(6831 S. K. m. 16, 92, 111) (765 S. K. m. 45)
V. Ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine açılan bağımsız zoralım davasında, suçta kullanıldığı kabul edilen araçların zoralımına ilişkin Keles Sulh Ceza Mahkemesince 15.6.1994 gün ve 1111 sayı ile verilen kararın, davalı (sanık) şirket temsilcisi tarafından temyizi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 3 ncü Ceza Dairesince 28.12.1994 gün ve 10590-13386 sayı ile;
(Sanığın dava konusu mermer ocağının ruhsatının verilmesi için maden dairesine yaptığı 25.3.1992 tarihli başvuru üzerine, ilgili dairece 17.4.1992 tarihinde verilen işletme ruhsatı ile birlikte, aynı gün Bursa Orman Başmüdürlüğüne başvurduğu ve Orman İdaresinin de bu tarihten geçerli olmak üzere 27.4.1992 tarihinde çalışma izni vermiş bulunmasına, suç saptama tutanağındaki olayın da bu süre içersinde vukubulmuş bulunmasına göre, sanığın izinsiz işlettiği mermer ocağından sağladığı malzemeyi taşımasının söz konusu olamayacağından araçların iadesi yerine, zoralımına karar verilmesi) isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir Yerel Mahkeme ise 25.1.1995 gün ve 3-3 sayı ile; sanığın eyleminin sabit ve 6831 Sayılı Yasanın 92/2 ve 111/a maddesi uyarınca idari para cezasını gerektirdiği nedeniyle, önceki kararda direnmiştir.
Bu karar da, sanık V. Ticaret Limited Şirketi temsilcisi tarafından süresinde temyiz edildiğinden, dosya Yargıtay C. Başsavcılığının "onama" istekli 22.5.1995 gün ve 23699 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
İncelenen dosyaya göre;
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanık şirkette izinsiz maden ocağı açma kastının bulunup, bulunmadığı hususundadır. 6831 Sayılı Orman Yasasının "Devlet Ormanları" başlıklı İkinci Faslında, ormanların korunmasına ilişkin olarak yapılan düzenleme içerisinde yer alan 16 ncı maddesinde; "Devlet ormanlarının hudutları içinde, mevzu hükümlere göre maden ocakları araştırma veya işletme ruhsatnamesi veya imtiyazı verilebilmesi için Ziraat Vekaletenin muvafakatını almak şarttır.
Ruhsatname veya imtiyaz almış olanlarla, ruhsatname veya imtiyaz alacaklar, işe başlamadan evvel çalışma sahalarını orman idaresine haber vermeye ve ormana zarar gelebilecek hallerde, orman idaresinin göstereceği tedbirleri almaya ve yapmaya mecburdurlar." hükmü yer almaktadır. Bu düzenleme ile Devlet Ormanlarında maden ocağı işletebilmek için yapılması gereken işlemler belirtilmiş, yasanın 92 nci maddesinde de aykırı davranışın yaptırımı idari para cezası olarak gösterilmiştir.
Olaya biçimsel açıdan bakıldığında; sanık şirket tarafından yapılan başvuru üzerine, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca, sanık şirkete, Keles İlçesi Karaardıç Mevkiinde bulunan Devlet Ormanında mermer arama ruhsatı 17.4.1992 tarihinde verilmiş, şirket aynı tarihte Bursa Orman Bölge Başmüdürlüğüne, başvurarak 6831 Sayılı Yasanın 16 ncı maddesi uyarınca izin verilmesini istemiştir. Orman Genel Müdürlüğü kadastro ve Mülkiyet Dairesi Başkanlığının 27.4.1992 tarihli yazısı ile, sanık şirkete Devlet ormanında mermer ocağı açma izni başvuru tarihinden itibaren verilmiş, bu yazı 29.4.1992 tarihinde, şirkete tebliğ edilmiş 11.5.1992 tarihinde taahhüt senedi yapılarak yasal prosedür tamamlanmıştır.
Ancak, 19.4.1992 tarihli suç saptama tutanağına göre; sanık şirketin Enerji ve Tabii kaynaklar Bakanlığından 17.4.1992 tarihinde arama ruhsatı alıp izin için orman idaresine başvurduktan sonra, iznin verilmesini beklemeden faaliyete geçtiği anlaşılmaktadır. Ancak, bilindiği üzere T.C. Yasasının 45 nci maddesinde düzenlendiği üzere, failin eyleminin oluşturduğu sonuçtan sorumlu tutulabilmesi için kastın (manevi unsur) bulunması zorunludur. Kast, öngörülen ve suç oluşturan bir fiili gerçekleştirmeye yönelen irade, biçiminde tanımlanabilir. Bu tanımdan hareket edildiğinde, kastın başlıca iki unsurunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Bunlar;
a-Düşünce ve öngörme unsuru
b-İrade unsurudur.
Failin, kasten hareket etmiş sayılabilmesi için, tipe uygun hareketi, önceden düşünüp öngörmüş, zihninde canlandırmış olması gerekir. Tabi ki, fail sonucu da düşünmüş ve öngörmüş olmalıdır. Fakat, düşünme ve öngörme, kısaca bilmek ve istemek demek değildir. Bu itibarla, kasttan söz edilebilmesi için bilmenin saptanmasından sonra ikinci bir inceleme daha yapmak ve istemenin de bulunup bulunmadığını araştırmak gerekir.
İnceleme konusu olayda, sanık V. ve Ticaret Limited Şirketi, yetkili merciden maden arama ruhsatı alıp, izin için Bursa Orman Bölge Başmüdürlüğüne başvurduktan, sonra, isteminin sonucunu beklemeden, izin verildiği inancıyla Devlet Ormanında suç tarihinde mermer ocağı açmış, bilahare 27.4.1992 tarihinde verilen izne dayalı olarak, 11.5.1992 tarihinde bu yer şirkete orman idaresi tarafından teslim edilmiş bulunmasına göre; olayda kast (manevi unsur) gerçekleşmediğinden, suç saptama tutanağında elkonulan araçların iadesi yerine zoralımına karar verilmesi isabetli değildir.
Bu itibarla direnme kararının bozulmasına karar verilmelidir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle sanık şirket temsilcisinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, isteme aykırı olarak direnme kararının BOZULMASINA, 19.06.1995 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)