(765 S. K. m.102/6, 105/2) (2004 S. K. m. 337)
Dava: Mal beyanında bulunmamak suçundan sanık Mete'nin, İİY.nın 337. maddesi gereğince 10 gün hafif hapis cezası ile cazalandırılmasına ilişkin, (İzmir Üçüncü İcra Ceza Hâkimliği)'nce verilen 16.8.1993 gün, 1331/2661 sayılı hükmün sanık vekili tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay Sekizinci Ceza Daerisi, 16.12.1993 gün, 11536/12872 sayı ile;
Alacaklı tarafça, şikayetten önce borcu karşılar miktarda menkul haczi yapılarak yediemine tevdi edilmiş olmasına göre İİY. nın 337/1. maddesinin son cümlesi uyarınca ceza tayinine yer olmadığına karar verilmek gerekirken yazılı biçimde mahkumiyet hükmü kurulması" isabetsizliğinden bozmuş,
Yerel Mahkeme, 6.6.1994 gün, 587/18883 sayı ile;
Haczedilen mallar İzmir İkinci İcra Müdürlüğü'nün 1992/11018 sayılı dosyasında da haczedilmiş ve satılmıştır. Bu nedenle borcu karşılamamaktadır" gerekçesiyle önce hükmde direnmiştir.
Bu hükmün de Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından süresinde istenildiğinden dosya, Yagıtay Cumhuriyat Başsavcılığı'nın "bozma" istemli 28.11.1994 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığı gönderilmekli; Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanığın mal beyanında bulunmamak suçundan cezalandırılmasına ilişkin Yerel Mahkeme Kararı, Özel Dairece "Şikayetten önce borcu karşılar şekilde haciz yapıdığının gözetilmemesi" isabetsizliğinden buzolmuştur.
Bozmadan sonra, şikayetçi vekilin numarasını verdiği İkinci İcra müdürlüğü'nün 1992/11018 sayılı dosyası celbolunmuş, haczedilen menkul malların bu dosyada da haczedilip satılması nedeniye borcu karşılamadığı gerekcesiyle önceki hükümde direnilmiştir.
Bozulan kararda yer almayan bu yeni delil ve değişik gerekçe Özel Dairece denetlenmediğinden dairenin görüşü bilinmemektedir. Özel Dairece incelenmeyen bir hususun doğrudan doğruya ve ilk kez Ceza Genel Kurulu'nca incelenmesi olanaksızdır. Şeklen direnme gibi görünen bu karar özde ilk karar niteliğinde olup eylemine uyma nedeniyle incelemenin Özel Dairece yapılması gerekmektedir.
Ancak, sanığa yüklenen mal beyanında bulunmama suçu, İİY.nın 337. maddesinde düzenlenmiştir. Maddese yazılı cezanın üst sınırı itibariyle suç, TCY.nın 102/6. maddesi gereğince altı aylık asli zamanaşımı süresine tabidir. Aynı Yasanın 105/2. maddesi uyarınca bir sene içinde mahkumiyet kararı verilmelidir.
Öte yandan, 9.3.1939 gün, 22/31 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere suç tarihinden itibaren işlemeye başlayacak bir senelik zamanaşımı süresinin başlangıç veya sonlarında verildiğine bakılmaksızın karar verilmekle zamanaşımı süresine kesilmekle ve o tarihten itibaren altı aylık asli zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlamaktadır.
Maddi olayda, suç tarihi 3.2.1993 olup, bir yıllık zamanaşımı süresi 3.2.1994 günü dolmuştur. Yerel Mahkemece ilk karar bir yıllık süre içerisinde
16.8.1993 günü verilmiştir. Bu tarihten itibaren işlemeye başlayan altı aylık zamanaşımı süresi de 16.2.1994 günü dolmuştur. Bu nedenle davanının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken 6.6.1994 günü sanığın mahkumiyetine karar verilmesi yasaya aykırı olduğundan, direnme hükmü öncelikle bu yönden bozulmalıdır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, CMUY.nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılaraksanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle TCY.nın 102/6 ve 105/2. maddeleri gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA, 19.12.1994 günü oybirliği ile karar verildi.
(YKD TEMMUZ 1995)
Full & Egal Universal Law Academy