(765 S.K. m. 495, 498)
Dava: Gasp suçundan sanık Ramazan'ın eyleminin TCY. nın 498. maddesine uyan suçu oluşturduğu kabul edilerek, bu madde ve TCY. nın 59. maddesi uygulanmak suretiyle sanığın oniki yıl altı ay ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin, Midyat Ağır Ceza Mahkemesince 23.9.1993 gün ve 3-56 sayı ile verilen kararın, sanık tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay Altıncı Ceza Dairesi'nce, 23.11.1993 gün ve 8136-9066 sayı ile; usul ve yasaya uygun bulunması nedeniyle hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığı ise, 29.1.1993 gün ve 81174 sayı ile;
(Suça konu paranın, doğrudan doğruya mağdur tarafından sanığa verildiği oluş ve kabulden anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, TCY. nın 495. maddesinde düzenlenen suç oluşur. Zira, TCY. nın 498. maddesindeki suçun oluşabilmesi için, suça konu şeyin sanık tarafından dolaylı bir biçimde ele geçirilmesi sözkonusu olmalıdır. Doğrudan doğruya ve bizzat alma halinde TCY. nın 495. maddesinde düzenlenen yağma suçu oluşur) açıklaması ile itiraz etmiştir.
Dosya, Yargıtay Birinci Başkanlığı'na gönderilmekle; Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İncelenen dosyaya göre;
Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, suç vasfına ilişkindir.
Mağdura telefon eden sanığın, PKK. Örgütü'nün ismini kullanarak kendisine 5 milyon liranın bir gün sonra Midyat, Estel Mevkii'nde bulunan büyük kahvehane önünde teslimini istediği, bu tehditten korkan mağdurun parayı bizzat getirip sanığa teslim ettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Bu oluşta herhangi uyuşmazlık yoktur. Yargıtay C. Başsavcılığı; paranın, sanığın tehdidi üzerine, bizzat mağdur tarafından doğrudan doğruya sanığa teslim edildiğine göre, TCY. nın 495. maddesine uyan suçun oluşacağını ileri sürmektedir.
TCY. nın 498. maddesinde düzenlenen korkutarak çıkar sağlama suçunda sadece zilyetlik değil, aynı zamanda kişi hürriyeti de korunmak istenmiştir. Hayat, ırz veya mal hakkında büyük bir zararla korkutmak veya hükümet tarafından verilmiş bir emir göstermek suretiyle bu suç işlenebilir. Ancak, önemli olan korkutmayı sağlayan bu tehdidin dolaylı bir biçimde yapılmasıdır.
Dolaylı yapılan bir tehdidin, yüzyüze veya olay yerinde gerçekleştirilen cebir veya tehditten daha vahim olduğu kanun koyucu tarafından benimsendiği için, TCY. nın 498. maddesinde düzenlenen suçun yaptırımı, TCY. nın 495. maddesindeki yağma suçunun yaptırımından daha ağır bir biçimde hükme bağlanmıştır.
TCY. nın 498. maddesindeki suçu ile 495. maddesinde düzenlenen suç arasındaki en belirgin ayrım, suça konu şeyin doğrudan doğruya mağdur tarafından tevdi veya teslimi olmayıp, mağduru bu şeyi tevdi veya teslime mecbur bırakan tehdidin yüzyüze veya gıyapta yapılması, diğer yönüyle doğrudan veya dolaylı yapılıp yapılmadığı hususudur.
Dolaylı tehdide örnek olarak; telefon, mektup, telgraf, gazete, herhangi bir işaret veya kişi aracılığıyla yapılan tehdidi gösterebiliriz. Bu tür dolaylı bir tehdidin mağdur üzerinde, doğrudan doğruya yapılan tehdide göre daha ağır kapsamlı ve devamlı bir korku ve panik yaratacağı doğaldır. Yoksa, itirazda ileri sürüldüğü gibi, suça konu malın bizzat mağdur tarafından veya dolaylı biçimde sanığa teslimi suçun oluşumunda etkili değildir.
Dolaylı tehdidin mağdur üzerinde daha yıkıcı sonuçlar doğuracağını gözeten kanun koyucu TCY. nın 498. maddesindeki suç türünü kabul ederek doğrudan doğruya cebir veya tehditle işlenebilen yağma suçundan farklı bir düzenlemeye gitmiştir.
Bu itibarla, itirazın reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının reddine, 07.02.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.
(YKD TEMMUZ 1994)
Full & Egal Universal Law Academy