(1412 S. K. m. 326) (765 S. K. m. 61, 191/1, 193/2, 516, 522)
Dava: Konut dokunulmazlığını bozmaya eksik teşebbüs, ölümle tehdit ve ızrar suçlarından sanık Y.G.nin, TCK. nun 193/2, 61, 191/1, 516/-ilk, 522 ve 647 Sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca sonuçta 968.333 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, hakaret suçundan beraatine ilişkin Çardak Asliye Ceza Mahkemesince verilen 1.4.1993 gün ve 1992/50-1993/27 sayılı hükmün sanık vekili tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesi 31.1.1994 gün ve 1993/12678, 1994/629 sayı ile; ... Diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1 - Kardeş olan sanık ile müştekinin kendilerine babalarından intikal eden evlerinin girişinin aynı olduğu ve evlerinin sınırları da kesin bir şekilde ayrılmadığına göre, sanığın müştekiye karşı ne şekilde konut dokunulmazlığını ihlale eksik teşebbüs suçunu işlediği yeterince araştırılmadan karar verilmesi,
2 - Sanığın, kardeşi müştekiye karşı olay sırasında fevren sarfettiği sözlerde ne şekilde tehdit kastı görüldüğünün tartışılmaması,
3 - Sanığın, ızrar eylemini kardeşi O.G.ye karşı işlediği iddia edilmesine göre, sanık hakkında TCK. nun 524. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının düşünülmemesi,
4 - 647 Sayılı Yasanın 6. maddesindeki ölçüleri yansıtmayan ve bu nedenle yasal olmayan sanığın tutum ve davranışları, olay anındaki kastının derecesi gerekçe gösterilerek cezanın ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi isabetsizliğinden kararı bozmuştur.
Yerel Mahkeme ise 4.10.1994 gün ve 10/37 sayı ile; (3) ve (4) no.lu bozma nedenlerine uymuş, (1) no.lu bozma nedenine karşı, Sanığın holden müştekinin evine girmek üzere onun kapısını kırıp açtığı, ancak içeride bulunanların engellemesiyle girmeyi başaramadığı saptanmıştır.
Binanın girişi tek ise de, evlerin sınırları kesin olarak ayrıldığına göre, sanığın bu eylemi konut dokunulmazlığını bozmaya eksik kalkışma suçunu oluşturur. Bu nedenle bozma kararında isabet yoktur gerekçesiyle (2) no.lu bozma nedenine karşı, Elinde orak ve sopa olduğu halde kapıya zorla dayanıp seni öldüreceğim diye saldıran sanığın eyleminde tehdit suçunun korkutuculuk ve zarara uğratma unsurları vardır. Kaldı ki, bu olaydan sonra aralarında çıkan başka bir olayda sanık müştekiyi kasten öldürmüştür. Bu da sanıkta tehdit kastı bulunduğunu gösterir biçimindeki açıklamalarla önceki hükümde direnmiştir.
Bu hüküm de sanık vekili tarafından süresinde temyiz edildiğinden, dosya Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istekli 3.5.1995 gün ve 35340 sayılı tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İncelenen dosyaya göre; (3) ve (4) no.lu bozma nedenlerine açıkça uyup gereğini yerine getiren Yerel Mahkeme (1) no.lu bozma nedenine karşı direnirken, binanın girişi tek ise de, müşteki ile sanığın oturduğu dairelerin sınırları kesin olarak ayrılmıştır biçiminde yeni ve değişik bir gerekçeye dayanmış, (2) no.lu bozma nedenine karşı direnirken de bozma kararı doğrultusunda sanığın olay sırasında sarfettiği sözlerde ne şekilde tehdit kastı oluştuğunu ilk kez ayrıntılı olarak açıklayıp tartışmıştır.
Ceza Genel Kurulunun duraksamasız uygulamalarına göre bir kararın direnme kararı olarak kabul edilebilmesi için, önceki kararla direnmeye ilişkin kararın aynı olması gerekir.
Bozmadan sonra yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan kanıtlara, yeni ve değişik açıklama ve gerekçeye dayanılarak veya bozma doğrultusunda işlem yapılarak verilen karar, özde direnme kararı olmayıp yeni bir karardır. Bu nitelikteki bir kararın temyiz edilmesi halinde incelemenin Özel Dairece yapılması gerekir.
Özel Dairenin görüşü bellidir, tekrar inceleme yapmasının davayı gereksiz yere uzatacağı gibi bir görüş ileri sürülemez. Çünkü, Özel Dairenin görüşünde her zaman değişiklik olabileceği gibi, davaların uzamasını önlemek amacıyla da olsa, Yargılama Yasasının buyurucu nitelikteki hükümleri gözardı edilemez.
İncelenen dosyada, Yerel Mahkemenin konut dokunulmazlığını bozmaya eksik kalkışma suçuna ilişkin, gösterdiği yeni ve değişik gerekçe ile tehdit suçuna ilişkin yaptığı açıklamalar Özel Dairece incelenip denetlenmemiş, bu husustaki görüşü kararında yer almamıştır. Özel Dairece incelenmeyen bir hususun, doğrudan doğruya ve ilk defa Ceza Genel Kurulunca incelenmesi olanaksız olduğundan, saptanan eylemli uyma nedeniyle dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Yerel Mahkeme, (3) ve (4) no.lu bozma nedenlerine açıkça, (1) ve (2) no.lu bozma nedenlerine de eylemli olarak uyduğundan, yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesine, 29.05.1995 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy