 10.6.1993 gün 4364/5382 sayı ile;
"1- Suça konu kimlik cüzdanı üzerindeki fotoğraf değişikliği ve tahrifatın hiçbir inceleme ve Özel bilgiyi gerektirmediğinden çıplak gözle hemen farkedilebilir nitelikte bulunduğu ve bu nedenle iğfal kabiliyetinin olmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de,
2- Suça konu belgenin delil olarak dosyada saklanması yerine zoralımına karar verilmesi" isabetsizliğinden bozmuş, Yerel Mahkemece 6.12.1993 gün 691/827 sayı ile iki nolu bozmaya uyulmuş, bir nolu bozma nedenine ise;
"Adli Tıp Kurumu Fizik Grofoloji Dairesinin 24.1.1991 günlü raporunda, optik aletler altında muhtelif büyütme ve aydınlatma, tipometreli hassas ölçümleme ile yapılan incelemede nüfus cüzdanının iğfal kabiliyetini haiz olduğu belirtilmiştir. Bu rapora itibar edilmelidir." gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiştir.
Bu hükmün de Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından süresinde istenildiğinden dosya; Yargıtay C. Başsavcılığının "bozma" istemli 11.10.1994 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanığın başkasına ait olan nüfus cüzdanındaki resmi çıkartıp kendi fotoğrafını yapıştırmak suretiyle kullandığı iddiasıyla açılan davada. Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık; suça konu belgenin aldatıcılık yeteneği bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Sanık tarafından kullanılan nüfus cüzdanı çok eski ve yıpranmış olup bazı bölümleri yırtılmıştır. Bu niteliği itibariyle dikkati çekmekte ve daha iyi incelemeyi gerekli kılmaktadır. Ayrıca nüfus cüzdanında ve yapıştırılan resim üzerinde soğuk damga bulunmayıp, nüfus cüzdanının içine konulduğu naylon koruyucuda da damga bulunmakta ve nüfus cüzdanı içine konulduğunda resim üzerine isabet etmektedir. Bu nedenle kimlik üzerindeki fotoğraf değişikliği ve tahrifat, hiçbir inceleme ve özel bilgiyi gerektirmeden çıplak gözle hemen farkedilebilmektedir. Öte yandan zimmet suçu nedeniyle aranmakta olan sanığı yakalamak için sanığın çalıştığı kahvehaneye gelen polis memurları da, sanık tarafından ibraz edilen ve kendi fotoğraflarını taşıyan fakat başkasına ait olan nüfus cüzdanına itibar etmeyerek onu yakalamışlardır. Diğer bir anlatımla, suç konusu nüfus cüzdanı ile polis memurları aldatılamamış, ilk bakışta sahte olduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla cüzdanının aldatıcılık yeteneği bulunmadığı olay içinde de ortaya çıkmış bulunduğundan direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan kurul üyeleri, "Mahkemece gösterilen gerekçeye göre direnme hükmünün onanması doğrultusunda oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, 21.11.1994 günü tebliğnamedeki isteme uygun olarak oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy