(765 S. K. m. 59, 296) (6136 S. K. m. 12, 13)
Dava: O.A.nın 6136 Sayılı Yasanın 12/1, TCY.nın 59. maddeleri gereğince 4 yıl 2 ay ağır hapis ve 600.000 lira ağır para cezası ile, sanık A.B.nin ise TCY.nın 296, 59. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin Artvin Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24.11.1993 gün 36/52 sayılı hükmün sanık O. vekili tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesi 10.2.1994 gün 685/1158 sayı ile;
1 - 6136 Sayılı Yasanın 12/1. madde ve fıkrasında yurt dışından ülkeye ateşli silah ve bunlara ait mermileri sokan ve sokmaya kalkışanlarla, bunların sokulmasına aracılık edenlerin, silah ve mermi taşıma, bulundurma eylemlerinden farklı ve daha ağır bir yaptırımın öngörüldüğü bilinmektedir. Burada yasa koyucunun amacının ülkeye silah ve mermi sokarak kitleleri yasa dışı yollardan silahlandırıp iç barışın bozulmasına ve düzensizliğe neden olanların caydırıcı bir biçimde cezalandırılmaları olduğu açıktır. Ancak, yurt dışından kişisel silah ya da az sayıda mermi ile ülkeye girenlerin anılan yasanın anılan madde ve fıkrası ile cezalandırılması yasa koyucunun açıklanan amacına uygun düşmeyeceği kuşkusuzdur.
Gürcistan uyruklu olup Gürcistan polis teşkilatında yarbay rütbesi ile görev yapan sanığın 44 adet değişik çapta tabanca mermisi ve bir adet numarasız paslı ve kapzaları sökülmüş tabancayı ve bir adet kasaturayı kabulde belirtildiği gibi görevi nedeniyle kendisine verilen bir adet beratta marka tabancası ile yedi adet mermisini otomobiline koyup yurda giren ve sonra da ihbar sonucu yukarıda sözü edilen paslı tabanca ile 44 adet mermi ve kasaturayı otomobilinde, normalde üzerinde taşıdığı zati tabancasını da emaneten verdiği Borçkanın bir köyünde oturan hükmü temyiz etmeyen sanık A.B. isimli şahısta elde edilmesine, sanık O.A.nın sözü edilen zati tabancası ile bir adet paslı tabanca, bir adet kasatura ile 44 adet muhtelif çapta yedi adet de zati tabancasına ait mermileri Türkiyede satmak ya da burada bırakıp gitmek gibi bir amaç içinde olduğunu gösteren kanıtlar bulunmadığına göre adı geçen sanığın eyleminin 6136 Sayılı Yasanın 12/1. madde ve fıkrası kapsamında değerlendirilemeyeceği nitekim 6136 Sayılı Yasanın sözü edilen madde ve fıkrasında aynı biçimde yaptırıma bağlanmış yurt içinde silah ve mermi satış eylemlerinin yaygın ve ticari amaca yönelik olmadığı takdirde aynı Yasanın 13/1. madde ve fıkrası ile cezalandırılması gerektiği düşünülmeden yazılı biçimde hüküm kurulması,
2 - Kabule göre de; TCK. nun 31. maddesi uygulanırken TCK. nun değişik 20. maddesi hükmü gözönüne alınmadan kamu hizmetlerinden yasaklanma cezasının 3 yıl yerine ceza süresi kadar tayini isabetsizliğinden bozulmasına, bozmanın hükmü temyiz etmeyen diğer sanığa teşmiline, Oluşa ve dosyadaki kanıtlara göre mahkemenin suçu nitelendirmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı karşı oyu ile oyçokluğuyla karar vermiş,
Yerel Mahkeme ise, 8.4.1994 gün 16/18 sayı ile; iki no.lu bozmaya uymuş, bir no.lu bozma nedenine ise, sanığa ait silah ruhsatı kendi ülkesinde geçerlidir. Sanık, tabanca ve mermilerle kasaturayı kaçak olarak ülkemize sokmuştur. 6136 Sayılı Yasanın 12. maddesinde belirtilen yurda silah sokma suçu oluşmuştur. gerekçesiyle önceki hükümde oyçokluğuyla direnmiştir.
Bu hükmün de Yargıtayca incelenmesi sanık vekilleri tarafından süresinde istenildiğinden dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının Onama istemli 27.5.1994 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca incelendi, Ceza Genel Kurulunda duruşmalı inceleme yapılacağına dair yasal bir hüküm bulunmadığından sanık O.A. vekilinin duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Gürcistan Cumhuriyeti vatandaşı olup güvenlik teşkilatında çalışan ve bir kooperatifin yöneticisi olan sanık, zeytinyağı almak için Türkiyeye gelmiştir. İhbar üzerine arabasında yapılan aramada bir adet paslı kullanılmaz durumda bozuk tabanca, bir adet askeri kasatura ve bıçak, tabanca parçaları, beş tip toplam 44 adet tabanca mermisi bulunmuş, saklanmak üzere sanık A.B.ye verilen 9 mm. çaplı tabanca da ele geçirilmiştir.
Sanık aşamalarda alınan ifadelerinde Gürcistanda bıraktığı silahı için Batumda satın aldığı mermilerle, kasatura ve görevi nedeniyle üzerinde taşıdığı ruhsatlı silahı ile Türkiyeye geldiğini, sınırda arama yapılmadığını, yasak olduğunu bilmediğini, sivil bir şahsın yasak demesi üzerine kuşkulanıp saklaması için tabancayı diğer sanığa verdiğini, bu silahları giderken geri götüreceğini söylemiştir.
Açıklanan olayda, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanık hakkında 6136 Sayılı Yasanın 12. maddesinin mi, yoksa 13. maddesinin mi uygulanacağına ilişkindir.
Sanığın Türkiyeye getirdiği silahlardan bıçak ve bozuk paslı tabancanın 6136 Sayılı Yasa kapsamına girmediği, diğer silahların ise kullanılmaya elverişli ve taşınması, bulundurulması izne bağlı silahlardan olduğu saptanmıştır. Sanığa ait 9 mm. baretta marka tabancanın Gürcistan Cumhuriyeti Dahili İşler Bakanlığı tarafından verilmiş 14.7.1995 tarihine kadar geçerli silah ruhsatı bulunmaktadır.
2249 Sayılı Yasa ile değişik 6136 Sayılı Yasanın 12. maddesinin uygulanabilmesi için failin çok sayıda silahı yurda sokma, soktuğu silahları satma, başkalarına verme, nakletme veya bu eylemlere aracı olma kastı bulunmalıdır. Kanuni tipe uygun hareketin ve neticenin önceden düşünülüp öngörülmesi ve istenmesi gerekir. Sanığın bu silahları satma amacıyla yurda getirdiği ve satma girişiminde bulunduğuna dair bir kanıt bulunmamaktadır. Giderken geri götürmek üzere istimal amacıyla taşımıştır. Sanıkta yurda kaçak silah sokma, silah ticareti ve kaçakçılığı yapma kastı olmadığı gibi yasa dışı bir örgüte aidiyet veya yasadışı faaliyetlere yönelik bir amacı gerçekleştirme gibi tehlikelilik gösterir boyut ve nitelik de mevcut değildir. Sanık, sadece yetkili makamlardan izin almadan silah ve mermilerle kasaturayı bulundurup taşımıştır.
Öte yandan, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.5.1992 gün 8/147 sayılı kararında kişisel ihtiyaç için yurda silah getirilmesinin 6136 Sayılı Yasanın 13/1. maddesine uygun bulunduğu, 1.3.1982 gün 17/676 ve 18.6.1982 gün 271/315 sayılı kararlarında sadece içmek için ve kendi ihtiyacını aşmayacak şekilde uyuşturucu madde ihraç ve ithal edilmesi halinde ithal veya ihraç suçunun oluşmadığı, kullanma amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunun oluştuğu kabul edilmiştir.
Bu itibarla; sanığın eylemi 6136 Sayılı Yasanın 13/1. maddesine uygun bulunduğundan, Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir üye, sanık, giderken geri götürmek üzere silahları bulundurduğundan suç kastı yoktur. Beraatine karar verilmelidir. düşüncesiyle ve değişik gerekçeyle hükmün bozulması yönünde, bir üye, Ruhsatlı tabancanın sanığa iadesi gerekir kanısıyla,
Bir kısım üyeler ise Mahkemece gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye göre hüküm onanmalıdır. görüşüyle,
Kurul üyelerinden 4. Ceza Dairesi Başkanı Sami Selçuk: 6136 Sayılı Yasanın 13. maddesi seçenekli davranışlı bir suçtur ve bunlardan biri de yurt dışından ülkeye silah ya da mermi somaktır. Suç ileride ticaret yapma amacı ve benzeri güdü istemeyen, özgül değil, genel kasıtla işlenen bir cürümdür. O nedenle, ben eylemin suç olduğunu bilmiyordum gibi bir hukuki yanılgı ve mermileri geri götürecektim gibi bir savunma suç kastını kaldıramaz. Suç oluşmuştur. Yasanın, sisteminde adalet ölçülerini gözetmemiş olması, olması gereken hukuk açısından eleştirilebilir. Ancak yasanın olduğu gibi uygulanmasını önleyemez. Yargıçlar, olan yasayı olduğu gibi uygulamakla yükümlüdürler, adalet/nesafet gibi görece kavramlarla norm iyidir/kötüdür ayrımlarıyla yasayı uygulamaktan kaçınamazlar. Tersi durumda erklerin ayrılığı ilkesini çiğnemiş olurlar. Yerel Mahkeme kararı, suç kalıbına göre yerindedir. düşüncesiyle, çoğunluk görüşüne katılmamışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına, bozma nedenine ve tutukluluk süresine göre sanık O.A.nın tahliyesine, başka suçtan hükümlü veya tutuklu olmadığı takdirde telle salıverilmesi için Yargıtay C. Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 27.6.1994 günü, tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak ve oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy