(765 S. K. m. 64, 65, 168, 169)
Dava: Ülke topraklarından bir kısmını Devlet Hakimiyetinden ayırmaya yönelik eylemde bulunmak suçundan sanık Ö. N.'nin TCY.nın 125, 55/1, 59.maddeleri gereğince 16 yıl 8 ay ağır hapis, silahlı çete üyesi olmak suçundan sanık Z. U.'un TCY.nın 168/2, 3713 Sayılı Yasanın 5; TCY.nın 59. maddeleri gereğince 12 yıl 6 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, fer'i ceza tayinine ilişkin Diyarbakır 2 nolu Devlet Güvenlik Mahkemesince verilen 22.2.1994 gün 631/46 sayılı, sanık Ö. hakkındaki re'sen temyize tabi olan hükmün ayrıca sanık vekilleri tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesi 8.11.1994 gün 4590/8104 sayı ile; sanık Ö. N. ile ilgili hükmün oybirliği ile onanmasına, sanık Z. U.'a ilişkin kararın ise, "Örgütün sair efradı olduğu kesin şekilde belirlenemeyen, ancak C.Savcılığı, Devlet Güvenlik Mahkemesi yedek Hakimliği ve duruşmadaki yekdiğerine uygun savunmaları ile tekmil dosya kapsamından örgüt mensuplarına hal ve sıfatlarını bilerek yardım ettiği anlaşılan sanığın TCK.nun 169. maddesi yerine bazı varsayımlara da dayanılmak suretiyle yazılı şekilde cezalandırılması" isabetsizliğinden bozulmasına, "hükmün onanması" gerektiği karşı oyu ile ve oyçokluğuyla karar vermiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığı 23.12.1994 gün 41024 sayı ile;
"Sanık Ö. N.'nin örgüt içinde kaldığı süre içinde öğrendiği bilgiler ve örgütsel konumu hakkında açıklama yapması, bu süre içinde köyüne yapılan baskından sonra kendiliğinden kaçarak silahlarını teslim etmesi ve daha sonra örgüt adına bir faaliyette bulunduğunun saptanamaması karşısında, hakkında 3419 Sayılı Yasanın 3853 Sayılı Yasa ile değişik geçici maddesinin (B) bendinin uygulanması gerekir.
Sanık Z.'in, köylüsü ve örgüt üyesi olan S. Y.'nın telkini üzerine örgüte girdiği, siyasi eğitime tabi tutularak silah verildiği, örgütün yiyecek ve giyeceğini sağladığı, propaganda yaptığı, bu suretle eyleminin devamlılık arzettiği, anlaşıldığından hakkındaki hüküm onanmalıdır." gerekçesiyle itiraz etmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Yerel Mahkemece, sanık Ö. N.'nin TCY.nın 125, 55, 59. md.leri gereğince cezalandırılmasına ilişkin hüküm, Özel Dairece onanmış sanık Z. U.'un ise TCY.nın 168/2, 3713 Sayılı Yasanın 5, TCY.nın 59. maddeleri gereğince cezalandırılmasına dair hüküm ise "sanığın örgüt mensuplarına hal ve sıfatlarını bilerek yardım ettiği anlaşıldığından CY.nın 169. maddesi yerine yazılı şekilde cezalandırılması" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasında sübutta uyuşmazlık bulunmamaktadır. Çözümlenecek sorun; Sanık Ö. N. hakkında 3853 Sayılı Yasa hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına ve sanık Z.'in suç vasfının tayinine ilişkindir.
1) Sanık Ö. N., yasa dışı PKK. örgütünün bildirilerini dağıtmış, 23.3.1992 günü örgütün dağ kadrosuna girmiş "Şinasi" kod adını alarak köy baskınına ve güvenlik kuvetleriyle silahlı çatışmaya katılmış dağ kadrosunda 18 gün kaldıktan sonra silah ve teçhizatı ile kaçarak Silvan'a gelmiş, Diyarbakır ve Kastamonuya giderek akrabalarının yanında kalmış, 19.9.1992 günü evinde iken güvenlik güçleri tarafından yakalanmıştır.
30.3.1988 tarihinde yürürlüğe giren "Bazı Suç Failleri Hakkında Uygulanacak Hükümlere Dair 3419 Sayılı Kanunun yürürlükle ilgili 7. md.si 27.3.1990 günlü 3618 Sayılı Yasa ile değişmiş ve 3419 Sayılı Yasanın yayımı tarihinden itibaren üç yıl sonra yürürlükten kalkacağı kabul edilmiştir. Yasanın yürürlük süresi 30.3.1991 günü sona ermiştir. Aynı konuda, 29.11.1992 tarihinde 3853 Sayılı Yasa ile yeniden düzenleme yapılmıştır. 30.3.1991 ila 29.11.1992 tarihleri arasındaki boşluk, 3853 Sayılı Yasanın Geçici Maddesi
ile doldurulmuştur. Bu maddenin (B-b) bendi gereğince "Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce siyasi, ve ideolojik amaçla suç işlemek için TCK.nun 313. maddesine göre kurulmuş teşekkül mensubu olup da aynı amaçla suç işleyenlerden veya Türk Ceza Kanununun 125. ve 131nci maddeleri ile 146 ila 162nci maddelerinde yazılı suçları işleyenlerden veya 171nci maddedeki gizli
ittifak mensuplarından, haklarında yapılan tahkikatın herhangi bir safhasında veya tahkikata başlanmadan önce veya verilen hüküm kesinleştikten sonra suçları ile ilgili teşekkül, gizli ittifak, çete veya cemiyeti ve diğer failleri, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yetkili mercilere açıklamış olup da bu açıklamalarının doğruluğu anlaşılmış bulunanların yetkili mercii veya davayı görmekte olan veya hükmü veren mahkemeye başvurmaları halinde", daha az ceza verilecektir.
Sanık, yasa dışı örgütün dağ kadrosunda bir aya yakın bir süre kaldıktan sonra Silvana gelmiş, güvenlik kuvvetlerine teslim olmamış, Diyarbakır ve Kastamonuya gidip dönmüş, yeni silah edinmiş, Silvan'da milis olarak çalışmış ve beş ay sonra 19.9.1992 günü yani 3419 Sayılı Yasanın yürürlükten kalkmasından sonra ve 3853 Sayılı Yasadan önce evinde yakalanmıştır. Hazırlık soruşturmasında köy baskınına katıldığını bildirmiş, duruşmada ise örgütün dağ kadrosunda 18 gün kaldığını, hiçbir eyleme katılmadığını, köy baskınında gerideki grup içinde olup kendisine görev verilmediğini söylemiştir.
Sanık, mensup olduğu yasa dışı örgüt ve faaliyetleri ile failleri hakkında yeterli açıklamalarda bulunmamıştır. Açıklamaları sonucu ortaya çıkardığı örgüt mensubu, silah, mühimmat, döküman olmadığı gibi açığa çıkardığı olaylar da bulunmamaktadır. Kaldı ki, sanık duruşmada hiçbir eyleme katılmadığını savunarak yüklenen suçu da inkar etmiştir. Dokuzuncu oturumda ise, adı geçen yasadan yararlanmak istemediğini bildirmiştir. Bu itibarla; Sanığın suç tarihine göre uygulanması gereken 3853 Sayılı Yasanın geçici
maddesinden yararlanması mümkün olmadığından, sanık Ö. N.'ye ilişkin hükme yönelik itirazın reddine karar verilmelidir.
2) Yargıtay C.Başsavcılığının sanık Z. U.'a ilişkin hükme yönelik itirazına gelince:
Kural olarak Ceza Yasası hazırlık hareketlerini cezalandırmamaktadır. Ancak belirli amaçlara yönelik hazırlık hareketlerinin özel suç tipi olarak düzenlendiği haller de mevcuttur. Bunlardan birisi de TCK.nun 168nci maddesindeki suç tipidir.
Bu madde de hazırlık hareketlerinin özel suç tipi olarak kabul edilmesinin nedeni, devlete karşı "ağır zarar tehlikesi" yaratacak nitelikteki bu hareketlerin cezalandırılmasını sağlamaktır. Silahlı çete suçu, belirtilen amaç çerçevesinde kabul edilmiş bir "zarar tehlikesi " suçudur.
Ceza Yasasının 168nci maddesinde sayılan yasa maddelerindeki suç tipleri "amaç suçu" oluşturmaktadır. "Silahlı çete" oluşturulmasının "araç suç" olarak kabul edilmesinin sebebi de, "amaç suç tipi" ile korunmak istenen hukuki değer açısından "ağır ve yakın zarar tehlikesi" yaratıldığının varsayılması olmaktadır.
Silahlı cemiyet ve çetede, amirlik, kumanda ve hususi bir görev almayan, fakat basit şekilde çeteye katılan, gayeye ait konularda irade birliği içinde olan, çeteye iştirak ederken çetenin mahiyetini bilen ve çetenin gayelerini kendi amacına uygun görenler ise cemiyet ve çetenin sair efradıdır.
Yasanın 169. maddesinde düzenlenen, cemiyet ve çeteye yardım, tedarik ve hareketlerini kolaylaştırma suçunun oluşması için fail; silahlı çeteye TCY.nın 64, 65 madde kapsamına girmeyecek biçimde, silahlı çete mensuplarının hal ve sıfatlarını bilerek yardım etmelidir. Yardım, herhangi bir şekilde yapılabilir ve bu konuda bir sınırlama getirilmemiştir. Suçun oluşması için genel kast yeterlidir.
Maddi olayda sanık, yasadışı silahlı örgüt üyelerinin evine gelerek tabanca vermeleri üzerine bir çuval un alarak onlarla birlikte dağa çıkmış, üç gün siyasi eğitim almış, silahı geri vererek daha faydalı olacağından köye dönmüş, askere gitmeyeceğini, örgütte çalıştığını muhtara söylemiş, örgüt elemanlarıyla örgüte ait malzeme ve yiyecekleri otobüsüyle müteaddit defalar köye götürmüş, parti adına götürdüğü için taşıma ücreti almamıştır. Sanık, kendi isteğiyle örgüte katılıp dağa çıkmış, dönüşünde zorla kaçırıldığı hususunda güvenlik kuvetlerine başvurmamıştır. Dağ eğitimine katılmış, örgütle organik bir bağ kurmuş, yasa dışı örgütün amacını benimsemiştir. Köye dönüşünde örgüte bağlılığı devam etmiş askere gitmeyeceğini söylemiş, örgüte yardımı çeşitlilik ve devamlılık arzetmiştir. Sanık, hem örgüte katıldığı hem de lojistik destek sağladığı için eylemi, TCY.nın 168/2. maddesine uygundur.
Sanığın, suçta kullandığı otobüsteki hissesinin zoralımına karar verilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, açıklanan nedenlerle itirazın kabulüyle eleştiri dışında sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Çoğunluk görüşüne katılmayan kurul üyeleri, "Özel Daire bozma kararının haklı nedenlere dayandığı düşüncesiyle itirazın reddi gerektiği" doğrultusunda oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay C.Başsavcılığının sanık Ö. N. hakkındaki hükme yönelik itirazlarının oybirliği ile reddine,
2- Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının, sanık Z. U.'la ilgili bölümünün kabulüne, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, sanık Z. U. hakkındaki Yerel Mahkeme hükmünün oyçokluğuyla onanmasına, 20.02.1995 günü karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy