(765 S. K. m. 2) (3100 S. K. Geç. m. 1)
Dava: Ödeme kaydedici cihaz kullanmamak suretiyle 213 Sayılı Yasaya aykırı davranışta bulunmak suçundan sanık Salih Çetin'in beraatına ilişkin Hatay 1nci Asliye Ceza Mahkemesince 9.4.1993 gün ve 1005/295 sayı ile verilen kararın, katılan vekili tarafından temyizi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 9ncu Ceza Dairesince 25.1.1994 gün ve 5015/186 sayı ile;
12.3.1992 tarihinde işe başlayan sanığın, ödeme kaydedici cihaz kullanma zorunluluğu ile ilgili 36 no'lu genel tebliğ uyarınca, 11.4.1992 tarihi itibarı ile yazar kasa kullanma zorunluluğu doğduğu halde, 18.6.1992 tarihinde alıp, kullanması suretiyle, atılı suçun oluştuğu gözetilmeden, suç tarihinden çok sonra yükümlülüğü kaldıran tebliğe dayanılarak beraat kararı verilmesi) isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 22.4.1994 gün ve 228/411 sayı ile; TCY. nın 2nci maddesi hükmü karşısında, sanığın cezalandırılamayacağı görüşüyle önceki kararda direnmiştir.
Bu karar da C.Savcısı ve katılan vekili tarafından süresinde temyiz edildiğinden, dosya Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istekli 1.11.1994 gün ve 45904 sayılı tebliğnamesiyle, Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: İncelenen dosyaya göre;
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, yükümlü olduğu tarihte, ödeme kaydedici cihaz kullanma zorunluluğuna uymayan sanığın; bu yükümlülüğünün suç tarihinden sonra Maliye Bakanlığı tebliği ile kaldırılması durumunda, üzerine yüklenen vergi kaçakçılığına kalkışma suçunun oluşup oluşmayacağı hususundadır.
12.3.1992 tarihinde oto komisyonculuğu yapmak üzere işyeri açan sanığın, 3100 Sayılı Yasaya 3762 Sayılı Yasayla eklenen geçici 1nci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak Maliye ve Gümrük Bakanlığınca çıkarılan ve 12 Kasım 1991 gün ve 21049 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 36 nolu Genel Tebliğ uyarınca işe başladığı tarihten (12.3.1992) itibaren otuz gün içinde (11.4.1992) tarihinden itibaren ödeme kaydedici cihaz kullanma yükümlülüğü bulunduğu halde, sanığın 18.6.1992 tarihinden itibaren ödeme kaydedici cihaz kullanmaya başladığı ve süresinde bu yükümlülüğü yerine getirmediği anlaşılmaktadır.
Suçun oluşumundan sonra 3100 Sayılı Yasanın geçici 1nci maddesindeki yetkiye dayanılarak 30 Ekim 1992 gün ve 21390 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 43 nolu Genel Tebliğ uyarınca oto komisyoncularının ödeme kaydedici cihaz kullanma yükümlülüğü dışında bırakıldıkları görülmektedir.
3100 Sayılı Yasaya 3762 Sayılı Yasa ile eklenen geçici 1. maddeye göre, ticari ve hizmet faaliyeti ile uğraşanlardan hangilerinin ödeme kaydedici cihaz kullanacaklarını belirleme yetkisi Maliye ve Gümrük Bakanlığına verilmiş ve süresi içerisinde ödeme kaydedici cihaz kullanmama eylemi de 3100 Sayılı Yasanın mükerrer 8nci maddesi uyarınca suç sayılmıştır.
Maliye ve Gümrük Bakanlığınca çıkarılan 36 nolu tebliğ uyarınca, 12.3.1992 tarihinde oto komisyonculuğu faaliyetine başlayan sanığın 11.4.1992 tarihinden itibaren ödeme kaydedici cihaz kullanma yükümlülüğü bulunduğu halde, bu yükümlülüğü yerine getiremediğinden 3100 Sayılı Yasanın mükerrer 8nci maddesi yollamasıyla 213 Sayılı Yasanın 360ncı maddesindeki suç oluşmuştur. Oto komisyoncusu olan sanığın sonradan ödeme kaydedici cihaz kullanma yükümlülüğünü ortadan kaldıran, Maliye ve Gümrük Bakanlığınca yayımlanarak yürürlüğe giren 43 nolu tebliğ, oluşmuş bu suçu ortadan kaldıramaz. Zira, olayda TCY.nın 2nci maddesinin uygulanma yeri bulunmamaktadır. TCY. nın 2nci maddesi ancak Yasanın değiştirilmesi veya kaldırılması halinde uygulama alanı bulabilir. Buradaki suç, 3100 Sayılı Yasanın mükerrer 8nci maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Maliye ve Gümrük Bakanlığının 36 no'lu tebliği ile de oluşan suçun kaldırılması söz konusu değildir. Maliye ve Gümrük Bakanlığının Yasaya dayanarak çıkarmış bulunduğu 36 nolu tebliğe aykırı davranılmakla 3100 Sayılı Yasanın mükerrer 8nci maddesinde tanımı yapılan suç oluştuğundan ve sonradan çıkarılan tebliğin bu yasa maddesini değiştirdiği veya kaldırdığı söylenemeyeceğinden, olayda TCY. nın 2nci maddesinin uygulanma yeri bulunmamaktadır.
Bu itibarla direnme kararının bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, C.Savcısı ve katılan vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden direnme kararının istem gibi BOZULMASINA 05.12.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy